
Klasik edebiyat alanında yazılmış önemli eserlerden biri olan Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş'ın kaleminden çıkmıştır. Kitap 152 sayfadır. Bin Hüzünlü Haz'ı bitirenlerin aklında kalan cümleler, aşağıda sayfa numaralarıyla sıralı.
Bin Hüzünlü Haz'dan En Beğenilen Alıntılar
''Belki de bir anın içindedir o.''
📖 Sayfa 73 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
ona göre, ruhumda uğuldayıp duran boşluğu doldurabilmek, giderek dipsiz bir boğuntu kuyusuna dönüşen şu lanet olası hayatın ağırlığına katlanabilmek ya da içimde açılan çeşitli yaraları onarabilmek için, belki de farkına bile varmadan ben yaratmışım bu serabı..
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
...sonra da ayak seslerimizi şarkıların içine döke saça, yavaş yavaş gözden, gönülden ve hayattan uzaklaşıyoruz...
📖 Sayfa 17 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Belki de bilmemek en iyisi..
📖 Sayfa 50 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
"Hatta ben, kendi dışımda kalan birçok şeyi bilmediğim gibi, ne yazık ki insanın aradığını hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamayacağını da bilmiyormuşum."
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Çaresizliklikle umutsuzluk arasında gerilmiş, korku dolu, küçük küçük, uzak uzak, diken diken yüzler. Onlarca, yüzlerce, binlerce... Bazıları, boş vermişliğin ortasında unutulmuş, sarkık bir çorap gibi. Bazıları, derin bir kaygının şeklini almış, rengini almış ve donmuş. Bazıları boşluğa düşülmeden önce neler konuşuluyorduysa işte o konuşmaların tatsızlığına bulanmış, sonra düşmenin rüzgarıyla şöyle bir dalgalanmış ve tam un ufak olup dağılacakken, camlara yapışıp kalmış.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Hiçbir yere gitmemişim. Gidememişim, daha doğrusu.
📖 Sayfa 90 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Aynı anda bütün yaprakların ruhunda ölüp dirilen ve bu yüzden de, ancak bütün yapraklar şaşılası bir dikkatle tek tek incelenip topluca düşünüldüğünde görülen, renginde rüzgarların fısıltısını biriktirmiş küçücük bir yaprak olayım da, yalnızca kendi varlığını işaret eden çok yönlü bir işaret gibi, ormanın kalbinde öylece durayım.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
uzaktan bakıldığında, olup bitenlerden habersizmiş gibi görünmelerine rağmen, tayfalar da ısrarla akan bu yara izlerinden oluşmuş görüntü seline karşı canla başla direniyorlardı belki
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
İçimin bir köşesinden diğer köşesine, çılgınlar gibi palas pandıras koşuyorum sözgelimi, uçuyorum kendimle karşılaşıp kendime tutunabilir miyim diye, savruluyorum un ufak, sürünüyorum, canımı dişime takıp kalkıyorum ve yeniden, yeniden, yeniden yıkılıyorum.
📖 Sayfa 8 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Hayat nedir diye sorarsan, bilmiyorum evlât;
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
sormazsan biliyorum..
"Bir bakıma, iyilik dediğimiz şey kötülüğe yaklaşma konusunda şiddetle burun kıvırırken, kötülük daha cesur davranıp (belki de korkup) ona yaklaşmayı göze alabiliyor..."
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Beni en çok suçtan arınmışlığım tedirgin ediyor.
📖 Sayfa 7 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Anlaşılan, insanoğlunun, kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha.
📖 Sayfa 52 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Günlerce oturup öldürmeyi düşündüğüm insanlar, akla hayale gelmedik bir nedenle tuhaf bir şekilde ölümsüzleşiyor.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Nedense bana, henüz kimsenin ulaşamadığı, hatta kimsenin oturup hayalini bile kuramadığı, harikulâde bir sonsuzluğa gidiyormuşuz gibi geliyor..
📖 Sayfa 17 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Bir serap görüyorsun sen… Ya da kendi masalının içinde yaşıyorsun.
📖 Sayfa 54 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Oysa, uzun süredir buralarda kimse kimseyi tanımıyor artık. Yalnızca, tanıyormuş gibi yapıyor.
📖 Sayfa 53 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Görünüşe aldanmayacaksın!
📖 Sayfa 54 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş

resimlerine ansiklopedilerde rastlamadığım, adlarını hiçbir kitapta okumadığım ve kanatlarını şehrin çatıları üstünde, kargaşanın özeti gibi gözüken kirli görüntülerin, yağlı dumanların ve kapkara birer yaprağa benzeyen kurum parçacıklarının uçuştuğu o iç karartıcı boşlukta hiçbir zaman görmediğim, renksizlik renginde, küçücük küçücük kuşlardı bunlar
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Seslendirdiği kelimeler daha dudaklarının sıcaklığından kopar kopmaz, orada gördüklerinin şeklini, tadını ve rengini alıyordu...
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Kayboluyoruz belki bazı gözlerde; bir alay gürültü şeklinde salkım saçak ortaya çıkıyor, anlaşılmaz işaretler gibi birtakım kafaları karıştırıyor, sonra da ayak seslerimizi şarkıların içine döke saça, yavaş yavaş gözden, gönülden ve hayattan uzaklaşıyoruz.
📖 Sayfa 17 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
... nedense aranan asıl şey hep insanın içinde kalırmış.
📖 Sayfa 52 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Masalı bölünmüş mutsuz bir çocuk gibi..
📖 Sayfa 47 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
“Hayat nedir diye sorarsan, bilmiyorum evlat,” ... “sormazsan, biliyorum...”
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
''Sonra kim bilir artık ben kapağını bile görmediğim kaç bin kitabın içinde aynı anda, hangi duygularla gezinirken, zaman birdenbire kuşlara dönüştü..''
📖 Sayfa 79 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Kayboluyoruz... Yavaş yavaş gözden, gönülden ve hayattan uzaklaşıyoruz
📖 Sayfa 17 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
"Kimse kimseyi tanımıyor artık. Yalnızca, tanıyormuş gibi yapıyor..."
📖 Sayfa 53 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
"Hayat nedir diye sorarsan, bilmiyorum evlat," der emin bir sesle, "sormazsan, biliyorum..."
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Kendi dışımda kalan birçok şeyi bilmediğim gibi, ne yazık ki insanın aradığını hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamayacağını da bilmiyormuşum.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
“Belki de onu aramaya başladığın için arıyosundur artık.”
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Hayat nedir diye sorarsan,bilmiyorum evlât ;
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
sormazsan biliyorum.....
Haraptarlı Nafi
"Benimkisi, hiçbir zaman hiçbir şeyle açıklanamayacak kadar derin, hiç kimsenin anlayamayacağı ölçüde karmaşık ve acayip bir yorgunluktu."
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Aynı noktalardan aynı darbelerle aynı şekilde yaralandığımız ve aynı acıları çektiğimiz için, ezik harflerin, kırık hecelerin, parçalanmış cümlelerin ve bunların etrafında uçuşan sigara dumanlarıyla bu dumanların çeşitli boşluklarından gözüken çay bardağı, mürekkep şişesi, sandalye, masa ve sözlük gibi eşyaların uğultuları arasına oturup herkes kendi yarasını saracaktı.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
...aslında hiçbir zaman hiçbir yere gidilmiyor da, yalnızca gidilmiş gibi olunuyor. Ancak kelimelerle gidiliyor ya da, kalınacaksa kelimelerle kalınıyor, kelimelerle yaşanıyor, kelimelerle gülünüyor, kelimelerle ağlanıyor ve sonunda kelimelerle kös kös geri dönülüyor...
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
...canımı dişime takıp kalkıyorum ve yeniden, yeniden, yeniden yıkılıyorum.
📖 Sayfa 8 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Göl kıyılarında cesetler gezinmektedir artık; dere yataklarında, su diplerinde, han köşelerinde ve kırlarda cesetler; dillerde cesetler, hayallerde cesetler, bakışlarda cesetler, gülüşlerde cesetler...
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Hayat nedir diye sorarsan bilmiyorum, sormazsan biliyorum.
📖 Sayfa 149 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş

Hayır, bir düş gibi değil; bildiğim, tanıdığım, sıcaklığına alıştığım ve sanki peşinden koşarken birkaç kez yakalayıp nereye giderse gitsin diye bile isteye serbest bıraktığım birisi gibi kayboldu.
📖 Sayfa 70 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
...ıssızlığına baykuş tünemiş nice viran şehirler...
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Aslında hiçbir zaman hiçbir yere gidilmiyor da, yalnızca gidilmiş gibi olunuyor. Ancak kelimlerle gidiliyor ya da, kalınacaksa kelimelerle kalınıyor, kelimelerle yaşanıyor, kelimelerle gülünüyor, kelimelerle ağlanıyor ve sonunda kelimelerle kös kös geri dönülüyor…
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Yürüyordum ister istemez. Zaten yürümeyip diretsem bile, zamanın hızlılığı beni elimden eteğimden tutup kendi içersinde savrulup duran insanların, otomobillerin, eşyaların, seslerin ve ışıkların karmaşasına doğru çekiyordu.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Bir varmış bir yokmuş tadında, uzun uzun geceler...
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Uçuyorum kendimle karşılaşıp kendime tutunabilir miyim diye, savruluyorum un ufak, sürünüyorum, canımı dişime takıp kalkıyorum ve yeniden, yeniden, yeniden yıkılıyorum.
📖 Sayfa 8 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Anlaşılan, insanoğlunun, kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha. Hatta ben, kendi dışımda kalan birçok şeyi bilmediğim gibi, ne yazık ki insanın aradığını hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamayacağını da bilmiyormuşum.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
...böylece,aslında hiçbir zaman hiçbir yere gidilmiyor da,yalnızca gidilmiş gibi olunuyor.Ancak kelimelerle gidiliyor ya da kalınacaksa kelimelerle kalınıyor,kelimelerle yaşanıyor,kelimelerle gülünüyor,kelimelerle ağlanıyor ve sonunda gene kelimelerle kös kös geri dönülüyor
📖 Sayfa 40 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
“Görünüşe aldanmayacaksın ! Ayak izleri kanlıdır bunların, bakışları, susuşları, dokunuşları, dokunmayışları kanlıdır...”
📖 Sayfa 54 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Bunlardan her şey beklenir çünkü. Ayak izleri kanlıdır bunların, bakışları susuşları, dokunuşları, dokunmayışları kanlıdır...
📖 Sayfa 54 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
...yavaş yavaş gözden, gönülden ve hayattan uzaklaşıyoruz.
📖 Sayfa 17 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Her defasında, yıkılırken çocuk oluyorum sanki; minicik ellerimi yere basıp kalkarken de, inanılmaz bir şekilde, çarçabuk büyüyorum.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Zamanın yavaş yavaş toprağa dönüştüğünü gördüm.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
.. kelimelerle gidiliyor, kalınacaksa kelimelerle kalınıyor kelimelerle yaşanıyor, kelimelerle gülünüyor, kelimelerle ağlanıyor..
📖 Sayfa 40 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
"Hep öyle yapar zaten," diye homurdandı.
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
"Tanıyorum kelimesini kullanmadan 'tanıyorum' der. Oysa uzun süredir buralarda kimse kimseyi tanımıyor artık. Yalnızca, tanıyormuş gibi yapıyor."
“Nedense bana, henüz kimsenin ulaşamadığı, hatta kimsenin oturup hayalini bile kuramadığı, harikulade bir sonsuzluğa gidiyormuşuz gibi geliyor..”
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
... can havliyle çırpındıkça konumunu değiştirip kurtulamıyordu belki ama, en azından bu çırpınışlar sayesinde kendisi olmayı sürdürüyordu.
📖 Sayfa 108 · Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
...aradığı şeyin yerde mi, gökte mi yoksa bu ikisinin dışında kalan başka bir zamanda ya da mekânda mı olduğunu bilmiyor gibiydi...
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Sıkça Sorulan Sorular
Bin Hüzünlü Haz kimin eseridir?
Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1998'de yayımlanmıştır.
Bin Hüzünlü Haz kaç sayfadır?
Bin Hüzünlü Haz, 152 sayfadır (Everest Yayınları baskısı).
Bin Hüzünlü Haz'ın en ünlü sözü nedir?
“''Belki de bir anın içindedir o.''”