CANLI

Pervin Erbil'in Kibele'den Pandora'ya Adlı Eserinde Sosyoloji Üzerine Anlamlı Sözler Kaleme Almış

Kibele'den Pandora'ya - Pervin Erbil kitap alıntıları ve sözleri

Pervin Erbil'in Kibele'den Pandora'ya adlı eseri, sosyoloji alanında öne çıkan çalışmalardan biridir. İlk kez 2015'te yayımlanmıştır. Sosyoloji okurları için Kibele'den Pandora'ya'dan derlenen en akılda kalan sözler burada.

Yazar:Pervin Erbil
İlk Yayın:2015
Yayınevi:Arkadaş Yayınları
Sayfa Sayısı:208
Dil:Türkçe
ISBN:9789755095189
Okuma Süresi:5 sa. 54 dk.
Türler:Antropoloji-Etnoloji, Sosyoloji

Kibele'den Pandora'ya'dan En Beğenilen Alıntılar

Özgür ruhlu birini efendi karşısında kolayca eğemezsiniz, ama kendini aşağı gören bir köle, hazırdır yerlere serilmeye.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Erkeğin egemenliğini yerleştirmek için attığı en önemli adımın hukuksal düzenlemelerde bulunmak olduğu söylenebilir. Erkek çıkardığı yasalarla kadının haklarını kısıtlarken,onu kendisine tabi kılmaktaydı.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Komplekslerinin boğuntusundaki hırçın kadınların yetiştirdiği değerli oğullar bütün enerjilerini egemenler için köle avlamakta kullandılar. Onlar açmazlarının farkında değildiler.Sertliği, baskıcılığı, güvensizliği ve kavgacılığı erdem sandılar. Aldıkları canlarla gururlandılar.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

O, artık “üreme eyleminin fizyolojik özelliklerini” keşfetmiştir. Kadın, erkeğin rahmine gönderdiği tohumlarla hamile kalmaktadır. Bu tohumlar, kadın bedeni içinde canlanmakta, büyüyüp olgunlaştıktan sonra dünyaya gelmektedir; tıpkı rahmine düşen tohumu canlandırıp, yeryüzüne çıkaran toprakta olduğu gibi. O halde, toprak, tohuma hayat veren, doğurgan bir dişi ve anadır.

📖 Sayfa 44 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Gelenek, görenek, töre, örf, adet gibi adlar alan sosyal normlar değişen ölçüde yaptırım gücüne de sahiptir. Teşhir etme, yergi, kınama, ayıplama, yadırgama, küçümseme, aşağılama, alaya alma ve dışlama başlıca cezalandırma biçimleridir."

📖 Sayfa 74 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

...toprak, tohuma hayat veren, doğurgan bir dişi ve anadır.

📖 Sayfa 44 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Saraydaki kadınların da değeri diğerlerinden çok yüksekte değildi. Süslü püslü giysiler içinde, karınları tok olarak harem dairesinde zaman geçiren ceylan gözlüler, erkeklerinin siyasi oyunlarında gerektiğinde öne sürülen zavallı piyonlardı: Kocalarıyla eşit koşullarda paylaşmadıkları bir yaşamı, onlara bağlı bir biçimde ecelsizce sona erdirmeliydiler. Ölülerine eşlik etmek için daha ölmeden mezarlara konuldular. Soylu da olsalar, sonuçta kadındılar.
Ve kadınlar Geç Neolitik'ten bu yana hiç mutlu olmadılar."

📖 Sayfa 121 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

eşitliğe giden yolda erkek de açmazlarından kurtularak kadınla el ele yürümek ve onun hak ettiği yere yeniden yükselişine yardımcı olmak zorundadır.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Pek çok yerde yaşamakta olan "başlık parası" geleneği, yoksul erkeklerin ayağına vurulmuş bir tür prangadır. Parayı bulabilme zorunluluğu evlenmek isteyen erkeği uzak bölgelerde, zor koşullarda uzun süre çalışmaya mahkum eder
Aynı neden hırsızlık yapmak, hapse girmek,mal varlığını elden çıkarmak gibi istenmeyen bazı durumların da yaratıcısı olabilmektedir. Ataerkil kültürün sahip olduğu katı değerler erkeğin de vicdanını ve eylemini yönlendirmekte, onu özgür bırakmamaktadır.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Baskı, şiddet ve otorite her yere egemendir. Bu egemenliğin sahibi de erkektir.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Famulus, evcil köle anlamındadır ve familia, bir tek adama ait bulunan kölelerin bütünü anlamını taşır."Günümüzde pek çok dilde "hane halkı"nı karşılamak amacıyla kullanılan bu sözcük, kadını erkeğin malı, erkeği de kadının efendisi gören anlayışa çok da ters düşmüyor

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Oysa kadınların birden fazla erkekle birliktelikleri hak olmak bir yana, ağır bir suç oluşturmaktadır.
Erkeğin istediği şekilde yaklaşabileceği bir tarlaya benzetilen kadın, bir de itaatkar olmak zorundadır. Eğer kadın erkeğin iradesini kendi iradesi üzerinde tutmuyorsa ya da en azından bu konuda bir kuşkuya dahi yol açıyorsa, şiddeti hak
etmiş demektir.
"İyi kadınlar itaatkardırlar. Başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. Onları dövün . . . "

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

erkeğin egemen olduğu sosyoekonomik yapılanma içinde üretimin ve paylaşımın niteliği eşitlikçi ve komünal olmaktan uzaktır.Dolayısıyla bu yapı varlığını korumak ve geliştirmek için "zor"a başvurmak durumundadır

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Erkeğin istediği şekilde yaklaşabileceği bir tarlaya benzetilen kadın, bir de itaatkar olmak zorundadır. Eğer kadın erkeğin iradesini kendi iradesi üzerinde tutmuyorsa ya da en
azından bu konuda bir kuşkuya dahi yol açıyorsa, şiddeti hak etmiş demektir. "İyi kadınlar itaatkardırlar. ... başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. Onları dövün .. "*

📖 Sayfa 107 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Ürün fazlası, dönemin başlarında klanlar düzeninin geleneklerine uygun olarak yardımlaşma ve dayanışma yasaları gereğince, sahipleri tarafından dağıtılmak ya da yok edilmek durumundaydı. Dağıtım ya da yok etme eşitliği sağlama kaygısının bir ifadesidir. Ancak zamanla bu durum değişti."

📖 Sayfa 60 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Pek çok yerde yaşamakta olan "başlık parası" geleneği,yoksul erkeklerin ayağına vurulmuş bir tür prangadır. Parayı bulabilme zorunluluğu evlenmek isteyen erkeği uzak bölgelerde, zor koşullarda uzun süre çalışmaya mahkum eder. Aynı neden hırsızlık yapmak, hapse girmek, mal varlığını elden çıkarmak gibi istenmeyen bazı durumların da yaratıcısı olabilmektedir. Ataerkil kültürün sahip olduğu katı değerler erkeğin de vicdanını ve eylemini yönlendirmekte, onu özgür bı­rakmamaktadır.

📖 Sayfa 176 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

… kadına düşman bir sürüngene, yılana çevrilen lilith de bir kadındır. Burada ,yılanın kişiliğinde kadının kadına olan düşmanlığının sembolik bir ifadesi dile getirilmektedir. Mitoloji, bu öyküde sanırız sosyopsikolojik bir gerçeğe de gönderme yapmaktadır: ataerkil toplumun erkeği tarafından seçilen olma durumuna düşürülmüş kadının, hem cinsine karşı beslediği hırçın bir rekabet duygusu…

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Michael Kaufman "Toplumun erkek üzerindeki egzersizi daha doğduğu an başlıyor" demektedir. Önkabullerin içine soktuğu kalıp içinde o "Biyolojik bir olgu olan duygulardan korkan, bu yüzden kendini zayıf hisseden ve güçlü olmak, özgüven kazanmak için şiddete başvuran bir saatli bombadır

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Sosyoekonomik gelişmeler ataerkil bir toplum düzeni yaratmıştı, ama oluşumunda büyük pay sahibi erkek, yarattığı düzenin de kölesi olmuştu. Çiftçiydi, çobandı, zanaatkardı,askerdi, kadının üstünde bir erkti, ama başta kral olmak üzere düzenin egemenlerinin de kölesiydi.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Engels "Analık hukukunun yıkılışı, kadın cinsinin büyük tarihsel yenilgisi oldu." der.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Ve kadınlar Geç Neolitik'ten bu yana hiç mutlu olmadılar.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Soyun reisi ölürken, beraberinde, karılarını ve kölelerini de mezara götürürdü. Bunlar da tunç ve altın eşyalar gibi
başkanın malıydı."(Kovalev, S., İlkçağ Tarihi, s. 63.) "Kralları öldüğü zaman dörtgen şeklinde mezar kazar, mezar hazır olunca da krallarını getirirler. Ölü mumyalanmıştır. Mezara konmadan, mezarın içine çimenler yayılır. Çimenlerin üzerine de ölü yatırılır. Mezarın içinde boş kalan yerlere karılarından biri ( ... ) boğulup koyulur."(Herodotos, Herodot Tarihi, s. 208)."

📖 Sayfa 77 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Erkek, kadını bedeni üzerinden aşağılamaktadır ama aynı "aşağılık" beden içinde oluşmakta ve üstelik bu bedenin ''en aşağılık organı" aracılığıyla dünyaya gelmektedir. Bu, onun açısından kabul edilmesi olanaksız bir durumdur. Tinsel· ve düşünsel anlamda böyle bir paradoksu yaşayan egemen, sorunun içinden gerçeği yadsıyarak çıkmaktadır: O kadının bedeninden değil, kadın onun bedeninden gelmiştir.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Sonunda Hypatia’yı yok ettiler. Böylece başka Hypatiaların doğuşunu yüzyıllarca ertelediler, ancak yenileri er geç gelecekti…

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Kısaca kadın, Mezolitik dönemde olduğu gibi, Erken Neolitik dönemde de ekonominin, sosyal yaşamın ve inanç sisteminin odağında yer alan temel devindirici güçtür ve insanın düşünsel evreninde işgal ettiği yer, bu nesnel gerçekliğin yansımasından başka bir şey değildir. Kadın, insanın düşün evreninde öylesine derin bir yer edinmiştir ki, ekonomik ve toplumsal yaşam içinde binlerce yıl boyunca süregelen deği­şimlere rağmen, kendisinde bu değişmelere bağlı yeni imajların oluşumuna ve gelişimine direnme gücü bulabilmiştir.

📖 Sayfa 53 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Erkek tarafından seçilmesi onu hemcinsine düşman etti.
Çünkü hemcinsi, güzel ve çekici damızlıkların pazarında biricik rakibiydi.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Dil olmadan her düşüncenin karanlık" olduğunu belirten Humboldt, "düşüncelerimizin sürekli olarak dil içinde geliştiğini, dille berraklaştığını ve dille gerçekleştiğini" vurgular.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Hypatia şöyle öldürülmüştür: İS 415 yılının Mart ayında bir gün şehirdeki olağan gezintisinden dönmektedir. Arabası yolda durdurulur; Hypatia arabadan indirilir ve Caesarion Kilisesi'ne götürülür. Burada önce elbisesi çıkarılarak çırılçıplak soyulur. Sonra "kırık çömlek parçalarıyla" vücudu paramparça edilir. Bu da yetmez, cesedi şehrin dışına çıkarılarak yakılır.

📖 Sayfa 135 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Ancak tanrıçaların dikkati çeken özellikleri, otoriteyi değil, aydınlığı, sevgiyi, üretkenliği ve koruyuculuğu temsil ediyor olmalarıdır. Bu durum, kadının gerek toplum içinde, gerek de erkekle ilişkilerinde hükmedici ve baskın bir karakter olmayı­ şıyla açıklanabilir.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Özgürlük, saygınlık ve söz sahibi olma durumu, onun ekonomide üstlendiği rolle ilgilidir ve doğal olarak "kadının erkeğe oranla ekonomiye daha fazla katkıda bulunduğu toplumlarda evreni yöneten ilahlar da tanrıçalar"olacaktır.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Ana ile özdeşleştirilen toprak öylesine kutsaldır ki bazı toplumlar onunla ilgili ciddi yasaklar koyarlar. "Umatilla kabilesinin Kızılderili kahini Smohalla, müritlerine toprağı eşelemeyi yasaklar; çünkü "tarım için annemizin bağrını yaralamak, kesmek, yırtmak ya da tırmalamak günahtır." Şöyle der: "Benden toprağı ekmemi mi istiyorsunuz? Annemin bağrına bıçak mı saplayacağım yani? Benden otları ve buğdayı toplamamı mı istiyorsunuz? ... Nasıl yolarım annemin saçlarını?"* Kutsallaştırmanın tabulaştırmaya dönüştüğü uç bir örnek.

📖 Sayfa 45 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Ancak gelenek, görenek, felsefe, din, kimi sosyal organizasyonlar vb. üstyapı kurumları bir kere oluştuktan sonra, altyapı kurumlarından farklı olarak, kendilerini koruyacak şekilde kemikleşme eğilimi içine girer. Değişime direngen bir yapıları vardır.

📖 Sayfa 71 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Erkek çıkardığı yasalarla kadının haklarını kısıtlarken, onu kendisine tabi kılmaktaydı.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Başlık, kızın gidişi ile evin uğrayacağı işgücü kaybının
karşılanması amacına yö­nelik bir istemdir.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Dil olmadan her düşüncenin karanlık"* olduğunu belir­ten Humbolt, "düşüncelerimizin sürekli olarak dil içinde ge­liştiğini, dille berraklaştığını ve dille gerçekleştiğini" vurgu­lar. Ona göre, "içimizdeki bulanık kımıldanmaların sözdedi­ğimiz kalıplar içinde kristalleşmesi ancak dille olur."*

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Cinayetler toplumsal bir baskı sonucu işleniyor. ( ... ) Töre ve namus cinayetlerini işleyenler çok ağır bir yükten kurtulduklarına inanıyor. ( ... ) Bu kimseler "cezaevlerinde büyük itibar gö­rüyor.( ... ) Töre ve namus cinayetlerinde kadınların azmettirme konusunda küçümsenmeyecek bir rolü var."*

📖 Sayfa 175 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Kadın, insanın düşün evreninde öylesine derin bir yer edinmiştir ki, ekonomik ve toplumsal yaşam içinde binlerce yıl boyunca süregelen deği­şimlere rağmen, kendisinde bu değişmelere bağlı yeni imaj­ların oluşumuna ve gelişimine direnme gücü bulabilmiştir.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Önemliydi, değerliydi, güçlüydü, üstündü, ama otoriter bir hege­ mon değildi. O, sevilen, sayılan, koruyucu, üretken, merha­metli ve aynı zamanda büyülü güçler taşıyan, toplumun atası bir tanrıçaydı.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

...hikayelerde cadılar, büyücüler hep kadınlardı; masumlar, iyi niyetli dürüstler ve erdemliler ise erkekler.

📖 Sayfa 100 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Okullu kızlar yabancıların çocuklarıy­dı; yabancıların çocukları yerlileri ilgilendirmezdi; yerlilerin kızları namuslarıyla evlerinde oturacaklardı.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

İnsanlık otuz beş bin yıldan beri önem­li bir değişim geçirmemiştir.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

İnsan, insan olarak ilk kez yaklaşık 2,5 milyon yıl önce Doğu ve Güney Afrika'da görüldü.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

"Toprak bizim annemiz, gök bizim babamız. Gök toprağı yağmurla döller ve yer bitki ve tahıl verir."

📖 Sayfa 45 · Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Tarihin ilk yasa koyucuları Mezopotamya'dan çıkmıştır.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

İş verimliliğinin artışı, üründe kendine yeterliliğin üstüne çıkıldığı anlamına gelir. Yani, hasat sonunda elde edilen bir artık üretimdir; üreticisini doyurmanın ötesine geçmiş bir fazla ... Bu durumda topluluk kendine yeteri kullanır; artan ise bir takım ellerde kalır. Bu eller ürün fazlasını çıkaran bireylere aittir. İş verimliliğinin artması sonucunda üretimin bireyselleşmesi bu biçimde gerçekleşmiştir. Üretim fazlasını elinde tutan bireyler, aynı zamanda birikmiş bir zenginliği de kendilerinde tutmaktadırlar.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Demek kızlar da okula gidebiliyordu. Madem kız­lar da okula gidebiliyordu, o halde kendisi de okullu olabilir­di.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Evli genç kadınlar sesleri kısıla­rak bir bakıma susturulmuşlardı.
Varis üreticisi, arzu nesnesi kimliğiyle o, seçimlik bir dişiydi. Erkek tarafından seçilmesi onu hemcinsine düşman etti.
Çünkü hemcinsi, güzel ve çekici damızlıkların pazarında bi­ricik rakibiydi.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Tanrıçaların dikkati çeken özellikleri, otoriteyi değil, aydınlığı, sevgiyi, üretkenliği ve koruyuculuğu temsil ediyor olmalarıdır. Bu durum, kadının gerek toplum içinde, gerek de erkekle ilişkilerinde hükmedici ve baskın bir karakter olmayışıyla açıklanabilir

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Thomson: "Tanrı düşüncesinin krallık gerçeğinin izdüşümü olduğunu, ancak insan bilincinde bu ilişkinin tersyüz edildiğini'* söylüyor. Bu gerçekle günümüzün inançları arasında da bir paralellik bulunmaktadır. Ancak Mezopotamya ve Mısır'da güçlü krallıkların kurulmasıyla birlikte, kralların iktidarlarını berkitmek için sağlıklıyken kendilerini doğrudan doğruya tanrı ilan ettikleri de görüldü.

* Thomson, George, Ege Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler, Tarih Öncesi Ege, cilt ı. s. 57.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Dil olmadan her düşünce karanlıktır.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Kocalarıyla eşit koşullarda paylaşmadıkları bir yaşamı, on­lara bağlı bir biçimde ecelsizce sona erdirmeliydiler. Ölüleri­ne eşlik etmek için daha ölmeden mezarlara konuldular. Soy­lu da olsalar, sonuçta kadındılar.
Ve kadınlar Geç Neolitik'ten bu yana hiç mutlu olmadılar.

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil

Sıkça Sorulan Sorular

Kibele'den Pandora'ya kimin eseridir?

Kibele'den Pandora'ya, Pervin Erbil tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2015'te yayımlanmıştır.

Kibele'den Pandora'ya kaç sayfadır?

Kibele'den Pandora'ya, 208 sayfadır (Arkadaş Yayınları baskısı).

Kibele'den Pandora'ya'nın en ünlü sözü nedir?

“Özgür ruhlu birini efendi karşısında kolayca eğemezsiniz, ama kendini aşağı gören bir köle, hazırdır yerlere serilmeye.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Kibele'den Pandora'ya — Pervin Erbil. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4