CANLI

Klasik Edebiyat ile İlgili Ahmet Haşim Kitabından Zihinde İz Bırakan Sözler — Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ahmet Haşim - Yakup Kadri Karaosmanoğlu kitap alıntıları ve sözleri

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 2000 tarihli Edebiyat alanında öne çıkan eseridir. Eserin en çok paylaşılan satırları, beğeni sırasına göre burada listelendi.

Yazar:Yakup Kadri Karaosmanoğlu
İlk Yayın:2000
Yayınevi:İletişim Yayınları
Sayfa Sayısı:91
Dil:Türkçe
ISBN:9789754708066
Okuma Süresi:2 sa. 35 dk.
Türler:Edebiyat, Anı-Mektup-Günlük, Deneme-İnceleme

Ahmet Haşim'den En Beğenilen Alıntılar

"Kardeşim, şu aydınlığı kapa"

📖 Sayfa 10 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Bir taraf bahçe,bir taraf dere;
Gel uzan,sevgilim,benimle yere,
Suyu yakuta döndüren bu hazan
Bizi garkeyliyor düşüncelere.

Mısralarındaki o pürüzsüz duruluğa ve derin sadeliğe Haşim, hayatının emsalsiz çağında ermiştir.

📖 Sayfa 24 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten...

📖 Sayfa 27 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Hasta olan,kusurlu olan galat-ı hilkati (yaradılış yanlışı) yalnız kendisi mi? Yok canım. İşte,etrafında genç, dinç ,güzel,mesut görünen nice insanlar var ki,derilerinin altında ,etlerinin içinde,ruhlarının derinliklerinde türlü türlü sefaletler saklı duruyor.Şu,yolunda can vermeye hazırlandığımız sülün boylu genç kadın mantosunun altında bir kambur taşıyor. Şu gülen delikanlının dişleri takmadır.Hani,dünyaya meydan okuyan şu pehlivan yapılı adam yok mu? Onun, bir cılız mütecaviz karşısında bir fare gibi kaçtığını,Haşim,görmüştür.

📖 Sayfa 16 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Dallarımı kıran rüzgarları bile affetmişim ama bir kendime uzanamamış elim.

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

"Ardıma dönüp bakıyorum da; dallarımı kıran rüzgarları bile affetmişim ama bir kendime uzanamamış elim..."

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Fakat, her şeye, masala, büyüye, mucizeye inanan Haşim, yalnız bir şeye, yalnız kendisinin bir kadın tarafından sevilebileceğine inanmıyordu.

📖 Sayfa 19 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Haşim sembolist; Haşim parnasien; Haşim malarmeen... Yok canım; Haşim Şair bile değildi. Bence tabiatte, hayatta ne kadar şiir unsuru varsa Haşim'de de o kadar şairlik vardı.

📖 Sayfa 12 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ahmet Haşim hayat demekti.
...
o canlıydı,zayıftı. Yaramazdı,usluydu. Maküldü;mantıksızdı. Çirkindi,güzeldi. Kahotikti;ahenktardı. Acıydı;tatlıydı. Nazikti; kabaydı. ..iyi idi fena idi. Tıpkı hayat gibi...

📖 Sayfa 11 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Çingene, insanın tabiata en yakın kalan güzel bir cinsidir. Zannedilir ki, bu tunç yüzlü ve fağfur dişli kır sakinleri, insan şekline girmiş birtakım neş`eli ağaçlardır. Çingene, bizzat bahardır.

Ahmet Haşim

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seyreyledim eşkâl-i hayâtı
Ben havz-ı hayalin sularında ;
Bir aks-i mülevvendir anınçün
Arzın ,bana ahcâr ü nebatı.

📖 Sayfa 15 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

"Keşke, bir an evvel ölse de kurtulsa; çünkü, her gün çektiği azap bin ölüme bedeldir."

📖 Sayfa 10 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ne sen
Ne ben
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ
Olan bu mai deniz,
Melâli anlamayan nesle aşina değiliz.

Ne sen,
Ne ben;
Ne güzelliğinde toplanan bu akşam
Ne de karamsarlığa bir liman
Olan bu mavi deniz,
Kederi anlamayan nesle aşina değiliz

📖 Sayfa 28 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Çünkü, çünkü biri daima sevdi. Çünkü,öbürü daima ızdırap çekti. Sevgi ve ızdırap... İşte şiirin başlıca iki unsuru.

📖 Sayfa 44 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Bir taraf bahçe, bir tarafta dere;
Gel uzan, sevgilim, benimle yere,
Suyu yakūta döndüren bu hazan
Bizi garkeyleyor düşüncelere...

📖 Sayfa 24 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Bilmezsiniz, manzara denilen şey, bana ne kadar azap veriyor.Gözümde açılmış bir yara gibi, bir yara gibi...

📖 Sayfa 37 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Haşim, bir küçük çocuk kadar masum ve sâde-dildi [temiz yürekliydi]. Ve insanlar, hadiseler karşısında ilk hareketi daima "inanmak"tı. Dostluğa inanırdı; aşka inanırdı. Hayatta birtakım masal sergüzeştlerinin olabileceğine inanırdı.

📖 Sayfa 16 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Bu beklenen akıbetin bize bir inanılmaz felâket, bir anı katastrof (yıkım) şekline görünüşü nedendi?

📖 Sayfa 11 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Müthiş bir fırtına vardı.. Şimşekler çakıyordu...

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle
Olmuş sebi sevda yine bihap
Oklar gibi saplanmada kalbe
Düştükçe semadan yere mehtap... Buseyle kilitlenmiş ağızlar
Gözler neler eyler neler israp! ...
Uçmakta bu ateşli havada
Vuslat demi bir kuş gibi bitap...

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

"Her gördüğü kadına aşık oluyordu."

📖 Sayfa 17 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

“Kırkını geçmiş bir adamın beyaz saçlarıyla, mektepten henüz çıkmış bir genç gibi hayatını tanzim edememiş bir vaziyette kalışından daha hazin bir şey tasavvur edemiyorum. Bütün nesiller, yanımdan kahkahalar ve şarkılarla geçip gidiyor ve ben dünyanın nimetlerine hâlâ bir dilenci gözleriyle kenardan bakıp durmaktayım.”

📖 Sayfa 25 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Çok zamandan beri tanıyıp da şahıslarına bir iskemle, bir masa kadar kıymet verdiğimiz nice kimseler, Ahmet Haşim’in diline düştükten sonra, bize acâib-i seb’a-i âlemden birer fenomen gibi göründüler ve içinde yaşayıp da manasını anlamadığımız nice muhitler bize, bir fantasmagorik [görüntü oyununa değgin, garip, inanılmaz] dünya gibi geldiler.

📖 Sayfa 14 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seyreyledim eşkâl-i hayatı
Ben havz-ı hayalin sularında
Bir aks-i mülevvendir onunçün
Arzın bana ahcâr ü nebâtı.

(Hayatın şekillerini, hayal havuzunun sularında seyrettim. Bundan dolayı dünyanın canlı ve cansız cisimleri, benim için hayal havuzunun sularına vurmuş renkli akislerdir.)

📖 Sayfa 15 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

İçmişti Fuzûlî bu alevden,
Düşmüştü bu iksir ile Mecnun
Şi'rin sana anlattığı hale...

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Fakat, her şeye, masala, büyüye, mucizeye inanan Haşim, yalnız bir şeye, yalnız kendi­sinin bir kadın tarafından sevilebileceğine inanmıyor­du.

📖 Sayfa 19 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

"Sevgili ölü; mümkün olsaydı da, mezarına gittiğin gün, tabutundan başını kaldırıp arkana baksaydın, milli ve resmi şereflerin hep bir arada, peşinden nasıl boş ne nafile sürüklenip gittiğini görecektin. Fakat, bütün bu kalabalık, bir yaz gününün sonunda 'ağır ağır' çıktığın 'merdivenlerde' eteklerini dolduran 'güneş rengi bir yığın yaprak' tan ne daha güzel, ne daha manalı idi."

📖 Sayfa 28 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

"Biliyorum, bu kadar kırılgan olmayı kaldırmıyor hayat... "

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Denizlerden
Esen bu ince havâ saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-i şâma bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi... sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nâlân;
Gün doğdu yazık arkalarında
Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde semâ kavs-i mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

"Biriktirdiğim keşkeler, ardımdan bile söylenmeye yetermiş. Bütün heveslerim, genellemelerin içinde yitip gitmiş. Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim.
Biliyorum, bu kadar kırılgan olmayı kaldırmıyor hayat. Her tökezleyişte kendi içine saklanınca, sıvazlamıyor sırtını. Pencere önü çiçekleri değiliz ki, anlayışlı bir el alıversin bir çırpıda içeri. Hadi aldı diyelim, gün ışığı olmadan ne kadar yaşanır ki?"

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Onun için insanlığın yegâne şiarı (işareti) yüksek bir edebî zevk sahibi olmaktı.

📖 Sayfa 42 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

çünkü, çünkü biri daima sevdi. çünkü, öbürü daima ızdırap çekti.
sevgi ve ızdırap... işte, şiirin başlıca iki unsuru.

📖 Sayfa 44 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Haşim'in, bazı arkadaşlarına küskün gittiğini biliyorum. Hatta bunlar arasında ben de varım. Bizim kendisi için birçok şeyler yapabileceğimizi, fakat yapmak istemediğimizi, yapmaktan üşendiğinimizi zannederdi. Çünkü, o da, bu memleket halkının içinde birçok insanla beraber, politika hayatının muayyen bir merhalesine varmış kimselerin belli başlı bir kudret ve nüfuz sahibi olduklarına inanırdı.

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

.Soluk cidara asılmış, durur garik-i melal
O çehreler ki uyur gözlerinde eski hayal...
O eski hücreye benzer ki ömrümün kederi
Çekilmiş ufk-ı teselliye karşı perdeleri...

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Gönlüm acısından bunu bildi!
Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer
Kızgın kokusundan kelebekler;
Gönlüm ona pervane kesildi.

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

ruhum, bir daha avdet etmeyecek saadetlerin acısıyla sızlıyor.

📖 Sayfa 68 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ahmet Haşim’de mutlaka bizim bildiğimiz beş duyudan en az iki tane fazlası vardı. Çünkü, gözleri, bir manzarada, bizim görmediğimiz şeyleri görüyordu. Çünkü, burnu, bir çiçekten bizim anlamadığımız kokuları alıyordu. Çünkü, kulakları, bizim cansız ve sessiz sandığımız şeylerden ses alıp dinlemesini biliyordu. Onun içindir ki, şiirlerinde, kuşların hayalata daldığını, leyleklerin düşündüğünü ve batmakta olan güneşin bir kesik baş gibi kanadığını görürsünüz.

📖 Sayfa 14 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Vurdukça bu nehrin ona aksi
Kaçtım o bakıştan, o dudaktan,
Baktım ona sessizce uzaktan
Vurdukça bu aşkın ona aksi...

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Sevgili ölü; mümkün olsaydı da, mezarına gittiğin gün, tabutundan başını kaldırıp arkana baksaydın, milli ve resmi şerefierin hep bir arada, peşinden nasıl boş ve nafile yere sürüklenip gittiğini görecektin.
Fa­kat, bütün bu kalabalık, bir yaz gününün sonunda "ağır ağır" çıktığın "merdivenlerde" eteklerini doldu­ran "güneş rengi bir yığın yaparak"tan ne daha güzel, ne daha manalı idi.

📖 Sayfa 28 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Etrafında genç, dinç, güzel ve mesut görünen nice insanlar var ki, derilerinin altında, etlerinin içinde, ruhlarının derinliklerinde türlü türlü sefaletler saklı duruyor.

📖 Sayfa 16 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayal

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Zannetme ki güldür, ne de lâle
Âteş doludur, tutma yanarsın
Karşında şu gülgûn piyâle...

İçmişti Fuzuli bu alevden,
Düşmüştü bu iksir ile Mecnûn
Şi'rin sana anlattığı hâle...

Yanmakta bu sagârdan içenler,
Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı
Baştanbaşa efgân ile nâle...

Âteş doludur, tutma yanarsın
Karşında şu gülgûn piyâle!..
Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ne sen, ne ben, ne de güzelliğinde toplanan Bu akşam,
Ne de fikrin elemlerine bir liman olan bu mavi deniz,

MELALİ ANLAMAYAN NESLE AŞİNA DEĞİLİZ.

Sana yalnız bir ince taze kadın,
Bana yalnızca eski bir budala diyen
Bugünkü insanlık, bu sefil iştiha, bu kirli bakış,
Bulamaz sende bende bir mana,
Ne bu akşamda ince bir gam,
Ne de durgun denizde bir kırgın gizleniş
Ve umursamazlık titreyişi.

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Bizi, dinî vecde atan saikler [sevkedenler, götürenler] ya büyük bir felâket, ya uzun bir hastalıktır. Çok defa kendi kendimizi fazla tahlil etmek yüzünden de bu akıbete sürüklendiğimiz olur. Haşim’in başından belli başlı bir büyük felâket geçmedi, fakat kendi kendini tahlilde hattâ kendi kendiyle daimi mücadelede ondan daha ileriye varmış bir kimse tasavvur edemem. Sonra, buna o son uzun hastalık devrini de ilave edin. Haşim’in mistisizme düşeceğini mutlaka bekleyebilirdik. Fakat, işte, hiç düşmedi. Hattâ bir an için olsun o yana kaymadı.

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Zenginlik veya mevki, birdenbire, bunların zekâlarını açıp duygularını inceltebilir mi?

📖 Sayfa 42 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

en aziz bir ruhun benden uzaklaşıyor olduğunu hisseder gibi oldum.

📖 Sayfa 71 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.

📖 Sayfa 28 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

buraların ruhu nereye gitti?

📖 Sayfa 37 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Haşim'in binbir türlü tasasından biri de Bağdatlı bir aileden gelmiş olmak, dolayısıyla Arap ırkından telâkki edilmekti. O, tuhaf bir sahne oyunuyla asıl babasının bir Yahudi olduğunu öğrenen (İsrail) piyesindeki genç Fransız milliyetçisi gibi damarlarındaki bu yabancı kanla durmaksızın mücadele halinde idi. Yabancı kan diyorum. Çünkü, Haşim ruhça ve kafaca halis bir Türktü. Bütün hususiyetleriyle tam bir İstanbul çocuğu idi. Bundan başka Türk edebiyatına şeref veren bir ismin sahibi olduğunu bizim kadar o da biliyordu ve bunun, günün birinde bir Araplık damgasıyla kararmasından korkuyordu.

📖 Sayfa 31 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

“Şairlerin en garibi öldü”

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Melali anlamayan nesle aşina değiliz.
Sana yalnız bir ince taze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende bende bir mana,
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitar ü istigna.

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

'Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...'

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

-kadin benim neremi sevecek? derdi.
kendisinin son derece cirkin bir adam oldugunu zannediyordu ve bu zan, ona, ilk genclik cagindan, son genclik demine kadar hayati zehreden tasalardan biri olmustur.

📖 Sayfa 19 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Kalbi insanî bir şefkatle çarpmayan şairin büyüklük ve ululuk mertebesine ermesinin imkânı yoktur.

📖 Sayfa 43 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ,
Ne de âlâm-i fikre bir mersâ
Olan bu mâi deniz,
Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.
Sana yalnız bir ince tâze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer,
Bu sefîl iştihâ, bu kirli nazar,
Bulamaz sende, bende bir ma'nâ,
Ne bu akşamda bir gam-i nermîn
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-î istitâr ü istiğnâ.

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

fakat, sana yazmak, benim için bir kutsi yere gitmek gibi heyecan verici bir iştir.

📖 Sayfa 48 · Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Sıkça Sorulan Sorular

Ahmet Haşim kimin eseridir?

Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2000'de yayımlanmıştır.

Ahmet Haşim kaç sayfadır?

Ahmet Haşim, 91 sayfadır (İletişim Yayınları baskısı).

Ahmet Haşim'in en ünlü sözü nedir?

“"Kardeşim, şu aydınlığı kapa"”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Ahmet Haşim — Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4