
Sanat Ve Edebiyat Üstüne, klasik edebiyat dünyasına Nazım Hikmet Ran'ın kazandırdığı özel bir eserdir. Türkçe baskısı Evrensel Basım Yayın tarafından yayımlanmıştır. Sanat Ve Edebiyat Üstüne'yi okuyanların en çok beğendiği sözler burada bir araya geldi.
Sanat Ve Edebiyat Üstüne'den En Beğenilen Alıntılar
Benim kanaatime göre; tezi olmayan, yüzde yüz tezsiz roman, hikâye, hattâ şiir; muayyen bir mânada, yoktur. Yalnız bazı yazıcılar, eserlerinin tezini, kendileri de farkına varmadan, insiyâki bir surette yaparlar, hattâ müdafaa ederler.
📖 Sayfa 35 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Zaten Kemal, gün geçtikçe kendimin gitgide daha kuvvetle politik bir varlık olduğumu anlıyorum. Politik kelimesini en doğru mânasıyla anlıyorum tabii. Bundan dolayı da seksüel, cins kıskançlığın haricinde bende ya sevgi, ya nefret ve düşmanlık var. Fakat haset yok. Felsefede materyalist, hayatta idealist olmanın, olmaya çalışmanın bir hususiyeti de bu olsa gerek.
📖 Sayfa 38 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Şair, şiir yazarken başka şahsiyet, konuşurken veya kavga ederken başka şahsiyet değildir! Şair; bulutlarda uçtuğunu vehmeden dejenere değil, hayatın içinde, hayatı teşkilâtlandıran bir vatandaştır!
📖 Sayfa 30 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Hemen söyleyeyim ki, yazılarımın biçimini tekrar etmeyi sevmiyorum. Destanlarımın ve şiirlerimin her birinde biçim tekrarlarından hep kaçınmaya çabaladım. Her destanımın kendine göre bir biçimi olsun istedim. Benim için biçim en doğru ifadenin şaşmaz yöntemidir. O bir islahtır, bir araçtır benim elimde. Ne var ki, bu silah, bu araç tapılası bir fetiş değildir. Örneğin, ben kafiyeyi gerekliyse kullanıyorum, değilse kullanmıyorum.
📖 Sayfa 70 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Donkişot kendi devrinin insanları için yazılmış, ama, o kadar çok tarafıyla gerçek ve güzel ki, o, bugünkü, yarınki insanların da kitabıdır. Harp ve Sulh de öyle. Mesele "gerçeği" mümkün olduğu kadar çok tarafıyla ve mümkün olduğu kadar en uygun, en güzel bir şekilde vermekte.
📖 Sayfa 76 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Diyalektik için hakikatler mücerret değil, konkredir. Realist edebiyatçı için de meselâ, şair için bu konkre hakikat meselesi realist şiirin esaslarından biri olmalıdır. Velhasıl, felsefedeki diyalektik materyalizmin edebiyata şuurla tatbiki yeni realizmi meydana getirir. Hattâ bu bahsi ince eleyecek olursak üsluba kadar bunun tesiri olur.
📖 Sayfa 55 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Bilimsel sosyalist bir yazar olarak, ben de öz'ün biçimi etkilediği kanısındayım. Bu birincisi. İkincisi de her özün dural bir şey değil, bir süreç, bir hareket olduğu gerçeğidir. Bütün bu sorunları, bunların basit sözler değil, yaratıcı hükümler olduğunu sosyalist öğreti sayesinde açık seçik kavramış bulunuyorum.
📖 Sayfa 70 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Ben her şeyden önce bir yazarım, fakat aynı zamanda bilimsel sosyalistim.
📖 Sayfa 35 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Nâzım Hikmet, sanat yapıtına sistemsel, bütünsel bir açıdan yaklaşırken, onun bir başka özelliğine, yani sanat yapıtının bildirimsel (informatif) yönüne de dikkati çekerek, bunun sanat yapıtının gerek konstrüktif ve semiotik, gerek içeriksel yönüyle olan ilişkisini vurgular.
📖 Sayfa 19 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Mevzu ve tip bir vahdettir. Ve öyle mütalâa edilmelidir. Tip mevzu içinde hareket eder. Ve tipliğini ancak mevzu içinde gerçekleştirebilir. Bu, balıkla su meselesi gibi bir muhit ve uzviyet meselesinden, hattâ daha derin bir vahdettir.
📖 Sayfa 64 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Nasıl, Marx ve Engels, bu dönemin büyük sanatçılarının çok yönlülüğünü onların kendi günlerinin toplumsal savaşımı içinde saf tutup savaşmalarına bağlıyor idiyseler, biz de Nâzım Hikmet'in çok yönlülüğünü onun bu özelliğine bağlayabiliriz.
📖 Sayfa 12 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Çağdaş piyeslerde monologların hemen hemen ortadan kalktığını düşündüm.
📖 Sayfa 129 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Daha önce de söylediğim gibi, her sanatçı, özellikle Marksist-Leninist, yani sosyalist gerçekçi sanatçı, yaşamının sonuna kadar arayış içinde olacaktır. Bu arayış sürecinde o, her somut içeriğe en uygun biçimi bulmaya; bireyselliğini koruyarak başkalarını taklit ve tekrar etmemeye çaba gösterecektir.
📖 Sayfa 53 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Gelelim iyimserlik meselesine. Sanatta kötümserlik gayet kolaydır. Muayyen şartlardan dolayı faciayı sanata daha çok yakıştırırız ve bize facianın asaleti varmış, gibi gelir. Baksana, Şekspir'i Molyer'den daha çok sayarız. Kötümserlik bir felsefe sistemi, bir görüş zaviyesi olarak berbat bir şeydir ve kolay bir şeydir, güç olan, zor olan ümitli olmak, iyimser olmaktır sanatta. Tabii, kötümserlikle kederliliği birbirine karıştırmamak lazımdır.
📖 Sayfa 40 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Düşünmek bir başlangıç değil, bir sondur. Düşüncelerimizin ana çemberini çizen, en geniş bir anlayışla sosyal çevredir.
📖 Sayfa 79 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Nâzım Hikmet sanatta insanlık kültüründen bahsederken, "bütün insanlık" taibirine dikkat çeker; "bütün insanlık, yalnız Avrupa, yalnız Eski Yunan, Roma, Rönesans değildir. Asyalısıyla, Avrupalısıyla, Afrikalısıyla, eski yeni Amerikalısıyla bütün dünyadır. Çin, Japon klasikleri, Hint, İran, Türk klasikleri ve halk sanatçıları, genel olarak bütün bu ülkelerin insanlık kültür hazinesindeki payları, Avrupa'nın payından hiç de aşağı değildir."
Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Şekil, olabildiği kadar mükemmelleştirilmiş olmalıdır. Artık karabasanı değil, traktörü kullanacağız.
📖 Sayfa 78 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Kanım şu ki, sanatta en büyük tehlike sekterlik. Böyle olduğu için, kendi görüşümü zorla kabul ettirmek istemem; bütün öbür görüşleri de kabul ederim, çünkü gerçek, ancak çelişkilerin birliği ile kavranabilir.
📖 Sayfa 50 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Şiir de, bütün öteki güzel sanat şubeleri gibi, ilim ister. Şairin âlim olması şart değildir ama, cahil olmaması şarttır.
📖 Sayfa 29 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran

Dönemlerinin karanlık güçleriyle savaşan ilerici sanatçılara her ülkede ve çağda rastlanır. İnsanların mutluluğu ve dünyada güzel bir yaşam için savaşa giren bu ilerici sanatçılar her zaman karanlık güçlerce kuşatılmış, kovuşturulmuş, baskıya uğratılmış, hapsedilmiş ve öldürülmüşlerdir. Fakat onlar hiçbir baskı ve tehdidin, hiçbir ölümün, hiçbir yalanın; tarihin akışını, iyiye, güzele, haklıya ve mutluluğa yönelişini durduramayacağını bilirler. Ve bu yazarların yapıtları ve bütün yaşamları gelecek kuşaklara örnek olur.
📖 Sayfa 38 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Sanırım çağdaş oyun yazarı için bugünkü insanın ruhunu, psikolojisini, karakterini, sanatsal araçlarla yansıtmak görevi hiç de kolay bir iş değildir. Çağdaş insan, modern insan, yaşamımızın ve edebiyatımızın kahramanı olan insan bileşiktir. Belki ancak komediyi, farsı, pantomimi, baleyi, dram ve trajediyi kaynaştırarak bu yeni insanın sorunlarını gözler önüne serme olanağı bulunabilir diye düşünüyorum.
Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
"Yeryüzünde, batısı, doğusu, kuzeyi, güneyi içinde, sevdiğin dört şair say deseler, bu dörtten biri Puşkin'dir. Puşkin'i on dokuzumdan altmışıma kadar artsız arasız sevdim, çünkü artsız arasız sevdalandım halkıma, bütün halklara, memleketime, bütün memleketlere ve dostlara, kadınlara."
📖 Sayfa 198 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Partim benden hiçbir zaman savaş için şiirler yazmamı istemedi. Her zaman halkların dostluğu, iyimserlik ve dünyada insan soyunun mutluluğu üstüne yazmamı istedi. Fakat, hüzünlü olmak hakkını dışarda bırakmıyor bu. Hüzün, kötümserlik değildir. Bazan çok hüzünlüyümdür, fakat kötümser değilim ben.
📖 Sayfa 42 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Sanatçının güdümü kendi sosyal, felsefi inançlarından gelmeli. Sanatkâr, yapılan tenkitleri dinlememeli demek istemiyorum. Dinlemeli. Ama iş güdüme, gütmeğe, güdülmeye dayandı mı sanat denilen nesne de ortadan yok olur.
📖 Sayfa 40 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Bence büyük sanat kitaplarını, sahicileri sahtelerinden ayıran hususiyet şudur: Olanı durgun, taş kesilmiş olarak değil; olanı olduğu gibi, yani doğuş, oluş ve ölüş akışında aksettirmek.
📖 Sayfa 60 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Dünü öğrenip, bugünü anlayıp, yarını sezebilmek.
Evvelâ, hiçbir şekil imkânını, tarzını inkâr etmiyorum. Şiir, kafiyeli de, kafiyesiz de, vezinli de, vezinsiz de, bol resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da, fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini, bazan belirli bir tarihi merhaleye göre en uygun şeklini ustaca bulmuş olsun. Şahsen kendimse, şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın.
📖 Sayfa 73 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Mesele "gerçeği" mümkün olduğu kadar çok tarafıyla ve mümkün olduğu kadar en uygun, en güzel bir şekilde vermekte.
📖 Sayfa 76 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
1. tip, yani insan, diyorsun. Hayır Kemal, insan demek mutlaka tip demek değildir. Tip, enmuzeç demektir. Bundan dolayı da bir bakıma sentetik ve mücerrettir. Don Kişot tiptir. Fakat tip olduğu kadar kuvvetle insan değildir. Tuhaf değil mi, hattâ mücerrettir.
📖 Sayfa 62 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Bünyamin'in notu: Enmuzeç=Bir cinsin ana vasıflarını kendinde topladığı için örnek kabul edilen şey veya kimse.
"Dünyanın en iyi insanlarından olan Türk halkının ve dünyanın en güzel dillerinden belki de en başta gelenlerinden olan Türk dilinin yabancı diyarlarda tanınmasına vesile olabilmek, ömrümün en büyük sevinci ve şerefi olur.
📖 Sayfa 88 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Bir köylü toprağını ve öküzünü, bir marangoz tahtasını ve rendesini nasıl severse ben de Türk dilini öyle seviyorum."
Burjuva dünyasında,ırkçı gerici ortamda,Doğu,Asya ve Afrika kültürlerinin etkisini Batı kültürü için güya alçaltıcı sayıyorlar.
📖 Sayfa 209 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Bana göre bütün kâinat, bütün unsurlarıyla başsız ve sonsuz bir akış halindedir. Dün yok oluyor, bugün dünün, yarın bugünün yerine geçiyor. Böylelikle her an gelen bir yarının akışı içinde, adımlarını bu akışa uyduran adam yaşayan adamdır.
📖 Sayfa 85 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Bireyin iyiliği ile toplumun genel iyiliği arasındaki uyumlu ilişkinin kurulmasında sanatçı üstüne düşen görevi yerine getirmelidir, tarihin zorladığı yeni insansal bireşimi yaratmalıdır. Nitekim, her çağın en büyük yazarları ve sanatçıları bu nedenle, toplumsal olayların hep ön saflarında yer almış oldukları gibi, bu yolda belirli bir dünya görüşüne de sahip olmuşlardır.
📖 Sayfa 15 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Ben bir şairim, ve bu mücadelede şairin yapması gerektiğini daha iyi anlatabilirim. Şuna inanıyorum ki, onların sorumluluğu, mühendislerin, teknisyenlerin sorumluluğundan bir damla olsun az değildir. Bilakis daha da büyüktür... Şair, ruhun mühendisidir. Onun sesi, milyonlarca insana, onların ruhuna, kalplerine hitap etmektedir. Kelimenin bu muazzam gücü, her şairi gururlandırmalı, ona sorumluluk bilincine kavuşturmalıdır. Barış ve ülkelerinin saadeti için mücadele eden namuslu şairler bu görevi gayet iyi bilmelidirler. Şairin hayatı ile edebi faaliyeti arasında hiçbir ayrılık olamaz.
📖 Sayfa 34 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Yazar her zaman halkının en yeşil dalıydı, anlıyor musunuz? Eğer yazar atalarının nasıl yazdıklarından habersizse, anayurdunun vicdanı olamaz! Düşünce ileri sürme hakkına sahip olamaz!
📖 Sayfa 33 · Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran
Sıkça Sorulan Sorular
Sanat Ve Edebiyat Üstüne kimin eseridir?
Sanat Ve Edebiyat Üstüne, Nazım Hikmet Ran tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2012'de yayımlanmıştır.
Sanat Ve Edebiyat Üstüne kaç sayfadır?
Sanat Ve Edebiyat Üstüne, 328 sayfadır (Evrensel Basım Yayın baskısı).
Sanat Ve Edebiyat Üstüne'nin en ünlü sözü nedir?
“Benim kanaatime göre; tezi olmayan, yüzde yüz tezsiz roman, hikâye, hattâ şiir; muayyen bir mânada, yoktur. Yalnız bazı yazıcılar, eserlerinin tezini, kendileri de farkına varmadan, insiyâki bir surette yaparlar, hattâ müdafaa ederler.”