
Yazılar 3, klasik edebiyat dünyasına Nazım Hikmet Ran'ın kazandırdığı özel bir eserdir. Türkçe baskısı Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Eserden akılda kalan bölümleri, beğeni sırasına göre aşağıya derledik.
Yazılar 3'dan En Beğenilen Alıntılar
"Kraldan daha çok kraldan yana olanlara kızarım."
📖 Sayfa 208 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Çiseliyen yağmur alçaktır, korkaktır, yalancı ve sinsidir...
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
"Sesten uzaklık, yaşamaktan uzak olmak demektir. Uçsuz bucaksız, yaratılmamış yaratılışın en güzel, en yaşatıcı verimi sestir..."
📖 Sayfa 28 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
(Orhan Selim / Akşam 24.1.1935)
Düşmanı çok olmak iyidir. İnsana kuvvet verir. İnsana, insan gibi, düşünerek, inanarak yaşadığını anlatır.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Bir eski Arapça söz vardır : "Hayrel umuru evsatüha!" (her şeyin ortalaması iyidir.) Bu "evsatüha" kadar sinirime dokunan nesne az vardır.
📖 Sayfa 101 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Bir gaye için ölmek değil, yaşamak güçtür.
📖 Sayfa 268 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
-Roza Lüksemburg
Kadın yüzünden dökülen kanlarda kadının suçu yoktur. Bütün suç, kadının uğrunda kan dökülecek bir deste banknot, bir denk halı biçimine gelişindedir.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Yiğitlikte tedbir, ihtiyat ve kurnazlıkla; kalleşlik ve düpedüz korkaklık arasında kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprü vardır.
📖 Sayfa 63 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
"Çalışmak insanoğlunun her çeşit verimli yaratıcılığının kaynağıdır."
📖 Sayfa 297 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Dostluk şarap gibi değildir. Yıllandıkça güzelliği, tadı artmaz, çok kez! Çok kez tersine olur, yılların içinde durgun su gibi kurtlanır, yosunlanır, tortulanır. Bunun için de düşmanların büyüğü çok kez eski dostlardan çıkar. Eski dost düşman olur, hem de nasıl!..
📖 Sayfa 123 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Sesten uzaklık, yaşamaktan uzak olmak demektir. Uçsuz bucaksız, yaratılmamış yaratılışın en güzel, en yaşatıcı verimi sestir...
📖 Sayfa 17 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Sesten uzaklık, yaşamaktan uzak olmak demektir. Uçsuz bucaksız, yaratılışın en güzel, en yaşatıcı verimi sestir...
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Yanımdaki arkadaş dedi ki :
📖 Sayfa 168 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
- Bu yalı kimindir bilir misin?.. Bu, Sultan Hamit'in maarif nazırlarından o anlı sanlı paşanın yalısıdır ki, bir tek sözüyle Osmanlı maarif tarihine girmiştir...
Yalı kiminmiş anladım. Paşa'yı maarif tarihine sokan söz de aklıma geldi. Bu sözü siz de bilirsiniz. Hani Maarif Nazırı Paşa Hazretleri uzun uzun düşünmüş taşınmış da :
- Ben Maarif-i Osmani'yi ıslah ederdim ama, şu mektepler olmasaydı, demiş...
Ben düşmanlarımla başa çıkarım, siz beni dostlarımdan koruyun!
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Aslanı kedileştiren YILGINLIK denen nesneydi. Yılgınlığın sersemliği, afyonun sarhoşluğundan çok köle edici, uyuşturucu ve öldürücüdür, dostlarım.
📖 Sayfa 312 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
kendimi soluk alan, duyan varlıklar arasında değil, ölen bir yaşayışın donmuş taş yığınları içine düşmüş sanıyorum
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
... aldanışta avuntuyu bulmak bir rakı kadehinin içinde boğulup ölmek gibi bir şeydir.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Yalan, hor görülmemesi gerek olan bir düşmandır.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
bakın gökyüzüne, güçsüzlüğünüze gülün; gökyüzüne bakın, yüreğiniz kabarsın güçlülüğünüzle.
📖 Sayfa 48 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran

Gözlerim çocuk kalmışsa, bu ilk bakışta görülebiliyorsa ne mutlu bana. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlardır.
📖 Sayfa 77 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
İlkbahar, 14 yaşındadır bence, ne çocuk, ne delikanlı. Sonbahar ise 50 yaşındadır, ne genç, ne yaşlı!.. Birinde bir başlangıcın şaşkınlığı, öbüründe bir bitişin afallayışı vardır.
📖 Sayfa 247 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Unutmak, unutabilmek bazı insanlar için bir morfin şırıngası, bir uyuşturucu zehirin sarhoşluğu gibi aranan, istenen bir nesnedir.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Eğer yaşamadaki çokluğun gücünü anladığımız kadar, ölümdeki çokluğun da acısını duyabilsek, acısını anlayabilsek, adamoğulları bunu kavrayabilseler, insan soyu büyük bir kazanç elde ederdi
📖 Sayfa 216 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Aptalın dört cümle başlangıcı vardır:
📖 Sayfa 239 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
1. Onu biz de biliriz. Üç sözle anlatayım.
2. Ah param olsaydı görürdün.
3. Her şeyden önce insan sıhhatine bakmalı.
4. Bir söz ettim herif mahvoldu.
Bir şeyi, bir nesneyi, bir düşünceyi, bir hareketi, bir canlıyı sevmemiş, sevememiş olan adam, bütün ömrünce ne bir şarkının tadını duyabilmiş, ne bir heyecanın hamlesiyle yükselebilmiş, ne de, göğsünü gere gere haykırabilmiş demektir.
📖 Sayfa 291 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Bir saat, belki bir gün bu sessizlik ve bu sessizlik içinde, durgun bir suda bir karpuzun ağır ağır kımıldaması gibi, başın dinlenmesi iyi olabilir. Ancak bir yedi gün süren sessizlik, sekizinci günü ölüm dilsizliği oluyor.
📖 Sayfa 27 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Zaman denilen şey bizim dışımızda bize bağlanmadan var olan bir varlıktır.
📖 Sayfa 321 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
"Yalancının mumu yatsıya kadar yanar." Hayır. Öyle yalanlar var ki, bunlar, insanların daha mum ışığını bile bilmedikleri devirlerde söylenmiş ve bugüne kadar yaşıyorlar.
📖 Sayfa 220 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Arkadan bıçak atmasını bilmeyenler, bu kara toprak üstünde kendileri sırtlarından bıçak yiyerek devrilirler!
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Ben cıgarayı bugün, ne tadı, ne alışkanlığı için içerim. Cıgarayla arkadaş olmuşumdur. Aklımdan geçenleri daha onlar tohumken, ilk sezen, ilk anlayan odur. Ondan gizli tek bir şeyim yoktur. O dilsiz olduğu için, günün birinde, aramız açılsa da beni satamaz. Ve inanın bana ki, böyle bir arkadaş, her gün ahbaplıkların ipliği pazara çıkarıldığı bir dünyada, çok az bulunur bir nesnedir.
📖 Sayfa 151 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Unutulması istenen hatıraları, yüzleri, manzaraları unutmak, bir duvardan çivi söker gibi, kafanın, yüreğin içinden çekip çıkarmak onları ve bu işi öyle yapabilmek ki, çivinin yeri bile kalmasın!
📖 Sayfa 294 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Çizmeden yukarı çıkmak hikayesini dinlemişsinizdir elbet... Ressam, ayağı çizmeli bir adam resmi yapmış. Bir kundura boyacısı bu resmi görmüş ve çizmedeki pırıltıların yanlış olduğunu ressama söylemiş. Ressam, boyacının kritiğini doğru bulmuş ve pırıltıları düzeltmiş. Bunun üzerine, boyacı : "İyi ama," demiş, "pantolondaki kırışıklar da yanlış." Ressam kızmış birdenbire :
📖 Sayfa 137 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
- Yoo! diye haykırmış, çizmeden yukarı çıkma!
İşte o gün bugündür bu "Çizmeden yukarı çıkma" sözünü önüne gelen kullanıp durur.
Yalan en büyük kuvvetini yayılmasından alır.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Büyük, yaratıcı uykusuzluklar, büyük yaratıcı ihtiyaçlara benzerler. İkisinden birini çekmeyen, büyük bir verim veremez gibi geliyor bana.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
"Barika-yı hakikat müsademe-i efkardan çıkar."
📖 Sayfa 280 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
"Gerçeğin parıltısı düşüncelerin çarpışmasından çıkar."
Bence, yeni çeşit bedduaların en keskini : "Düşmanın seni övsün!" sözüdür...
📖 Sayfa 292 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Bana göre büyük adam, odur ki, sanattan politikaya kadar, kendi işinde, en önde yürür, dönemeçleri en önce geçer, olanı kavrar, olacağı sezer ve bu kavrayışla sezişe dayanarak yaratır.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Bürokraside en korkunç nesne onun putperestliğidir.
📖 Sayfa 92 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran

Akıl dediğimiz nesne; iş gören bir gövdenin, bir kolun pazulanması, olgunlaşması gibi; adamoğlunun iş görme akışında yüceliyor, derinleşiyor, keskinleşiyor.
📖 Sayfa 98 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Dağılışın, birleşişin gökyüzü anasıdır. Durmadan, durmadan geçişin beşiğidir gökyüzü.
📖 Sayfa 48 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Bakın gökyüzüne, güçsüzlüğünüze gülün; gökyüzüne bakın, yüreğiniz kabarsın güçlülüğünüzle.
Gökyüzünde ne aksakallı bir koca kişi, ne elle tutulmaz, gözle görülmez olan!
Gökyüzünde ne baş, ne son; ne aşağı, ne yukarı.
Benzetmeyin gökyüzünü gök boyalı bir atlasa; atlas yırtılır.
Gökyüzü altın kakmalı bir kubbe değildir; kubbe yıkılır.
Gökyüzü ne ağlamasını bilir, ne gülmesini. Gökyüzünde ne baş, ne son, ne aşağı, ne yukarı.
"Söz ağızdan çıkar," diye bir atasözü vardır. Ağız adamoğlunun en yaratıcı, en yıkıcı, en budala üyesidir. Ağız söz söyler yer yerinden oynayabilir. Ağız söz söyler, en budalaca bir düşünceyi ortaya atar. Ağız düşüncelerimizin kapısıdır. İşte bunun için çok kez kapamasını bilmediğimiz bu kapıyı kullanmakta güçlük çektiğimiz içindir ki, içinden çıkanı sonra peşinden gidip tutamıyoruz.
📖 Sayfa 47 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Şakır şakır yağan yağmurlara benzeyen insanlara, düşmanım da olsalar saygı duyarım. Fakat içlerinde çiseleyen bir yürek taşıyan, yaşayışları, düşünüşleri, kavgaları çiselemek biçiminde olan insanlardan yılan görmüş gibi tiksinirim.
📖 Sayfa 301 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Sporun da çoğu, kendi tersine döner ve sağlam gövde sağlam kafa verecek yerde, gereğinden çok üstüne düşülmüş ve işlenmiş bir gövde, kafasız bir gövde biçimine giriverir.
📖 Sayfa 254 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Bir iş ki komisyona, encümene havale edilmiştir, ondan kesin umudu. Komisyonların çoğu, bir işi halletmek için değil, halledilmeyecek işleri müzakere, münakaşa, tetkik ve tamik için toplanırlar ve dağılırlar.
📖 Sayfa 163 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
"Söz ağızdan çıkar," diye bir atasözü vardır. Ağız adamoğlunun en yaratıcı, en yıkıcı, en budala üyesidir. Ağız söz söyler yer yerinden oynayabilir. Ağız söz söyler, en budalaca bir düşünceyi ortaya atar. Ağız düşüncelerimizin kapısıdır. İşte bunun için çok kez kapamasını bilmediğimiz bu kapıyı kullanmakta güçlük çektiğimiz içindir ki, içinden çıkanı sonra peşinden gidip tutamıyoruz. Söz ağızdan çıkmayıp da, çoğumuzda bakar kör olan gözden çıksaydı, sözünde duranların sayısı belki artardı.
📖 Sayfa 47 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
İftiranın en büyük kuvveti bir yağ lekesi gibi çabucak yayılışındadır.
📖 Sayfa 276 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Yazı denilen nesne, eninde sonunda, duyguları, düşünceleri çizgileştirmek, söylemek demektir. Ne kadar değersiz, ne kadar değmez de olsa, bir düşünceyi, bir duyguyu söylemek, önceden olan bir nesneyi, elle tutulur, gözle görülür bir anlatım biçimine sokmaktır. Söylenecek, anlatılacak, duyurulacak bir düşünce, bir duygu olduktan sonra bunun yazılması, yazıcının ustalığına göre bir vakit işinden başka bir nesne değildir.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
İşsizlikten şikayet edenlere hak veririm, iki gözüm, hak veririm doğrusu. İşsizlik bu cumhuriyet asrında, yurttaşlar için öyle pek de yakışık alır bir meslek değildir, iki gözüm, değildir doğrusu.
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Soyu bütün aptal için çözülmemiş mesele, tetkike değer düşünce yoktur. O, her meseleyi önceden çözmüş, her düşünceyi zaten tetkik etmiş, hükmünü önceden vermiştir.
📖 Sayfa 197 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Eğer yemişlerinin tadını, yapraklarının ışıltısını, balıklarının pırıltısını ve taşıdığın kokuların güzelliğini bilseydin, sevinçten yüreğin dururdu. Kendini o kadar beğenirdin ki, bu benci beğeniş sam yeli olur, yemişlerini dallarından düşürür; kuraklık olur, balıklarını öldürür; fırtına olur, kokularını dağıtırdı, belki ... Çünkü benci beğeniş adamoğullarının yüreklerinde çöreklenmiş bir yılan gibidir ve başını kaldırdığı vakit ilkönce ağulu dişleriyle soktuğu nesne içinde yattığı yürektir, çocuğum ...
📖 Sayfa 31 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
"Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. " Hayır. Öyle yalanlar var ki, bunlar, insanların daha mum ışığını bile bilmedikleri devirlerde söylenmiş ve bugüne kadar yaşıyorlar. İnsanların ay ışığı, güneş, yıldızlar ve kuru ağaç kabuklarının birbirine sürtülmesinden çıkan ateş yalımlarından başka bir aydınlık bilmedikleri devirlerde söyledikleri kuyruklu yalanları bugün bile yıkmak güç oluyor...
📖 Sayfa 182 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Sen, yemişlerinin tadına doyum olmaz, yaprakları ışıklı genç bir ağaç gibisin. Genç bir ağaç gibisin ki, ne verdiğin yemişlerin doyulmayan tadını, ne kendi yapraklarının ışıltısını anlayabilirsin.
📖 Sayfa 31 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Böyle yemişlerin, böyle yaprakların olduğunu bilmiyorsun bile.
Eskiden "Amerika Vahşileri" diye filmler gösterilirdi. Bu filmler yüzünden, birçok sinemacılar para kazandıydı ama, memleket çocukları, istilaya uğramış yurtlarını korumak için uğraşan insanları "Amerika Vahşileri" adı altında tanıdı gitti... "Amerika Vahşileri" dolabına kapılmayalım artık...
📖 Sayfa 234 · Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran
Sıkça Sorulan Sorular
Yazılar 3 kimin eseridir?
Yazılar 3, Nazım Hikmet Ran tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1993'te yayımlanmıştır.
Yazılar 3 kaç sayfadır?
Yazılar 3, 400 sayfadır (Yapı Kredi Yayınları baskısı).
Yazılar 3'ın en ünlü sözü nedir?
“"Kraldan daha çok kraldan yana olanlara kızarım."”