
Klasik edebiyat alanında yazılmış önemli eserlerden biri olan Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin'in kaleminden çıkmıştır. Kitap 32 sayfadır. Klasik edebiyat dünyasından Nasrettin Hoca Gülütler'den seçilen bu sözler, okur beğenisiyle sıralandı.
Nasrettin Hoca Gülütler'den En Beğenilen Alıntılar
Hoca bigün çağrılı olduğu bir düğün
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
evinde, buyur edildiği sofraya otururken, çiğnediği sakızı ağzından çıkarıp burnunun ucuna yapıştırmış. Ordakiler,
- Aman Hoca, o nedir öyle? diye sorunca
Hoca,
- Ne yapayım, demiş, yoksulun malı gözü önünde gerek!
Komşusu evine gelip Hoca'dan çamaşır ipini istemiş. Hoca içeri girip bisüre sonra kapıya çıkarak,
📖 Sayfa 7 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Kusura kalma komşu, ipe un sermişler... demiş.
Komşusu,
- Etme Hoca, hiç ipe un serilir mi? diye
sorunca Hoca da,
- Vermeye gönlüm olmayınca,
serilir ... demiş.
Karısı doğururken Hoca da mum
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
tutuyormuş. İlk doğanlar ikizmiş. İkizlerin
arkasından bir çocuk daha baş gösterince
Hoca mumu söndürmüş.
Ebe,
- Aman Hoca ne yaptın? deyince, Hoca
da,
- Ne yapayım, demiş, baksana ışığı gören
fırlıyor.
Dışarda iki haydut şöyle konuşuyorlarmış: "Evine girip Hoca'yı boğazlayalım. Oğlağını kesip karnımızı doyuralım. Karısını da dağa kaldırıp keyfedelim."
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca,
- İmdaaat! diye bağırınca, iki haydut
kaçmış ama karısı da,
- Amma da ödlekmişsin! diyerek Hoca'yı
küçümsemiş. Hoca,
-Elbet, demiş, sana göre hava hoş... Ne
olacaksa oğlakla bana olacaktı.
Gülüt nedir? Gülüt, dinleyenleri yada okuyanları güldüren, çok kısa, alaylı, şakalı,yergili,güldürücü olan sözlü yada yazılı öykü demektir.
📖 Sayfa 8 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca kadılığı sırasında dinlediği davacıya,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Haklısın! der.
Arkadan dinlediği davalıya da,
- Haklısın! der.
İçerden konusulanları dinleyen karısı,Efendi, bu nasıl is? Davacıyı dinledin
haklısın, dedin. Sonra tam tersini anlatan
dsvalıya da haklısın, dedin. Bu senin yaptığın haksızlık değil mi? deyince, Hoca bu kez karısına,
- Karıcığım sen de haklısın! der.
Bigün Hoca mezarlıkta dolaşırken, iri bir
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
köpeğin, mezar taşlarından birine siydiğini
görünce, sopasıyla hayvanı kovalamaya yeltenip, "Hoşt," diye bağırır. Koca köpek
dişlerini gösterip de hırlayınca Hoca alttan alıp,
- Sözüm sana değil, der, geç yiğidim geç!
Hoca camide vaaz ederken, kadınların boyanmalarının günah olduğunu
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
söylüyormuş. Dinleyenlerden biri, kendi karısının da boyandığını söyleyince Hoca,
- Ama yaraşır haspaya! demiş.
Bir toplulukta adamın biri kendini tutamayıp seslice yellenince, ayağını yere sürtüp yellenmeye benzer bir ses daha çıkarmış ki, yellendiği anlaşılmasın.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca,
- Hadi sesini benzettin, demiş, ya kokusu?
"Nasrettin Hoca bundan yedi yüz elli yıl kadar önce Sivrihisar ilçemizin Hortu köyünde doğmuş, bir süre Sivrihisar'da bulunmuş, sonra ölümüne dek Akşehir'de yaşamış ve orada ölmüştür. Mezarı da Akşehir'dedir. Demek Nasrettin Hoca, bir tarihsel kişidir. Ama Türk halkı, bir tarihsel kişi olan Nasrettin Hoca'yı öyle benimsemiş, öyle özümsemiş, Nasrettin Hoca'yı kendisi ve kendisini de Nasrettin Hoca saymış ki, sonunda toplumsal kişilik kazanan Nasrettin Hoca, Türk halkının kendisi olup çıkmış."
📖 Sayfa 5 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Türk halkı, bir tarihsel kişi olan Nasrettin Hoca'yı öyle benimsemiş, öyle özümsemiş, Nasrettin Hoca'yı kendisi ve kendisini de Nasrettin Hoca saymış ki, sonunda toplumsal kişilik kazanan Nasrettin Hoca, Türk halkının kendisi olup çıkmış. Türk halkı yediyüzelli yıldanberi kendi düşüncelerini, duygularını, Nasrettin Hoca'nın ağzından söylemiş ve Nasrettin Hoca'nın ağzından dinlemiş. Böylece halkımız hiç durmadan yeni yeni Nasrettin Hoca gülütleri yaratmış.
📖 Sayfa 5 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca'yı çok çirkin bir kadınla evlendirmişler. Evliliklerinin ilk sabahı
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca sokağa çıkarken karısı,
- Erkek akrabalarınızdan kimlere görüneyim, kimlere görünmeyeyim? diye sorunca Hoca,
- Bana görünme de, demiş, kime
görünürsen görün.
Hoca'nın eşeği çalınmış. Komşuları bunu duyunca birisi,
📖 Sayfa 28 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Bu çürük ahır kapısını neden değiştirmedin Hoca? demiş.
Başka biri,
- Üstelik kapıyı kilitlememişsin ... demiş.
Bir başkası,
- Hırsız ahıra girip eşeği alır götürür de insan uyanmaz mı, bu ne ağır uyku Hoca! demiş.
Kısacası herkes bitürlü söylemiş. Hoca da
bunalıp,
-Yahu komşular insaf edin, demiş, bütün kabahat yalnız bende mi, hırsızın hiç mi suçu yok?
Hoca çağrılı olduğu bir ziyafete gündelik kılığıyla gittiği için kendisine kimse aldırış etmemiş. Bunun üzerine evine koşup kürkünü giymiş, ziyafetin verildiği eve dönmüş. Çok ağırladıkları Hoca'yı başköşeye buyur etmişler. Sofra kurulunca en güzel yeri Hoca'ya vermişler. Hoca kürkünün yakasını çorba kasesine daldırıp,
📖 Sayfa 6 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Buyur! Ye kürküm ye, ye kürküm ye! demeye başlamış.
Şaşırıp nedenini soranlara,
- Nasıl olsa ikram kürke, yemeği de o
yesin ... demiş.
Hoca akşam evine dönünce karısını yine somurtkan görür.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Yine neyin var yüzün gülmüyor. .. Neden suratını asmışsın? diye sorar.
Karısı,
- Başsağlığına gitmiştim, ölü evinden geliyorum da ondan ... deyince,Hoca,
- İyi ama karıcığım, der, ben senin düğün evinden gelişini de bilirim.
Nasrettin Hoca böyle bir kişidir; yani hem belli bir tarihte doğup ölmüş bir tarihsel kişidir, hem de toplumun benimseyip özümsediği , simgeleştirdiği bir toplumsal kişidir.
📖 Sayfa 12 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Cevizleri bölüşmek yüzünden aralarında kavga çıkan çocuklar Nasrettin Hoca'ya gitmişler.
📖 Sayfa 27 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca,
— Kul taksimi mi istersiniz, Allah taksimi mi? diye sorunca, daha haklı olur diye, çocuklar Allah taksimi istemişler.
Hoca kimine bir avuç, kimine bir, kimine iki ceviz verip kimine de hiç vermeyince, çocuklar,
— Hiç Allah taksimi böyle olur mu Hoca amca? diye karşı koymuşlar.
Hoca da çocuklara,
—Görmüyor musunuz, demiş, köy ağasının koca bir sürüsü, muhtarın elli davarı, bakkalın yirmi koyunu, Ahmet'in bir ineği, benim bir eşeğim var, Kel Mehmet'in hiçbişeyi yok.
...pekçok ayrı anlamlara geliyor fıkra. Bu yüzden
📖 Sayfa 4 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
fıkranın anlamları karışıyor. Bu karışıklığı önlemek için, alaylı ve şakalı kısacık öykü, gülünecek bir söz ya da yazı anlamına gelen "fıkra" yerine Türkçesi olan "gülüt"ü yeğliyoruz.
Bu sözleri de duyan Hoca oğluna,
📖 Sayfa 29 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Duydun ya, demiş, en iyisi kendi
bildiğini yapmak; kimseye yaptığını
beğendiremezsin; elin ağzı torba değil ki
büzesin.

Hoca, karakışta bir köyden geçerken üstüne azgın köpekler saldırınca, köpeklere atmak için yerdeki taşları almak istemiş ama, buz tutan çamurdaki taşların hiçbirini sökememiş.
📖 Sayfa 30 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hey Tanrım, demiş, bu ne biçim köy, itleri salmışlar da taşları bağlamışlar
Hoca'nın iki karısı varmış. İkisi de sık sık,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
"Hangimizi daha çok seviyorsun?" diye
Hoca'yı sıkıştırırlarmış. Hoca iki karısına
ayrı ayrı birer mavi boncuk verip,
- Sakın bu mavi boncuğu kimseye
göstermeyeceksin, verdiğimi kimse
bilmeyecek ... demiş.
Bigün yine iki karısı birden,
- Hangimizi daha çok seviyorsun? diye
tutturunca, Hoca,
- Mavi boncuk kimdeyse, gönlüm onda ...
demiş.
Doğumundan önce de, ölümünden sonra da yaşamış olan dünyadaki tek insan Nasrettin Hoca’dır.
📖 Sayfa 13 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Gülüt gibi, yine "gülmek" sözcüğünden türetilmiş başka sözcüklerimiz de var. Örneğin Arapça "mizah" yerine "gülmece", Fransızca "komedi" yerine de "güldürü" diyoruz.
📖 Sayfa 4 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca'ya sormuslar:
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Cenaze götürülürken tabutun ne yanında olmalı: önünde mi ardında mı,
sağında mı solunda mı?
Hoca yanıt vermis:
- İçinde olma da neresinde olursan ol...
Size soracağım bilmece şu: Hem doğumundan önce, hem ölümünden sonra yaşamış insan kimdir?
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Düşünün bakalım, bilirseniz dünyayı size vereceğim.
Ayağını sıcak tut, başını serin,
📖 Sayfa 11 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Kendine bir iş bul, düşünme derin.
İpe un sermek
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Komşusu evine gelip Hoca'dan çamaşır ipini istemiş.Hoca içeri girip bisüre sonra kapıya çıkarak,
- Kusura kalma komşu, ipe un sermişler... demiş
Komşusu
- Etme Hoca, hiç ipe un serilir mi? diye sorunca Hoca da,
- Vermeye gönlüm olmayınca, serilir... demiş
Biliyorum, sizler de benim gibi, bilgiçlik taslayanları da , bilgiçlik taslamayı da sevmezsiniz.Öğrenilmesi en zor sanılan bilimler bile, iyi öğretme yöntemi bulunabilirse, tıpkı oyun oynar gibi güle oynaya beğeniyle öğrenilebilir.Yaşamda en sağlam, en doğru bilgilerimiz de işte böyle kendiliğinden öğrendiklerimizdir.
📖 Sayfa 11 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Bir komsusu Hoca'dan, kısa bir isi için eşeğini ister.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca,
- Değirmene gitti, burda değil... derken, ahırdaki eşek anırır.
O zaman komşu,
- Hani bur da değildi, anırıyor işte ... deyince, Hoca da şöyle der:
- Şu ak sakalımla benim sözüme inanmıyorsun da, bir eşeğin sözüne mi
inanıyorsun.
En iyisi kendi bildiğini yapmak; kimseye yaptığını beğendiremezsin; elin ağzı torba değil ki büzesin...
📖 Sayfa 29 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- El, elin eşeğini türkü çağıra çağıra arar...
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Uzun süren bir kış, Hoca'nın eşeğine vereceği arpa, saman iyice azalmış. Bunun üzerine Hoca eşeğine verdiği arpayı, samanı gittikçe azaltmış.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Günden güne azalta azalta, hayvana iki üç günde birazcık yem vermeye başlamış. Bigün ahıra girince ne baksın, eşek ölmüş. Hoca kendi kendine,
- Yazık oldu, demiş, tam açlığa alışacaktı, ömrü elvermedi.
Hoca geceleyin kapısının önünde bir patırtı işitip kulak vermiş. Dışarda iki haydut şöyle konuşuyorlarmış: "Evine girip Hoca'yı boğazlayalım. Oğlağını kesip karnımızı doyuralım. Karısını da dağa kaldırıp keyfedelim."
📖 Sayfa 30 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca,
- İmdaaat! diye bağırınca, iki haydut
kaçmış ama karısı da,
- Amma da ödlekmişsin! diyerek Hoca'yı
küçümsemiş.
Hoca,
-Elbet, demiş, sana göre hava hoş... Ne
olacaksa oğlakla bana olacaktı.
Bigün Hoca ata binmek isterse de, at boylu olduğundan binemez. Kendi kendine,
📖 Sayfa 25 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
— Hey gidi gençlik heey! der.
Sonra çevresine bakınıp kimseler olmadığını görünce,
—Palavrayı bırak, der, ben senin gençliğini de bilirim.
Eşeğini yitiren Hoca hem arar hem de türkü söylermiş. Böyle ne yaptığını soranlara,
📖 Sayfa 19 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Eşeğimi yitirdim de arıyorum... demiş.
-Aman Hoca, demişler, bu ne biçim eşek arama böyle, türkü söyleyerek.
Hoca o zaman,
Bir umudum şu dağın ardında, demiş, orda da bulamazsam, o zaman dinleyin siz bendeki gümbürtüyü....
Hoca eline testiyi tutuşturduğu oğluna iki tokat attıktan sonra,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Testiyi kırmadan pınardan su doldur da gel! demiş
Karısı,
- Testiyi daha kırmadan çocuğa dayak atılır mı hiç... deyince Hoca da,
- A kadın, demiş, testiyi kırdıktan sonra tokadı atmışsın neye yarar...
Nasrettin Hoca gülütleri yediyüzelli yıldanberi yinelenmekteyken yine de eskimez ve onlardan bıkılmaz. Oysa, bir sorunumuzu çözmeye yaramayan başka gülütleri ikinci kez dinleyemeyiz. Onlar eskir. Nasrettin Hoca gülütleri hiç eskimez.
📖 Sayfa 4 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Öyleyse, gelin hep birlikte bir oyun oynayalım, bir bilmece oyunu... Size soracağım bilmece şu: Hem doğumundan önce, hem ölümünden sonra yaşamış insan kimdir?
📖 Sayfa 5 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Düşünün bakalım, bilirseniz dünyayı size vereceğim.

Fıkra, günlük gazetelerde hergün aynı yerde çıkan yazılar.
📖 Sayfa 8 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Fıkra, yasaların içinde sayıyla ayrılmış maddelerin ayrı ayrı bölümleri.
Fıkra , birçok batı dillerinde”anekdot” yada “tost” ve “joke” yerine kullanılır.(Biz gülüt diyoruz.)
Fıkra, belkemiği omurunun her bir bölümü.
Fıkra, yazılmış bir loşa gazete haberi.
Fıkra, paragraf anlamında da kullanılır.
Hoca'ya karısının adını sormuşlar.
📖 Sayfa 25 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Bilmiyorum, demiş.
- Kaç yıllık evlisin? demişler.
- Yirmibeş, demiş.
- Yahu, insan bunca yıllık karısının adını öğrenmez mi? diye sormuşlar.
- Geçinmeye niyetim yoktu ki adını öğreneyim ... demiş.
Hoca'nın oğluna patlıcanı gösterip,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Bu nedir? diye sormuşlar.
- Gözü açılmadık sığırcık yavrusu...
demiş.
Hoca bunu duyunca,
- Yallah ben öğretmedim, demiş,oğlan kendi bildi.
Hoca bir sulak tarlada bir leylek yakalayıp evine getirmiş.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Leyleğin biçimini beğenmediği için biraz gagasından biraz ayaklarından biraz da kanatlarından kesip,
- Hah işte, demiş, bak şimdi kuşa benzedin!
"Öğrenilmesi en zor sanılan bilimler bile, iyi öğretme yöntemi bulunabilirse, tıpkı oyun oynar gibi güle oynaya beğeniyle öğrenilebilir."
📖 Sayfa 5 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Gülüt, "gülmek" fiilinden yapılmış bir isimdir, gülünecek şey demektir.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Eskiden "gülüt" yerine Arapça "fıkra" diyorduk. Ancak "fıkra" sözcüğünün daha başka şu anlamları da vardı:
• Fıkra, günlük gazetelerde her gün aynı yerde çıkan yazılar.
• Fıkra, yasaların içinde sayıyla ayrılmış maddelerin ayrı ayrı bölümleri.
• Fıkra, biçok Batı dilinde "anekdot" yada "tost" ve "joke" yerine kullanılır.
(Biz "gülüt" diyoruz)
alaylı ve şakalı kısacık öykü, gülünecek bir söz yada yazı anlamına gelen "fıkra" yerine Türkçesi olan "gülüt"ü yeğliyoruz.
📖 Sayfa 4 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Gülüt gibi, yine "gülmek" sözcüğünden türetilmiş başka sözcüklerimiz de var. Örneğin Arapça "mizah" yerine "gülmece", Fransızca "komedi" yerine de "güldürü" diyoruz.
Timur her nedense bigün Nasrettin Hoca'ya çok kızdığından, adamlarına,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
-Yatırın Hoca'yı, ayaklarına binbeşyüz sopa vurun demiş.
Hoca gülmeye başlayınca,
-Neden gülersin? diye sormuş Timur.
Hoca,
-Efendim, demiş, siz ya hiç sopa yemediniz ya sayı saymasını bilmiyorsunuz.
Muhtarın eşeği kaybolmuş.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Muhtar herkes kaybolan eşeği arasın demiş...
İster istemez Hoca da,
muhtarın eşeğini aramaya başlamış.
Hoca hem türkü çığırır, hem gidermiş.
- Ne yapıyorsun böyle? diye sormuşlar.
- Muhtarın eşeğini arıyorum... demiş.
- Yahu, bu ne biçim eşek arama? diye
soranlara Hoca şöyle demiş:
- El, elin eşeğini türkü çağıra çağıra arar...
Hoca evinin damından düşer. Konu komşu başına üşüşüp,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Nasılsın? Ağrın sızın var mı? Kırık incik var mı? diye sormaya başlarlar.
Hoca şöyle der:
- İçinizde damdan düşmüş olan var mı?
Ne desem boş... Ancak damdan düşen halden bilir.
Hoca kadılığı sırasında dinlediği davacıya,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
- Haklısın! der.
Arkadan dinlediği davalıya da,
- Haklısın! der.
İçerden konuşulanları dinleyen
karısı,
- Efendi, bu nasıl iş? Davacıyı dinledin
haklısın, dedin. Sonra tam tersini anlatan
davalıya da haklısın, dedin.
Bu senin yaptığın haksızlık değil mi? deyince, Hoca
bu kez karısına,
- Karıcığım sen de haklısın! der.
Gülüt, "gülmek" fiilinden yapılmş bir isimdir, gülünecek şey demektir. Eskiden "gülüt" yerine Arapça "fıkra" diyorduk. Ancak "fıkra" sözcüğünün daha başka şu anlamları da vardı:
📖 Sayfa 4 · Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
• Fıkra, günlük gazetelerde
hergün aynı yerde çıkan
yazılar.
• Fıkra, yasaların içinde sayıyla
ayrılmış maddelerin ayrı ayrı
bölümleri.
• Fıkra, biçok Batı dilinde
"anekdot" yada "
tost" ve "joke" yerine
Kullanılır. (Biz "gülüt" diyoruz)
• Fıkra, belkemiği omurunun her bir bölümü.
• Fıkra, yazılmış bir kısa gazete haberi.
• Fıkra, paragraf anlamına da kullanılır.
Hoca'nın iki karısı varmış. İkisi de sık sık,
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
"Hangimizi daha çok seviyorsun?" diye Hoca'yı sıkıştırırlarmış.
Hoca iki karısına ayrı ayrı birer mavi boncuk verip,
- Sakın bu mavi boncuğu kimseye göstermeyeceksin,
verdiğimi kimse bilmeyecek... demiş.
Bigün yine iki karısı birden,
- Hangimizi daha çok seviyorsun? diye tutturunca, Hoca,
- Mavi boncuk kimdeyse, gönlüm onda...
demi§.
Hoca'ya sormuşlar:
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
·- Cenaze götürülürken tabutun ne yanında olmalı: önünde mi ardında mı,
sağında mı solunda mı?
Hoca yanıt vermiş:
- İçinde olma da neresinde
olursan ol...
Hoca ermiş olduğunu söyleyip övünürmüş.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Birisi,
- Ermişsen bir keramet göster bakalım...
demiş.
Hoca nasıl bir keramet görmek istediğini
sorunca, adam,
- Şu karşıki dağı çağır da, ayağına gelsin...
demiş.
Hoca üç kez,
- Gel yanıma koca dağ, geel! diye
seslenmiş, sonra da dağa doğru yürümeye
başlayınca, adam,
- Hani Hoca, demiş, dağın yerinden
kıpırdadığı bile yok...
Dağa doğru yürümekte olan Hoca şu
karşılığı vermiş:
- Ben alçakgönüllüyümdür; dağ
yürümezse abdal yürür.
Okuryazar olmayan birisi, kendisine gelen mektubu Hoca'ya götürür, okuması için rica eder.
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
Hoca evirir çevirir mektubu, adama,
- Bu mektubu ben okuyamadım, başka birine okut... der.
Adam,
- Bir de hoca olacaksın, başındaki o koskoca kavuktan utan! deyince,
Hoca başından çıkardığı kavuğunu adamın kafasına geçirip,
- Keramet kavuktaysa, hadi sen oku bakalım... der
Hoca derede aptes alıyormuş. Sol ayağını da yıkayıp aptesini tamamlarken
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin
bir de bakmış ki pabucunun teki dere suyuna kapılmış gidiyor. Yakalamak için
seğirtmişse de, derenin derin yerine gelince akıntıda giden pabucuna baka kalmış.
Derenin bu yaptığına öyle kızmış ki, dereye ardını dönüp yellendikten sonra,
- Al aptesini, ver pabucumu, demiş.
Sıkça Sorulan Sorular
Nasrettin Hoca Gülütler kimin eseridir?
Nasrettin Hoca Gülütler, Aziz Nesin tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2016'da yayımlanmıştır.
Nasrettin Hoca Gülütler kaç sayfadır?
Nasrettin Hoca Gülütler, 32 sayfadır (Nesin Yayınevi baskısı).
Nasrettin Hoca Gülütler'in en ünlü sözü nedir?
“Hoca bigün çağrılı olduğu bir düğün evinde, buyur edildiği sofraya otururken, çiğnediği sakızı ağzından çıkarıp burnunun ucuna yapıştırmış. Ordakiler, - Aman Hoca, o nedir öyle? diye sorunca Hoca, - Ne yapayım, demiş, yoksulun malı gözü önünde gerek!”