CANLI

Ömer Seyfettin'den Klasik Edebiyat Üzerine Etkisi Süren Sözler: Memlekete Mektup

Memlekete Mektup - Ömer Seyfettin kitap alıntıları ve sözleri

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin'in 2004 tarihli Edebiyat alanında öne çıkan eseridir. Bu sayfada, eserden akılda kalan en etkileyici bölümler bir araya getirildi.

Yazar:Ömer Seyfettin
İlk Yayın:2004
Yayınevi:İnkilap Yayınevi
Sayfa Sayısı:159
Dil:Türkçe
ISBN:9789751020611
Okuma Süresi:4 sa. 30 dk.
Türler:Edebiyat, Hikaye (Öykü), Türk Klasikleri

Memlekete Mektup'tan En Beğenilen Alıntılar

Bir idealistin ilk vasfı ümitsiz olmamaktadır. Hâlbuki ben bu saat ümitsizim. Bir haftadır kendimi öldürmeyi düşünüyorum.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Piyasayı gezdim. Diyebilirim ki hemen hemen bütün ticaret bağları Rumların, Yahudilerin elinde... Harp zamanı kazananlar lüks içinde paralarını yemekle meşgul.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Fikir hayatına ait bir şey yok. Hani o gazetelerde ilanlarını gördüğümüz serbest dersler, konferanslar filan hep yalan! Henüz üniversiteye giremedim. İnşallah üzülmem. Fakat orada da fikirlere hâkim, okur, yazar, eser sahibi bir âlim yok. Âlimlerin en çok yazanı nihayet yarım yamalak tercüme vadisini atlayamamış!

📖 Sayfa 69 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Yarının dehşetini hatırlamak zihnimi alt üst ediyor.

📖 Sayfa 74 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Bu iktisadî hercümerçten ziyade beni meyus eden manevî perişanlık! Edebiyat bir ölünün kalbi gibi durmuş, soğumuş... İlmin namı yok. Felsefe alay! Sanat şaka. Biliyorsun, biz tahsilimizi bitirirken ne kadar idealisttik.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Biliyorsun, biz tahsilimizi bitirirken ne kadar idealisttik. Daima bir gün Türkiye’nin istibdattan kurtulacağını, Meşrutiyet ilân edilir edilmez gizli membalar gibi bütün istidatlarımızın ortaya fışkıracağını, beş on sene içinde Avrupa’ya yetişebileceğimizi tahayyül ederdik. İstanbul’dan aldığımız nuru memleketimize neşretmek için bir gün durmadık. Doğduğumuz yere döndük.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Bu asrın milliyet hakikatini en anlamayan, en milliyet hissinden mahrum iki cahil şahsiyeti, Enver’le Cemal’i Türkçü sanıyor. Mantığı kararmış Enver’in Anadolu’dan gasp ederek bol bol Arap illerine saçtığı milyarların dehşetini biz Malatya’da bilmiyorduk

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Evet, saadet rüya gibi çarçabuk geçer...

📖 Sayfa 77 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Biz Türkler tarihte ne kadar felâketler geçirmişiz. Devletimiz hükümdarsız, hükümetsiz kalmış. Kardeşler birbirine düşman olmuşlar. Fakat nihayet, yine toplanmışız. Yine ölmemişiz. Saadetin de, felâketin de geçici şeyler olduğunu hatırlamak insana biraz teselli veriyor.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Hani bizim Hukuk’a devam ettiğimiz zamanın İstanbul’u, on beş sene evvelki İstanbul artık yok! Sokaklar daralmış, insanlar küçülmüş, kadınlar sıskalaşmış. Çehreler solgun. Herkeste üst baş perişan. İnanılmaz bir zaruret bu halkı eziyor. Mahallelerde birçok evler aç! Buna mukabil haydutlar hâlâ kâşânelerde yaşıyorlar. Otomobillerde geziyorlar. Fakirlikle zenginlik iki barışmaz düşman gibi karşı karşıya geçmiş.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Ah, bu eski kağıtlardan, eski kitap aralarından, unutulmuş eski defterlerden çıkan matem kokusu!

📖 Sayfa 73 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Burada bu cemiyet, dernek filân meseleleri vakit geçirmek için çıkarılıyor. Kimsenin muayyen bir fikri yok. Yalnız muayyen bir fikir var: İrtica...

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Edebiyat bir ölünün kalbi gibi durmuş, soğumuş... İlmin namı yok! Felsefe alay! Sanat şaka!

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

"Eğer hainler, Allah'ın gazabına daha uğramazlarsa dünyada Müslüman kalmayacak!" dedi.
Gayri ihtiyari,
— Bu hainler kim? diye sordum.
— Kimler olacak? Millete ekmek diye kum toprak yedirenler! Katığı dünya yüzünden kaldıranlar! Fukarayı soyup zengin olanlar. Otomobillerde uçanlar!
— .......

📖 Sayfa 80 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Evet, burda ufuksuz bir çölde kalmış gibiyim. Ruhumu, elemimi anlayan yok,

📖 Sayfa 64 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Fakat bizim bir ruhumuz var ki, “öldü, öldü” sanılır da yine ölmez.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Aklım, fikrim, muhakemem yerinde değil. Ruhumdan bir zehirli okla vurulmuş gibiyim.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Heyhat, artık ne kaldı? Fakat ümit ölmez.

📖 Sayfa 134 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Namık Kemal’in şiirlerini nasıl heyecanla okuduğumuzu hatırla. Şimdi o ilâhî vecd yok. İstanbul mefluç bir gölge hâlinde uzanmış! Uyuyor. Fakat baygın. Bu cesedi kımıldatacak ruh ölü... Biz Malatya’da İstanbul’u, payitahtımızı nasıl tahayyül ederdik. Sakın gelip de görmeğe kalkma. Benim gibi buhran içinde kalırsın.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

On beş sene evvelki İstanbul artık yok! Sokaklar daralmış, insanlar küçülmüş, kadınlar sıskalaşmış. Çehreler solgun...

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Şimdi herkes yarını bekliyor. Fakat her yarın başka bir ümitsizlik bırakarak geçip gidiyor. Hatırasız bir dün oluyor.

📖 Sayfa 143 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

“Her Müslüman millet, bizim gibi milliyetini, sanatını, tarihini, İslamiyet'ten evvelki mazisini inkâr edecek mi?" diye sordum.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Bu asrın milliyet hakikatini en anlamayan, milliyet hissinden en mahrum iki cahil şahsiyeti, Enver'le Cemal'i Türkçü saniyor. Mantığı kararmış Enver'in Anadolu'dan gasp ederek Arap illerine bol bol saçtığı milyarların dehşetini biz Malatya'da bilmiyorduk.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Bir tanecik âlimi olmamak! Bu milliyet çağında bir millet için ne feci mahrumiyet!

📖 Sayfa 69 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

yine sükûn, yine matem...

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

İşittiğime göre onlar şahsî servetlerinin selâmeti için İstanbul’un bütün bütün başka bir devlete verilmesini istiyorlarmış.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Biz Araba, Aceme karışmayız. Buradaki Türkler hiç milliyetlerinden bahsetmemeli! Selâmet ancak bundadır!

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Biz Türkler tarihte ne kadar felaketler geçirmişiz. Devletimiz hükümdarsız, hükümetsiz kalmış. Kardeşler birbirlerine düşman olmuşlar. Fakat nihayet yine toplanmışız. Yine ölmemişiz. Saadetin de, felaketin de geçici şeyler olduğunu hatırlamak insana biraz teselli veriyor. Evet, Celilciğim, insan için mutlaka bir teselli var.

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Birbirine benzeyen günler. Bazen yağmur, bazen güneş.

📖 Sayfa 145 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Karını, kendin gitmediğin yere gece yatısına gönderme!

📖 Sayfa 88 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Derler ki: "Tarihsiz millet mesuttur!" Ben de "Hatıratsız insan mesuttur!" diyeceğim.

📖 Sayfa 73 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Ben çok şükür bu pir aşkına sürünmek faziletini kaybettim. Gerçi şimdi bulunduğum çevre biraz adi. Fakat kesinlikle ukala değil... Herkesin emeli, felsefesi, arzusu bir: Para kazanmak! Mücerredat yok! Hayal yok! Oldukça karışık bir piyasa dalaveresi var. Açıkgözlülük en büyük kuvvet...

📖 Sayfa 78 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

en güzel eğlence kırda yayan gezmek, kırların havasından istifade etmektir.

📖 Sayfa 42 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Felaketler, ıstıraplar, matemler ruhumuzda adeta bir yara gibi derin bir iz bırakıyor. Saadetlerimiz, sevinçlerimiz, hoş günlerimiz tıpkı bir rüya hafifliğiyle eriyiveriyor, unutuluyor.

📖 Sayfa 72 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Atı ay sonra, zavallı samimi defter! Seni nasıl heyecanla elime alıyorum; acı, öldürücü bir bunalım içindeyim. Söylemek için günahı dudaklarından taşan, kalbine sığmayan bir suçlu gibiyim. ... Evet insanları açlıktan öldüren bizdik! Bize yol gösteren, bize müsaade edip, bizimle beraber çalanlardı!

📖 Sayfa 80 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Hani mektepte okuduğumuz Mantık kitabında, Mi'yâr-ı Sedâd'da [Aristo mantığı kitapları] gördüğümüz tasnifi bile burada anlayan aydın yok. Uzmanlığa kimsenin aklı ermiyor. Şarlatanlık moda... Fikir hususunda fırıldak gibi dönmek, dün söylediğini bugün inkâr etmek haysiyetsizlik kabul edilmiyor.

📖 Sayfa 69 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

İstanbul inmeli bir gölge halinde uzanmış! Uyuyor. Fakat baygın. Bu cesedi kımıldatacak ruh ölü... Biz Malatya'da İstanbul'u, payitahtımızı nasıl hayal ederdik. Sakın gelip de görmeye kalkma. Benim gibi bunalım içinde kalırsın. Bir idealistin birinci niteliği umutsuz olmamaktır. Halbuki ben bu saat umutsuzum.

📖 Sayfa 70 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Evet, keşke yazacak anılarım olmayaymış! Birbirine benzeyen muntazam, olaysız günler ne kadar boş! Fakat ne kadar ıstırapsız...

📖 Sayfa 73 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Yolunu, izini bilmediğin yere gitme!

📖 Sayfa 86 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Gurbet İstanbul demektir.

📖 Sayfa 84 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

masraf gelire göre değil ihtiyaca göre yapılır.

📖 Sayfa 42 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

"Para kazanmak erkeğin, kazanılan paranın satın alma gücünü artırmak da kadının vazifesidir,"

📖 Sayfa 41 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Zaman ne dehşetli bir ilaç! Şimdi o acıların binde bir zerresini duyamıyorum.

📖 Sayfa 73 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

— Canım nasıl yaşarsın? Otuz kuruşla küçük bir kanarya geçinemez.

📖 Sayfa 13 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Güneş görmediği halde bilmem niçin sararan bu sayfaları gayri ihtiyari kokladım. Keskin, bayıltıcı, hasta bir sonbahar kokusu! Ah, bu eski kâğıtlardan, eski kitap aralarından, unutulmuş eski defterlerden çıkan matem kokusu!

📖 Sayfa 73 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Artık ne işitsem efsane diyorum. Çünkü hiçbirisinin başı, ucuna uymuyor.

📖 Sayfa 135 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Artık bu defteri [günlük] dolduracağımı ümit etmiyorum. İnsan zengin olunca okumaktan olduğu gibi yazmaktan da nefret ediyor.

📖 Sayfa 78 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

insan için mutlaka bir teselli var.

📖 Sayfa 70 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Dikkat ettim; tarih denen şey felaket nakili! Saadetten hiç bahsetmiyor; yahut şöyle üstünkörü geçiyor. En sevinçli, en talihli devirlerin içinde bile bir facia, bir hıyanet, bir acı, bir zehir bulmakta usta!

📖 Sayfa 72 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

[On sene evvel] Yazdıklarıma baktım. Hiç huzur verecek bir şey yok! Kanserden ölen anneciğimin yavaş yavaş nasıl söndüğünü, zavallı kurtarılmaz bir pençe ile inleye inleye hiçliğe sürüklenirken nasıl öldürücü acılar duyduğunu uzun uzadıya kaydetmişim... Zaman ne dehşetli bir ilaç! Şimdi o acıların binde bir zerresini duyamıyorum.

📖 Sayfa 73 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Meşrutiyeti getirdikleri için Anadolu'nun sırtı sıra on yıl liyakatlerine aldandığı İttihatçı güruhu da iki kısım olmuş. Biri kuvvet ellerinde iken halkı soyup soğana çeviren yeni zengin sınıfı! Öteki fırsatı kaçırıp umumi soyguna şahsi namus endişesiyle katılmayanlar.

📖 Sayfa 64 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Fakirlik ve zenginlik iki barışmaz düşman gibi karşı karşıya geçmiş, biri karargahını Şişli'ye Nişantaşına diğeri Fatih'e Aksaray'a kurmuş sanki vakti bilinmeyen bir meydan muharebesini bekliyorlar. Köprü adeta uluslararası bir sergi ...

📖 Sayfa 4 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Un işi yapıyoruz. Zaten bundan kârlı şey yok. Biraz zahireye de karışıyoruz. Şeker filan kapatıyoruz. Dört ay evvel yazdıklarımı okurken gülümsedim. Vay enayi! O sefaletlere nasıl dayanmışım! Günde yarım liraya kapalı bir dershanede beş saat kafa patlat! Sonra da son derece açık bir eşekliği fazilet zannetmek!

📖 Sayfa 78 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Biz Türkler tarihte ne kadar felaketler geçirmişiz. Devletimiz hükümdarsız, hükümetsiz kalmış. Kardeşler birbirlerine düşman olmuşlar. Fakat sonunda, yine toplanmışız. Yine ölmemişiz. Saadetin de, felaketin de geçici şeyler olduğunu hatırlamak insana biraz teselli veriyor.

📖 Sayfa 70 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Bu ekonomik alt üst oluştan çok, beni umutsuz eden manevi perişanlık! Edebiyat bir ölünün kalbi gibi durmuş, soğumuş... Bilimin adı yok. Felsefe alay! Sanat şaka.

📖 Sayfa 66 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Harp zamanı, propagandası bizim vilayete kadar gelen milli ticaretten de bir şey anlamadım. Piyasayı gezdim. Diyebilirim ki, hemen hemen bütün ticaret bağları Rumların, Yahudilerin elinde... Harp zamanı kazananlar lüks içinde paralarını yemekle meşgul.

📖 Sayfa 66 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

İşte yirmi sekiz sene bir çatı altında beraber ihtiyarladıkları halde ruhları birbirine yabancıydı. Aralarında ummanların, karlı şahikaların ayırdığı geçilmez bir hudut var gibiydi.

📖 Sayfa 49 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

"Kuvve-i Maneviye" denilen şey külliyen iflas etti.

📖 Sayfa 120 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Tuhaf talih. O kadar kaçtıktan sonra şimdi kovala.

📖 Sayfa 138 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Unutamıyorum. Açlıktan öldürdüklerimizi unutamıyorum. Yangın yerinde gördüğüm kadın ölüsünün bana bakışını unutamıyorum. On ay kan, gözyaşı, irin içtiğimi, sütsüzlükten, şekersizlikten küme küme ölen masumcukların hakkını yediğimi unutamıyorum. Siyah bir hayal her an ruhumu takip ediyor.

📖 Sayfa 82 · Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin

Sıkça Sorulan Sorular

Memlekete Mektup kimin eseridir?

Memlekete Mektup, Ömer Seyfettin tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2004'te yayımlanmıştır.

Memlekete Mektup kaç sayfadır?

Memlekete Mektup, 159 sayfadır (İnkilap Yayınevi baskısı).

Memlekete Mektup'un en ünlü sözü nedir?

“Bir idealistin ilk vasfı ümitsiz olmamaktadır. Hâlbuki ben bu saat ümitsizim. Bir haftadır kendimi öldürmeyi düşünüyorum.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Memlekete Mektup — Ömer Seyfettin. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4