
Sarıkamış, İsmail Bilgin'in 2006 tarihli Edebiyat alanında öne çıkan eseridir. Bu bölümde Sarıkamış'tan süzülen, okurların en çok paylaştığı cümleler yer alıyor.
Sarıkamış'tan En Beğenilen Alıntılar
“Kar, her şeyi örtüyordu: gözyaşlarını, toprağı, taşı ve toprağa verilenleri. Kar, bir tek anne ve babaların evlatlarından yana duyduğu endişeyi ve acıyı örtemiyordu.”
📖 Sayfa 128 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
İnsanoğlu böyleydi işte: iyi ile kötü, güzel ile çirkin, ümit ile karamsarlık aynı vücutta her an yer bulabiliyor, cephedeki düşmanlar gibi çarpışıyordu...
📖 Sayfa 21 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Kars, Batum, Kafkas elinden çevrilen hisarları,
📖 Sayfa 135 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Vurulan milli künkle, yıkarız bir gün olur.
Osmanlı'nın güneşinden bir kıvılcım alırız,
Bir cehim (yangın) olur cihanı yakarız bir gün olur...
"Şehitsen, secdeler yüce ruhuna der,
📖 Sayfa 15 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Yer Allahüekber, gök Allahüekber.
Allahüekber Allahüekber!
Yolun açık olsun ey şanlı asker!"
Yine hayal kırıklığına uğramış ama daha sonra kırık bir ümide tutunarak kendini avutmaya gayret etmişti.
📖 Sayfa 162 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
İnsan, içindeki ümidi beslerse ve ümidin gerçekleşmek üzere olduğunu görürse işte yeniden doğuyordu.
📖 Sayfa 173 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Kendini, insan yutan bir bataklığın kıyısında hissediyordu.
📖 Sayfa 39 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Faik Çavuş öfkeyle dizlerinin üstüne çöktü. Ellerini açıp haykırdı.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
“-Beni unutmayacaklar! Ne beni nede bizleri! Sarıkamış’a yürüyenleri, akıbetimiz ne olursa olsun unutmayacaklar!
...gönül yorgunluğunun arttığını hissediyordu.
📖 Sayfa 55 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Aslında savaşırken, askerin aklına hayatta kalmaktan başka bir şey gelmezdi. Acıktığını, susadığını, üşüdüğünü, geride bıraktıklarını düşünemezdi. Düşünmeye vakti olmazdı! Beyni ve vücudu hayatta kalmaya odaklanır, böyle zamanlarda gayreti her dem artardı.
📖 Sayfa 15 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Hasret ve ayrılık acısıyla dolan gözler asker arasında zayıflık olarak sayıldığından, yaşlı gözlerini yanındaki arkadaşlarına göstermemeye çalışıyorlardı.
📖 Sayfa 13 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
"...bizi Rus yenemez ama bu kar, bu dağlar bizi yiyip bitirecek galiba."
📖 Sayfa 99 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Öyle bir hâle gelmişim ki içimde yaşama isteği bile yok.
📖 Sayfa 67 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Bazı insanlar düşmandan, bazıları kendi insanlarından ve insanlıklarından kaçmışlardı.
📖 Sayfa 20 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
İnsan her şeye alışırdı. Yürümeye,soğuğa, yorgunluğa, savaşmaya ve öldürmeye. Onlarda alışacak mıydı?
📖 Sayfa 18 · Sarıkamış, İsmail Bilgin

Hür olmak beraberinde birçok zorluğu da getirir. Her şeyin bir bedeli vardır.
📖 Sayfa 42 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
“Pişmanlık hüzne, hüzün kara, kar ise buza dönüyordu.”
📖 Sayfa 225 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Ağla, rahatlarsın. Çok şeyler yaşamış, çok acılar çekmişsin.
📖 Sayfa 65 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Meyus olmayınız. Ümitsiz olmayınız. Dağlar önümüzde engel değildir.
📖 Sayfa 116 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Ölürse belki şehit olurdu, kalırsa da gazi. Ama onun öldüğünü kim bilirdi ki? Bir deftere kaydı tutulurdu; hepsi bu kadardı. Böyle çok defter görmüştü, birçok neferin adı, baba adı ve memleketi yazılıydı. Çoğu düştüğü topraklarda unutulup gitmişti işte
📖 Sayfa 32 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Aslında savaşırken, insanın aklına hayatta kalmaktan başka bir şey gelmezdi.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
.... acıktığını, susadığını, üşüdüğünü, geride bıraktıklarını düşünemezdi.
Keşke karın getirdiği beyazlık insanların kirlenen gönüllerini, ihtiraslarını da silebilse, keşke ak pak eyleyebilseydi.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
-Sen Allahüekber Dağları'nı bilir misin?
📖 Sayfa 54 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
-Bilmem.
-Ama ben bilirim, hem de iyi bilirim. Üç bin metreden fazla yüksekliği vardır. Uçurumları derindir. Yol denen şey patikadan ibarettir. Asker buradan nasıl yürür? Top arabaları, erzak ve cephane arabaları bu patikalardan nasıl gider?
" Havlamayan köpek sürüye kurt getirir"
📖 Sayfa 61 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Bu genç hangi durumda olursa olsun yılgınlık göstermemiş, karamsarlığa asla düşmemişti.
📖 Sayfa 22 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Fakat hayal başkadır, ümit başkadır, gerçek ise bambaşkadır...
📖 Sayfa 54 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Hayal etmeden ve ümit beslemeden başarıya ulaşılamazdı ki.
📖 Sayfa 162 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
"Bitti umudum, hayalim, her şeyim."
📖 Sayfa 194 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Dua, onlar için güvenli bir liman, koruyucu bir sığınak, derin bir siper gibiydi. Dua edenler rahatlıyor, kaderlerine kolayca teslim oluyorlardı.
📖 Sayfa 13 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Ölmeden önce dünyanın en şerefli, en akıllı ve en kıymetli canlısı olan insan ölünce, cephede kuru bir dal, sararan bir yaprak, yere düşen bir yağmur damlası gibi sıradanlaşıyordu.
📖 Sayfa 22 · Sarıkamış, İsmail Bilgin

Yokluk, insana neler yaptırıyor, ne çareler bulmasına yol açıyordu
📖 Sayfa 77 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Ama bunları, ana kuzularını bu şekilde bırakamayız. Onları, anne ve babaları bekliyor. Sevgilileri bekliyor. Bizden bir haber bekliyorlar. Onlara nasıl, yirmi yıl gözünüzden dahi sakındığınız evlatlarınızı dağın başında ağır yaralı olarak bıraktık! Kaderlerine terk ettik! Kurtlara yem yaptık, deriz.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
"ezeli düşman sayılan Moskof" yerle bir edilecek, 93 Harbi'nde savaş tazminatı karşılanamadığı için verilen Kars, Batum ve Ardahan tekrar Osmanlı Devleti'ne katılacaktı.
📖 Sayfa 131 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Ben ki, hep uçurum kenarlarından hayata dönmüşüm. O ise nadide bir çiçek. Gonca bir gül...
📖 Sayfa 200 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Hayat ne garip.
Ben hayatın bu sevdalı yüzünü hiç bilmedim..
Ölmeden önce dünyanın en şerefli, en akıllı ve en kıymetli canlısı olan insan ölünce, kuru bir dal, sararan bir yaprak, yere düşen bir yağmur damlası gibi sıradanlaşıyordu.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Biz vatan yolunda birer Ferhat'ız.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Dağları delmesek de dağları aşmak için burdayız.
Soğuktan donanların çoğu uyur gibiydi. Donarak ölmenin iyi bir tarafı hiç bir şey anlamadan, acı çekmeden, derin bir uykuya dalar gibi dalmaktı.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Kara kışta bizi şu beyaz dağlara sürükleyen nedir? Vatan sevdasıdır! Osmanlı'nın eski sınırlarına kavuşma sevdasıdır. Hatta eski sınırları daha ötesine taşıma düşüncesidir. İşte bu büyük düşünceyle, ümitle karlı dağlar dahi kolayca aşılır. Biz vatan yolunda birer Ferhat'ız. Dağları delmesek de aşmak için buradayız.
📖 Sayfa 116 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Dua, onlar için güvenli bir liman, koruyucu bir sığınak, derin bir siper..
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Hayal etmeden ve ümit beslemeden gerçeklere de ulaşılamazdı ki...
Sarıkamış, İsmail Bilgin
“Beni unutmayacaklar! Ne beni ne de bizleri! Sarıkamış’a yürüyenleri, akıbetimiz ne olursa olsun unutmayacaklar! Sarıkamış’a girsek de girmesek de bizi unutmayacaklar! Mezarımız olsa da, olmasa da bizleri untmayacaklar!”
📖 Sayfa 189 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Bizi bu dağların ayazında buraya getiren şey nedir bilir misin?
Sarıkamış, İsmail Bilgin
- Vatan sevgisi efendim...
--Aylarca beyaz yollarda yürüdükten sonra şimdi seni kara toprağa vermek ne kadar büyük acı..
📖 Sayfa 279 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Söz..
Sen artık hiç üşümeyeceksin...
İnsanoğlu böyleydi işte; iyi ile kötü, güzel ile çirkin, ümit ile karamsarlık aynı vücutta her an yer bulabiliyordu...
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Toprağa verdiğimiz er yine de şanslı. Hiç olmazsa bir mezarı, mezar taşı var. Gelen geçen yolcular ruhuna Fatiha okuyabilecekler. Ya Balkan'da bıraktığımız şehitler? Ne bir mezar taşları var ne de Fatiha okuyanları... Artık onlar gurbette sayılır. Kendi devlet sınırımızın dışında kaldılar.
📖 Sayfa 43 · Sarıkamış, İsmail Bilgin

Her yerde ve her şeyde yokluk ama içlerinde yine de kırık bir ümit vardı.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Erzurumlular her şeye rağmen yine gönülden yardım edeceklerdir. Bu halkın kanında Dadaşlık, yiğitlik var."
📖 Sayfa 72 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Yıllardır barut ve kan kokusundan başka bir şey koklamamıştı. En amansız yaralara ve en amansız hastalıklara yakalanmasına rağmen hep iyileşmişti. Bu sevda yarası asla kapanmazdı.
📖 Sayfa 246 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Askerin son gayretleri hiç bitmezdi. Son adım, son tepe, son gece, diye diye nice adımlar atılır, nice tepeler çıkılır ve nice gecelerden sabaha ulaşılırdı.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Bazı insanlar düşmandan, bazıları ise kendi insanlarından ve insanlıklarından kaçmışlardı.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
"Osmanlı'nın güneşinden bir kıvılcım alırız,
📖 Sayfa 135 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Bir cehim olur cihanı yakarız bir gün olur..."
Ancak hayal başkadır, ümit başkadır, gerçek ise başkadır..
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Bir zamanlar, imparatorluk coğrafyasına çil çil kubbeler saçanların torunları, şimdi tazecik canları bir tohum gibi toprağa saçmış ve saçmaya devam ederek geri çekilmişti.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
- Aman doktor kurban olayım sana.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
+ Sen zaten vatan için kurban olmaya gelmedin mi?
- Geldim ya....
İnsanın en tutkun olduğu şeylerden biri de yaşamaktı. Kendi hayatını derin derin soluyarak, hissederek yaşamak, her insanın en kutsal saydığı şeylerden birisiydi. Belki de yaşamayı iyice kanıksayanlar, bu alışkanlıklarından vazgeçmek için bilinmez bir diyara, sanki beyaz bir ülkeye doğru yürüyorlardı.
📖 Sayfa 18 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Asker arasında en çok korkulan şey tifüsün ortaya çıkması ve bunun yaygınlaşmasıydı. Soğuktan donma da ikinci sıradaydı. Ne gariptir ki, ezeli düşman diye belledikleri Rus'tan korkma ise üçüncü ve son sırada yer alıyordu.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
“Ama bu ağaçlar buz tutmuş değil onlar beyaz çiçeğe durmuş ağaçlardır, dedi erlerden birisi. Öyleyse yerde parlayan, ışıldayan karlar değil o zaman. Gökteki yıldızlar bir bir yere inmiş ve bizim için ışıldıyorlar.”
📖 Sayfa 129 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
İnsan herşeye alışırdı.
Sarıkamış, İsmail Bilgin
Yürümüye, soğuğa, yorgunluğa, savaşmaya ve öldürmeye..
Onlar da alışacak mıydı?
Alışabilecekler miydi?..
Peki soruyorum size, bu kara kışta bizi bu beyaz dağlara sürükleyen nedir?
📖 Sayfa 118 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
VATAN SEVDASIDIR..
Ben ki yıldızları, ayı görüyordum. Gündüz ağaçları, güneşi, bulutları, sizleri görebiliyordum.
📖 Sayfa 170 · Sarıkamış, İsmail Bilgin
Ya şimdi?
Her yer karanlık. Her saat benim için gece..
Sıkça Sorulan Sorular
Sarıkamış kimin eseridir?
Sarıkamış, İsmail Bilgin tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2006'da yayımlanmıştır.
Sarıkamış kaç sayfadır?
Sarıkamış, 304 sayfadır (Timaş Yayınları baskısı).
Sarıkamış'ın en ünlü sözü nedir?
““Kar, her şeyi örtüyordu: gözyaşlarını, toprağı, taşı ve toprağa verilenleri. Kar, bir tek anne ve babaların evlatlarından yana duyduğu endişeyi ve acıyı örtemiyordu.””