
Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud'un 1995 tarihli Psikoloji alanında öne çıkan eseridir. Kitaptan seçilen bu sözler, okur oylarıyla sıralanarak burada toplandı.
Olgu Öyküleri 1'den En Beğenilen Alıntılar
Ruhçözümlemenin en büyük engeli gibi değerlendirilmiş görünen aktarım, varlığı her keresinde belirlenebilir ve hastaya açıklanabilirse, onun en güçlü yandaşı haline gelir.
Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Dora o sıralar gençliğini ilkbaharnı yaşamakta olan, zeki ve çekici bakışları olan bir kızdı.
📖 Sayfa 48 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Ancak ailesi için yoğun bir bela kaynağıydı.
hastanın günlük yaşamından daha önce belirtilerini sürdürmek için kullanılmış olan zalimce itkiler ve kinci güdüler sağaltım sırasında, hekimin onları köklerini kaynaklarına dek izleyerek kendi kişiliğinden ayırmak için zamanı olmadan önce hekime aktarılmış hale gelirse, hastanın durumu hekimi sağaltıcı çabalarından etkilenmez mi diye endişe edilmemelidir. çünkü hasta hekimin çaresizlik ve yetersizliğini kendisi üzerinde göstermekten daha etkili bir intikamı nasıl alabilirdi?
Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Dora'nın sevgili arkadaşının hakkında söyleyecek birçok kötü şeyi olan adama aşık olmanın yolunu nasıl bulduğu ilginç bir ruhsal problemdir.
📖 Sayfa 86 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Nevrotiklerde soyaçekimin etkilerini de içeren cinsel yapılanma, yaşamlarında normal cinselliğin gelişimini bozabilecek olan her tür rastlantısal etki ile birlikte işler. Nehir yatağında bir engelle karşılaşan bir su akıntısının önü kesilir ve daha önce kurumaya mahkûm gibi görünen eski kanallara doğru geri döner.
Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Görmek için gözleri ve işitmek için kulakları olan kişi kendisini hiçbir ölümlünün bir gizi saklayamayacağına inandırabilir. Dudakları suskunsa parmak uçlarıyla gevezelik eder, ele veriş her gözeneğinden dışarıya sızar.
📖 Sayfa 101 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
"Bir gündüz düşüncesi bir düş için pekâlâ bir entrepreneur [girişimci —çev.] rolü oynayabilir;
📖 Sayfa 111 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
ama bir fikre ve onu gerçekleştirecek yeterliliğe sahip olduğu varsayılan entrepreneur, sermaye olmaksızın hiçbir şey yapamaz; harcamaları karşılayacak bir kapitaliste gereksinmesi vardır; ve düş için ruhsal harcamaları sağlayacak kapitalist, bir önceki günün düşünceleri ne olursa olsun, her durumda ve yadsınmaz bir biçimde bilinçdışından bir istektir."
Farklı ırkları ve zaman dilimlerini göz önünde bulundurduğumuzda, normal cinsel yaşam olarak adlandırmamız gereken şeyin sınırları konusundaki belirsizlik partizanca ateşlilikleri soğutmak için yeterli olmalıdır.
📖 Sayfa 75 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Düzenli oluşmuş bir düş sanki biri ana ve güncel uyartıcı nedenle, diğeri çocukluk yıllarındaki bazı önemli olaylarla ilişkide olan iki ayak üzerinde durur. Düş bu iki etmen -çocukluk sırasındaki olay ve bugünün olayı- arasında bir bağlantı kurar ve şimdiki zamanı uzak geçmiş modeline göre yeniden şekillendirmeye çalışır. Çünkü düşü yaratan istek her zaman çocukluk döneminden gelir ve sürekli olarak çocukluk dönemini yeniden canlandırmaya ve bugünü çocukluk döneminin ölçeğine göre düzeltmeye çalışır.
📖 Sayfa 95 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Küçük Hans tüm kötü alışkanlıkların kusursuz bir örneği gibi görünmektedir.
📖 Sayfa 160 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Bir kız çocuğu genellikle annesinin aşk öyküsünü kendisine model olarak alır.
📖 Sayfa 132 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
...ruhçözümleme sırasında çok belirgin eşcinsellik akımını hesaba katmak zorunda kalmadığım tek bir erkek ya da kadına bugüne dek rastlamadım.
📖 Sayfa 85 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Ruhçözümsel çalışmayı üstlenen herkes kısa bir sürede bir belirtinin birden çok anlama sahip olduğunu ve birçok bilinçdışı zihinsel süreci eşzamanlı olarak temsil etmeye hizmet ettiğini keşfedecektir. Kanımca tek bir bilinçdışı zihinsel süreç ya da düşlemin bir belirtinin ortaya çıkarılması için ender olarak yeterli olacağını eklemek isterim.
📖 Sayfa 72 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
İnsanoğullarının içlerinde gizli tuttukları şeyleri hipnozun zorlayıcı gücü ile değil de ne dedikleri ve ne gösterdiklerini gözleyerek aydınlatmayı kendime görev edindiğimde bu görevin gerçekte olduğundan daha zor olduğunu düşünmüştüm. Görmek için gözleri ve işitmek için kulakları olan kişi kendisini hiçbir ölümlünün bir gizi saklayamayacağına inandırabilir. Dudakları suskunsa parmak uçlarıyla gevezelik eder, ele veriş her gözeneğinden dışarıya sızar. Bu nedenle zihnin en gizli oyuklarını bilinçli hale getirme görevi başarılması oldukça olası olan bir görevdir.
📖 Sayfa 101 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Çocukların daha etkin ilgilerini hiç anlayamıyordu ve tüm gününü evi, mobilyaları ve ev aletlerini temizlemek ve onları temiz tutmakla -onları kullanmayı ya da onlardan zevk almayı neredeyse olanaksız kılacak derecede- geçiriyordu.
📖 Sayfa 46 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Bastırılmış bir düşünce bilinçli algısına ilk kez sunulduğunda, hasta tarafından verilen “Hayır” yanıtı bastırma ve onun şiddetinin varlığını onaylamaktan başka bir şey yapmaz, sanki bastırmanın gücünün ölçüsü gibi işlev görür. Bu “Hayır” yansız bir yargının (gerçekte hastanın yapamadığı bir şey) ifadesi olarak kabul edilmek yerine gözardı edilir ve çalışma sürdürülürse, kısa bir süre içinde böylesi bir durumda “Hayır”ın arzulanan “Evet”i ifade ettiğine ilişkin ilk kanıtlar ortaya çıkmaya başlar.
📖 Sayfa 83 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Aktarımlar nedir? Çözümlemenin ilerleyişi sırasında uyandırılan ve bilinçli hale getirilen itki ve düşlemlerin yeni basım ya da kopyalarıdırlar. Ama türlerine özgü olan bir garipliğe sahiptirler, daha önceki bir kişilik ile hekimin kişiliğini değiştirirler.
📖 Sayfa 139 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Ama tek başına endişe bir düş yaratamazdı. Düşün gereksindiği itici güç bir istekten sağlanmalıydı; bir isteği düşün itici gücü olarak kullanmak üzere yakalamak endişenin göreviydi.
Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
“Bana öyle geliyor ki belirtiler üzerinde çok fazla odaklanıyoruz ve onların nedenlerini çok az merak ediyoruz.”
📖 Sayfa 269 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud

Her olguda direnç biçimi altında karşılaşılan etmenlerin bir kısmı bilinmez kaldığı için, her zaman rol yapmaktan kaçındım ve ruhbilimin daha alçak gönüllü ustalıklarını uygulamakla yetindim. Tüm kuramsal merak ve hekim olarak yardımcı olmaya yönelik çabaya karşın, ruhsal etkilemenin boyutlarına ilişkin bazı sınırların olması gerektiği gerçeğini aklımda tutarım ve bu sınırlardan biri olarak hastanın kendi istek ve anlayışına saygı duyarım.
📖 Sayfa 133 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Görmek için gözleri ve işitmek için kulakları olan kişi kendisini hiçbir ölümlünün bir gizi saklayamayacağına inandırabilir. Dudakları suskunsa parmak uçlarıyla gevezelik eder, eleveriş her gözeneğinden dışarıya sızar. Bu nedenle zihnin en gizli oyuklarını bilinçli hale getirme görevi başarılması oldukça olası olan bir görevdir.
📖 Sayfa 101 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Çözümlemeye yapılan aktarımları erken bir evrede işlemek olası olduğunda çözümlemenin akışı gecikir ve çapraşıklaşır ama ani ve boğucu dirençlere karşı varlığı daha iyi bir biçimde güvence altına alınmış olur.
📖 Sayfa 142 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Benlik her zaman insanın dış dünyayı ölçmede kullandığı ölçüttür; insan dış dünyayı kendisiyle sürekli yapılan bir kıyaslama aracılığıyla anlamayı öğrenir.
📖 Sayfa 239 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Hastaların duygusal dirençleri nedeniyle kendilerinde algılayamadıkları bir bağlantıyı başka insanlarda kavramaları çok yaygın bir şeydir.
📖 Sayfa 102 · Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud
Sıkça Sorulan Sorular
Olgu Öyküleri 1 kimin eseridir?
Olgu Öyküleri 1, Sigmund Freud tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1995'te yayımlanmıştır. Türkçeye Ayhan Eğrilmez çevirmiştir.
Olgu Öyküleri 1 kaç sayfadır?
Olgu Öyküleri 1, 295 sayfadır (Payel Yayınları baskısı).
Olgu Öyküleri 1'in en ünlü sözü nedir?
“Ruhçözümlemenin en büyük engeli gibi değerlendirilmiş görünen aktarım, varlığı her keresinde belirlenebilir ve hastaya açıklanabilirse, onun en güçlü yandaşı haline gelir.”