
Nazım Hikmet Ran'ın Yaşamaya Dair adlı eseri, klasik edebiyat alanında öne çıkan çalışmalardan biridir. İlk kez 1979'da yayımlanmıştır. Yaşamaya Dair adlı eserin okurlar tarafından en çok beğenilen satırları aşağıda.
Yaşamaya Dair'den En Beğenilen Alıntılar
Yaşamak şakaya gelmez,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ, yâni, yaşamanın
dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
“Şimdiden çekilecek acısı bunun,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya,
‘Yaşadım’ diyebilmen için…”
İnsan denizin olmadığı yerde umut adına martı olmalı ..
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
YANI, ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YASAMAYI,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN,
HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL,
ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN,
YASAMAK, YANİ AĞIR BASTIĞINDAN.
Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
“Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız
aşikâre
yağmur misali?”
Seni düşünmek güzel şey,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Seni düşünmek ümitli şey.
Dünyanın en güzel sesinden,
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey..
Fakat artık ümit yetmiyor bana !
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum !
SEN
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
benim
minare boyunda çam gövdeme,
yumuşak
beyaz
bir kurt gibi girdin,
kemirdin!
Ben
barsaklarında solucan Makdonaldı besleyen
İngiliz amelesi gibi taşıyorum
seni içimde..
Seni düşünmek güzel şey,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır.
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
En güzel çocuk: henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür…
“Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.”
“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara kalır falan diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak, yani ağır bastığından.”
Seviyorum seni
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
Seviyorum seni
‘Yaşıyoruz çok şükür!’ der gibi.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından.
insan denizin olmadığı yerde umut adına martı olmalı
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Yaşamak şakaya gelmez,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.
Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil...
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için ,
Yaşamak yani ağır bastığından ...
"Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı yetmişinde bile,mesela,zeytin dikeceksin.Hem de öyle çocuklara kalır diye değil ,ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için yaşamak yani ağır bastığından "
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Nazım Hikmet'im ne güzel söylemiş

Yaşamak şakaya gelmez,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Sensiz paris gülüm bir havai fişeği
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Bir kuru gürültü kederli bir ırmak
Yıktı mahfetti beni
Pariste durup dinlenmeden gülüm seni çağırmak
''Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... ''
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
“Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum…”
“Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misali?”
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Hattâ ölü bir bulut
Yahut bir buz yığını gibi de değil,
Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
“Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.
Aynı, daldaydık, aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüzyıllık.”
Günaydın o gül yüzlü sevdiğime,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Günaydın yeryüzünü aydınlatan yeni güne,
Günaydın gün görmek için bekleyene,
Günaydın, günaydın, günaydın.
Günaydın benim derdime derman dostlarıma,
Günaydın, dert ortağım komşularıma,
Günaydın yardan uzak sevgiliye,
Günaydın, günaydın,günaydın.
Günaydın güle hasret bülbüle,
Günaydın bülbülün aşkı güle,
Eyy dostlar,
Uyandığınızda öyle bir günaydın deyin ki,
Yazıklar olsun,
Ömründe bir kez günaydın demeden ölene
“yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin. hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından.”
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
*Nazım Hikmet Ran
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Seviyorum seni
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yani ağır bastığından.
“Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Sen ülkemin yaz geceleri gibisin
Saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
Beni unutma
Ah! saklı gülüm
Sen hem zor hem güzelsin
Şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
Sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
Sen memleketim kadar güzelsin
Ve güzel kal”
“Gözlerine bakarken,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma.
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde,
kayboluyorum…
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
Durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:
sırrını her gün bir parça veren.
fakat hiç bir zaman;
büsbütün teslim olmayacak olan…”
Ölümden korktuğun halde ölüme inanmadığın için..
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Diyelim ki hapisteyiz,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme
yaşamak yanı ağır bastığından.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Yani o derecede, öylesine ki,
Mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
Yahut kocaman gözlüklerin,
Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
Insanlar için ölebileceksin,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
Hem de en güzel en gerçek şeyin
Yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için..
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran

Nasıl etmeli de ağlayabilmeli,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Ayıpsız,
Aşikare,
Yağmur misâli?
...hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde
“Yavrum! uyuyamıyorum!
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Görünmez kuşlar ötüyor
üstünde kızıl ağaçların.
Alevli bir duman gibi tütüyor
Gözlerimde saçların!
Saçların altın
dudakların nar
koyu kehribar
gözlü sevgilim
Çıkacağımdan
emin değilim
''Yaşadım'' diyebilmen için...
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
“Yaşamak şakaya gelmez
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi mesela
Yaşamanin dışında ve ötesinde
Hiçbir şey beklemeden
Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.”
…Bu dünya soğuyacak,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
'Yaşadım' diyebilmen için...
"Bu dünya soğuyacak günün birinde,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız... "
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
Bu dünya soğuyacak,
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
Yıldızların arasında bir yıldız,
Hem de en ufacıklarından,
Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
Bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
Hattâ ölü bir bulut
Yahut bir buz yığını gibi de değil,
Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
📖 Sayfa 72 · Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
Sıkça Sorulan Sorular
Yaşamaya Dair kimin eseridir?
Yaşamaya Dair, Nazım Hikmet Ran tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1979'da yayımlanmıştır.
Yaşamaya Dair kaç sayfadır?
Yaşamaya Dair, 61 sayfadır (Gözlem Çocuk Yayınları baskısı).
Yaşamaya Dair'in en ünlü sözü nedir?
“Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi meselâ, yâni, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.”