CANLI

Abdullah Yıldız'ın Tarih Alanında Değerli Satırlar — Tarih Bilinci

Tarih Bilinci - Abdullah Yıldız kitap alıntıları ve sözleri

Tarih alanına Abdullah Yıldız'ın kazandırdığı Tarih Bilinci, 1994'te yayımlanmıştır. Okurların Tarih Bilinci'den seçtiği en etkileyici satırlar aşağıda sıralanıyor.

Yazar:Abdullah Yıldız
İlk Yayın:1994
Yayınevi:Pınar Yayınları
Sayfa Sayısı:160
Dil:Türkçe
ISBN:9789753522748
Okuma Süresi:4 sa. 32 dk.
Türler:Araştırma-İnceleme, Tarih

Tarih Bilinci'den En Beğenilen Alıntılar

İnsanın Rabbini, O'na verdiği kulluk sözünü, ahiret gerçeğini unutmasının sonuçları ise felakettir:

"Allah'ı unuttular, O da onları unuttu." (Tevbe 9/67)

📖 Sayfa 73 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Tarih bir anlamda Hak ile batılın, haklı olanlarla haksız olanların, doğru ile eğrinin, iyilerle kötülerin savaşından ibarettir. Kur'ân'ın beyanına göre, bu mücadele ezelden ebede sürüp giden bir tarih yasasıdır ve bu ilahi yasaya (sünnettullah) göre, eninde sonunda iyiler ve haklı olanlar galip ve üstün geleceklerdir. Haksız ve zalim olanlar, kötülüğü yol edinenler, geçici üstünlükler elde etseler bile, başarıları geçici ve kısa süreli olur; nihai tahlilde yenilgiye mahkumdurlar.

📖 Sayfa 130 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Günümüz insan ve toplumlarının, fuhşa ve cinsel sapıklıklara bu denli dalmaları da, ahiret ve ceza kaygusunun olmamasından kaynaklanmıyor mu? Dostoyevski'nin dediği gibi elbette "Allah'ın olmadığı bir evrende her şey meşru olacaktır."

📖 Sayfa 148 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Sizi boşuna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?" (Mü'minûn 23/115)

📖 Sayfa 71 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Esasen bütün kavgalar, bütün çatışmalar ve değişmeler, önce neredeyse insanda; insanın bizzat kendi nefsinde başlar. İnsanın "ilahi" özü ile "hayvani" eğilimleri sürekli çatışma halindedir. Bu çatışmadan hangi taraf galip çıkarsa, insan ona göre şekillenir ve hayat kavgasında onu yönlendiren temel "itici güç" o olur. İnsanın kendi içindeki bu kavga, doğal olarak topluma yansıyacak ve tarihsel sürece damgasını basacaktır.

📖 Sayfa 119 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

... Maddi bolluktan şımaran insanlar, kolaylıkla günah işleyebilmekte ve diğer insanların acı çekmesine aldırmaz hale gelmektedir. Hatta, kendi rahatlarının devamını başkalarının rahatsız olması pahasına sürdürmek istemeleri, onları kolayca cürüm işlemeye itmektedir.

"Zulmedenler, kendilerine verilen refahın peşine düşüp şımardılar ve cürümler işlediler." (Hüd 11/116)

Kur'ân, bu zalimlerin söz konusu davranışları, diğer insanların da onları engellememeleri sebebiyle helak edildiklerini anlatır.

📖 Sayfa 143 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"... Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında aşağılık olmaktan başka değildir, kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir." (Bakara 2/85)

Bu ayet-i kerime her ne kadar Yahudiler hakkında nazil olmuşsa da, aynı türden davranışlarda bulunan her topluluk için geçerlidir.

📖 Sayfa 151 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

İnsanların akıllarını başlarına toplamalanını sağlayacak uyarılardan ders almayanlar, genellikle sağırlaşmış, şükürsüz ve nankör toplumlardır.

📖 Sayfa 150 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden daha çok benzer.
İbni Haldun

📖 Sayfa 11 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

... Bugünü tümüyle ancak geçmişin ışığında anlayabiliriz.

📖 Sayfa 47 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Şu, Allah'ı unuttuklarından dolayı, Allah'ın da kendi öz benliklerini unutturduğu kimseler gibi olmayın." (Haşr 59/19)

📖 Sayfa 73 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'ân'da görmek-bakmak, dinlemek-işitmek fiilleri düşünmeyi ve anlamayı da içerecek biçimde kullanılır. Algı azalarımız olan göz ve kulakla, düşünme, hissetme, iman etme merkezi olan kalp arasında doğrudan bir bağ kurulur:

"Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapkın dırlar..." (A'raf 7/179)

📖 Sayfa 28 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Onlar bugüne kavuşacaklarını unutmuşlardı. Ayetlerimize karşı direniyorlardı. Bugün de Biz onları unutuyoruz." (A'raf 7/51)

📖 Sayfa 73 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Tecrübe aklın aynasıdır."

📖 Sayfa 38 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Evren, insan ve hayat rastlantısal değildir. Bunların oluşumunu tesadüfle izah edersek, o zaman her şey anlamsız ve absürd olur.

📖 Sayfa 71 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Kim benim zikrimden (gerçeği hatırlatan Kur'ân'dan) yüz çevirirse onun için zor ve sıkıntılı bir hayat şekli vardır, kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz." (Tähä 20/124

📖 Sayfa 103 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'ân hiçbir zaman insanların mal-mülk sahibi olmasını eleştirmez. Ancak mal-mülk biriktirmenin hırs haline getirilmesine, lüks ve israfın alışkanlık kesbetmesine, maddi bolluktan dolayı şımarıkça davranışlar içine girilmesine karşıdır. Çünkü bu durum, bir toplumun çöküşüne ve mahvına neden olur.

📖 Sayfa 142 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Rastlantılar, tarihin evrensel yasaları karşısında birşey ifade etmezler ve ona halel getirmezler. Bize göre tarihin evrensel ve formüle edilebilir yasaları vardır ve bu yasalardan yararlanarak geleceği sezinlemek, geleceği inşa etmek mümkündür

📖 Sayfa 127 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

İnsanın maymun benzeri bir atadan geldiğini iddia eden evrimci görüşü destekleyen hiçbir delil bulunmamaktadır. İnsanın insan olarak yaratıldığı, maymunun ise maymun olarak kaldığı gâyet açıktır. Maymundan insana doğru ilerleyen herhangi bir ara formu veya geçiş formu mevcut değildir. Kaldı ki, diğer temel hayvan grupları arasında da geçiş formlarının olduğuna dair hiçbir fosil bulunmamıştır.

📖 Sayfa 77 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Bir toplum kendi hayatında mevcut bulunan güzel ve olumlu özellikleri, iyi davranışları, erdemleri yavaş yavaş terk etmeye başlamışsa, gizli bir çürüme ve deformasyon sürecine girmiş demektir. Bu süreç, ciddi tedbirler alınıp durdurulmazsa, toplumun, bütün kurumlarıyla birlikte yok olması kaçınılmazdır.

📖 Sayfa 141 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"De ki: Bu felaket sizin kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir." (Ali Imrån 3/165)

"Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. Sonunda yapıp ettiklerinin kötülükleri başlarına musibet oldu." (Nahl 16/33-34)

Kur'ân, bu ve benzer âyetlerde insan ve toplum iradesinin "belirleyici olduğunu açıkça beyan eder ve her tür olumlu ya da olumsuz ortamı insanın kendi irade ve çabasının ürünü olarak değerlendirir.

📖 Sayfa 103 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Esasen insan, Rabbine kulluk edeceğine dair söz vermiştir.

"Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp, onları öz benliklerine şahid tutarak sormuştu: 'Rabbiniz değil miyim? Onlar: 'Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz demişlerdi. Kıyamet günü, 'biz bundan habersizdik' demeyesiniz." (A'raf 7/172)

📖 Sayfa 72 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Tarihi yapan insandır; insan ise iki kutuplu bir varlıktır. Insan eylemlerine ve dolayısıyla tarihe yön veren temel dinamik de bu iki kutbun çatışmasıdır. Tarihsel süreç içinde zaman zaman "şeytaniler" zaman zaman da "rahmaniler" üstün gelmiştir. Ama, Rahmaniler, yani Hak taraftarları sonunda galip gelecek, bâtılın geçici egemenliği son bulacaktır. Bu tarihin en belirgin yasalarından (sünnetullah) biridir.

📖 Sayfa 119 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Devletler ve medeniyetler de insanlar gibi doğar, büyür ve ölürler. Esasen, devletler ve medeniyetlerin ne kadar uzun ömürlü olursa olsun yıkılmaya mahkum olmaları Allah'ın evren için koyduğu dinamik, yatışmaz yapının bir gereğidir. Bu evrende her şey "sonlu" olmak zorundadır.

📖 Sayfa 139 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'an'ın bütünü içine serpiştirilen kıssaların ortak bir amacı vardır; insanın hidayeti ve mutluluğu.

📖 Sayfa 26 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kuşku yok ki, insanlar para ve güç tutkusuna kapılıp kendi sonlarını hazırlayabilecekleri gibi, cinsel tutkularının esiri olup hayvanca bir yaşam sürerek de kendi felaketlerine yol açabilirler.

📖 Sayfa 148 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

İnsanoğluna yeryüzünü amacına uygun olarak imar etme, kaynaklarını kullanıp geliştirme kabiliyeti verilmiştir. Insanlar, bilgi ve teknik birikimlerini bir sonraki nesle aktarabildikleri için, sonrakiler bir öncekilerin bıraktığı yerden işe başlamakta ve sürekli mesafe katetmektedir. Böylece teknolojik gelişme baş döndürücü bir düzeye ulaşmıştır. İşte bu yetenek sadece insana verilmiştir.

📖 Sayfa 89 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Allah Teala, bu dünyadaki, doğrudan ve dolaylı uyarılardan ders almayanların, sadece bu dünyada değil, öbür dünyada da azab göreceklerini, ama son pişmanlıklarının fayda vermeyeceğini beyan buyurur:

"Bağırıp çağıracaklardır cehennemde onlar: "Ey Rabbimiz, çıkar bizi de, yaptığımız (kötü) işler yerine yararlı işler yapalım!".

'Size orada düşünebilen kimsenin gerçeği düşünüp anlayabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Ayrıca uyarıcınız da geldi.' Tadın şimdi hak ettiğinizi!" (Fatır 35/36-37)

📖 Sayfa 151 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

... Kur'ân, ısrarla geçmiş toplumların başına gelen musibetlerden ders alınmasını ve onları felakete sürükleyen davranış ve alışkanlıklardan vazgeçilmesini ister.

📖 Sayfa 124 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'ân, öncelikle insanın özgür bir iradeye sahip olduğun söyler:

"Hiç şüphesiz biz insanı karmaşık bir damla sudan yarattık. Onu denemekteyiz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; ya şükredici olur ya da nankör." (İnsan 76/2-3)

📖 Sayfa 102 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Danilevski, Yunan-Roma ve Avrupa tarihinin bazı olaylarını, bütün insanlık tarihi sürecini belli çağlara bölmek için "nirengi noktası" olarak almanın yanlış ve kabul edilemez olduğunu savunur. Ona göre bu ayrım olgusal olarak da, mantıksal açıdan da yanlış ve yetersizdir. Bu şöyle bir ayrımın birazcık düzeltilmişidir ancak: "Ben doğmadan önce" (eski), "okulu bitirdiğim zaman" (orta), ve "evlenmemden sonra" (yeni).

📖 Sayfa 86 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Yeterli nicel imkanlara sahip olmayan fakat niteliği üstün topluluklar, nicel açıdan göz kamaştıran daha az nitelikli toplululuklar karşısında galip gelirler. Dolayısıyla Kur'ân, hep nicel değerlerin önemsizliği, nitel değerlerin ise belirleyiciliği üzerinde durur. Yani insanlık tarihinde nitel değerlerin kalıcılığı ve belirleyiciliği esastır.

📖 Sayfa 139 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'ân'a göre evrende başıboşluğa, tesadüfe, amaçsızlığa yer yoktur. Evreni oluşturan her bir parçanın bir anlamı, bir işlevi ve gayesi vardır.

📖 Sayfa 71 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"İnsan başıboş terkedildiğini mi zannediyor?" (Kıyamet 75/36)

📖 Sayfa 71 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Tarihin dönemlere ayrılmasında bugün "genel-geçer" olarak kabul edilen nirengi noktaları ve temel kriterler "batı" patentlidir ve ateist-evrimci bir yaklaşımın ürünüdür. Merkezine Avrupa'nın oturtulduğu "Bat-merkezci" (Euro-centrik) bu şablon, bütün insanlık tarihine teşmil edilemez.

📖 Sayfa 87 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Nefse ve onu şekillendirene, ona kötülüğü ve sakınmayı ilham edene andolsun ki; nefsini arındıran felah bulmuş, onu kirletip örten de yıkıma uğramıştır." (Şems 91/7-10)

İnsanlar ve toplumlar, bu özgür iradeleri ile ne yaparlarsa onun karşılığını göreceklerdir, hem bu dünyada hem de öbü dünyada; ama olumlu, ama olumsuz:

📖 Sayfa 102 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

İnsanı sadece maddi bir varlık olarak gören, tesadüfen oluştuğuna inanan ve uygarlığı da eşyaya indirgeyen maddeci-evrimci tarih anlayışı; insanın manevi boyutunu, Allah'ı, peygamberleri ve peygamberlerin tarihin akışında ve toplumların yaşam biçiminde gerçekleştirdikleri değişimi hiç hesaba katmaz.

İşte bu nokta; Kur'ânî tarih yorumu ile laik-maddeci tarih yorumlarının temel ayırım çizgisidir. Laik maddeci anlayışlar, tarih denkleminin odak noktasına "eşya"yı ve "maddi insan"ı yerleştirirken; Kur'ânī tarih anlayışı Allah'ı ve onun yeryüzündeki "halifesi" olan insanı oturtur.

📖 Sayfa 87 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"O inkarcılar, 'bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir' derler. Onlar Kur'ân'dan alıkorlar ve ondan uzaklaşırlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler ve farkına varmazlar. Onların, ateşin kenarıne geçip durdurulduklarında, 'keşke dünyaya tekrar döndürülseydik, Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık' dediklerini bir görsen." (En'am 6/25-27)

📖 Sayfa 36 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Bugün ülkemizde de egemen olan 19. yüzyılın moda düşüncesi, insanı "eşya" düzeyine indirgemekte ve tarihin gelişim seyrini "aletlerin" yani eşyanın gelişimi ile izah etmektedir.

📖 Sayfa 79 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'ân kıssaları, insanlığın tarihsel deneyimlerinin hülasasıdır. Daha da genelleştirirsek; tarih, bize oldukça zengin bir "tecrübe birikimi" sunar.

📖 Sayfa 34 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu ancak küfredenlerin zannıdır." (Sâd 38/27)

📖 Sayfa 71 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Bugün ülkemizde de egemen olan bu 19. yüzyılın moda düşüncesi, insanı "eşya" düzeyine indirgemekte ve tarihin gelişim seyrini "aletlerin yani eşyanın gelişimiyle izah etmektedir.

📖 Sayfa 79 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Muazzam bir düzenin ve dengenin egemen olduğu evrende, onun bir parçası olan insanın amaçsız ve gayesiz bir varlık olarak tesadüfen var olduğu düşünülemez.

📖 Sayfa 71 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Sonuç olarak Danilevski şöyle der: ''İnsanlığın bütününün kaderini, akla uygun olarak, bütün insanlığa uygulanabilecek dönemlere bölebilecek hiçbir olay olmamıştır, bundan böyle de olması zordur.''

📖 Sayfa 87 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Oysa Islâm, tarih olgusunu bir coğrafya ile veya bir ulusla sınırlamaz. Kur'ân bütün insanlığın tarihine değer verir.

📖 Sayfa 51 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'an, muhatabı olan insana bizzat kendisini yani insan vakıasını tanıtır: Alexis Carrel'in "insan bu meçhul" dediği varlık, Kur'an'ı gereği gibi okuyanlar için "malum" hale gelir.

📖 Sayfa 12 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Resulullah(s.a.v)'da tarihsel kalıntılarla ilgili olarak benzer tavsiyelerde bulunmuştur. Tebük seferi esnasında, Hz. Peygamber el-Hicr bölgesinden geçerlerken Medayin-i Salih'e uğramış ve Hz. Salih'in devesinin su içtiği kuyuyu göstererek bu kavme gelen azabı anlatmıştı. Sonra da buranın bir "gezinti yeri" olmadığını, bir "ibret" yeri olduğunu hatırlatarak adeta ashabına bir tarih dersi vermişti.

📖 Sayfa 29 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Geçmiş geleceğe,suyun suya benzemesinden daha çok benzer.

📖 Sayfa 9 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Bazen tarih bilgisi, insanların elini kolunu bağlayarak ya da onları yanlış yönlere sevkederek zararlı hale de gelebilir. Mesela Nietzche'nin deyişi ile, "tarih, eylemin kanatlarını kesen bir hayat macerası" olabilir.

📖 Sayfa 22 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'an ısrarla, refah ve bolluk içinde yaşayan ve ahlaken çürüyen toplumların adeta sağırlaşıp körleşmişliğini, felaketin apaçık belirtilerini göremez hale geldiğini vurgular:

"Gönülden yalvarıp itaat etsinler diye onları sıkıntı ve zararlara uğrattık. Onlara azabımız geldiğinde yalvarıp boyun eğmeleri gerekmiyor muydu? Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi." (Enam 6/42-43)

📖 Sayfa 37 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Tarihin humuslu toprağından beslenmeyen hayat ağacının, gelecekte yeşermesi imkansızdır...

Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

"Kur'ânî tarih bilinci" ne sahip bir Genç Öncü; insanların dün de bugün de aynı hatalara düştüklerini, ilahi çağrıya karşı aynı tepkileri gösterdiklerini, yaşadıkları olayları aynı tarzda yorumladıklarını, düşünce ve davranışlarının aynı olduğunu görecek; insanı ve toplumu tarihsel gerçekler ışığında doğru bir değerlendirmeye tabi tutacak ve yolunu buna göre tayin edecektir.

📖 Sayfa 18 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Tarih bir anlamda "geleceği görme" ve "geleceğe yön verme" ilmidir. Bir başka deyişle tarih, geçmişin değil, "geleceğin", yani "yarının tarihi"dir.

📖 Sayfa 47 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'an'ın beyanına göre, genellikle içinde yaşadıkları sorunları bile algılamaktan uzak olup kendilerini bekleyen tehlikelerin farkına varamayan "bunalım toplumları", yaygınlaşan fesâda, kötülüklere ve olumsuzluklara karşı alabildiğine "sağır", "kör" ve "tepkisiz" kalırlar; dahası bu kötü gidişe müdahale etmek isteyen kutlu elçilerin uyarılarını bile kulak ardı ederler.

📖 Sayfa 7 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

İnsan ve toplumlar, genellikle refah düzeylerinin yükseldiği, buna karşılık ahlaki seviyelerinin düştüğü dönemlerde uyarılara da kulak tıkarlar. Tarihsel deneyimlerden yararlanmadıkları gibi, kendilerini felakete sürükleyen gelişmeleri de göremezler.

📖 Sayfa 36 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Tarihçi, ne kadar tarafsız ve bağımsız olmaya çalışırsa çalışsın; son tahlilde kendi kültür ortamı, yetiştiği sosyal çevre ve benimsediği dünya görüşünün ister istemez etkisi altında kalacaktır.

📖 Sayfa 54 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Gerçek şu ki; insanın mutlak anlamda objektif ve yansız olması mümkün değildir. Hele tarih gibi beşeri disiplinlerin en teorik ve en ideolojik olanı söz konusuysa tarafsızlık hiç mi hiç mümkün olmaz.

📖 Sayfa 53 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Kur'an; tarihin akışına yön veren itici gücün, "irade ve sorumluluk sahibi insan" olduğunu beyan eder. Olayların, değişmelerin, savaşların, barışların, çöküşlerin, yükselişlerin, bütünüyle tarihin yegane kahramanı insandır.

📖 Sayfa 107 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

İnsanlar bugüne yani içinde yaşadıkları dünyaya ve topluma nasıl bakıyorlarsa; düne de öyle bakıyorlar demektir; aynı şekilde tarih olaylarını nasıl değerlendiriyor ve yorumluyorlarsa, Bugünü de öyle değerlendirip anlamlandırıyorlar, yine geleceğe de öyle yön vermeyi tasarlıyorlardır.

📖 Sayfa 23 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Asra, (tüm zamana ) andolsun ki , insanlık hüsran içinde bocalamaktadır .

📖 Sayfa 7 · Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız

Sıkça Sorulan Sorular

Tarih Bilinci kimin eseridir?

Tarih Bilinci, Abdullah Yıldız tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1994'te yayımlanmıştır.

Tarih Bilinci kaç sayfadır?

Tarih Bilinci, 160 sayfadır (Pınar Yayınları baskısı).

Tarih Bilinci'nin en ünlü sözü nedir?

“İnsanın Rabbini, O'na verdiği kulluk sözünü, ahiret gerçeğini unutmasının sonuçları ise felakettir: "Allah'ı unuttular, O da onları unuttu." (Tevbe 9/67)”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Tarih Bilinci — Abdullah Yıldız. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓
“

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4