
Edebiyat alanına Necip Fazıl Kısakürek'in kazandırdığı Nasreddin Hoca, 2020'de yayımlanmıştır. Bu bölümde Nasreddin Hoca'dan süzülen, okurların en çok paylaştığı cümleler yer alıyor.
Nasreddin Hoca'dan En Beğenilen Alıntılar
Merhum Akif'in satın aldığı bir at -hasta olacak- arpayı yemeyince şair bir dostuna şöyle demiş: At, arpayı tanımadı!
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Koca Akif! Hasta bünyelerin öz gıdasını tanımaz oluşundaki hâilevî hakikate, bir at ve arpa misali ne küçük geliyor!
İşi vatan çapında büyütmek lâzım!..
Dünyada meraklılar çok!.. Birisi Hoca'ya:.
📖 Sayfa 38 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
-Şu dünya ne tuhaf!.. Sabah oldu mu insanların her biri bir tarafa gidiyor. Bazıları şu yana, bazıları bu yana !.. Neden ki?
Diye sormuş, Hoca da şöyle cevap vermiş:
-Neden olacak? Hepsi bir tarafa gitse dünyanın dengesi bozulur da ondan...
Elde kuru bir istiklâl anahtarı, nice kıymetiyle sulara giden vatan sandığımızın hikâyesi mi bu yoksa?..
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Bir okuyucu Necip Fazıl’a yazdığı bir mektupta “Sükutunuzdan davacıyım!” gibi bir cümle kullanıyordu. Necip Fazıl, (Sizinle Başbaşa) sütununun muharririne
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
-Kuzum, dedi. Bu zata rica et; başımdaki davalar bittikten sonra açsın davasını .. O zaman kendisine kaybetmeye hazırım!
Özdemir Asaf, tâbiine günlerce gidip geldi; günlerce kitapçısının asık yüzünde alâka ve nezaket aradı. Maksadı; kitabının satış hesabını almak... Mahçup olması lâzım gelen, kitapçı iken hakikî mahçup Özdemir Asaf’tı. Kitapçı, onu, her gün yalçın suratında taşıdığı müzmin bir alâkasızlık maskesi ile karşıladı. Birgün, Özdemir Asaf artık dayanamamıştı:
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
– Sende merhamet yok mu, yahu?
– Var...
– Nerede?
Kitapçı arkasını döndü ve raftan (Stefan Zweig)in “Merhamet” isimli kitabını indirip Özdemir Asaf’a uzattı.
“İrtica, mürteci” kelimeleri üzerinde konuşuluyordu. Necip Fazıl, bu kelimeyi hiçbir şey anlamadan kullananlar hakkındaki nefretini şahlandırıyordu. (Büyük Doğu)cu bir arkadaş haykırdı:
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
– Şu güzelim Arapçadan hediye her kelimeye düşmanlık ettikleri halde, yegâne göğüslerine bastıkları ve asla yeni Türkçesiyle değiştirmeye niyetli görünmedikleri tek tehdit ve itham kelimesi, bu!..
Bir dilenci Süleyman Nazif’ten para ister.
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
+Açım! Merhum, dilencinin kılığına kıyafetine bakıp sorar.
-Sen okur-yazar mısın?
+Hayır! Nazif haykırır:
-Allah Allah! Okuryazar olmayan bir insan nasıl olur da memlekette aç kalır?
Bir zamanlar Hoca, iki kadinla evli imis. Kadinlar birbirlerini kiskandikça Hoca'ya gelirler: - Hangimizi daha çok seviyorsun, söyle! Der dururlarmis. Hoca, bu nazik durumdan kurtul-manin da kolayini bulmus; her iki karisina gizlice birer mavi boncuk vermis: Sakin ortagina söyleme!... Bu boncuk, seni daha çok sevdigime isarettir! Demis.. Yine bir gün kadinlar Hoca' ya basvurmuslar. Hoca: - Canim, mavi boncuk kimde ise benim gönlüm de ondadir!.. Demis...
📖 Sayfa 45 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Hoca'nın eşeğini çalarlar. Bunu duyam eşi, dostu akıl vermeğe kalkışır:
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
-Yahu, ahırın kapısını neden iyi kilitlemedin?
-Koskoca eşek ahırdan bahçeye, bahçeden sokağa çıkarılırken hiç mi dıymadın?..
-İnsan, bahçe duvarını biraz yüksek yaptırır.
-Belki de hayvanın ayağını iyi nallamadın, kaçırılırken onun için ses duymadın!..
Hoca, daha bunlara benzer bir sürü öğüdü sabırla dinledikten sonra:
-Ahbablarım, dostlarım, doğru söylüyorsunuz ama, bütün kabaahırdande mi? Bu işde hırsızın hiç mi suçu, günahı yok?...
Der...
"Bir gün Nasrettin Hoca'ya sordular :sen bilgin bir kişisin Hoca; bize söylermisin, cenaze götürülürken, tabutun arkasında mı, önünde mi, sağında mı solunda mı bulunmak sevap?
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Hoca,
" Tabutun içinde bulunmayında neresinde bulunursanız bulunun sevaptır. "
Hoca çirkin bir kadınla evleniyor. Kadın fıkır fıkır bir eda ile Hoca’ya soruyor.
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
+Yakınlarınızdan kimlere görüneyim. Kimlere görünmeyeyim?
-Bana görünme de kime istersen görün! ..
Hoca eşeğine verdiği arpaya bakıyor da “Bu bir yığın yemden her gün birkaç tanecik kessem sanki ne zararı olur!“ diye düşünüyor ve her gün birkaç tane eksiltmeye başlıyor. Nihayet eşek ölüyor ve Hoca, hadiseyi yorumluyor ..
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
- Tam alışacağı zaman eceli müsaade etmedi!
"Allah Türk milletine bu hudutsuz rıza ve tevekkül hassasını vermeseydi ne olurdu?"
📖 Sayfa 82 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Dost odur ki, bir kere, fakat pîr kere anlaya; ve belki de gülmeye, ağlaya...
📖 Sayfa 84 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Abdülhak Hâmit, yeni harflerden sonra, isminin (Hâmit) şeklinde yazılıp (it) harfleriyle nihayetlenmesinden müthiş bir sinire tutulmuştu.
📖 Sayfa 74 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Mesele konuşulurken, Necip Fazıl'a, seksenini aşan yaşına rağmen genç ve dinç bir heyecanla atıldı:
– Ömrümün sonunda, ismimin sonuna bir (it) ilâve ettiler.
Bir dilenci Süleyman Nazif'ten para ister:
📖 Sayfa 59 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
– Açım!
Merhum, dilencinin kılığına kıyafetine bakıp sorar:
– Sen okur-yazar mısın?
– Hayır!
Nazif haykırır:
– Allah, Allah! Okuryazar olmıyan bir insan nasıl olur da bu memlekette aç kalır?
"İrtica, mürteci" kelimeleri üzerinde konuşuluyordu. Necip Fazıl, bu kelimeyi hiçbir şey anlamadan kullananlar hakkındaki nefretini şahlandırıyordu. (Büyük Doğu)cu bir arkadaş haykırdı:
📖 Sayfa 74 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
- Şu güzelim Arapçadan hediye her kelimeye düşmanlık ettikleri halde, yegâne göğüslerine bastıkları ve asla yeni Türkçesiyle değiştirmeğe niyetli görünmedikleri tek tehdit ve itham kelimesi, bu!..
Yahya Kemale sordular:
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
- Seçime kafiye bul!
- Geçim...
Hoca bir gün dere kenarında abdest alıyormuş, nasılsa papuçlarını suya kaptırmış. Papuçlar gitti gider! Yalın ayak kalan Hoca'nın canı pek sıkılmış:
📖 Sayfa 32 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
- Şimdi sırasımıydı bunun? Eh, oldu olacak!.. Diye söylenerek bir kenarda abdestini bozuvermiş. İşini bitirdikten sonra da dereye dönmüş:
-Haydi bakalım, al abdestini, ver papuçlarımı!.. Diye bağırmış.

Zamanında bir Bektaşi babasına, Türk cemiyetinin geçirdiği ahlâk ve ruh buhranlarından bahsediliyordu. Şikayetçi şöyle diyordu:
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
– Baba, ne olacak bu hâl? Bu gidişle altüst olacağız! Evet; altımız üstümüze gelecek...
Bektaşi babası, sükûnetle cevap verdi:
– Telâş etme, oğlum; altüst olursak, belki bu vaziyetin altı üstünden daha hayırlı çıkar.
Adamın biri, bir gün Hoca’ya kaç yaşında olduğunu sormuş.
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Hoca da:
– Kırk yaşındayım!
Demiş. Aradan on yıl geçtikten sonra yine aynı adam:
– Hoca, şimdi kaç yaşındasın?
Diye sormuş. Hoca, yine aynı cevabı vermiş:
– Kırk yaşındayım!
– Nasıl olur? On yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin?
Hoca, başını sallamağa başlamış:
– Arkadaş, demiş, er olan sözünden dönmez! Söz bir Allah bir. Yirmi, otuz yıl sonra da sorsan aynı şeyi söylerim!..
(Birçoğumuz, aptal sükutların budala konuşmalara karşı imtiyazını kullanır ve o sayede kendisini kıymetlendirmeye bakar. Halbuki kıymet, gerçek kelâmda olduğu kadar manâlı sükuttadır. Fakat bu incelik birdenbire anlaşılmaz. Ama Hoca bu nükteyi anlatır).
📖 Sayfa 19 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Hindisini aldığı gibi Pazar yerine gider ve:
- Hindi; 100 akçeye hindi! Diye haykırır.
-Ayol, Hoca, 1 akçe bile etmeyen bir hindiye nasıl 100 akçe istersin!
-Dün burada bir papağanı 90 akçeye sattılar!
-Ama o konuşuyor! Bu da düşünür.
Bir fakir, Büyük İskenderden para istedi:
📖 Sayfa 71 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
-Azıcık bir şey...
-Az şey vermek bana lâyık değil...
-Çok şey ver!
-O da sana lâyık değil...
Bir okuyucu Necip Fazıl'a yazdığı bir mektupta "Sükûtunuzdan davacıyım!" gibi bir cümle kullanıyordu. Necip Fazıl, (Sizinle Başbaşa) sütununun muharririne:
📖 Sayfa 72 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
– Kuzum, dedi, bu zata rica et; başımdaki dâvalar bittikten sonra açsın dâvasını... O zaman kendisine kaybetmeğe hazırım!
Hoca'nın eşeğini çalarlar. Bunu duyan eşi, dostu akıl vermeğe kalkışır:
📖 Sayfa 52 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
-Yahu, ahırın kapısını neden iyi kilitlemedin?
-Koskoca eşek ahırdan bahçeye, bahçeden sokağa çıkarılırken hiç mi duymadın?..
-İnsan, bahçe duvarını biraz yüksek yaptırır.
-Belki de hayvanın ayağını iyi nallamadın, kaçırılırken onun için ses duymadın!..
Hoca, daha bunlara benzer bir sürü öğüdü sabırla dinledikten sonra:
-Ahbaplarım, dostlarım, doğru söylüyorsunuz ama, bütün kabahat ben de mi? Bu işde hırsızın hiç mi suçu, günahı yok?..
Akıllının biri Hoca’ya sorar.
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
+Bir cenaze töreninde tabutun neresinde gitmek gerek ? Sağında mı, solunda mı ; önünde yahut arkasında mı olmalı?
Hoca gülümseyerek
- Tabutun içinde olmayın da neresinde olursanız olunuz! der ..
Son 25 yılın nakaratı:
📖 Sayfa 80 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
-Biz sizi yoktan var ettik! Yeni ve medenî hayata kavuşturduk! Şarka bağlı geri tarih ve anʼanelerinizi kökünden tasfiye edip Avrupa milletlerinin safına geçirdik! Bunu da garp âlemine kabul ettirdik!
Adamın biri, bir gün Hoca'ya kaç yaşında olduğunu sormuş. Hoca da:
📖 Sayfa 47 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
-Kırk yaşındayım!Demiş.
Aradan on yıl geçtikten sonra yine aynı adam:
-Hoca, şimdi kaç yaşındasın? Diye sormuş. Hoca, yine aynı cevabı vermiş:
-Kırk yaşındayım!
-Nasıl olur? On yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin? Hoca, başını sallamağa başlamış:
-Arkadaş, demiş, er olan sözünden denmez! Söz bir Allah bir. Yirmi, otuz yıl sonra da sorsan aynı şeyi söylerim!..
Bir Yeniçeriyle bir Sipahi, gökte bir şeyi göstererek kavga ediyorlar:
📖 Sayfa 24 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
- Bu güneştir!
- Hayır, aydır!
O sırada kıyın kıyın geçmekte olan Hocayı görüp üstüne atlıyorlar ve soruyorlar
-Hoca, sen söyle güneş mi, ay mı?
Hoca, iki tarafın iddiasını ayrı ayrı tespit ettikten sonra ne tarafa hak verse öbürünün gazabını çekeceği korkusuyla şu cevabı bastırıyor:
- Kusura bakmayın, çocuklar, ben buranın yabancısıyım, bilemeyeceğim!
Birçoğumuz, aptal sükutların budala konuşmalara karşı imtiyazını kullanır ve o sayede kendisini kıymetlendirmeye bakar. Halbuki kıymet, gerçek kelâmda olduğu kadar manâlı sükuttadır. Fakat bu incelik birdenbire anlaşılmaz.
📖 Sayfa 19 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Ruhumuzu, tarihimizi, daha nice şeyimizi yeniden keşfetmek borcunda olduğumuz gibi, bilindiği sanılan neler var ki, onları yeniden ele almak ve özlerine nüfuz etmek mecburiyetindeyiz. Bunların başında Nasreddin Hoca dediğimiz “Hâce Nasrüddin” gelir ..
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
MANA
📖 Sayfa 71 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Asaf Halet Çelebi bir kızın albümünü yazıyor: Albüm kelimesi (Albus)den gelir. (Albus) beyaz demektir. Eğer buraya yazacak olsam artık o beyaz olmayscaktır. Beyaz olmayınca albüm olmayacaktır. Albüm olmayınca ben bir şeyler yazmış olmayacağım.
Ne olurdu?
📖 Sayfa 82 · Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek
Nasreddin Hocavâri bir düşünce ama, yerinde bir düşünce:
Allah, deveye kanat verseydi ne olurdu? Ya tek çobanın sürdüğü koca bir sürüye akıl verseydi ne olurdu?
İnsanoğlunun onda bir kadar hile ve istismara aklı yetseydi, bir fil on kişiye bedel olmaz mıydı? Halbuki on fili bir insan idare eder.
Bunlar sual değil efendim; sual şudur:
Allah, Türk Milletine bu hudutsuz rıza ve tevekkül hassasını vermeseydi ne olurdu?
Sıkça Sorulan Sorular
Nasreddin Hoca kimin eseridir?
Nasreddin Hoca, Necip Fazıl Kısakürek tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2020'de yayımlanmıştır.
Nasreddin Hoca kaç sayfadır?
Nasreddin Hoca, 93 sayfadır (Büyük Doğu Yayınları baskısı).
Nasreddin Hoca'nın en ünlü sözü nedir?
“Merhum Akif'in satın aldığı bir at -hasta olacak- arpayı yemeyince şair bir dostuna şöyle demiş: At, arpayı tanımadı! Koca Akif! Hasta bünyelerin öz gıdasını tanımaz oluşundaki hâilevî hakikate, bir at ve arpa misali ne küçük geliyor! İşi vatan çapında büyütmek lâzım!..”