
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç'un 127 sayfalık eseridir. İlk kez 2012'de yayımlanmıştır. Kitaptan derlenen sözler, okurların beğeni sırasına göre listelenmiştir.
Edebiyat Yazıları 1'dan En Beğenilen Alıntılar
Şair, kafasına üşüşen kelimeleri çarmıha gere gere ve kendisi de o kelimelerle birlikte çarmıha gerile gerile, doğum acıları içinde kıvrana kıvrana, şiirini biçimlendirir..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Peygamber'e Kureyş "şair" dedi.Bu , sanıldığı gibi,O'nu küçültmek için değildi.Peygamberlik kavramına o zamana kadar tümüyle yabancı olduklarından, Peygamberimize, kendilerince yine de en büyük ismi veriyorlardı: Şair.
📖 Sayfa 48 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Geleneğe sevgi, saygı ve hayranlık duymamız, ona sorular yöneltme hakkımızı ortadan kaldırmaz. Bu sorularımıza cevap alırsak ne iyi; alamazsak ve sorular cevapsız kalırsa daha iyi. Çünkü: bize yeni iş çıkmış oluyor. Yapacağımız yenilik, bu cevabını alamadığımız sorularda gizli değil midir?
📖 Sayfa 112 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bal bir kere bal oldu mu, hangi kaba konursa konsun, baldır..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bugünden o güne selâm.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Âhiret gibi olan o güne selâm.
Ahiret kadar yüce o güne selâm.
Diriliş Gününe selâm..
Evet şair, milletinin sözcüsü, yorumcusu ve gerekirse yol gösterenidir. Şair, milletinin kalbidir. Atan nabzı, çarpan yüreğidir.
📖 Sayfa 54 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Evet Şair, milletinin sözcüsü, yorumcusu ve gerekirse yol gösterinidir.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şair, milletinin kalbidir
Kendi kendisiydi; kendi kendine yetiyordu; kendinden memnundu... Ve böyle öldü.
📖 Sayfa 95 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Tanrı, toprağa bir parça neşe verdi: İşte insan. Acımız toprağa ait. Gök, toprağa benzedikçe insanı üzer.
📖 Sayfa 94 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Öteki dünyayı anlamayan, gerçekte bu dünyayı da anlamamıştır.
📖 Sayfa 9 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Uygarlık yaşadıkça şiir de yaşayacaktır.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bir levha asılıdır şâirin alnında:
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
“Satılık Değildir”, “Kiralık Değildir. "
Geceye yenilmeyen her kişiye ödül olarak bir sabah ve bir gündüz, bir güneş vardır.
📖 Sayfa 69 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şair nedir? Kelimedeki hayatı bulandır.
📖 Sayfa 70 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şair, bir toplum için başlı başına bir devrimdir.
📖 Sayfa 47 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Gürültü koparmak, eskileri inkâr etmek, bir başarı gibi gözükmekte ise de, geçicidir bu.
📖 Sayfa 110 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Ancak, yeni, köklü ve kalıcı eser vermekle, insan, kendini, geç de olsa kabul ettirir.
Şiir, hakikatin, doğa ve tarih içinde atan nabzı, çarpan yüreğidir..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Ne kadar gizlemek istiyor, saklamaya uğraşıyor kendini. Maske üstüne maske, maske üstüne maske takıyor.
📖 Sayfa 24 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Hiç bir şair, tam yeni olduğunu söylememiştir. Eskiyi tümüyle inkâr etmemiştir. Yenilik, geleneğe bir adım daha attırmak şeklinde anlaşılmıştır.
📖 Sayfa 120 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç

Toplumun uyarıcılarıdır şairler.
📖 Sayfa 62 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şiir, âdeta şairin duyarlığı üzerinde açan bir çiçek gibidir; onu tam açılımını yapmadan kopardığınızda çabuk solup gider.
📖 Sayfa 43 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şiiri anlamak kadar, hatta biraz daha zordur şairi anlamak. Kendi hayatını da olanca gücüyle anlaşılmaz kılmak için çaba sarf etmekten geri durmaz. Kendine kalırsa, kendini daha anlaşılır kılmak içindir bu çabası. Oysa, her yeni çaba, daha anlaşılmaz kılacaktır. Ve çoğu kez bunun farkında olmaz.
📖 Sayfa 56 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Toplum onu bu konuda aldırışsız sanır. Oysa, bundan ötürü şair belki de bir cehennem azabı yaşar.
İnsanın ufku mümindir. Müminin ufku Peygamber. Peygamberin ufku da, mutlak gerçeklerin habercisi, her peygamberi şahsiyetinin katlarında bir yaprak gibi bulunduran Son Peygamber...
📖 Sayfa 103 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Her kelime bir duyguyu, düşünceyi vızıldatır durur. Şair, kelimelerin büyük uğultusu içindedir daima...
📖 Sayfa 88 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şair, düşünceyi, ya olağan dışı bir zekâyla donarak, ya aptallaştırarak kullanır..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Geceye yenilmeyen her kişiye, ödül olarak bir sabah ve bir gündüz, bir güneş vardır.
📖 Sayfa 69 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bizim anlayışımızda, din, uygarlık ve metafizik, birbirine kopmaz bağlarla kenetlenmiş, birbiriyle içiçe geçmiş, birbirinden ayrılmaz, somut bir hakikat bütünü, yaşantısı ve tarihidir.
📖 Sayfa 12 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Tanrıya teslim olmayan, eşyayı teslim alamaz.
📖 Sayfa 13 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Kitleler çoğu kez, kraldan ziyade kralcıdır.
📖 Sayfa 53 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şiiri anlamak kadar, hatta biraz daha zordur şairi anlamak..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Evet, şairler, hiç bir çağda, metafiziğe yabancı, fizikötesinden vâreste olmadılar. Ondan müstağni kalamazlar, ne yapsalar.
📖 Sayfa 29 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Sanat eseri, yaratışın taklididir, yaratılanın değil. Yapıt, yaratılanın taklidi oldukça değerden düşer, yaratışın her an yeni kalışındaki, orjinal oluşundaki sırrı anladıkça da yoğunlaşır.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Toplumların olağanüstü günlerinde bunalımlı anlarında seslerini yükseltir şairler.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Tabiata olan dikkatini yitiren sanatçı, giderek ölü bir soyutlamanın mahkûmu olacaktır.
📖 Sayfa 39 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Her zaman içinde bir sezgi, belli belirsiz bir sarsıntı vardır. Kuşku gibi, kaygı gibi.
📖 Sayfa 25 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bir diriliş eri, ereni, piri olmalıdır yeniden şair. Diriliş ruhunun yeni bayrakçısı, sancaktarı. Çağın kulelerine, burçlarına, sesini, bayrak gibi ufukların gönderine çeken adam..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şairi olmayan millet, yok demektir. Şairlerini görmeyen millet, kendini görmüyor, şairlerini yaşamayan millet, yaşamıyor demektir.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Tanrı'nın eşyaya koyduğu ve her türlü sesle kamufle ettiği müziğe , bir sezgi halinde, işaret ediyor olsa gerekti.
📖 Sayfa 15 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç

şiirde, millî damga, zorunludur. Evet, şiir evrensel olduğu ölçüde millî, millî olduğu ölçüde evrenseldir..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Elsa kimdi, nasıldı? Bizi ilgilendirmez. Ama Raskolnikof, hiç yaşamadığı halde, yaşamış sayarız onu gerçekte, en az, yaşamış olmasını isteriz.
📖 Sayfa 77 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Suçsuz insanların ve çocukların katili olmaktan çekinmeyen soyların kuruduğu, zulüm sistemlerinin yere battığı o gün, şair, kesilmiş soluğuna yeniden kavuşacak ve o solukta Tanrı sevgisinin gülü yeniden açılacaktır.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bugünden o güne selâm.
Ahiret gibi olan o güne selâm.
Ahiret kadar yüce o güne selâm.
Diriliş Gününe selâm.
Dostoyevski, ömrü boyunca, Tanrı’yı bulmayı amaçlayan bir roman yazmak ihtirasını taşıdı. Karamazoflar, Ecinniler o romanı arayıştır..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şiirin gerisinde insan olmalıdır. “Her çağda,
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
her şiirle yenilenen”. İnsansız şiir tez ölür..
Şiir, âdeta şairin duyarlığı üzerinde açan bir çiçek gibidir; onu tam açılımını yapmadan kopardığınızda çabuk solup gider..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
- "Şair, üzerine büyük bir arı oğulu konmuş bir ağaçtır. Oğul, kelimeler...
📖 Sayfa 78 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Her kelime bir duyguyu, düşünceyi vızıldatır durur.
Şair, kelimelerin büyük uğultusu içindedir daima...
O bir yere gitti mi, kelimelerin bulutu da beraber gider oraya..."
- "(...)Geçmiş zaman şiiri de, günümüzün tersine, iç plânda, şiire has bir mantığı kullanmıştır hep. Aslında dil, mantık sınırlarını aşan tarihî-sosyolojik bir hakikattir; irrasyonelden de mantıktan olduğu kadar, oluş ve beslenişinde, gıdalanmıştır. Mitoloji ya da iç musikî kullanımları da mantığı kıran akış çalkantıları ve doğrultularıdır. Homeros, Firdevsî, dante, Hafız, Goethe, hep görünüşte mantığın şiirini geliştirmiş gibidirler; ama, gerçekte, şiirin iç plânında, poetik mantık egemendir esere. Ve şiiri düz yazıdan ayıranda budur..."
📖 Sayfa 75 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şair, bir toplulukta, insanların içinde, kırık dökük, bin mühürle mühürlü ahenkleri derler, toplar, demetler, buket haline getirir; ve onu, toprağın içine uzanan zengin maden damarları gibi, edebiyat alanına uzatır.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
- "(...)Kavga ve barış adamıdır şair!
📖 Sayfa 61 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Gereğinde en yüce ve sarp savaşı yaptığı gibi en özverili barışı da imzalayandır insanlarla ve insanlıkla..."
Sanatçı, âdeta, bilmediğimiz bir dünyadan, bir kaza sonucu, dünyamıza düşmüş bir yaratıktır.
📖 Sayfa 23 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Elbet, geleneğe saygı demek, eskilerin tanrılaştırılması, tartışılması ve eleştirilmemesi demek değildir. Yeniden değerlendirme, her zaman için mümkündür ve hatta gereklidir. Ama, iyi niyetle, sakince. Ve araştırmalarla. Yoksa, kinle, sevgisizlikle, düşmanlıkla işe başlayanlar, yarı yolda kalacaklardır. Öfkelerinin kurbanı olacaklardır.
📖 Sayfa 110 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bizce şair Diriliş Günü adamıdır. İsrafil'in ve Cebrail'in adamı. Öleyazan insan ruhu dirildiği gün, o da gerçeğiyle geri dönmüş olacaktır. Ama, biz diyoruz ki, o günü beklemesin. O günden önce gelmeye baksın. Ve böylece, o günün, diriliş gününün gelmesinde de en büyük pay sahiplerinden biri olsun.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Günümüzü ve çağımızı, biz şair denen kişiler, öylesine kelimelerimizin örsünde ve deyişlerimizin çekiciyle döğüp yoğurmalıyız ki, saçtığımız kıvılcımlar ve çıkardığımız çınlayışlar, şairin diriliş ve dönüşünün ayak sesleri olsun.
- "Bizce şair Diriliş Günü adamıdır. İsrafil'in ve Cebrail'in adamı. Öleyazan insan ruhu dirildiği gün, o da gerçeğiyle geri dönmüş olacaktır. Ama, biz diyoruz ki, o günü beklemesin. O günden önce gelmeye baksın. Ve böylece, o günün, diriliş gününün gelmesinde de en büyük pay sahiplerinden biri olsun..."
📖 Sayfa 66 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Çile, her sanat adamı için varoluş şartı. Ancak, sanat, onu aşmakla başlar.
📖 Sayfa 94 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
- "(...)Toplumların tam bir depresyona düştüğü, ruhlardan bir havaî fişek hızıyla çıkan melankoli dairesinin tam kapanmak üzere olduğu ânda yetişen şair, insanı, hedefine giden bir ok hâline getirir; ileriye ufuklara çevirir . Ona dışa doğru hücum aşkını verir. Onu yeniler, tazeler..."
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Gelenek dünyası, çok boyutlu ve cepheli bir dünya olarak şairin okuludur. Bu okuldan geçmek zorundadır şair. Aşkla, sevgiyle, çileyle.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
- "(...)Tecrit edilen tabiat, bir ân için, geçici bir ân için, âdeta ölü hâle gelmiştir. Şimdi ona yeniden can vermek gerekmektedir. Bu, ona, sanatçının, ruhundaki soluğu üflemesiyle gerçekleşecektir. Sanatçı, modelini önce Tabiattan koparmalıdır ki, o, son işlem olarak kendisinin üfüreceği soluğu kabul edebilsin..."
📖 Sayfa 10 · Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Şair, hepimizin çilesini yüklenmiştir.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç

Ve korku, muştunun karşısında, ürküntü, sevgi önünde dize gelecek, yere serilecektir, bir diriliş mahşerinde.
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
İnsanlığı dünya cehennemine ve kıyametine yuvarlayanların önüne kayalar gibi dikilmelidir..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Bir şairin çıkışı ve batışını, ayın med ve cezrine uyarak, ilkin kabaran, kabaran, sonra taşan, daha sonra da yatağına çekilen Nil nehrinden daha iyi hiç bir şey örnekleştiremez. İlkin korku, sonra panik, arada birçok kurban, sonra telâş, sonra verimli, bereketli topraklar..
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç
Sıkça Sorulan Sorular
Edebiyat Yazıları 1 kimin eseridir?
Edebiyat Yazıları 1, Sezai Karakoç tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2012'de yayımlanmıştır.
Edebiyat Yazıları 1 kaç sayfadır?
Edebiyat Yazıları 1, 127 sayfadır (Diriliş Yayınları baskısı).
Edebiyat Yazıları 1'ın en ünlü sözü nedir?
“Şair, kafasına üşüşen kelimeleri çarmıha gere gere ve kendisi de o kelimelerle birlikte çarmıha gerile gerile, doğum acıları içinde kıvrana kıvrana, şiirini biçimlendirir..”