
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal'ın 168 sayfalık eseridir. İlk kez 2022'de yayımlanmıştır. Cebimdeki Ekmek Kırıntıları için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları'dan En Beğenilen Alıntılar
Kitaptan en etkileyici sözleri sizin için derledik; ama yine de en etkili söz, sizin beğendiğinizdir.
“Bir İnsan kendi hikâyesinin farkına ancak eyleyerek, eylemde bulunarak varabilir. Bununla beraber insan;bildiği, yapıp ettiği, kurduğu, oluşturduğu, inşa ettiği hikâyeyi başka şeylere oranla çok daha iyi anlar ve ancak kendi hikâyesini anlayan bir insan, bir başkasının hikâyesini anlatabilir. Başkalarının hayatlarına ancak bu şekilde vâkıf olabilir. Kendi acısını fark etmiş bir insan, bu tür bir acıyı deneyimleyen bir başkasını yazabilir, çekebilir, oynayabilir, gösterebilir.Çünkü insanın ilk müracaat öznesi kendisidir.”
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
İnsan ne yapabilir, kendine dair başka ne bulabilir ki? Hem sonsuz bir yaşam hayal edecek kadar romantik olmak hem de hakikaten biraz sonra ölecekmiş gibi dünya ile barışık bir ilişki kurmak…..Sonra kurduğun ilişkide egemenlik peşinde koşmamak… Nihayet bu dünyanın sonsuz sahibiymiş gibi güçlü bir tahayyül ve tasavvurla yaşamak…” Bu dünya benım,” demek.” Benim bu dünya ve ben bunun bir parçasıyım.Sonsuz bir yaşam sanki beni bekliyor,” diyebilmek!.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Hayat Bir Öğrenmeler Manzumesi
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
“Çocuklar diyorum;” siz de kendi stiliniz kendinize ait olsun.Onu sizden başkası taklit edemesin.Kendi stilinizle şampiyon olun. Taklit etmeye çalışmayın, keşfedilmeyi beklemeyin.Korkmayın, koşun……Doğru kişi, doğru söz.doğru çevre… Bu etkileşimler insanı büyütüyor.
Yazmak için bahane, satmak için bahane dedik ama….Kitap okumanın kendisi de başlı başına bir iştir.Üstelik hiç de kolay bir iş değildir.Ciddi anlamda kitap okumaktan bahsediyorum.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Hayatın tuhaflıkları giderek dahada üstüme geldiginde hemen kitaplara sığınıyorum.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
..izlerin kıymetini yaşadıkça anladım. Yoldan çok yolculuğa inandım, şifanın yarada olduğuna iman ettim, asıl olanın hayat olduğunu öğrendim.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
….yolculuğun senindir…”Hayat bir öğrenmeler manzumesidir.”….İnsan ne yapabilir, kendine dair başka ne bulabilir ki? Hem sonsuz bir yaşam hayal edecek kadar romantik olmak hem de hakikaten biraz sonra ölecekmiş gibi dünya ile barışık bir ilişki kurmak.Sonra kurduğun ilişkide egemenlik peşinde koşmamak. Bu
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
dünyanın sonsuz sahibiymiş gibi güçlü bir tahayyül ve tasavvurla yaşamak.” Bu dünya benim,” demek.” Bu bizim dünyamız…. Ona aşkla bakmalıyız.
Hayatın tuhaflıkları giderek daha da üstüme geldiğinde hemen kitaplara sığınıyorum.
📖 Sayfa 122 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
İnsanın derdi zamandır.Sinama insanın zamanla olan derdini anlatır. Başka hiçbir sanat dalı bence insanın zamanla kurduğu ilişkiye dair bu kadar güçlü bir şey söylemiyor.Bir senaryoyu yüz ayrı insana ver, yüz ayrı film çıkar.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Hikâye dinlemeyi bilmek lazım.İyi bir hikâye anlatıcısı olmak istiyorsan mutlaka dinlemeyi sürdürmelisin, dinleme yeteneğini beslemelisin.Hayatını hep hikâyelerle doldurmalısın.Ama bir yandan şunu da hiç unutmamalı:Dinlemek yetmez, yazmalısın.Hiç durmadan yazmalısın.Yazmak ciddi bir zanaattır. Düzenli yapmak gerekir.Yazma yeteneği yazdıkça parlar.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
İnsan hâlâ keşfedilmeyi bekleyen son ada.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
İnsan oracıkta duruyor.Derin bir karanlık var.Bakmamız gereken derin bir karanlık… Hâlâ her seferinde kendi içimize bakıyoruz.Orada neler neler buluyoruz.
İnsan, varoluşunu fark ettiği andan itibaren içindeki boşluğu doldurma telaşına düşüyor…İnsanlarla kurduğumuz ilişkiler aslında çok derin ama biz bir türlü o derinliğin hakkını vererek
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
yaşayamıyoruz .[ Gülten Akın] söylediği gibi” durup ince şeyler üzerine düşünme” hakkını elimizden aldı. Hayatımızda derinlikli, incelikli, hassas ve kuşkusuz bütüncül şeyler artık yok.
… yapıp ettiğimiz her şey bir hikâyeyi kurmak, hikâyenin öznesi olmayı becermek üstünedir. Her şey eninde sonunda bir hikâyenin kahramanı olmayı hak etme uğraşıdır. Bu ölünceye kadar sürdürdüğümüz bir çaba.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Yazmak, ilhamdan ibaret değildir. Hemde hiç değildir. Kuşkusuz ilhamsız olmaz ama hikâyeyi kuran asıl unsur, bir yandan da asıl hikâyeyi kuran unsur ilhamdan sonrasıdır. O da düzenliliği, pragramlı çalışmayı, verimli çalışmayı, sabrı ve işçiliği ister. Her işte olduğu gibi..Bir tür kendime dönme, içe çekilme dönemi .
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Bir şeyin varlığına dair aşkınız tutkunuz yoksa onun peşine de düşmezsiniz.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal

“Bütüncül dil, dünyaya bütüncül bakmayı da kolaylaştırır. Kapasiteni harekete geçirir. Sevgi kapasitesi de buna dâhil .İnsanın dünyayla bütüncül bir ilişki kurmaması bu kapasiteyi tıkıyor. Dünyaya ilişmiyor bu insan. Çünkü dünyadan korkuyor. Dünyanın bir parçası olduğunun farkında değil. Dünyayı sevmiyor. Bana göre, dünyaya hoyratça davranmamızın sebebi de bu ilgisizlik…. Kaynakların bunca pervasızca tüketirsiniz. Ancak sevmiyorsanız yok edersiniz. Tersi de geçerli.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Başkalarının hikâyesini anlatmaya kalkışmak seyirciyle, okurla kurulan samimi bir yolculuktur. Bu yolculukta kendimizi, kendi yerimizi, kendi hikâyemizi bilmek zorundayız…”Bak ben de böyle bir yolculuğun bir parçasıyım, başıma bunlar geldi ama eninde sonunda cebime bunları koydum ve artık başka biriyim,” demeliyiz. Beni daha kıymetli hâle getirecek şey budur.“Acıtmıyor, Korkma,” demek gerekiyor.Hikâyemizi böyle kurmalıyız.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
“İçindeki tortulardan kurtuluyorsun., Bu sana iyi geliyor ama yeniden, yeni tortular biriktirmeye de devam ediyorsun.Bunun da
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
farkındasın.İnsanın kendi emeğine, çalışmasına dair konuşması bana hep iyi gelir. Hele uzaklarda, bilmediğimiz yerlerde çalışanların emeği.
Hep sathi şeyler var. Derinlikli bir şey kalmadı.Derinlikli zannettiklerimiz hep stilize tuhaflıklar olduk.Hayatlarımızda artık daha soğuk, daha mekanik, çizgileri daha belli şeyler var. Başka şeyler söylüyoruz, başka cevapların peşine düşüyoruz.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Hikâyesine şahit olduğum birine, o hikâyeyi artık bilmiyormuş gibi davranamam.Bana bu daha doğru, daha haysiyetli bir tavırmış gibi geliyor. Daha samimi geliyor. Öyle bir sözcük ki kendini dünyaya dair sorumlu hissetmeyi de, feda duygusunu da, bütün bunları kuşatan hafızayı da içeriyor.Dil bu hafızadan beslenir.Biz farkında olmadan bir şeyler sürekli birikir. Bilmeyiz ama belki hissederiz.Birikenler de bir bakıma diğer dillere çevrilemeyen söz konusu sözcüklerde tezahür eder.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Sabırdır.Her işte öyledir: Bir sonuç almak istiyorsan yaptığın işi biteviye, ara vermeden yapmalısın.Sabretmek, beklemek ve sürdürmek… Başarıyı bunlar getirir.İnat etmek getirir. İnsanın bazen de kendi ustası olması gerekir.O terbiyenin azaldığını görüyorum.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Başkasının rızası olmadan onun adına iyilik yapmaya kalkışmak, ona kötülük yapmaya başladığın ilk yerdir.
📖 Sayfa 104 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Yeryüzünün bir parçasısın.Senden sonra bir şey kalsın istiyorsan kitaplarını, filmlerin, yonttuğun heykellerin kalacak.Terekende ne biriktiyse, enstrümanından ne çıkardıysan işte o kalacak.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Tarkovski nostalji için” Özlem değildir,” diyor.Doğru, niye özlem olsun ki? Geçmişe özlem duyulmaz zaten,” de diyor.Ama geçmişte yapabileceğimiz hâlde yapamadıklarımız, yapmak isteyip de bir türlü gerçekleştiremediklerimiz, gerçekleştirmekten imtina ettiklerimiz…” Bütün bunlar bir türlü içimizden çıkmayan kederdir.,” diyor Tarkovski. Kısacası” Nostalji özlem değil, kederdir,” diyor…İşte sinema bu kederle ilgili sana şifa veren bir sanat…. Çünkü sana zamanı geri getiriyor.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Hayatta her şeyin birbiriyle bir ilgisi var. Yaptıklarımız ve yapmadıklarımız…Her şey birbirine bağlı…Yaptıklarımız kadar yapmadıklarımz da birbirine bağlanıyor.. Yapmak isteyip yapamadıklarımız… Ya da çok heves edip fazlasıyla yaptıklarımız…. Bu şekilde de bir şeylere sebep oluyoruz. Yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın sonuçlarını görmemiz, bunlardan haberdar olmamız onların var olmadığı anlamına gelmiyor.Bir şeyler oluyor.Biz bir şeylere sebep oluyoruz.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Yaşadıkça, tecrübe kazandıkça bir şeyleri de fark ediyorsun. Kendini iyi hissettiğin, ilham kapılarının sanki ardına kadar açıldığı belli saatler var.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Ömür dediğimiz şey, kendimizle ve dünyayla kurduğumuz ilişkide içini doğru düzgün doldurmakla görevlendirdiğimiz bir zaman parçasından başka bir şey değil! Akıl baliğ olmak bilmektir.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
“Geldik gidiyoruz ama bir yandan da anlam arayışı aslında bitmiyor. Sanki bütün yapıp ettiğimiz işler bu arayışa vesile: bu arayışı ayıklayan, kolaylaştıran şeylermiş gibi geliyor. O yüzden her seferinde onlara müracaat ediyorum..
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
İnsan niye yazar.Niye kitapların içinde boğulur ve niye kendini sürekli olarak bilmekle, öğrenmekle, anlamakla yükümlü hisseder? Kuşkusuz ona iyi geldiği için..Biliyorum ki tüm yaptıklarım bir anlam arayışından başka bir şey değil..
Bu bir yolculuk.. Sen bir kaptansın. Her türlü hâl var, başına her türlü şey gelebilir, gemin batabilir. Peki gemi batabilir deyip seyir defterini yazmayan bir kaptan olur mu? Sen işini yapacaksın.Mucize, çalışmaktır.Öğrenmeye çok iman ederim.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Farik ve mümeyyiz olma, yani fark etme ve sorumluluk alma…. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma….Neticede hayat, bir öğrenmeler manzumesi….İnsan ömrü boyunca öğreniyor, öğrenmeye devam ediyor.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal

Sanki herkes hayatın keyfini çıkarırken ben hayattan çekiliyorum.
📖 Sayfa 34 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Hayat, bir öğrenmeler manzumesi... İnsan ömrü boyunca öğreniyor, öğrenmeye devam ediyor.
📖 Sayfa 100 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
"Ben farklı olmalıyım, bu sayılardan biri olmayacağım," dedim. Bir nevi o kalabalığın içinde kaybolmayı reddettim.
📖 Sayfa 24 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Ben sürekli kendime duyacağım saygının peşindeyim. Bitmek bilmeyen bir çaba bu.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Anlatırken aslında kendimi anlattığımı zannettiğim her şey, kendimden yola çıktığımı zannettiğim her şey bir başkasıyla ilgili bir meraktan farklı bir şey değil.
📖 Sayfa 13 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Bu tuhaf karmaşanın ortasında hasbelkader hala ses verebilen bir deniz feneri gibi bilinmek isterim.
📖 Sayfa 8 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Bu işin sırrı değişime olan inançtır. Dünyanın seni değiştirmesinden korkmamaktır.
📖 Sayfa 121 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
“Öyle bir sözcük ki kendini dünyaya dair sorumlu hissetmeyi de, feda duygusunu da, bütün bunları kuşatan hafızayı da içeriyor.”
📖 Sayfa 83 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
... Psikolojideki temel unsurlardan biri şudur: Sağlıklı bir bağlanma yoksa, güvenli ayrılık olmaz. Bu yüzden bizdeki boşanma davaları fecaat geçer. Her iki tarafı dinleyince " Nasıl yaşadılar peki bunca yıl?" diye şaşırırsın.
📖 Sayfa 101 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
“Bunca kaygı ve bilinmezliğin ortasında yine de kendimi en iyi ve emin hissettiğim yer çalışma odam. Kütüphanem ve masam.”
📖 Sayfa 37 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
*
📖 Sayfa 42 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Bir işi bitirdiğimde kendimi test edip onaylanmışım gibi hissederim. Gizliden gizliye bir "Helal olsun oğlum sana!" duygusu.
*
📖 Sayfa 69 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Türkiye karnından konuşanların ülkesi. Her yerde bu böyle. Karı-koca arasında bile bu böyle. Adam ya da kadın, aynı evde karnından konuşuyor.Çünkü karnından konuşmaya başladığın zaman mevzu patladığında suçlama şansın oluyor. Türkiye'de herkes birbirini suçlar. Hemen suçlar. Kimse sorumluluk almaz."Ben zaten demiştim"ler havada uçuşur. Demese bile, "Diyecektim,"der. "Hareketlerimden anlamış olmalıydın" der. "Zaten biliyordum ben onun öyle olacağını," der. Buradan maalesef bir iletişim çıkmıyor.
... Ankara'yı gergin, heyecanlı,içe dönük, biraz böyle gri bir ruh haliyle hatırlarım.
📖 Sayfa 64 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
... İstanbul'u hayallerin gerçekleşebileceği bir şehir olarak görmüştüm. Başka ne için gelirsin ki İstanbul'a?
📖 Sayfa 17 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
“Hem sonsuz bir yaşam hayal edecek kadar romantik olmak hem de hakikaten biraz sonra ölecekmiş gibi dünya ile barışık bir ilişki kurmak..”
📖 Sayfa 91 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal

... Kitaplar konusunda kendimi tutamadığımı söylemeliyim. Sabahın bir saatinde, internete girip ardı ardına yirmi kitap sipariş ettiğim olmuştur.
📖 Sayfa 37 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Sıkışınca okuyorum. Sıkılınca okuyorum. Hayatın tuhaflıkları giderek daha da üstüme geldiğinde hemen kitaplara sığınıyorum.
📖 Sayfa 122 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
*
📖 Sayfa 8 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Kendimi fark ettiğim ilk andan itibaren dünyaya ilişmeye çalıştım.
... Roma'da soylular idam cezası aldıklarında kendilerini öldürmelerine izin verilirdi.Onuru, vakarı korumak ile ilgili bir yöntem... İşte bir soylunun hücresinde de bıçak bırakılmış ama can tatlı tabii, adam kendini öldürmek istemiyor, ayak sürüyüp duruyor karısı da bu onursuzluğa dayanamamış girmiş içeri, bıçağı kendine saplamış. Adam ona bakarken de "Korkma,"demiş; "korkma, acıtmıyor."
📖 Sayfa 166 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
... Kayda değer bir öğretmen örgütü var mı? Öğretmenler atanamamak dışında en son neye ses çıkardılar? Öğretmen bu yüzden de işlevsizleşti. Toplumun majör gücü ama sessiz, temsilsiz... Çok hızlı bir biçimde aşağı çekildiler.
📖 Sayfa 128 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
İnsan niye bu kitapların içinde boğulur ve niye kendini sürekli olarak bilmekle, öğrenmekle, anlamakla yükümlü hisseder? Kuşkusuz ona iyi geldiği için… Yani ben de bunu beni sağalttığı, bana iyi geldiği ve biraz da içimi ferahlattığı için yapıyorum. Sanki ölünceye kadar sürecek bir şey bu. Ama biliyorum ki tüm yaptıklarım bir anlam arayışından başka bir şey değil.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
"Ben sürekli kendime duyacağım saygının peşindeyim. Bitmek bilmeyen bir çaba bu. Çok eksik de onu mu tamamlamaya çalışıyorum?
📖 Sayfa 55 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Yazmak ciddi bir zanaattır. Düzenli yapmak gerekir. Yazma yeteneği yazdıkça parlar.
📖 Sayfa 36 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Çünkü zerre, bütünün hafızasını taşıyor.
📖 Sayfa 18 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Kitap okumanın kendisi de başlı başına bir iştir. Üstelik hiç de kolay bir iş değildir. Ciddi anlamda kitap okumaktan bahsediyorum.
📖 Sayfa 40 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Kitapları masaya ya da kitaplığıma gelişigüzel yığmıyorum tabii. Kendi içlerinde birer gruplar... Hepsi ayrı bir sürece, ayrı bir ilgiye dair kitaplar...
📖 Sayfa 38 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
... Sanki başından beri hekim olmamı istiyordu ikisi de .Çünkü biliyorsun, taşrada doktor anne- babası olmak çok önemlidir.
📖 Sayfa 63 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Zaten kitaplar tuhaftı; bu dünyanın dışında, garip, tahayyül edemeyeceğim, enteresan dünyalar sunuyordu.
📖 Sayfa 21 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Kelimelerin hakikaten bir ruhu var. Edebiyatın gücünü aldığı yer de işte bu ruh...
📖 Sayfa 78 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Tarkovski'nin lafıdır ya; "Biri bir kitap yazar, onu bin kişi okur, bin ayrı kitap yazılır aslında."
📖 Sayfa 50 · Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal
Sıkça Sorulan Sorular
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları kimin eseridir?
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, Ercan Kesal tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2022'de yayımlanmıştır.
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları kaç sayfadır?
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları, 168 sayfadır (Kronik Kitap baskısı).
Cebimdeki Ekmek Kırıntıları'nın en ünlü sözü nedir?
““Bir İnsan kendi hikâyesinin farkına ancak eyleyerek, eylemde bulunarak varabilir. Bununla beraber insan;bildiği, yapıp ettiği, kurduğu, oluşturduğu, inşa ettiği hikâyeyi başka şeylere oranla çok daha iyi anlar ve ancak kendi hikâyesini anlayan bir insan, bir başkasının hikâyesini anlatabilir. Başkalarının hayatlarına ancak bu şekilde vâkıf olabilir. Kendi acısını fark etmiş bir insan, bu tür bir acıyı deneyimleyen bir başkasını yazabilir, çekebilir, oynayabilir, gösterebilir.Çünkü insanın ilk müracaat öznesi kendisidir.””