CANLI

Eleştiri Dünyasından Edebiyat Kuramları ve Eleştiri: Berna Moran'ın Akılda Kalan Sözler

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri - Berna Moran kitap alıntıları ve sözleri

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran'ın 352 sayfalık eseridir. İlk kez 1988'de yayımlanmıştır. Eserden akılda kalan bölümleri, beğeni sırasına göre aşağıya derledik.

Yazar:Berna Moran
İlk Yayın:1988
Yayınevi:İletişim Yayınevi
Sayfa Sayısı:352
Dil:Türkçe
ISBN:9789754707045
Okuma Süresi:9 sa. 58 dk.
Türler:Edebiyat, Eleştiri-Kuram

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri'den En Beğenilen Alıntılar

Nasıl oluyor da 'değer' hem insan yaşantısıyla ilintili oluyor hem de eserde nesnel olarak bulunuyor?

Beardsley gibi düşünürler şöyle açıklıyorlar bunu.

Değer her zaman insan yaşantısıyla ilintilidir; bundan ötürü sanat eserinin estetik değeri olabilmesi için, insanlarda uyandırdığı yaşamıyla bir bağı olması gerekir.

📖 Sayfa 159 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Bilim gibi sanat da bazen bilgi sağlar, yani dış dünyayı yansıtır, fakat biliminkinden farklı bir yöntem izleyerek. Bilimin soyutlama ile yansıttığı özü, sanat somutlaştırma yolu ile yansıtır; bilimin doğa yasaları yerine somut genelleştirmeler çıkarır karşımıza.

📖 Sayfa 57 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Ayrıca Yeni Eleştiri’nin sandığı gibi tarafsız, masum (innocent), önyargısız, ideolojisiz okur diye bir okur yoktur. Her okur belli bir kültür çevresinden aldığı ekonomik, toplumsal, politik değer yargıları ile gelir metnin karşısına ve bunlar okuyuşunu etkiler.

📖 Sayfa 197 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Platon’un gerek Devlet ve gerekse İon'da açıkladığı fikirlerine göre edebiyat öğretici olamaz, bize gerçekleri bildiremez; şairler de gerçek bilgiye sahip olmayan benzetmeci kişilerdir.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Gerçi hayatta öyle olmuyordu; kötüler her zaman cezalarını bulmuyor, iyiler mutluluğa kavuşmuyorlardı.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

“Sanat önemli olanı tutmak, önemsizi çıkarmaktır”

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Edebiyat hem olayları somut hale sokmakla felsefenin kuruluğunu ve soyutluğunu giderir, hem de olması gerekeni telkin etmekle tarihin noksanını.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Aristoteles, "şairin ödevi gerçekten olan şeyi değil, tersine, olabilir olan şeyi yansıtmaktır" demişti.

📖 Sayfa 31 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sanatçı duygularını dile getirirken başkalarını düşünmez, kimseyi düşünmez o: Kendi kendine yazarken yaratacağını yaratmış, görevini yapmıştır. Okuru hesaba katarak yazan şairin yazdıkları şiir değildir bile.

📖 Sayfa 99 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Oysa hiçbir felsefi ya da bilimsel sistem, hayatın girift ve karmaşık gerçekliğini anlatamaz. Gerçeklik çok yönlü, karmaşık ve dinamiktir. İşte sanatın işlevi, bilimin vermesine imkân olmayan bu gerçekliği yakalamaktır.

📖 Sayfa 160 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

“Tabiattaki nesnelerin taklitlerini veriyor diye sanatları hor görmemeliyiz; unutmamalıyız ki görünen nesneleri kopya etmez sanat; tabiatın kendisinin kopya ettiği formlara (idealara) uzanır doğrudan doğruya... "

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

"İtiraf ederim ki, kendi hesabıma... sıkı bir vicdanın egemen olduğu sınırların bir zaman için dışına çıkarak dolaşıp nefes almayı... ara sıra şöyle bir rüya süresince filân tahditlerin burnunu sokmadığı bir dünya hayal etmeyi, avcının beni kovalayamayacağı gizli kuytulara çekilmeyi severim... Kafesime ve zincirlerime döndüğümde, daha sağlıklı ve canlı bulurum kendimi...(...)"

📖 Sayfa 267 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Edebiyat, dizginlememiz gereken duygusal yanımızı coşturur.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

20. yüzyılın başlarında Marcel Proust, James Joyce, V. Woolf ve daha başka yazarlar, ağırlığı olay örgüsüne, öykü yönüne vermeyen yeni bir roman getirmişlerdi. Bu romanlarda aksiyon azalır, onun yerine anlatım ,ritm, simge, örüntü ve bilinç akışı öğeleri ön plana geçer.

📖 Sayfa 170 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

1)     Her toplumcu eser ve ancak toplumcu eserler iyidir.
2)    Her iyi eser toplumcudur, ama her toplumcu eser iyi değildir.
3)       Bazı toplumcu eserler iyidir.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

"Resim sessiz bir şiir , şiir konuşan bir resimdir."

📖 Sayfa 18 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sanat eserlerinde gördüğümüz, doğadır, insandır, hayattır ve sanatçı eserinde bize bunları yansıtır; bir ayna tutar dünyaya sanki.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş” şiirinden alınmış, ölümden söz eden şu iki dize çok basit bir örnek olarak verilebilir sanırım.

Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında,

Camide musalla taşına konmuş tabutun önünde cemaatin cenaze namazı kılması, insanların defalarca tanık olduğu ve kanıksadığı bir olaydır. Tarancı musalla taşını bir tahta, ölüyü bir sultana, cemaati de onun önünde elpençe duran ve yerlere kapanan kullarına benzetmek suretiyle kanıksadığımız bu sahneyi bize taze bir şekilde gösteriyor, alışkanlığımızı sarsıyor.

📖 Sayfa 163 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Kısacası, hiçbir metnin tek ve kesin anlamı olamaz.

📖 Sayfa 202 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sanat, felsefe ve bilim gibi doğrudan doğruya kavramlarla çalışmaz, önermeler de sürmez ortaya.

📖 Sayfa 108 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Yazarı başkalarından ayıran nokta bir çeşit ruh hastası olması değil -çünkü hepimiz biraz öyleyiz-, bu nevrozu başarılı bir şekilde nesnelleştirilebilmesidir.

📖 Sayfa 155 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Kısacası bir eseri överken sanatçının içtenliğini ortaya  sürmek,  veya yererken aksini söylemek bir eleştirici için işin kolayına kaçmaktır. Eleştirici eserin yürekten yazıldığı izlenimini almışsa, bunu sanatçının psikolojisine bağlayacak yerde eserin böyle inandırıcı olmasının eserdeki hangi niteliklerden, hangi meziyetlerden olduğunu araştırırsa çok daha yerinde bir iş yapmış olur. İçtensizlik durumunda da aynıdır tutulacak  yol.

📖 Sayfa 135 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

“Yazar kendi görüşünü ne kadar saklarsa sanat eseri için o kadar iyidir”

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Oysa dengeli insan, bilge kişi, aklını kullanarak duygularını dizginlemesini bilen kişidir.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

'Öfkeliyim' demekle insan, duygusunu anlatmış olmaz, betimlenmiş ya da adlandırmış olur. Duygunun dile getirilişinde adını söylemenin yeri yoktur ve gerçek bir sanatçı buna başvurmaz. Duygunun adını verme genellemeye yol açar; bir sınıflandırmadır. Anlatımda ise bireyleştirme söz konusudur.

📖 Sayfa 105 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sanatta toplumculuğu daha fazla sınırlamak ve elini kolunu bir ideolojiye bağlamak hatadır.

📖 Sayfa 95 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Bazı filozoflara sorarsanız, bir şeyi yaşamak onu bilmek değildir.

📖 Sayfa 278 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Kadın olarak okumak için dişi olmak yeterli değildir, dişiliğin anlamını bilmek gerekir.

📖 Sayfa 250 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Bu nokta Croce-Collingwood için çok önemli, çünkü gerçek sanatı, sözde sanatları, sahte sanattan ayıran özellik buradadır. Okurda (dinleyicide, seyircide) birtakım duygular uyandırmak amacı ile yazan adam sanatçı değil zanaatçıdır ve meydana getirdiği şiir, roman, her neyse, bir sanat eseri olamaz, zanaat eseri olur.

📖 Sayfa 100 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Olaylar rastlantılarla, mucizelerle açıklanamaz; psikolojik ve sosyal kanunlarla açıklanabilir.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Gerçek sanat bize ahlâksal, güzel duygular aşılamaz, kişiliğimizi tam bir koordinasyona kavuşturur ki asıl yararlı olan budur.

📖 Sayfa 239 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Eğer yaptığınız resmin, doğada konu olarak seçtiğiniz nesnelere tam benzeyip benzemediğini anlamak istiyorsanız bir ayna alın ve bu nesnelerin orada nasıl yansıdığına bakarak aynada gördüğünüzü resminizle karşılaştırın.4

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sanat duyguların dilidir. Neo-klasiklerde de sanatçı duyguları anlatır, ama anlattığı duygular herkesin duyduğu ya da duyabileceği ortak duygulardır. Romantizmde sanatçıyı sanatçı yapan, sanatçının özel bir duyarlılığa, herkeste bulunmayan yaşantılars sahip olmasıdır.

📖 Sayfa 102 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Erkekler işlerine gelen kadınlık tanımını bütün dişilerin tanımı olarak ileri sürerler.

📖 Sayfa 254 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Tabiattaki nesnelerin taklitlerini veriyor diye sanatları hor görmemeliyiz; unutmamalıyız ki görünen nesneleri kopya etmez sanat; tabiatın kendisinin kopya ettiği formlara(idealara) uzanır doğrudan doğruya…Tabiatın eksiklilerini giderir. Fidias, Zeus’un heykelini yaparken duyu dünyasından bir model kullanmadı, fakat Zeus görünür olmak isteseydi nasıl bir form alırdı diye düşündü ve bunu kavradı.

📖 Sayfa 35 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sanat ciddi bir şeyse, konusunun da önemli olması gerekir, çünkü ancak bu şekilde bize bazı hakikatler sunabilir.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Tarihçi, olmuş olanla yetinmek zorundadır, sanatçı ise bir hikayeyi kullanır ya da uydururken olaylara öylesine bir düzene sokar ki bu düzendeki olabilirlik, bilimsel bir genellik taşır. İşte bundan ötürü edebiyat tarihten daha felsefedir ve daha genel bir hakikati yansıtır.

📖 Sayfa 29 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Yazarı başkalarından ayıran nokta bir çeşit ruh hastası olması değil -çünkü hepimiz biraz öyleyiz-, bu nevrozu başarılı bir şekilde nesnelleştirebilmesidir.

📖 Sayfa 155 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Kimi sanatçı duygularını dile getirmek için yazar; kimisi politik, kimisi milli, kimisi dinsel duygular uyandırmak için. Yazar vardır eğlendirmektir amacı. Yazar vardır kusursuz bir eser yaratma peşindedir.

📖 Sayfa 308 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

“Filân resim için güzeldir deriz, aslında resmin bizde şu ya da bu şekilde değerli olan bir yaşantı meydana getirdiğini söylememiz gerekir."

📖 Sayfa 525 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Gerçekçi eserde sunulan kopya eksik olmasına eksiktir, bütün ayrıntıları içine almaz; ama bu öyle bir kopyadır ki eksikliğine rağmen yine de bütünü yansıtır, çünkü bu eksik olan kopyada, aslının özünü seçip almış olmanın verdiği bir doğruluk vardır.

📖 Sayfa 57 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Edebiyat bizim duygusal yanımıza seslenir.

Platon

📖 Sayfa 26 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Akşam bir attır bütün ülkelerde
Serin esmer bir attır
Terkisine çocukların bindiği
Kemal Özer

📖 Sayfa 137 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Ama bazıları bu yanılgıya düşer ve beğendikleri, onayladıkları bir konu gördüler mi, eseri güzel ve değerli bulurlar. Bunlar eserin dışındaki konuya oturtulmuş değerlendirmelerdir ve bir portreyi sevgilisine benzediği için güzel bulmak gibi bir şeydir. Bu bakımdan kurtuluşu biçimde arayan biçimcilerin hakkı vardır.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

"Yazar kendi görüşünü ne kadar saklarsa sanat eseri için o kadar iyidir."
Engels'in bu görüşü, beğendiği büyük gerçekçi yazarların tutumundan geliyor belki de. Flaubert ve Balzac gibi romancılar yazarın kendi yargılarını açıkça belirtmemesini doğru bulmuşlardır ama bu taraf tutmazlık yazarın toplumu eleştirmesine engel olmaz. Durumu olduğu gibi tespit eden gerçekçi bir eser, o toplumun aksayan taraflarını, soysuzlaşmış bozuk yönlerini, önümüze serer. Engels, yazarın açıkça bir tezi savunmasının eserin sanat değerini zedeleyeceğini biliyordu.

📖 Sayfa 72 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Yeni Eleştiri’nin sandığı gibi tarafsız, masum (innocent), önyargısız, ideolojisiz okur diye bir okur yoktur. Her okur belli bir kültür çevresinden aldığı ekonomik, toplumsal, politik değer yargıları ile gelir metnin karşısına ve bunlar okuyuşunu etkiler.

📖 Sayfa 214 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

"Tarihçi daha çok gerçekten olan şeyi ifade eder, şair ise olabilir olan şeyi ifade eder."

📖 Sayfa 28 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Ressamın renklerle yaptığını şair sözcüklerle yaptığına ve şu gördüğümüz duyular dünyasını yansıttığına göre kopyanın kopyasını sunuyor demektir. Sanat eserleri gerçekliği yansıtmaz, bizi hakikate iletmez; tersine hakikatten uzaklaştırır bizi. Asıl gerçekliği değil de şu görünen yüzeysel gerçekliği yansıtan sanatçı hakikatten uzaklaşan bir adamdır. İnsanın amacı idea'lara yönelmek olmalıdır; oysa sanatçı bizi ters yola götürüyor.

📖 Sayfa 23 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sanatçıya dönük eleştiri kuramının benimsediği birinci görüşe göre doğru anlam, yazarın metne koyduğu anlamdır ve bundan ötürü eseri doğru yorumlamak için yazarın amacını bilmek şarttır.
Ama kabul etmek gerekir ki yazarın kafasından geçenleri çoğu defa bilemeyiz.

📖 Sayfa 136 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

"Tabiat dünyası pirinçtendir, şairlerinki altından."

📖 Sayfa 34 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Tipik olanı kavrayabilen yazar, kendi ideolojisi ne olursa olsun gerçekçi demektir, çünkü değişmenin dinamiğini sağlayan tarihi güçler sezmiş ve anlamıştır. Yaptığı şey, hayatın yüzeyine takılıp kalmak yerine, belli bir dönemde o yüzeyin altında yatan tarihi anlamın özüne inmek ve bunu somut kişiler ve olaylarla sergilemektir.

📖 Sayfa 56 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

"Gerçek şudur ki insan hiçbir zaman kendinin dışına çıkamaz. En büyük belalarımızdan biridir bu."

📖 Sayfa 264 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

İdeolojinin söyleyemeyeceği şeyler, örtbas etmek zorunda olduğu gerçekler, eserde boşluklar ve suskunluklar olarak kendini belli eder. Onun için eserde söylenenler değil, söylenmeyenlerdir ideolojiyi görünür kılan ve okurun (…) uyanmasına olanak tanıyan.

📖 Sayfa 67 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Platon göreceliğe (relativism) inanmış Sofistlerin aksine kesin bilgiye susamış bir adamdı. Değişmeyen, insandan bağımsız, mükemmel bir gerçekliğin varlığını kanıtlamaya çalıştı. Böylece, durmadan değişen duyu dünyasına karşılık, ancak düşünce ile kavranabilen değişmez bir idea'lar (form'lar) dünyasına inandı.

📖 Sayfa 21 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

İdeolojinin eksik bıraktıklarını biz romanda görebiliyoruz.

📖 Sayfa 68 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

"Kapitalist düzende ürkütücü olan “biçimcilik değildir, soyut resim ve şiir, elektronik müzik ya da antiroman değildir. Asıl korkunç tehlike çok somut, basit, isterseniz ‘gerçekçi’ deyin, birtakım budalaca filmlerin, resimli romanların, insanları kafa tembelliğine, sapıklığa ve suç işlemeye iten bir endüstrinin varlığıdır. Toplumculuk düşmanları ‘soyut’ yöntemler kullanmaz. Savaş incelmiş sanat yapılarıyla değil, çok kaba birtakım hesaplarla hazırlanır.”
say.226

📖 Sayfa 89 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Her kadın okurun edebiyat yapıtını bir kadın olarak okuduğu anlamına gelmez, çünkü bu bağlamda kadınlık biyolojik bir cins ayırımına dayanmaz; sonradan, kültürle kazanılan belli bir kadınlık bilincine dayanır. Kadın olarak okumak için dişi olmak yeterli değildir, dişiliğin anlamını bilmek gerekir.

📖 Sayfa 250 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Bir eleştirmen metni okur ve yaşantısına bakarak eseri yorumlarken, tek başına ve boşlukta değildir. Bulunduğu çevrenin ve bu çevreye dahil diğer eleştirmenlerin meydana getirdiği bir topluluk vardır ve bu topluluktan olanlar bir eseri az çok benzer şekilde okurlar. Başka bir topluluk ya da okurun okuma edinimi, yorumu ve değerlendirmesi farklı olabilir. Ama hiçbiri kendininkinin doğru olduğunu kanıtlayamaz; olsa olsa başkalarını esere kendilerinin açısından bakmaya çağırabilir.

📖 Sayfa 229 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Nesnel görececiler şuna benzetirler durumu. 'X'in estetik değeri vardır” sözü
“ekmek besleyicidir” sözüne benzer.
Besleyicilik ekmekte var olmasına vardır ama bu, ondaki bir güçtür ve ancak bir kimse tarafından yendiği zaman, yani insan organizmasıyla ilintili duruma geçtiği zaman ondaki bu güç gerçekleşir ve ekmek besler. Dikkat edilecek nokta, ekmeği kimse yemeyecek olsa da besleyicilik özelliğinin onda bulunacağıdır. Estetik değer de eserde, besleyiciliğin ekmekte bulunduğu gibi bulunur.

📖 Sayfa 159 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

''İnsanlar, birbirlerinden uzak mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır.''

📖 Sayfa 279 · Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran

Sıkça Sorulan Sorular

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kimin eseridir?

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1988'de yayımlanmıştır.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kaç sayfadır?

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, 352 sayfadır (İletişim Yayınevi baskısı).

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri'nin en ünlü sözü nedir?

“Nasıl oluyor da 'değer' hem insan yaşantısıyla ilintili oluyor hem de eserde nesnel olarak bulunuyor? Beardsley gibi düşünürler şöyle açıklıyorlar bunu. Değer her zaman insan yaşantısıyla ilintilidir; bundan ötürü sanat eserinin estetik değeri olabilmesi için, insanlarda uyandırdığı yaşamıyla bir bağı olması gerekir.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Edebiyat Kuramları ve Eleştiri — Berna Moran. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4