
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi'nin 502 sayfalık eseridir. İlk kez 2017'de yayımlanmıştır. Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV'den En Beğenilen Alıntılar
Bir Firavun ben Allâhım dedi, alçak oldu. Bir Mansûr "Ben Hakk'ım" dedi kurtuldu. O Firavun’un "ben" deyişinin sonrasında Allâh'ın la'neti vardır. Bu Mansûr'un "ben" deyişi için, ey dost, Allah’ın rahmeti vardır. Çünkü o Firavun kara taş idi; bu Mansûr ise akîk idi. Ve o, nûrun düşmanı idi; bu ise nûrun âşıkı idi.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Bir kul bir belâya tutulduğunda, onun eleminden Hakk'a şikayet ederse sabrına
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
zarar vermez. Ancak Hakk'ın gayrına şikâyet etmeyip, nefsini zaptetmelidir. Eğer o kimse tutulmuş olduğu belâdan kendi gibi âciz bir kula şikâyet ederse ona sabredici denilmez."
"Benim beytim beyit değildir, iklîmdir.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Mizâhım mizâh değildir, öğretimdir."
Hz. Mevlâna (r.a.)
"Niyet ile amel arasında mükâfâtın
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
aynı olduğunu gösteren Hâdîs-i Şerîflerden birisi budur ki, (s.a.v.) Efendimiz buyurur: "Bir kimse güzelce abdest alıp mescide gittikten sonra, insanları namazı edâ etmiş bulsa, Allâh Teâlâ o kimseye, hâzır olup namaz kılan kimsenin mükâfâtını verir."
"İnsanın kendi cesedini ve kesîf olan zâhiri sûretini tedbîr edici olan rûhu mevcût iken,
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
insanın gözü bu rûhu idrâk etmez. İşte, gözlerin O'nu idrâk edememesi de böyledir."
"İmdi kıyamet ol, kıyameti gör.Herşeyi görmek için bu şarttır.Akıl olursan Aklı kemâliyle bilirsin.Aşk olursan aşkı cemâliyle görürsün."
📖 Sayfa 2 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Ölüm korkusu ile titreyenler, ancak bizim gibi vehmî vücûdunun kendi malı olduğunu zannedenlerdir. Bu vehimden kurtulup hakîkî mû'min bulunan evliyâullah ise bu tecellînin isteklileridirler. Nitekim Hadis-i şerîfte; “Ölüm mü’mine en kıymetli hediyedir” buyurulmuştur.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Resûl'lerden (sallavâtullâhi aleyhîm) daha üstün akıl yoktur ve muhakkak onlar Cenâb-ı İlâhiden haber ile getirdiklerini getirdiler. Böyle olunca aklın ispât ettiği şeyi ispât ettiler ve aklın, idrâkine yeterli olmadığı ve kendince olmayacak görüp tecellîde tasdîk ettiği şeyi de getirdiler. Bundan dolayı akıl, tecellîden sonra kendi nefsiyle yalnız kaldığında, gördüğü
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
şeyde hayrete düşer. Şimdi eğer Rabb’in kulu olursa aklı O'na çevirir ve eğer kendi bakış açısının kulu olursa, Hakk'ı onun hükmüne çevirir. "
"Allah Teâlâ hazretlerinin bu ilâhî öğretimine vâkıf olmak herkesin mazhar olabileceği bir saâdet değildir. Özellikle kendi akıllarının tasarrufu altında bulunan zâhir ehli, bu ma’nâlardan aslâ nâsiplenemezler. Bu ma’nâlar nebîlerin vârisleri olan evliyânın sâfîleşmiş kalplerine Allah indinden inmiştir. Bu ma’nâlara i'tirâz edenler kendi akılları çerçevesinden hâriç bir şey olamayacağını zannedenlerdir. Selîm akıl sâhiplerinin indinde bu zannın bâtıl olduğu açıktır."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Senin "Allah, Allah" demen, bizim sana "Lebbeyk" ile îcâbetimizdir.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
(S.a.v.) Efendimiz hadis-i şerîflerinde buyururlar "Kim ki bütünüyle Allah Teâlâ'ya yönelirse, Allah Teâlâ da ona bütünüyle yönelir. Ve kim ki bütünüyle Allah Teâlâ'dan yüz çevirirse Allah Teâlâ da bütünüyle ondan yüz çevirir."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Kötü ahlâk ile vasıflanmış olan bir kimseye, güzel ahlâk ile ilgili söz söylense, bu sözler onun gâyesine uygun olmadığı için, kötü görüp yine kendi bildiğini yapar. Oysa bu sözler, güzel ahlâk ile vasıflanmak isteğinde olan kimselere uygun gelir."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Sen vuslatın gül bahçesinden toprağa düşmüş bir gülsün; hırs ve haset külhanı arasında ne koşuyorsun?"
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Namaz, sâhibini Allah Teâlâ'nın halîfesi ve
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
vekîli olmak mertebesine kadar ulaştırır."
"Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz yağmur yağarken mübârek vücûdlarını yağmura tutarlar ve yağmurun isâbet etmesi için, mûbârek başlarını açarlar ve sebebi kendilerinden sorulduğunda: "Rabb'ine olan zamanı yenidir" buyururlar idi. Sen bu nebîlerin Sonuncusu (s.a.v.)’in şu Allah’a ma'rifetine bak ki, o ma'rifet ne kadar üstün ve ne yüce ve ne kadar âşikârdır!"
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi

"Kim ki kadınlara, onlarda Hakk'ın müşâhedesinin kemâlinden dolayı muhabbet ederse, onun muhabbeti ilâhî muhabbettir ve o kimse Hakk'a muhabbet edip Hak'la lezzet duyar. Ve kadınlara özellikle tabîî şehvet üzere muhabbet eden kimsede o şehvet ve muhabbetin ilmi noksandır. Bundan dolayı öyle bir muhabbet, böyle bir muhabbet indinde rûhsuz bir sûret olur."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Hadis-i Şerîfte “Mü’minin niyeti amelinden daha hayırlıdır” buyurulmuştur.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Gayrımeşrû' olan her bir şeyde kahır ve celâl ve meşrû olan her bir şeyde, lütuf ve cemâl nişânı görür. Burada “gazabından aklıma sığınırım” der ve zâtî tecellîde “eûzu bike minke ya’nî Sen’den sana sığınırım” der.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Allah Teâlâ hazretleri bildirmedikçe, bir kimsenin hâlinin zâhirine bakıp, şekâvet veyâ saâdetine hükmetmek, ilâhî ilme iştirâk ma'nâsını içinde barındırdığı için hadsizliktir."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Allah için "emînler" vardır ki, Allah'tan başka onları kimse bilmez; ve onların ba'zısı, ba'zısını bilir.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Vehim ve benlik pamuğunu kulaktan çıkar ve Vâhidü'l Kahhâr'ın sesini işit! Hak'tan sana dâimâ nidâ gelir."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Kul zâhirde tek başına namaz kılıyor görünür ise de, bâtında kendi zâhir ve bâtın kuvvetlerinden ibâret olan hâs âlemine ve kendisine vekîl kılınmış olan meleklere imâmdır."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Halk zanneder ki, ben mahlûka âşıkım; velâkin benim aşkım mahlûkun görünme yerinde açığa çıkmış olan ve tecellî etmiş olan Hakk'adır. Ancak, onlar benim aşkımın kime olduğunu bilmediler"
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Eğer namaz kılanın kalbi başka şeyle meşgûl olup, yalnız dili zikredici olursa; Hak yalnız dilinin arkadaşı olur, kalbinin arkadaşı olmaz."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
İmtihâna dayanan ilim de, Hak Teâlâ'nın ; “Biz sizi imtihân ederiz, tâ ki sizden mücâhitleri ve sabredenleri biz bilelim” {Muhammed, 47/31} sözünden istifâde edicidir.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
“Yâ Allah erhamnâ” ya’nî "Yâ Allah bize rahmet et!"
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Şimdi ey ma'rifet tâlibi, mâdemki âlemin hepsi hakîkaten ve keşfen Hakk'a dönüyor ve sen ise âlemdensin ve âlemde açığa çıkmış olan da Hakk'ın hüviyyetidir, şu halde hangi bir tarafa yönelirsen yönel, ibâdetten ve belki kulluktan geri kalma! Ve Hak çokluk hükümleri ile ve taayyün elbiseleri ile perdelenmiştir. Sen bu perdeyi ve örtüyü bakışından kaldırıp bu örtüler ve sûret perdeleri altında olan Hakk'a tevekkül et ve gaflet uykusu örtüsünden çık!"
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Şimdi kıyâmet ol, kıyâmeti gör; her şeyi görmek için bu şarttır. Akıl olursan, aklı kemâliyle bilirsin. Aşk olursan aşkı cemâliyle görürsün."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Bir kimsenin kalbinde, hangi şeyin muhabbet ve saltanatı zâhir olmuş ise, o kimse o şeyin kuludur."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
“Sen tabîat hânesinden dışarıya çıkmıyorsun; hakîkat mahallesine nasıl sefer edebilirsin?”
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi

Şimdi biz ilâhî isimlere ve rabbânî bağıntılara olan bahşedilen rahmetin netîcesiyiz (9). Çünkü Hak, yokluk sıkıntısından kurtarmak sûretiyle, isimlere rahmet etti. Sâbit ayn’larımızın aynalarında onların ilmî sûretleri gözüktü. Ve Hakk’ın mutlak vücûdu tenezzül ile, bu sûretlerin gereğine göre, taayyün etmekle var lıksal vücûtlarımız peydâ olarak, bu vücûtlarda, o isimlerin eserleri ve hükümleri ortaya çıktı. Bundan dolayı biz ilâhî isimler ve rabbânî bağıntılar olan bahşedilen rahmetin netîcesi olduk.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Sonuç olarak bütün eşyâ, zevk ve müşâhede sâhipleri indinde hayat sâhibidir ve onun rûhu hâs Rabb’i olan ilâhî isimdir.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Ve "bağıntılar" iki yön üzeredir. Birisi, hayat, ilim, sem', basar, kudret gibi Hakk'a mensûb olan zâtî bağıntılardır. Bunların i'tibâri taayyünden ibâret olan varlıksal ayn’da tahakkuku, ancak Hakk’ın zâtı iledir. Çünkü bu taayyünler yokluksal işlerdir. Kendilerinin bağımsız bir varlığı yoktur ki ilim, sem', basar gibi kendilerinde gözüken bağıntıların, kendilerine mensûp sayılması müm kün olabilsin. Belki onlarda gözüken bu bağıntılar, zâtî bağıntıların bağıntıla rıdır. Çünkü âlem sûretleri, sâbit ayn’ların gölgesidir.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Bilinsin ki muhakkak hayâtın sırrı, suda sirâyet etti. Böyle olunca o, unsurların ve temel öğelerin aslıdır. Ve işte bunun için Allah Teâlâ diri olan her şeyi sudan halk etti."
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Bahşedilen rahmet ile rahmet edilen” ancak isimlerin yokluksal bağıntıları ve ayırt edici hakîkatleridir. Bu da ismin ikinci işâretçisidir. İşte bu yokluksal bağıntılar ve ayırt edici hakîkatler, rahmânî nefes ile yokluk sıkıntısından kurtulup her birisinin sûreti, zâtî istî'dâdı gereğince, vücûtta zâhir olur.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
"Belki şart-ı kabiliyyet O'nun atasıdır. Ata iç, ve kabiliyyet kabuk gibidir." (Mesnevi)
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Bundan dahi anlaşıldığı üzere abdin âmâl-i sâliha ifasına muvaffakiyeti dahi Hakk’ın atası ve fazl-ı ihsanıdır. Binaenaleyh abdin ameliyle tefahürü kadar kendisi için bâdi-i hicab ve hacalet bir şey yoktur.
Cenâbı Efdalü'd Din Hâkânî ne güzel buyurur. Rubâî: Tercüme ve îzâh: Hikmet âleminde bizim mevcûdiyetimizden amaç, isimlerin sâhip oldukları kemâlin açığa çıkarılmasıdır. İlâhî, Senin isimlerin eşyânın vücûdunu gerektirir; fakat sen zâtın îtibârıyla o isimlerden ganîsin ve onların kemâllerinin açığa çıkmasına ihtiyâcın yoktur. Sen ancak onları açığa çıkamama belirsizliğinde sıkıldıkları için, sâdece haklarında bir rahmet olmak üzere vücûd feyzi verip açığa çıkartırsın.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Ve bizim "Zeyd, ilimde Amr'dan aşağıdır" sözümüz, Hakk'ın hüviyyetinin, Zeyd ve Amr'ın aynı olmasına ve hüviyyetin Amr'da, Zeyd'de olandan daha mükemmel ve daha bilgili olmasına engel olmaz. Ve ilâhî isimler arasında üstünlük farkları olduğu gibi, taayyünler arasında da üs tünlük farkları olur. Ve oysa Hakk'ın gayrı değildir. Şimdi Hak Teâlâ âlim oluşu yönüyle bağlantıda, Mürid ve Kâdir oluşu yönünden daha geneldir. Oysa o, O'dur; onun gayrı değildir (12).
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Üçüncüsü: "Fiillerin ahadiyyeti", te'sîrler ve te’sir edilenler ahadiyyetidir. Ve bu mertebede yüce Zât bütün fiillerin kaynağıdır ve te’sir edilenlerin hep sinde te’sir edicidir. Ve bu ahadiyyet "rubûbiyyet ahadiyyeti"dir. İşte Hûd (a.s.)’ın hikmeti, bu "rubûbiyyet ahadiyyeti"ne dayanmaktadır.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi
Sıkça Sorulan Sorular
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV kimin eseridir?
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2017'de yayımlanmıştır. Türkçeye Ahmed Avni Konuk çevirmiştir.
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV kaç sayfadır?
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV, 502 sayfadır (Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı baskısı).
Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi IV'in en ünlü sözü nedir?
“Bir Firavun ben Allâhım dedi, alçak oldu. Bir Mansûr "Ben Hakk'ım" dedi kurtuldu. O Firavun’un "ben" deyişinin sonrasında Allâh'ın la'neti vardır. Bu Mansûr'un "ben" deyişi için, ey dost, Allah’ın rahmeti vardır. Çünkü o Firavun kara taş idi; bu Mansûr ise akîk idi. Ve o, nûrun düşmanı idi; bu ise nûrun âşıkı idi.”