
Muhyiddin İbn Arabi'nin 2008'de yayımlanan Fütuhat-ı Mekkiyye 6 adlı eseri, Din (İslam) türünün önemli örneklerindendir. Ekrem Demirli çevirisiyle Litera Yayıncılık tarafından Türkçeye kazandırılmıştır. Fütuhat-ı Mekkiyye 6 için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6'den En Beğenilen Alıntılar
Hata Âdem’i efendi yapan ve ona seçilmişliği kazandıran şeydir. Öyleyse Âdem’in hatası nedeniyle cennetten çıkması, onun efendiliğini ortaya çıkartmak içindi.
📖 Sayfa 63 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Sûfıler ‘’ derken hakkını talepte doğru iddia sahibini kastederler. Bu ise, güç bir meseledir. Çünkü Allah her şeye yaratılışını vermiştir. Yaratılış o şeyin hak ettiğidir. [...] Hak edenin özelliklerinden birisi de, istenilen hakkı yerine getirecek kimseden istemektir. Böyle yapmazsa, şikâyet edilmemesi gerekene şikâyette bulunmuş olursun.
📖 Sayfa 380 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Seven, sevilenin değil, sevginin hükmü altındadır. [...] Sevgi yaratıklarda tam yerleştiğinde (onların beşeri varlığını) siler.
📖 Sayfa 428 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İnsanların kalplerinde kendilerini Allah'a veren sâlih insanların heybetinden doğan şeye bakınız! Söz konusu kimseleri görenlerde adet doğal seyrinde akmaz. Söz konusu insanların bakışlarının düştüğü kimselerde görülmeleri nedeniyle bir vakar, dinginlik ve bir sükûnet ortaya çıkar. Onun kadrini sadece Allah bilebilir. İşte bu, tecelli edenin celalini hissettirmesidir.
📖 Sayfa 404 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Allah'tan başka ne seven ne sevilen vardır! Varlıkta sadece "ilahi mertebe" vardır. Bu ise, O'nun zâtı, sıfat ve fiilleridir."
📖 Sayfa 16 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Sevginin sevendeki gücü, (bir yandan) sevgilisine kavuşmayı özletirken (diğer yandan) kavuşmaktan korkutur. Çünkü kendisinde ona kavuşma gücü görmez... Seven korkaktır, atılgandır ve cesurdur.
📖 Sayfa 423 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Çünkü emir âlemi, kendisinden önce bulunan kevnî* bir sebepten meydana gelmeyen varlıklardır.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
*kevn: varlık ve oluş bildiren
Başıboş bir kıskançlık yaşayan kişi, sürekli azap çeker ve zihnen yorulur. O, Allah katında farkında olmadığı yönden bir uzaklık halindedir.
📖 Sayfa 42 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bilmelisin ki, Allah'ın emri ile zuhur eden kimseler varlıklarda Allah'tan başkasını görmezler.
📖 Sayfa 128 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Batıl olan, hiç kuşkusuz, yokluktur. Varlık, tümüyle gerçektir. O halde rüku eden insan, var olan bir hakikate rüku etmiştir. Onun batını ise yokluktur. Bu ise, yaratılmışın dış varlığıdır.
📖 Sayfa 188 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
‘İdrake ulaşmaktan acizlik, bir idraktir.’
📖 Sayfa 313 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Hz. Ebu Bekir
Allah'ın kulu zikretmesi, kuluna merhameti demektir.
📖 Sayfa 180 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Kalbi secde edenin bir iddiası yoktur.
📖 Sayfa 394 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Her peygamber kırk yaşında iken nebî olarak gönderilir. Çünkü kırk, aklın tam olarak yerleşmesi, gücünün ortaya çıkması ve doğanın zayıflamaya başlaması yaşıdır. Sonra insan, ömrün kalan kısmında aklın hükmüyle yürümeye devam eder. Böylece insanın aklı çoğalırken doğası eksilir.
📖 Sayfa 46 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Kıskançlık hastalığı müzmin bir hastalıktır
📖 Sayfa 40 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Şifası ise Allah’ın şeraiti
Kim o ilacı kullanırsa, iyileşir
Kim yüz çevirirse, sürekli ondan sapar.
.jpeg)
Sevgiyi tanımlayan kimse, onu bilmemiştir. Ondan bir şey tatmayan kimse, onu tanımamıştır. Ondan ‘kandım’ diyen kimse, sevgiyi tanımamıştır. Sevgi doyması olmayan bir içecektir. Perdelinin biri şöyle demiştir: ‘Bir şarap içtim bir daha susamadım.’ Ebu Yezid ise şöyle der: ‘Adam dediğin denizleri yudumlasa bile, dili susuzluktan dışarı çıkan kimsedir.’ İşte işaret ettiğimiz husus budur.
📖 Sayfa 422 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Çünkü doğru sözlü, Allah’tır ve şu ayetin hükmü budur: ‘Allah’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur.’ Kuvvet Allah’a ait olduğun da -ki kuvvet doğruluk demektir-, onun kula izâfesi, onda yaratılması ve bilfiil bulunması yönündendir. Hak insana doğruluğunu sorup da dünyada sözünde ve fiilinde doğru ise, bu doğruluğun Allah sayesinde kendinden ortaya çıktığını söylediğinde, soruya verdiği cevapta da doğru söylemiş olur. Bu cevap orada Allah nezdinde kendisine yarar sağlar, doğru sözlülerle haşredilir ve doğruluğu kanıtlanmış olur.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bilgi bakımından, dünya varlığından âhiret varlığına intikal etmeniz, -şayet inanıyorsanız- yokluk halinden varlık haline intikalinizden daha yakındır. Öyleyse siz, içinizdeki karanlıkta bulunmaktasınız. Varlıkta ise O’ndasınız. Şu var ki O’nun varlığında bir takım yer değiştirmeleriniz vardır. Sizin karanlığınız, hiçbir zaman sizden ayrılmaksızın size eşlik eder.
📖 Sayfa 274 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İçeri giren ve çıkan nefeslerin birbirine bitişmeleri, beka ve hayata imkân verir. İki nefes arasındaki bu bitişme ve kavuşma kesilip içeri giren nefes dışarı çıkar da içeriye girecek bir nefesi arar ve bulamazsa, iki nefes arasındaki bu ardışıklık kesildiği için insan ölür. Öyleyse Allah’ın birleştirmelerini emrettiği şeyi birleştiren insanların bu işi, Allah’a ermelerinin ta kendisidir. Allah da onları övmüştür.
📖 Sayfa 200 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Öyleyse arzulanan şeyi elde etmek ya da gerçekleşmesinden ümit kesmek, arzulanan şeyde dinginliğin gerçekleşmesinin ilkesidir. Aynı durum, kendine yaraşır tarzda, korkularla ilgilidir. Bunu bilmelisin!
📖 Sayfa 267 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İnsan iman şartlarını kemâle erdirip sağlam hale geldiğinde, böyle bir müminin kalbine Haktan bir tecelli gelir. ‘Zevk’ diye isimlendirilen bu tecelli, müminin kalbinde dinginliğin başlangıcı olan tecellidir.
Her nefes inşâ ve yaratılıştır.
📖 Sayfa 225 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Tirmizi, İbn Abbas’ın şöyle dediğini aktarır: Hz. Peygamber şöyle der: ‘Hacer-i esved cennetten sütten daha beyaz bir halde inmişti. Âdemoğlunun günahları onu karartmıştır.’
📖 Sayfa 63 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
“Hz. Peygamber, baktığı her göz ile gördüğü gibi baktığı herkeste 'görmeyen körlerin farkına varmadığı' şeyleri görürdü.”
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Allah ona muhtaç olduğu şey yönünden nida etmeseydi, Musa O’nu tanıyamayacaktı.
📖 Sayfa 302 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bir âşığı duydunuz mu?
📖 Sayfa 309 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bir ucu sağlam (diğeri) hasta
Nimetlenir bir azap ile
Azap görür bir nimet ile
İnsanların genelinin hazları, hayalidir. Onlar, dünyada, berzahta ve ahirette haz aldıkları bütün anlamlarda maddelerden soyutlanmayı beceremezler. Hattâ âlimlerin bile pek az kısmı, maddelerden bütünüyle soyutlandığı düşünülebilir.
📖 Sayfa 347 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Anlamanın, anlatmanın kendisi olmasından daha hızlı bir şey yoktur.
📖 Sayfa 322 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Hz. Peygamber, 'Hamd Sancağı'nı elde etmesini sağlayacak şekilde, Rabbini neyle övmüştür?
📖 Sayfa 354 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Kur’an ile övmüştür. Kur’an, bütün övgüleri kendinde toplayan şeydir ve zaten toplayan demektir. Bu durum , ayetinde belirtilir.
Orada melekler, iddianın temizliklerinden götürdüğü kısmı telafi etmek üzere, Âdem’e secde etmekle sınanmışlardı. Melekler için bu durum, namaz kılan insanın namazındaki unutmasına benzer. Namaz kılana unuttuğu için secde etmek emredildiği gibi iddiada bulundukları için meleklere de secde etmek emredildi. Çünkü iddia, onlar için bir unutmaydı. Secde ise - onlar için değil- iddia için bir burun sürtmeydi. Nitekim namazdaki unutma secdemiz de, bizim için değil, bizim adımıza şeytanın burnunun sürtülmesidir. Bunu bilmelisin!
📖 Sayfa 227 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Hz. Peygamber, baktığı her göz ile gördüğü gibi, baktığı herkeste ‘görmeyen körlerin farkına varmadığı’ şeyleri görürdü.
📖 Sayfa 41 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi

Her adamın kendine özgü ilahi bir ismi vardır ve adı her ne olursa olsun Allah katında bu isimle isimlendirilir. Bütün kutuplar, Allah isminin kuludur, imamlar ise, her dönemde el- Melik ve er-Rab isminin kullarıdır. Bu iki imam, öldüğünde Kutub’un halifesi olurlar. Kutup için bu iki imam, iki vezir konumundadır. Birincisi melekût âlemini müşahede etmeyle görevliyken diğeri mülk âlemini müşahede eder.
📖 Sayfa 113 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Hz. Peygamber bir hadisinde: ‘Müslüman, müslümanların dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir’ buyurur. Burada el, güç demektir. İnsan bazen diliyle bilfiil sıkıntı veremeyeceği kimselere sıkıntı verebilir. Bu noktada sıkıntı, gıybet değil, özellikle iftiradır, çünkü Hz. Peygamber ‘müslümanlar’ demiştir. İnsanlar deseydi, hiç kuşkusuz, gıybet ve kötü söz bu kapsama girerdi.
📖 Sayfa 167 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Varlıkta ancak, Allah görülür.
📖 Sayfa 88 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bağışlamanın (mağfiret, örtme) kulda iki hükmü vardır: Birincisi kulu cezalandırmadan gizleyerek günahın silinmesi, diğeri ise, günah kendisine gelmesin diye kulu koruma ve sakınmadır. Tövbekâr, günahsız demektir, çünkü tövbe günahın silinmesidir. Öyleyse mağfiret, ancak tövbe etmemiş oldukları durumda günahkârlara gelebilir ve hükmü ortaya çıkar.
📖 Sayfa 17 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgi, sevende bir etki yaptığı gibi sevilende de etki yapar.
📖 Sayfa 424 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Nefsler doğayla bulunmak kirlerinden arındığında, kendisine uygun âleme katılır. Bu durumda yüce ruhların algıladığı melekût ve sır ilimlerini idrak eder, âlemdeki bütün anlamlar kendilerine nakşedilir, kendilerine uygun ruhanî sınıfa göre bilinmeyen şeyleri öğrenirler.
📖 Sayfa 155 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bakış ve duyuş, sevilen gözle algılanan şeylerden olduğunda bakanın ve duyanın hayalinde bir şey meydana getirir. Bu görme ve duyma seveni sevdiğinin yaratılışına taşır, musavvire gücüyle onu hayalinde suretlendirir. Bazen sevilen hayalde tasavvur edilişine uygun doğal bir suret sahibi veya onun aşağısında veya ondan farklı veya üzerinde olabilir. Bazen ise sevilenin bir sureti olmayacağı gibi suret kabul etmeyebilir de.
📖 Sayfa 422 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İsim Allah’ta asıl, bizde geçicidir. Öyleyse, ne Allah’ın isimlerinden ne de bizim ismimiz olan isimlerden hiçbir şeyi gerçekte hak edemeyiz. İşte bu, hayrettir ve Allah’ın basiretini açtığı kimselerin dışındaki kimselerin ayağının kaydığı bir yerdir.
📖 Sayfa 250 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bilmelisinki ikramlar*, hak edenin değişmesine göre değişir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
*Allah’ın sana verdiği maddi manevi her şey
Allah’ın (kullarına olan) iyilikleri çok ve temizdir. Allah kullarının kalplerini arzuların -kendilerinden değil- arındırmıştır.
📖 Sayfa 21 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Şeyhimiz Ebu Medyen, bu makam hakkında şöyle derdi: "Müminin iradesindeki doğruluk belirtisi, insanlardan kaçmaktır. İnsanlardan kaçtığının doğruluk belirtisi, Hakkı bulmaktır. Hakkı bulmanın doğruluk belirtisi ise, tekrar insanlara dönmektir." Bu hal, peygambere varis olan kimsenin halidir.
📖 Sayfa 157 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Dış varlıklarımız için biz Hakkı talep etiğimiz gibi, O da mazharlarının ortaya çıkması için bizi talep eder. Onun bizden başka bir mazharı yoktur. Biz ise ancak O’nun vasıtasıyla zuhur eder, O’nunla kendimizi bilir ve O’nu biliriz.
📖 Sayfa 223 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İnsanın kemâli, mânâ ve duygudur.
📖 Sayfa 14 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Doğruluğu Rabbine izâfe etmesindeki doğruluğu, dünya hayatında doğru söylemesinin Allah’tan meydana gelmesidir. Çünkü doğru sözlü, Allah’tır ve şu ayetin hükmü budur: ‘Allah’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur.’ Kuvvet Allah’a ait olduğun da -ki kuvvet doğruluk demektir-, onun kula izâfesi, onda yaratılması ve bilfiil bulunması yönündendir. Hak insana doğruluğunu sorup da dünyada sözünde ve fiilinde doğru ise, bu doğruluğun Allah sayesinde kendinden ortaya çıktığını söylediğinde, soruya verdiği cevapta da doğru söylemiş olur.
📖 Sayfa 173 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bir rivayette şöyle denilir: ‘Hasetleşmeyiniz, birbirinize sırt dönmeyiniz, ilişkilerinizi kesmeyiniz, Allah’ın kulları kardeş olunuz.’ Böylelikle müminlere ilişkilerini kesmek yasaklanmıştır. Dikkat ediniz! İçeri giren ve çıkan nefeslerin birbirine bitişmeleri, beka ve hayata imkân verir. İki nefes arasındaki bu bitişme ve kavuşma kesilip içeri giren nefes dışarı çıkar da içeriye girecek bir nefes arar ve bulamazsa, iki nefes arasındaki ardışıklık kesildiği için insan ölür. Öyleyse Allah’ın birleştirmelerini emrettiği şeyi birleştiren insanların bu işi, Allah’a ermelerinin ta kendisidir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi

Varlık vasl'a (bitiştirme, bitişiklik, kavuşma) dayanır.
📖 Sayfa 199 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İnsanlar, her nerede olurlarsa olsunlar, Allah onlarla beraberdir.
📖 Sayfa 22 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Sıddîklığın parçaları aklın selameti, doğru düşünce, doğru hayal ve -bu nitelik sahibine göre selim olmayan akıl kendisini imkânsız saysa bile- haber verenin doğruluğuna inanmak, bi zatihi zorunlu varlığın zâtının gereğine veya -bunu benimseyene göre- ezeli ilmin önceliğine bakarak mümkün varlıklarda imkânın başkalaşmasını kabullenmektir. Bu konumda olan kimse için sıddîklık gerçekleşir.
📖 Sayfa 363 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İman, sınırlılık kabul etmeyen, sınırsız bir nitelikte ortaya çıkan parıltılı bir nurdur.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Bütün alem, ilahi isimlerin mazharlarıdır.
📖 Sayfa 188 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Durum, bu tarzda olup insan doğasının hükmünden Hakkın (yardımıyla) yükselir. Tecelli ise, düşüncesinin hükmünden onu yükseltir, çünkü fikir, unsurdan oluşan doğanın bir hükmüdür.
📖 Sayfa 178 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Nice sezgi sahibi vardır ki, kendisine kimin sezgi verdiğini bilemez! Sezgi alma, nefslerin duruluğunun, doğayla kalmaktan kurtulmanın, unsurların ve rükünlerin sonuçlarından uzaklaşmanın sonucudur. Böyle bir nefs bedenin mizacını aşmış demektir.
📖 Sayfa 156 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İnsan ‘oruç’ tutarak beşeriliğinden aklına yükseldiğinde, hiç kuşkusuz, gündüzü kemâle erer, yasaktan ayrıldığı için de ‘tutma’ ondan ayrılır, aklıyla emir âlemine katılır. Bu durumdaki bir insan, kendisinde şehvetin bulunmadığı ‘sırf akıl’dır.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Kutup, Hakkın âlemde baktığı yerdir.
📖 Sayfa 111 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Allah bizi kendisinin tevhidiyle birleyenlerden eylesin.
📖 Sayfa 337 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Kul Haktan olan şeyi çabasıyla elde edemez. Binaenaleyh vuslatta kulun çabası vardır. Kavuşma esnasında Haktan o kimse adına meydana gelen şeyde ise çaba yoktur. Ledünnî bilginin kaynağı burasıdır.
📖 Sayfa 211 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
İsimler nispetlerin öğrenilmesiyle anlaşılabilir ve nispetler "alem" diye ifade edilen mazharlar öğrenilmeksizin öğrenilemez.
📖 Sayfa 260 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Mümkün özü gereği varlığı zorunluya bir hakikat olarak katılmış, özü gereği varlığı zorunlu ise hüküm bakımından mümküne katılmıştır. Söylediğimiz şeyi iyice düşün!
📖 Sayfa 258 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
"Her yürüyen varlığın perçeminden tutandır" buyrulur.
📖 Sayfa 357 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Kul Hak ile olduğu sürece Allah da kuluyla beraberdir.
📖 Sayfa 171 · Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi
Sıkça Sorulan Sorular
Fütuhat-ı Mekkiyye 6 kimin eseridir?
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2008'de yayımlanmıştır. Türkçeye Ekrem Demirli çevirmiştir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 6 kaç sayfadır?
Fütuhat-ı Mekkiyye 6, 456 sayfadır (Litera Yayıncılık baskısı).
Fütuhat-ı Mekkiyye 6'in en ünlü sözü nedir?
“Hata Âdem’i efendi yapan ve ona seçilmişliği kazandıran şeydir. Öyleyse Âdem’in hatası nedeniyle cennetten çıkması, onun efendiliğini ortaya çıkartmak içindi.”