
1988 tarihli Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub'un en bilinen eserlerinden biridir. Hikmet Neşriyat baskısıyla 299 sayfadır. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet'ten En Beğenilen Alıntılar
«İyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda biribirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve haddi aşmak üzere yardımlaşmayın.» (Maide, 2.)
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Fakat, bütün işlerinde galip gelen yine Allah'dır.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
İslâm, vicdanlarda gizlenmek için gelmemiştir. O, yerleştiği bir vicdanın derinliğinden dış dünyaya doğru hareketler halinde filizlenir, kendi varlığını açık ve kesin olarak gösterir; hayatı, ruhunda taşıdığı eşsiz ve benzersiz anlayışla baştan başa değiştirir.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Başka bir hadiste de şöyle buyuruyor:
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
«Kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe; sizin herhangi biriniz (tam) iman etmiş olmaz.»
«Dedim ki : “Rabbinizden bağışlanmanızı dileyin ki, —Şüphesiz ki O, çok bağışlayandır.— Size gökten bol bol yağmur indirsin, Size ırmaklar akıtsın."» (Nuh, 10 12)
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
«Eğer o memleketlerin halkı iman edip Allah'tan korksalardı yerden ve gökten onlara bereket kapilar açardık. Fakat onlar yalanladılar. Bunun üzerine Biz de onları yaptıklarından dolayı azabımızla yakaladık.» (A' râf, 96)
«Size apaçık deliller geldikten sonra doğru yoldan saparsanız, biliniz ki Allah, Azîzdir, Hakîmdir». (Bakara, 209)
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Allah'ın onlara «Aziz» olduğunu hatırlatması; kuvvet, kudret ve galibiyet mânâsını taşır.
İmanla amel arasındaki münasebet kesildiği günden beri dünyaya yayabileceğimiz ruhî bir kuvveti geliştirme gücüne sahip değiliz.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Söz ne kadar heyecanlı, ne kadar cazip ve edebi olursa olsun, inanan bir kalpten gelmedikçe sönüklükten kurtulamaz, ölüdür. Muhatabına tesir edemez.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Bu başıboş, bu yozlaşmış nesli, İslâmi hadlerin adını duymak bile korkutuyor. Çünkü o hadler pisliğin her çeşidine batanları titretir.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Bir insan ağızdan çıkan sözün canlı bir tercümanı ve konuştuğunun müşahhas bir örneği olmadıkça, söylediğinin hakiki temsilcisi sayılamaz.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Bir mü’minin, mü’min kardeşini kasden öldürecek derecede onunla olan alâkasını koparması, imanın şanından değildir. Ucunda, bütün dünya saltanatı mevzubahis olsa dahi, değmez bu fiil...
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
İşte! Bütün insanlık için beklenen bu kurtarıcı İSLÂMİYET'tir.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Ne zaman ki insanlar maddi şeylere güvenmek ihtiyacını duyarlar, o zaman kötü sonuçlarla karşı karşıya gelmiş olurlar.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Toplum, diktatör kişilerin kölesi haline gelmemelidir. Boyun eğecekse yalnız Allah'a karşı eğmelidir.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
İnsanoğlu, insani bütün vasıflarını kaybetmiş ve kendi değerlerini takdir edemez olmuştur. Aletlerin kölesi olmuştur. Dolayısıyla zekâsı gerilemiş, ahlâkı çökmüş, düşünceleri bayağılaşmış, cinsi alakaları bakımından daha aşağı düşmüştür.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub

Böylece sizi insanlara örnek olmanız ve Peygamberlerin de size örnek olması için, orta yolu tutan bir ümmet kıldık.» (Bakara, 143)
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
İbn Mes'ud (r.a.)'dan şöyle rivayet edilmiştir: «Bizden bir kişi, Kur'an'dan on âyet öğrendiği zaman, hemen geçip gitmezdi. Sonra manalarını öğrenir ve bunun üzerinde dururdu. Daha sonra da bununla amel ederdi.»
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
İslâm, malın zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet olmasını, çoğunluğun harcayacak bir şey bulamamasını hoş görmez.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Adalet, mutlaka ahirette yerini bulacaktır. Allah, kullarına asla zulmetmeyi istemez.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Evet! İslâm boyunduruk altında yaşamayı kabul etmez. Bu gerçek Haçlı dünyasının pek iyi bildiği bir gerçektir. Peki bize düşen nedir? Şuurlanmak...
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Allah'ı anmaktan gafil olan, dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimse ki; bu, günümüzdeki ilim adamlarının hepsinin durumudur.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Sonra O, bütün mevcudatın Rabbidir. Varlıklar arasında adâleti temin etmek kudretine sadece O sahiptir. Nizam ve şeriatını, her türlü heves, meyil ve zaafiyetten uzak olarak vaz etmek kudreti sadece O'nda vardır. Çünkü O, her türlü cehalet, kusur, tefrit ve haddi tecavüz gibi illetlerden müberrâdır.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Cahiliyet, sadece tarihi bir devreden ibaret değildir. Herhangi bir müessese veya nizamda onun prensipleri mevcutsa, cahiliyet de mevcuttur.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Ferd, nefsini şehevi arzularından alıkoymakla, onu kötülüklerden temizleyip arındırmakla, nefsini doğru yola yöneltip onu kurtuluşa doğru yöneltmekle ve nefsini tehlikelere atmamakla yükümlüdür!
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Yeter ki Müslümanlar, bu kitaba (Kur'an Kerim'e) hakkıyla iman etsinler... Yeter ki Müslümanlar bu Kur'an'ı, dille terennüm edilen nağmeler halinde değil de, yaşanan hayat nizamı olarak kavrayabilsinler...
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Nefsinin cimriliğinden korunmuş kimseler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
«Biz insana, ana-babasına karşı iyi davranmasını emrettik. Annesi onu kat kat meşakkat içinde karnında taşımıştır. Çocuğun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. Biz insana: "Bana ve anne-babana şükret” dedik. Kıyamet günü dönüş ancak Bana'dır» (Lokman, 14)
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Çünkü, «idealizm» bir düştür ve bir düş olarak da kalacaktır. «İdealizm» görünmeyen dünyalarda doğan bir güneştir. Işıkları hiç bir zaman gerçek dünyaya yansımamış ve yansımayacaktır da.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
İslâm ümmetinde kafilenin başını Ebu Bekir (r.a.) gibi bir Arap, Bilal gibi bir Habeş'li, Sühepb gibi bir Romalı, Selman gibi bir İran'lı ve onların yüce kardeşleri teşkil ediyordu. Ve o nesil birbiri peşi sıra aynı parlaklık ve uygunluk içerisinde devam edip gidiyordu. Vatanı İslam diyarı teşkil ediyordu. Ve orada hâkim Allah idi.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
«Rabbiniz buyurdu ki: Bana duâ edin ben de sizin duânızı kabul edeyim.» (Gafîr, 60)
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub

Dünyanın bir yerinde oluşan iyilik herkes için iyidir; meydana gelen bir yanlışlık ve kötülük ise herkes için kötüdür.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Bu yüzden bütün insanlığın, nerede olursa olsun meydana gelen bir kötülüğe karşı savaşmaları genel anlamda kendi yararınadır.
Biz bütün prensiplerimizi evvel emirde bu kitaptan (Kur'an'dan) alırız. Sonra bu prensipler üzerine kendi düşünce tarzımızı yerleştiririz.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Ve ben ayrıca Resûlullah'dan işittim ki: İçinde günahların işlendiği ve bunları değiştirmeye güçleri yettiği halde değiştirmeyen her bir toplumun, toptan cezalandırılması umulur.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Kısa zamanda İslâm ülkesi her yandan parıldayan, birbirine tutkun, uyanık bir kitle haline geldi... Bu, İslâm'ın altın devriydi. Daha sonra, yapmacık hudutlar koyup aileler saltanatını ve ırklar hakimiyetini İslâm'a sokanlar oldu. İslâm'ı bölünlerde bu metodu, bu dinin düşmanlarının takip ettikleri bir taktiktir. Ve hâlâ bütün güçleriyle aynı taktiği uygulamaya çalışmaktadırlar. İslâm âleminde yaşayan Müslüman milletler, aralarındaki renk,cins,dil,ırk ayrılıklarına rağmen tek vücut gibi önce dinlerine, sonra birbirlerine sarılmadıkları taktirde, güçsüz kalıp parçalanmaya mahkûm olacaklardır.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Hak dini silahsız olarak ilerler, kimsenin savunmasına muhtaç olmadan kendisini savunur. Çünkü onun özü fıtratın doğrultusunda ve temel varlık prensiplerinin istikametindedir. Çünkü o medeniyet ve gelişmenin, mağarada yaşayan, kulübeler de oturan insanlardan tutun da gökdelenler de yaşayan insanların ve değişik toplumların ihtiyaçlarını kısacası aklın ve ruhun ihtiyaçlarını en sade ve en köklü şekilde karşılar.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Hz.Muhammed'in gönderilişi başta dini taasup olmak üzere, taassubun çeşitli görünüşlerine ve şekillerine karşı girişilmiş bir inkılap hareketi idi. Cins, renk, şekil, ırk ayrımına karşı bir inkılaptı. İnsan aslının bir olduğunu, insan denilen yaratığın tek aslı bulunduğunu ilân etti, iğrenç ırkçılık sapıklığını devirdi. Deri rengine, soy asaletine, dil benzerliğine dayanmayan bir fazileti insanlar arasında tek üstünlük vasfı olarak kabul ettirdi.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Fert, insanlarla olan mücadelesine önce kendi nefsinden başlamalıdır. Böylece imana dair kendisine açılması ebediyen mümkün olmayan ufuklar açılır.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Yeryüzünün batısında ve doğusunda, gündüzün erken saatlerinde gecenin son saatlerine kadar, milyonlarca sesin yükselerek `Lâ ilâhe illâllah` cümlesini tekrarlaması, haykırması... Ve bu tekerrürün, bu haykırışın on dört asır boyunca, yıkılan devletler, değişen vaziyetler yanında yılmadan, kuvvetini kaybetmeden, sönmeden, sanki zamanın şuuruna mühürlenmiş gibi ölümsüz kalması, Abdullah'ın oğlu Hz.Muhammed (sav) 'in zaferinin dile gelmiş canlı bir delilidir.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub
Sıkça Sorulan Sorular
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet kimin eseridir?
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, Seyyid Kutub tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1988'de yayımlanmıştır. Türkçeye İsmail Hakkı Şengüler çevirmiştir.
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet kaç sayfadır?
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet, 299 sayfadır (Hikmet Neşriyat baskısı).
Kuran Işığında Kültür ve Medeniyet'in en ünlü sözü nedir?
“«İyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda biribirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve haddi aşmak üzere yardımlaşmayın.» (Maide, 2.)”