CANLI

Akıl Ve İman: Ahmed Hulûsi'nin Din Üzerine Öne Çıkan Alıntılar

Akıl Ve İman - Ahmed Hulûsi kitap alıntıları ve sözleri

Ahmed Hulûsi'nin Akıl Ve İman adlı eseri, din alanında öne çıkan çalışmalardan biridir. İlk kez 2003'te yayımlanmıştır. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.

Yazar:Ahmed Hulûsi
İlk Yayın:2003
Yayınevi:Kitsan Yayınevi
Sayfa Sayısı:283
Dil:Türkçe
ISBN:9789757557395
Okuma Süresi:8 sa. 1 dk.
Türler:Deneme-İnceleme, Din (İslam)

Akıl Ve İman'dan En Beğenilen Alıntılar

HAC’da şeytan taşlama vardır... Üç şeytan taşlanır! O taşlanan şeytanlardan her biri ayrıca bir semboldür... Mesela birinci büyük şeytan, varsayım benliktir... İkinci şeytan, tabiattır. Üçüncü şeytan da, âdetler yani şartlanmalardır!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Hepimiz, netice olarak aynı, Allâh isimlerinden meydana geldiğimiz için, Zât ve Sıfat mertebeleri itibarıyla, hepimizde aynı kemâlât basamakları veya katmanları potansiyel olarak mevcuttur!..

📖 Sayfa 120 · Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Gerçekte, senin nefsinin benliği, Rabbinin benliğidir! Senin kendine has bir benliğin yoktur! Kâinatta var olan tek mutlak benlik “Allâh”ın benliğidir.

“Benlik Allâh’a aittir. Senin ben demeye hakkın yoktur” diyerek bunu basite indirgemişlerdir.

Yani bu varlığa “Ben” kelimesi ile işaret ettiğin zaman, o “Ben” aslında senin nefsin değil, “nefs”in hakikati olan “Rabb”indir. O yüzden denmiştir ki:

“NEFSİNİN HAKİKATİNİ BİLEN, RABBİNİ BİLİR.”

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Şurası kesin ki, Allâh dilediğini yapmadadır ve yaptığından sual sorulması söz konusu olmaz!

Sual sorulmaz; çünkü, sual soracak ikinci bir varlık yoktur!

“VE MA TEŞÂÛNE İLLÂ EN YEŞÂALLÂH...” (76.İnsan:30)

“ALLÂH DİLEMEDİKÇE SİZ DİLEYEMEZSİNİZ!”...

Evet, dikkat buyurun...

“Siz isteyemezsiniz, ALLÂH istemedikçe” çevirisi yanlıştır!

Bu âyetin gerçek mânâsı;

“Siz isteyemezsiniz, isteyen ALLÂH’tır!”...

Ve bu mânâyı anlarsak, fark ederiz ki, iki tane isteyen varlık yok!

“Biri istiyor da, onun isteği üzerine ötekinde de istek meydana geliyor” gibi bir kavram kesinlikle söz konusu değil!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Derim ki... Bu madde beden... Bu bedende şu organların şu çalışmaları nedeniyle şu fonksiyonlar vardır. Sen yemeye, içmeye, sekse, uyumaya, rahatına düşkün olursun... Sebebi, kendini bu beden olarak kabul ediyorsun ve bu bedenin belli özellikleri de bu istekleri meydana getiriyor. Öyle ise sen kendini bu bedenin ötesinde bulmak için, bu bedenin istek ve arzularını frenle veya kes ki, bu bedenin ötesindeki varlığını bulup hissedesin, tanıyasın.

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Burada çok önemli bir nokta var... Dikkat edin!..
Eğer hakikat bilincini taşıyan madde bedenin, o bilinci taşıyacak holografik dalga bedeni, yani ruh gücünü dünyadayken gerekli çalışmaları yaparak yükseltmemişse; vay hâline! Zira ruh bedenin, bu enerjiden yoksun kaldığı için, güçsüz bir hâl ile son derece güçlü bambaşka varlıkların ortamına gidecektir!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

İşin içyüzünü bilmeyenlerin sözlerine kapılıp; “Mâdemki namazı tam hakkıyla kılamıyorum o hâlde hiç kılmayayım” demek büyük gaflettir! Bilmeyenlerin sözlerine kapılıp, işin gerçeğinin kapsadığı büyük sırdan mahrum kalmaktır...
Papaza kızıp “oruç” bozmaktır!
Baklava-börek yiyemiyorum o hâlde aç kalayım; diyerek önüne gelen kuru fasulyeyi geri çevirmeye benzer!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Yüz bin ya da on milyon yıl önce de, sonra da “ALLÂH SÜNNETİ” değişmediğine göre... Allâh Rasûlü’nün “SÜNNETİ” de “ALLÂH SÜNNETİ” olduğuna göre; hâlâ sadece, Rasûlullâh’ın biçim, kıyafet ya da davranışlarını mı anlayacağız “SÜNNET” kelimesinden?..

Yoksa, “ALLÂH”ın zamanüstü yaratış hüküm ve sisteminin Allâh Rasûlü tarafından fark edilip; ALLÂH sistem ve düzeninin zamanüstü değerlerinin benimseniş ve bize fark ettirilmek istenişinden mi söz edebileceğiz?

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

İslâm Dini’nin en büyük düşmanları, Din’den görünüp, Dinî teklifleri zorlaştıran; insanları
Din’den, Allâh ve Rasûlullâh emirlerinden uzaklaştıran; dinden
soğutup, nefret ettirenlerdir!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Biz, Allâh kudret ve iradesinin kuldan çıkışını gördüğümüz
zaman, ona “cüz’i kudret” ve “cüz’i irade” deriz.
“Cüz’i iradenin” mânâsı; “Allâh iradesinin” kuldan ortaya çıkışıdır!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Kur’ân-ı Kerîm’de “beş vakit
namaz” kesinlikle mevcuttur; ve Hz. Rasûlullâh (aleyhisselâm)
da bu konu kendisine açıldıktan sonra, dünyası değişene kadar bu
ibadete, günde beş defa olarak
devam etmiştir!
Âyet:
“‘Salât’lara (namaz Allâh’a
yöneliş), özellikle orta ‘salât’a
(ikindi şuurda her an bunu
yaşamaya) dikkat edin.”
(2.Bakara: 238)

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

“Oruç”lu birinin yaptığı zikir ve çalışmalarla, yani beyin çalışmalarıyla; “oruç”suz birinin yaptığı çalışma arasında muazzam fark vardır! Biri yüzde elli kapasite ile yükleme yaparken, öteki yüzde yüz kapasite ile yükleme yapıyor.

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Felsefe; görülenden yola
çıkarak varlığın, yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış
kökeninin tespit edilebilmesi çalışmalarını yapar... Bilgiye, görgüye, kültüre,
ilme dayanır yani zâhirde mevcut beş duyuyla algılanan verilere
dayanır.
Din ise; görülmeyenden yola çıkarak, görülmeyenin
verilerine dayanarak görülenlerin deşifre edilmesi sistemine dayanır. Zira dini vahiy esasına dayanarak bildiren Allâh Rasûlü’dür.

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

İnsanın kendindeki üstün özellikleri keşfetmesi; ancak Allâh varlığıyla mevcut olduğunu anlamasından ve özündeki Allâh'ı keşfetmesinden geçer!..

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Namaz kılınması önerilerek, belli hareketler arasında, belli zikirlerin yapılmasıyla, bu zikirlerden ve dualardan hâsıl olan enerjinin beyin tarafından ruha yüklenmesi hedeflenmiştir... Bu çalışmadan amaç, ruhun pozitif enerjisinin kuvvetlenerek, kişinin kendisini ölüm ötesi yaşamda güçlü bir hâle getirmesidir.

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Eğer belli bir akıl gücüne sahip isek... Zira “Akıl” arapçada “Ukl” kelimesinden gelmiştir. “Bağlamak” anlamınadır... Yani bir şeyi, diğer bir şeye bağlayarak, aralarında bir bağlantı kurup, bir sonuç çıkarma özelliğidir...

Bu akıllı bir kişidir demek; birtakım nesneleri, birtakım bilgileri, cevherleri birbirine bağlayarak ortaya bir sonuç çıkartıp buna göre kendine yön verebiliyor demektir.

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

ALLÂH MAHLÛKATIN KADERLERİNİ GÖKLERİ VE YERİ YARATMAZDAN ELLİ BİN SENE EVVEL YAZMIŞTIR.

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

İnsanın kendindeki üstün özellikleri keşfetmesi; ancak Allâh varlığıyla mevcut olduğunu anlamasından ve özündeki Allâh'ı keşfetmesinden geçer!..
ŞEYTAN denen cinler ise, insanı özündeki “ALLÂH”ı keşfetmekten perdelerler ve insanın kendini madde bedenden ibaret bir varlık olarak, bir hayvan türü olarak kabullendirmeye çalışırlar...
“ŞEYTAN” lakabıyla bilinen Cin neslinin insana verdiği en büyük zarar, onu ÖZÜNDEKİ ALLÂH'ı keşfetmekten alıkoymak ve bu yolda ona ulaşan bilgilere karşı perdelemektir!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

İman; aklının eremediğini kabul etmektir, inanmaktır.

Gördüğün bir şeye artık
iman olmaz!..

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

ALLÂH’ın SINIRSIZ varlığına İMAN EDİLDİĞİ ZAMAN!.. Yani SINIRSIZ varlığı dolayısıyla hiçbir boyutta “O”nun yanı sıra ikinci bir varlığın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği kavrandığı zaman... Görülecektir ki “sen (ben)” zaten hiç “var” olmamışsın... “Yok”sun!.. “YOK” mayasından oluşmuş bir “yok” olarak mevcudsun; ki gerçekte tüm varlık sadece “O”dur!

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi

Sıkça Sorulan Sorular

Akıl Ve İman kimin eseridir?

Akıl Ve İman, Ahmed Hulûsi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2003'te yayımlanmıştır.

Akıl Ve İman kaç sayfadır?

Akıl Ve İman, 283 sayfadır (Kitsan Yayınevi baskısı).

Akıl Ve İman'ın en ünlü sözü nedir?

“HAC’da şeytan taşlama vardır... Üç şeytan taşlanır! O taşlanan şeytanlardan her biri ayrıca bir semboldür... Mesela birinci büyük şeytan, varsayım benliktir... İkinci şeytan, tabiattır. Üçüncü şeytan da, âdetler yani şartlanmalardır!”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Akıl Ve İman — Ahmed Hulûsi. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4