
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz'ün 118 sayfalık eseridir. İlk kez 1976'da yayımlanmıştır. Gezi alanında Bir Gün Yine Allı Turnam'dan öne çıkan sözler bu sayfada derlendi.
Bir Gün Yine Allı Turnam'dan En Beğenilen Alıntılar
Elimde olmadan kendi ülkemi düşünüyorum: Bizde de birbuçuk kuşak eridi gitti. Bugün de insanlarımız eriyip gidiyor. Ama ne adına? Hangi inançla, hangi gelişme adına? Neyi kurtarmak, neyi baştan kurmak adına?
📖 Sayfa 108 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Dostoyevski öldü. Tolstoy ise evli. Başka da evlenecek adam yok ki."
📖 Sayfa 89 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Ve kadınlar. Bütün güçlük onlarda.
📖 Sayfa 11 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Asıl çalışanlar onlar. Her İş onların omuzlarında.
İşte küçük Tanya'nın, dokuz sayfa tutan küçük günlüğü:
📖 Sayfa 16 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
1. ( Kardeşim) Jenya, 28 Aralık günü, saat 12.30 da öldü. 1941.
2. Büyükannem, 25 Ocak günü saat 3'te öldü 1942.3. (Kardeşim) Lera, 17 Mart günü, sabah saat 5' te öldü. 1942.
4. Vanya Amca, 10 Mayıs günü, saat 4'te öldü. 1942.
5. Liyoşa Amca, 10 Mayıs günü, saat 4'te öldü. 1942.
6. Annem, Mayıs'ın 13'ünde, sabah saat 7.30'da öldü. 1942.
7. Bizim Saviçevler ailecek öldü.
8. Herkes öldü.
9. Tek yaşayan Tanya.
"Bu öldürücü yalnızlık 900 gün sürecek, yine de Leningrad düşmeyecek, tutsak olmayacak, Nazi ordularını kente sokmayacak, direnecektir. "
📖 Sayfa 12 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Yurttaş olma hakkı bu. Emekçilerin yönetimde olduğu bir düzende insanların insanca yaşama hakkı."
📖 Sayfa 20 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Dostoyevski’nin oturduğu bütün evlerin iki ortak özelliği varmış. Nedense yazar, yaşamak için hep kösebaslarındaki yapıları seçermiş. Kesinlikle de, evlerin pencerelerinden biri bir kiliseye bakarmış
📖 Sayfa 79 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Moskova’nın o ünlü kitabevinde Dostoyevski’nin ancak bir tek kitabına rastlamıştım: ‘Suç ve Ceza’, öbür kitapları yoktu. Nedenini sormuştum. Basılır basılmaz iki gün içinde tükeniyormuş. İki yılda bir, bütün eserlerinin yeni basımları yapılıyormuş, ama ancak iki üç gün kalabiliyormuş piyasada, hemen tükeniyormuş. Hem de her yeni basımın sayısı en azından iki yüz bin olduğu halde.
📖 Sayfa 83 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Çalışamayan insan olacaktır tabii, örneğin, çocuklar. Onların işi okumaktır, büyümektir. Çalışacak değiller ya.
📖 Sayfa 49 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Şolohov, bu dört ciltlik dev romanı yazdığında 20-22 yaşlarındaymış.
📖 Sayfa 22 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Olamaz," diyorlar. "Bu yaşta, koca bir devrimi görebilmek, kavrayabilmek, ona yorumlar getirmek, o olayları böylesine derinliğine yaşamak, yaşatmak olacak şey değil," diyorlar.
bizim kadınlarımız:
📖 Sayfa 35 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrı nda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasapana koşulan
"... Gerçekten de küreselleşmenin bütün pislikleriyle kirlenen bir dünyanın karşıtı yeni bir dünya düzeni elbette kurulacaktır."
📖 Sayfa 10 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Allı turnam bizim ele varırsan..."
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Bilmem, allı turnam, yolun oralara düşer mi? O dost insanların, o güzel insanların yurduna uçtuğun olur mu?
Otuz üç yaşındayken dul kalan Anna Grigoriyevna, oldukça güzel bir kadınmış. Ama bir daha evlenmemiş. Niye evlenmediğini soranlara şu karşılığı verirmiş: «Dostoyevski öldü. Tolstoy ise evli. Başka da evlenecek adam yok ki.»
📖 Sayfa 82 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Nâzım Hikmet, Aziz Nesin ve devrim. Bu üç adın, bu üç büyük kavramın bir araya gelmiş olması, bir raslantı değildir.
📖 Sayfa 93 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz

"Çocuklarımızın çok, pek çok mutlu olmasını istiyoruz. Mutsuzluk nedir bilmesinler istiyoruz."
📖 Sayfa 57 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Bizde her şey en büyüktür. Cücelerimiz bile en büyüktür. Dünyanın en büyük cüceleri bizdedir."
📖 Sayfa 26 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Sovyetler Birliğinde kimse açıkta değil. Herkesin bir konutu var. Çünkü herkesin bir konutta yaşama hakkı var...Yurttaş olma hakkı bu. Emekçilerin yönetimde olduğu bir düzende insanların insanca yaşama hakkı.
📖 Sayfa 17 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Soruyorum. Anlatıyor:
📖 Sayfa 40 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
«Büyük Devrimin olduğu 1917 yılında bu bölgelerde hayat çok kötüydü. Büyük açlık vardı. Rusya’nın oralarda devrim olduğunu duymuştuk. Pek yoksulduk. O yıl ürün yok denecek kadar azdı. Çok kurak bir yıldı. Köyümüze ‘Baylar’ (ağalar) geldi. Elimizdeki ürünü de aldılar, gittiler. Tüm aç kaldık. Sonra devrim buralara da geldi. Kurtulduk.»
Ve yine belirtmeden edemeyeceğim: Sovyetler Birliğinde kimse açıkta değil. Herkesin bir konutu var. Çünkü herkesin bir konutta yaşama hakkı var. Bu haktan doğan konut alanları ailenin kişi sayısına göre değişiyor. Yurttaş olma hakkı bu. Emekçilerin yönetimde olduğu bir düzende insanların insanca yaşama hakkı.
📖 Sayfa 17 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Otuz üç yaşındayken dul kalan Anna oldukça güzel bir kadınmış. Ama bir daha evlenmemiş. Niye evlenmediğini soranlara şu karşılığı verirmis:
📖 Sayfa 82 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
«Dostoyevski öldü. Tolstoy ise evli. Başka da evlenecek adam yok ki.
Lenin’in ölüm tarihi yok. Sovyetler Birliği’nde hiçbir yerde Lenin’in ölümü belirtilmiyor. Lenin, her gün, her zaman aralarında çünkü. Lenin gerçekten yaşıyor. Moskova’da, Kızıl Alan’daki Lenin’in ünlü mezarı önünde kuyruk olmuş bekleyen insanları gözlerimle görmesem, inanmazdım. O kuyruk hiç bitmiyordu. Moskova’daki ünlü Lenin Müzesi’nin içi de insanla doluydu. Her saat başında gösterilen yarım saatlik belgesel Lenin filmini de, tıka basa dolu bir salonda izlemiştim. O filmde de Lenin’in ölümü işlenmemişti. Lenin için ölüm yoktu çünkü. O her an aralarında yaşıyordu.
📖 Sayfa 62 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Lenin’in ölüm tarihi yok. Sovyetler Birliği’nde hiç bir yerde Lenin’in ölümü belirtilmiyor. Lenin, her gün, her zaman aralarında çünkü. Lenin gerçekten yaşıyor. Moskova’da, Kızıl Alan’daki Lenin’in ünlü mezarı önünde kuyruk olmuş bekleyen insanları gözlerimle görmesem, inanmazdım. O kuyruk hiç bitmiyordu. Moskova’daki ünlü Lenin Müzesi’nin içi de insanla doluydu. Her saat başında gösterilen yarım saatlik belgesel Lenin filmini de, tıka basa dolu bir salonda izlemiştim. O filmde de Lenin’in ölümü işlenmemişti. Lenin için ölüm yoktu çünkü. O her an aralarında yaşıyordu.
📖 Sayfa 62 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Eğer bizi sual eden olursa..."
📖 Sayfa 123 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Sen bilirsin gönlümden geçenleri turnam.
Allı Turnam.
Soruyorum
📖 Sayfa 55 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
«Anaları babaları mı gelip alırlar çocukları yuvadan?»
«Hayır,» diyor kesinlikle. «Olmaz öyle şey»
«Neden?»
«Anasız babasız çocuklarımız da var yuvada. Bu kimsesiz yavruları üzmek istemeyiz. Hakkımız yok buna. Anası babası olmayan çocukları incitmemek için, çocukları evlerine biz göndeririz. Analar babalar gelmez buraya.»
Hiç sesimi çıkarmıyorum, öylesine haklı ki.
Kentin dış kesimlerine yaklaştıkça, bizdeki gibi, yapılar küçülüp seyrekleşmiyor. Sovyetler Birliği’nde gördüğüm hiçbir kentte böyle bir şeye rastlamadım. ‘Kenar mahalle’, 'Kenar semt’ diye bir olgu yok. ‘Gecekondu’ diye bir kavram kalmamış. Yok böyle şeyler. Kent, merkezde nasılsa öylece genişleyip gidiyor ve birden bitiveriyor
📖 Sayfa 15 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Dudakları gülücük dolu. Gözleri dostlukla yüklü.
📖 Sayfa 27 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Büyük Devrimin olduğu 1917 yılında bu bölgelerde hayat çok kötüydü. Büyük açlık vardı. Rusya’ nın oralarda devrim olduğunu duymuştuk. Pek yoksulduk. O yıl ürün yok denecek kadar azdı. Çok kurak bir yıldı. Köyümüze ‘Baylar’ (ağalar) geldi. Elimizdeki ürünü de aldılar, gittiler. Tüm aç kaldık. Sonra devrim buralara da geldi. Kurtulduk."
📖 Sayfa 40 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
“Eğer bizi sual eden olursa...”
📖 Sayfa 123 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Sen bilirsin gönlümden geçenleri allı turnam.
Ve kadınlar. Bütün güçlük onlarda...
📖 Sayfa 10 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz

"Defterime, Alma-Ata’daki benzin fiyatlarını yazı yorum:
📖 Sayfa 32 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Süper benzin. Litresi 9 kapik (180 kuruş). Normal benzin. Litresi 6 kapik (120 kuruş).
Kamyon benzini. Litresi 3 kapik (60 kuruş). Yıllardır değişmeyen fiyatlar bunlar."
Çantamı açıp yurdumdan getirdiğim rakı şişesini aciyorum, şamfıstığı çıkarıyorum. Rakımıza da, samfistığımıza da bayılıyorlar. Ben de onların votkasina bayılıyorum. Bardaklarımızı tokuşturup içkilerimizi yudumluyoruz.
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Dostoyevski, elli dokuz yaşında öldüğünde, Anna otuz üç yaşındaymış. (...)
📖 Sayfa 82 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
«Dostoyevski çok daha önce ölürdü. Onu bu kadar yaşatan Anna’dır,» diyorlar.
Otuz üç yaşındayken dul kalan Anna Grigoriyevna, oldukça güzel bir kadınmış. Ama bir daha evlenmemiş. Niye evlenmediğini soranlara şu karşılığı verirmiş:
«Dostoyevski öldü. Tolstoy ise evli. Başka da evlenecek adam yok ki.»
"Sovyetler Birliğinde kimse açıkta değil. Herkesin bir konutu var. Çünkü herkesin bir konutta yaşama hakkı var. Bu haktan doğan konut alanları ailenin kişi sayısına göre değişiyor. Yurttaş olma hakkı bu. Emekçilerin yönetimde olduğu bir düzende insanların insanca yaşama hakkı."
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Ama güzel yurdumun anasını bellemeye çalışan yerli ve yabancı düşmanları yine görmezden geldiler.
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Yurdumun yoksul, dertli kadınları, iyi ki bütün bunları görmediler, bilmediler.
Bir yabancı, geceyarısı inmiş Moskova’ya. Aramis aramış, açık bir eğlence yeri bulamamış. Saat 23'u geçiyormuş. Yoldan geçen birini çevirmiş, sormuş.
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
«En yakın eğlence yeri nerede!»
Moskovalinın karşılığı çok güzel:
«Helsinki’de.
«Nâzım Hikmet?» diyorum.
📖 Sayfa 69 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Birden dikleniyor. Karşı koyacak oluyor. Sonra yatışıyor.
«O yalnızca sizin yazarınız değil ki,» diyor. «O hepimizin. O en büyük,» diyor.
İnsan, asıl kendi içinde özgür olmalı.
📖 Sayfa 90 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Sen bilirsin gönlümden geçenleri turnam.
📖 Sayfa 124 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Allı Turnam.
İstanbul, 1976
"Kimse kendi keyfi uğruna bir başkasını rahatsız edemez."
📖 Sayfa 59 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Yılın anasını bile seçtiler.
📖 Sayfa 35 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Ama güzel yurdumun anasını bellemeye çalışan yerli ve yabancı düşmanları yine görmezden geldiler.
"Çocuklarımızın çok, pek çok mutlu olmasını istiyoruz. Mutsuzluk nedir bilmesinler istiyoruz. Onlara kusursuz, cennet bir ülke hazırlamak için çok didindik, çok çalıştık. Bizler, böyle bir ülke yaratmak için belki birtakım sıkıntılar çektik, birtakım yokluklara, yorgunluklara katlandık, ama çocuklarımız artık hiç sıkıntı çekmesinler, hiç yokluk yüzü görmesinler diye yaptık bunları. Çocuklarımız alabildiğine mutlu olsunlar istiyoruz. Her şey çocuklarımız için."
📖 Sayfa 56 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
İnsan, asıl kendi içinde özgür olmalı. Her insanı değiştirmek zor.
📖 Sayfa 113 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Bütün bu işlere öylesine alıştı ki kadınlarımız, şimdi en ağır işlerde çalışmaktan çekinmiyorlar. Hem, bizde kadın erkek ayrımı yoktur, sîzlerdeki gibi. Kadın erkek eşitliği vardır bizde. Bu eşitlik her bakımdan gerçekleşmiştir. Ekonomik eşitlik, siyasal eşitlik, kadını erkekle omuz omuza getirmiştir. Güçlüdür kadınlarımız.
📖 Sayfa 35 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
bizim kadınlarımız:
📖 Sayfa 36 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan...
Nâzım Hikmet'in Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan.

"Nâzım Hikmet, Aziz Nesin ve devrim. Bu üç adın, bu üç büyük kavramın bir araya gelmiş olması, bir raslantı değildir. Sovyetler Birliği’nin başkenti Moskova’da Doğu Dilleri Enstitüsünün konferans salonunda 20 Aralık 1975 günü, Aziz Nesin’in altmışıncı yaşgünü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığım konuşmaya böyle başlamıştım."
📖 Sayfa 93 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
20 Kasım. Çalışanlara günde ancak 125 gram ekmek dağıtılıyor, karneyle. Başka da yiyecek bir şey yok. Aralık ayında kentin bütün su boruları donuyor.
📖 Sayfa 10 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Su da yok.
Kiş da savaş kadar amansız.
Bütün taşıtlar duruyor. Yakıt da kalmamış.
Her şey bitiyor.
«Yıllar geçse de, erkeğiyle, kadınıyla, yaşlısıyla, cocuguyla, Leningradlıların başardığı bu büyük iş, hiç bir zaman, en uzak kuşaklarca da unutulmayacaktir.»
📖 Sayfa 12 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Ve altında, bu sözü söyleyenin ünlü adı: «Kalinin».
Bizim toplumumuzda aile, sevgi üzerine kurulmustur. Sevgi yüzünden evleniriz. Sevgi varsa evliligi surdürürüz. Sevgi bittiyse, kalmadıysa, evliliği uzatmayız, ayrılırız. En iyisi de bu bence. Ya sizde
📖 Sayfa 74 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
nasıl? Sizde de aile sevgi üzerine mi kurulur?
«Sovyetler Birliği içindeki bütün cumhuriyetlerimizde ilke olarak toprak mülkiyetini kaldırdık. Ama çok katı bir ilke değil bu. Bakın, bizim sovhozumuzda, işçilerimiz isterse, bir hektarın yüzde onbeşi kadar bir toprağı kendilerine veriyoruz. Kiralıyoruz. Hiç denecek bir ücretle kiralıyoruz. Yılda elli kapik ya da bir ruble karşılığında. Evet, bütün kirası bu kadar. O işçi, o toprak üzerinde dilediğini yetiştirebilir.
📖 Sayfa 50 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
8 Eylül 1941. Almanlar, kuşatma işini tamamlamistir. Kent, çepeçevre faşist saldırganlarla sarılmistir. Bu tarih, Leningradlılar için dokuzyüz gün
📖 Sayfa 7 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
sürecek, amansız bir kuşatmanın ve amansız bir direnmenin başlama günüdür.
Sanki Çehov'un bir hikâyesini oluyorum. Ya da Dostoyevski'nin bir romanında geziniyorum.
📖 Sayfa 25 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Baltık cephesinde yaralanan oğul, Kocabek Ahmedov, votka bardağına yapışıp ayağa kalkıyor, kısa bir söyleve başlıyor:
📖 Sayfa 42 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Türk halkı, büyük bir halktır."
Padişahlık döneminden Cumhuriyet döneminin geçişimizi anlatıyor masadakilere. Mustafa Kemal'i anlatıyor büyük bir coşkuyla. Sonra bardağını kaldırıp Mustafa Kemal'in ülkesinden gelen konuğu için içiyor votkasını.
Kazah Türkleri yaşıyor bu cumhuriyette. Kendilerine ‘Kazah’ değil de ‘Kazak’ denilmesine içerliyorlar. Kazak’larla karıştırılmak hiç hoşlarına gitmiyor. Kazak’lar, Türk asıllı değil. Üstelik Orta Asya’ da yaşamıyorlar. Kazak’ların yaşadıkları bölge, Don İrmağı çevresi. Ünlü yazar Şolohov’un romanlarında anlatılanlar, işte bu halk: Kazaklar. Büyük Devrim sırasında Kazaklar, genellikle devrime karşı çıkmiş bir halk. Oysa Kazah Türkleri, devrime hemenkatılmışlar. Kazaklarla karıştırılmalarına en çok da
📖 Sayfa 11 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
bu yüzden içerliyorlar.
Dostoyevski’nin oturduğu bütün evlerin iki ortak özelliği varmış. Nedense yazar, yaşamak için hep köşebaşlarındaki yapıları seçermiş. Kesinlikle de, evlerin pencerelerinden biri bir kiliseye bakarmış. Bu ortak özellikleri öğrenmek şaşırtmıyor beni. Pencereye gidip bakıyorum, gerçekten eski bir kilise görünüyor karşıda.
📖 Sayfa 79 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
"Hem, bizde kadın erkek ayrımı yoktur, sizlerdeki gibi. Kadın erkek eşitliği vardır bizde. Bu eşitlik her bakımdan gerçekleşmiştir. Ekonomik eşitlik, siyasal eşitlik, kadını erkekle omuz omuza getirmiştir. Güçlüdür kadınlarımız."
📖 Sayfa 34 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Sovyetler Birliği’nde her şey çok büyük. Alanlar, caddeler, yapılar, parklar, heykeller, sinemalar, tiyatrolar, fabrikalar, devrim panoları, her şey. Bunca uçsuz bucaksız bir ülkeye de böylesi büyüklükler, genişlikler yaraşıyor.
📖 Sayfa 25 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
«Çocuklarımızın çok, pek çok mutlu olmasını istiyoruz. Mutsuzluk nedir bilmesinler istiyoruz. Onlara kusursuz, cennet bir ülke hazırlamak için çok didin-
📖 Sayfa 56 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
dik, çok çalıştık. Bizler, böyle bir ülke yaratmak için belki birtakım sıkıntılar çektik, birtakım yokluklara, yorgunluklara katlandık, ama çocuklarımız artık hiç
sıkıntı çekmesinler, hiç yokluk yüzü görmesinler diye yaptık bunları. Çocuklarımız alabildiğine mutlu olsun-
lar istiyoruz. Her şey çocuklarımız için.»
Günlerden 20 Aralık 1976'ydı. Moskova'da Aziz Nesin'in altmışıncı yaşgününü kutlama toplantısında.
📖 Sayfa 119 · Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Ve kadınlar. Bütün güçlük onlarda.
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz
Asıl çalışanlar onlar. Her İş onların omuzlarında.
Bu amansız çalışma, kadınlarda öylesine bir alışkanlık haline gelecektir ki, savaştan sonra da kadınlar, Sovyetler Birliği'nin dört bir yanında, Moskova’da, Bakü’de, Leningrad’da, Alma- Ata’da, sanırım her yerde, her cumhuriyette, tıpkı erkekler gibi, en ağır işlerde onlara yardımcı olmaktan kendilerini alamayacaklardır. Bugün olduğu gibi.
Sıkça Sorulan Sorular
Bir Gün Yine Allı Turnam kimin eseridir?
Bir Gün Yine Allı Turnam, Erdal Öz tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1976'da yayımlanmıştır.
Bir Gün Yine Allı Turnam kaç sayfadır?
Bir Gün Yine Allı Turnam, 118 sayfadır (Can Yayınları baskısı).
Bir Gün Yine Allı Turnam'ın en ünlü sözü nedir?
“Elimde olmadan kendi ülkemi düşünüyorum: Bizde de birbuçuk kuşak eridi gitti. Bugün de insanlarımız eriyip gidiyor. Ama ne adına? Hangi inançla, hangi gelişme adına? Neyi kurtarmak, neyi baştan kurmak adına?”