
Serhat Öztürk'ün 2012'de yayımlanan Çivi Çiviyi Söker adlı eseri, Edebiyat türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bu derlemede yer alan sözler, kitabı okuyanların ortak beğenisini yansıtıyor.
Çivi Çiviyi Söker'den En Beğenilen Alıntılar
Oysa içten içe biliyorsunuz ki, ne yapsanız nafile. İnsan bir başka insanın hayatına ne kadar girebilir ki? Hattâ daha da önemlisi insan, eğer bunu sistemli bir uğraş hâline getirmemişse, kendi hayatının ne kadarını kuşatabilir ki? Hayatım dediğimiz şey, sonuçta biraz da kendi arzularımıza, korkularımıza, unutkanlıklarımıza, yalanlarımıza göre şekillendirip kurduğumuz bir şey değil mi?
📖 Sayfa 7 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
... söylerim, anlatırım, ama dinleyen olur olmaz o ayrı.
📖 Sayfa 112 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
En mühimi, her şey yapılıyor, beyinleri terbiye etmek çok zor. Bakın 80 seneden beri hala terbiye edilmemiş beyinler... Üçüncü nesil oldu hala 1500 yıl öncesine gidiyor adam. Bugünün bütün nimetlerinden yararlanıyor ama kafa 1500 yıl öncede. Olacak şey mi bu?
📖 Sayfa 164 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Biz oradayken İnönü savaşları başladı.
📖 Sayfa 15 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
İkinci İnönü Savaşı'nda düşman geliyor. Babam o günleri anlatırken, bir tek top vardı; bizim askerler bütün tepelere soba boruları koymuşlar, topu o tepeden bu tepeye dolaştırıp ateş ederek, çok top varmış izlenimi yaratmaya çalışıyorlardı, derdi.
Hâlâ cahiliz biz. Okumak bilgi için değil ki, okumak bir cila.
📖 Sayfa 152 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“ Bir gün Cumhuriyet gazetesinden telefon ettiler bana. Bir muhabir gelecek, dediler. Muhabir geldi, araştırma yapılması doğru mu diye soruyor. Yahu, araştırma yapılmadan bilim olur mu? Ana ya sonu tehlikeliyse, diyor. Adam ta aya çıkıyor bilim için, geri geleceğinin garantisi var mı?”
📖 Sayfa 56 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
‘O arada, iki torpilli geliyor, kim acaba bunlar? diye mektep çalkalanıyormuş. Müdür bizi çağırdı, yatılı olarak alındınız, kimseye bir şey söylemeden eşyalarınızı alıp gelin, dedi. Çok sevindik, ama sonra biraz da üzüldük. Orada çok fakir, elbiseleri yırtık çocuklar vardı, onların hakkını almıştık. Sonuçta bizim bir mesleğimiz vardı elimizde. Ama ne yapalım, güç kimdeyse o öne çıkıyor, hayat böyle.’
📖 Sayfa 35 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“O zaman sözümüz geçiyordu galiba, imkân da vardı, tezi bittikten sonra hemen müzeye tayin ettirdik. Şimdi olsa mümkün değil. Geçen gün telefon ettim Müzeler Genel Müdürü’ne, imtihana filan boş verin, Sumerolojiden, ailesi burada oturan birini tayin edin müzeye, dedim. Yapamıyoruz Muazzez Hanım, dedi. Bilmem kim yapıyormuş imtihanı. Böyle saçmalık olur mu yahu?”
📖 Sayfa 82 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
İnanır mısınız, Atatürk daha 1928 yılında uçak mühendisliği okusunlar diye Fransa'ya talebe göndermiş. O gidenlerden biri de bizim bir tanıdığımızdı.
📖 Sayfa 49 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
— O zaman Bursa nasıl bir yerdi?
📖 Sayfa 19 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
— Biz 1924 Mayısı'nda geldik. Çorum'daki okulda çekilmiş fotoğraflar var. Benden büyük kızlar vardı. Şimdi o fotoğraflara bakıyorum da hiçbirinde başörtüsü yok. Kıyafet kanunu yoktu o zaman. Ona rağmen hiçbirinin başı örtülü değildi.
‘Gazeteciler bana kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz, diye sordu. 20 dedim. Peki 20 yaşında olmak ister misiniz, dediler. Yok, istemem, dedim. Tekrar o yolu geçmek istemiyorum, şimdi bu halimle kalayım, başka bir şey istemiyorum.’
📖 Sayfa 139 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“Düşünün dört bin yıl önce yaşanmış insanların elinden çıkmış bir yazıya bakıyorsunuz. Ne yazmışlar. Dört bin yıl, az zaman mı? Bu heyecan veremez mi insana?”
Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Yani ne yapıp ettiler Atatürk'le ilgili her şeyi öldürdüler.Dil Kurumu'nu öldürdüler,Tarih Kurumu'nu öldürdüler,Dil Tarih'i öldürdüler,Köy Enstitüleri'ni öldürdüler,Halkevleri'ni öldürdüler.Atatürk'le ilgili ne varsa öldürmeye çalıştılar ama öldüremeyecekler.
📖 Sayfa 88 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“Bilirsiniz İngilizler çimlerin güzelliğiyle övünürler, Londra’da her taraf sararmıştı. Bende içimden ‘oh’ çekip, bakın sürekli yağmazsa sizin çimenleriniz de sararıyor, diyordum.”
📖 Sayfa 98 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“Gazetelere bakıyorum halkı üzmek, sıkmak, bedbinleştirmek için gayret gösteriyor. Halbuki biraz moral vermek, heveslendirmek ve aydınlatmak lazım halkımızı.”
📖 Sayfa 89 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk

Time dergisinde birçok kimselerin Meryem Ana'ya dua ederek iyi olduklarını okudum. Kardeşim (doktor), bir gün bütün hastalıklar beyin yoluyla teşhis ve tedavi edilebilecek, diyordu.
📖 Sayfa 173 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Hayatın gayesi ekmek, zevki de biradır.
📖 Sayfa 115 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Çabucak öğrendik onu. Eski harfleri öğrenmek çok zordu, ama yenileri üç ayda öğreniyordu insan. Fransızcadan da benim elim alışıktı. Ama çevremde de en ufak bir şikayet duyduğumu hatırlamıyorum.
📖 Sayfa 26 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Tesadüfler önemlidir hayatta. Bir şey olacaksa, tesadüfler çıkıyor insanın karşısına herhalde.
📖 Sayfa 32 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
‘Düşünün dört bin yıl önce yaşamış insanların elinden çıkmış bir yazıya bakıyorsunuz. Ne yazmışlar. Dört bin yıl, az zaman mı? Bu heyecan vermez mi insana?’
📖 Sayfa 71 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“Bazı şeyleri unutuyorum da, bazı şeyleri hiç unutmuyorum.”
📖 Sayfa 89 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“Aç kabadayı, gömleksiz kibarız biz.”
📖 Sayfa 96 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
— Bu arada eski harflerden, yeni harflere geçildi. Bu süreci nasıl yaşadınız?
📖 Sayfa 26 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
(...)
Bir zorluk çekmedim. Çabucak öğrendik onu. Eski harfleri öğrenmek çok zordu, ama yenileri üç ayda öğreniyordu insan. Fransızcadan da benim elim alışıktı. Ama çevremde de en ufak bir şikayet duyduğumu hatırlamıyorum.
Babam oradan Pazarcık'a tayin olmuş. Pazarcık Bursa'nın bir kazası. Biz oradayken İnönü savaşları başladı. İkinci İnönü Savaşı'nda düşman geliyor. Babam o günleri anlatırken, bir tek top vardı; bizim askerler bütün tepelere soba boruları koymuşlar, topu o tepeden bu tepeye dolaştırıp ateş ederek, çok top varmış izlenimi yaratmaya çalışıyorlardı, derdi. Bu sırada dlişman Pazarcık'a giriyor. O gün babam mektebin büyük bayrağını alıp eve geldi. Annem, ne yaptın seni öldürecekler, diyordu. O da, ilk yapacakları bayrağı yırtmak, nasıl bırakırdım, diyordu. Bunu gayet iyi hatırlıyorum.
📖 Sayfa 15 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
‘Sevgiyle beraber saygı da yürürse işler bozulmuyor. Saygıyı kaçırdınız mı, sevgi de gidiyor.’
📖 Sayfa 67 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
"Okumak bilgi için değil ki,okumak bir cila."
📖 Sayfa 152 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Yani ne yapıp ettiler Atatürk'le ilgili her şeyi öldürdüler. Dil kurumu'nu öldürdüler. Tarih kurumu'nu öldürdüler, Dil Tarih'i öldürdüler, Halkevlerini öldürdüler, Köy Enstitüleri'ni öldürdüler. Atatürk'le ilgili ne varsa öldürmeye çalıştılar ama öldüremeyecekler.
📖 Sayfa 88 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Benim bir izahım var ama bilimsel olması, bilimsel verilere dayanması lazım. Bilmediğimiz şeylere ilahi çözümler getirmekten yana değilim. Bunların henüz çözülmemiş bilimsel olaylar olduğunu düşünüyorum.
📖 Sayfa 143 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
- Kitabınızda gördüğüm kadarıyla kutsal kitapların gökyüzünden indiği, Allah kelamı olduğu gibi savlar boşlukta kalıyor.
📖 Sayfa 119 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
- Tabii canım, sen de Allahını seversen. Hiçbirisi değil. Artık hiç inanmıyorum. Hiçbir şeye. Ne derseler desinler.
Düşünün dört bin yıl önce yaşamış insanların elinden çıkmış olan yazıya bakıyorsunuz. Ne yazmışlar? Dört bin yıl, az zaman mı? Bu heyecan vermez mi insana?
📖 Sayfa 103 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk

Canım neyi zaman istiyorsa onu o zaman yaparım. Mesela tam yazı yazarken birisi kalk falan yere gidelim derse ve canım istiyorsa hemen kalkar giderim. Galiba hayatamı sınırlandırmamam hayatımı kolaylaştırıyor.
📖 Sayfa 135 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
‘-Sonra sergiyi Londra’ya götürdünüz, öyle mi?
📖 Sayfa 96 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
-Evet. Royal Academy’de sergilediler. Açılış dolayısıyla bir kokteyl verdiler. Ben zannettim ki bizim kokteyller gibi envai çeşit yiyecek içecek olacak. Hayır, biraz viski ve fındık fıstıkla geçiştirdiler. Bizde olsa nasıl abartırlardı. Bu tür şeylere öyle kızıyorum ki, aç kabadayı, gömleksiz kibarız biz.’
“Belgelemek adetimiz yok.”
📖 Sayfa 94 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
…Washington’dan Baltimor’a götürdüler bizi…kardeşimin yanında şoförlük yapan Hintli bir çocuk var. Üniversite okumuş Hindistan’da. Niye buraya geldin, diye sordum. Hindistan’da iş bulamıyorum, dedi. Ama burada şoförlük yapıyorsun, dedim. Burada aldığım para ve yaşadığım hayat daha yüksek standartta, dedi. Üç yıl içinde kendisine ve karısına özel otomobil, ev alabilmiş. Herşey organize. İmkanlar geniş…
📖 Sayfa 161 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Giderek kuytulara, örümcek ağlarının olması gereken yönlere kayan bakışınızın farkına varmaya başlamak.
📖 Sayfa 7 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Oysa içten içe biliyorsunuz ki, ne yapsanız nafile. İnsan bir başka insanın hayatına ne kadar girebilir ki?
— ...Ben doğana kadar bizim evde Tatarca konuşulurmuş. Ben doğduktan sonra babam, bu kızın dili bozulmasın, diye evde Tatarca konuşturmamış.
📖 Sayfa 12 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Dedektif filmleri hoşuma gidiyor. İlk anda biri öldürülüyor, sonra film boyunca onun katili araştırılıyor, bu tür filmleri seviyorum.
📖 Sayfa 24 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Dün bir yere davet ettiler, meğer dua edeceklermiş. Arapça dua ediyor insanlar. Yüzlerine bakıyorum acaba ne söylendiğini anlıyorlar mı, diye. Kendi kendime gülüyorum. Çünkü Kuran'ı okuduğunda bakıyorsun orada kadının aybaşısından, bilmem neyinden de bahsediyor. Tabii Arapçasını anlamadıkları için böyle tuhaf bir huşu içinde dinliyorlar.
📖 Sayfa 120 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“Peygamber hakikaten büyük bir insan, akıllı bir insan, Atatürk’ün bir başka türlüsü. Kıyas etmiyorum. Ama kendi çağında, kendi cemiyeti için önemli bir insan. Bir kabileyi alıp bir devlet haline getiriyor. Bu çok önemli. Bir kitap yazmış. Ama derlemiş, toplamış. Oradan almış, buradan almış. Yarım duymuş, yarım duymamış. Sonra tabii biz, hemen Kuran’ı Peygamber yazdırmış zannediyoruz. Ben de öyle zannediyordum. Hayır öyle değil.”
Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
O kadar kızıyorum ki bu gazetecilere, şimdi her dedikoduyu yazıyorlar. O zaman Şevket Rado, Hayat dergisini çıkartıyordu. Bir gün konuşurken, Şevket bey bizde çok ilginç konular var, isterseniz bunlardan bazılarını sizin dergiye yazalım, dedim. Aman Muazzez Hanım kim okuyacak onları, dedi. Okuyan bulunur, dedim. Ona bakarsan benim karımın da yazacak ne çok konusu var, dedi. Karısı Roma Hukuku okutuyordu o zaman. Bizim halkın seviyesine inmemiz lazım, dedi. Bana göre gazetelerin halkı biraz yükseltmesi gerekir, dedim. Bize traj lazım Muazzez hanım, tiraj!, dedi.
📖 Sayfa 88 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
“Gilgameşi okuduysanız, orada göreceksiniz. Hayatın gayesi ekmek, zevki de biradır. diyor.
📖 Sayfa 115 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
En mühimi, her şey yapılıyor, beyinleri terbiye etmek çok zor. Bakın 80 seneden beri hala terbiye edilmemiş beyinler... Üçüncü nesil oldu hala 1.500 yıl öncesine gidiyor adam. Bugünün bütün nimetlerinden yararlanıyor ama kafa 1.500 yıl öncede.
📖 Sayfa 164 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Biz 1924 Mayısı'nda geldik. Çorum'daki okulda çekilmiş fotoğraflar var. Benden büyük kızlar vardı. Şimdi o fotoğraflara bakıyorum da hiçbirinde başörtüsü yok. Kıyafet kanunu yoktu o zaman. Ona rağmen hiçbirinin başı örtülü değildi. Şimdi böyle saçma sapan şeyler yapıyorlar. Tabii tamamen iktisadi ve politik nedenlerden dolayı.
📖 Sayfa 19 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
…Atatürk’ün temel görüşleri nelerdi? Bunları ortaya çıkaracak ve gençlere hap gibi verecek bir kitap yok.
📖 Sayfa 132 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Özellikle insan hissiyatında, insan karakterinde bir değişim yok. Onlarda da kıskançlık, şöhret olma tutkusu vs. var. Mesela Sumer kralları, sen üstün olacaksın, ben üstün olacağım, diye birbirlerini yerlen yok olup gitmişler. Birbirleriyle sınır kavgaları yapıyor, birbirlerinin arazisini almaya çalışıyorlar. O zaman daha küçük çaptaymış, şimdikiler daha büyük çapta oluyor. Onlar da bizler gibi sevmiş sevilmişler, gülmüşler ağlamışlar, acımışlar acımasızlıklar yapmışlar… Teknoloji değişiyor ama insan karakteri değişmiyor.
📖 Sayfa 115 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk

İnsan ilişkileri o gün de bugün de hemen hemen aynı gidiyor. Anne - baba ilişkileri, çocuklarla-ailelerinin, öğretmenlerle-öğrencilerinin ilişkileri hep aynı….mesela baba, çocuğuna, tembellik ediyorsun, çalışmıyorsun ama kabahat benim, seni götürüp tarlada çalıştırmadım, gel kendi ekmeğini kendin kazan, demedim. Böyle yapan babaların çocukları okuyorlar ama sen okumuyorsun, diye şikayet ediyor….Karısı ölüyor, müthiş bir şiir yazıyor; benim elmasım, sabah yıldızım gitti, diyor karısı için.
📖 Sayfa 114 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Orada en çok etkilendiğim insanların yoksulluğu ve 1942 sürgününden dönenler oldu. Aradan 50 yıl geçmiş, dönmüş kendi topraklarını arayan insanlar. Vatanın ne demek olduğunu orada daha iyi anladım.
📖 Sayfa 160 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Televizyonlar halkın seviyesine inmekten söz ediyor. Gazetelere bakıyorum halkı üzmek, sıkmak, bedbinleştirmek için gayret gösteriyor. Halbuki biraz moral vermek, heveslendirmek ve aydınlatmak lazım halkımızı.
📖 Sayfa 89 · Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk
Sıkça Sorulan Sorular
Çivi Çiviyi Söker kimin eseridir?
Çivi Çiviyi Söker, Serhat Öztürk tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2012'de yayımlanmıştır.
Çivi Çiviyi Söker kaç sayfadır?
Çivi Çiviyi Söker, 188 sayfadır (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskısı).
Çivi Çiviyi Söker'in en ünlü sözü nedir?
“Oysa içten içe biliyorsunuz ki, ne yapsanız nafile. İnsan bir başka insanın hayatına ne kadar girebilir ki? Hattâ daha da önemlisi insan, eğer bunu sistemli bir uğraş hâline getirmemişse, kendi hayatının ne kadarını kuşatabilir ki? Hayatım dediğimiz şey, sonuçta biraz da kendi arzularımıza, korkularımıza, unutkanlıklarımıza, yalanlarımıza göre şekillendirip kurduğumuz bir şey değil mi?”