CANLI

Muhyiddin İbn Arabi'nin Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I Kitabında Din Konusunda Unutulmaz Sözler

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I - Muhyiddin İbn Arabi kitap alıntıları ve sözleri

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi'nin 454 sayfalık eseridir. İlk kez 2017'de yayımlanmıştır. Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.

Yazar:Muhyiddin İbn Arabi
Çevirmen:Ahmed Avni Konuk
İlk Yayın:2017
Yayınevi:Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Sayfa Sayısı:454
Dil:Türkçe
ISBN:9789755480374
Okuma Süresi:12 sa. 52 dk.
Türler:Din (İslam), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I'den En Beğenilen Alıntılar

"(S.a.v.) Efendimiz ile onların vârisleri olan kâmiller Hâdî isminin ve İblîs ve ona tabi olanlar ise Mudill isminin en mükemmel görünme yerleridir. "

{Hâdi: Hidayete kavuşturan
Mudill: Dalâlete düşüren, doğru yoldan çıkarıp, eğri yola saptıran.}

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Ulûhiyyet bir ma’nâ olup, insan sûreti
âlem kitâbında ancak o ma’nâyı meydana çıkarmak için nakşolunmuştur."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Zulüm” sözlükte “bir şeyi kendi yerinden başka yere koymaktır.”

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Muallak kazâ” kayıt ve şarta bağlı olarak yerine getirilmesi gereken kazâdır. Bu kazâ önleme şartının gerçekleşmesi hâlinde te’sîrli olmaz. Şart dahî kazâdır. “Kazâ kazâ ile geri döndürülür” hadîs-i şerîfinde bu hakîkate
işâret buyrulmuştur.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Cenâb-ı Mevlânâ (r.a.) Mesnevi-i Şerif’lerinde şöyle buyururlar:
Tercüme: “ O taş gibi katı kalbin çâresi bir değiştiricinin lütfudur; O'nun lütfu için kabiliyyet şart değildir. Belki kābiliyyetin şartı onun lütfudur. Çünkü lütuf iç ve kabiliyyet kabuktur. ”

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Âlemin sûretlerinin hepsi, Hakk'ın lisanları olup Hakk'a senâ ile konuşucudur. Ve işte bunun için (Fâtiha, 1/1) “El hamdu lillâhi rabbil âlemîn” yânî "Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh'a mahsûstur" dedi ki, senânın, sonuçları, ona dönücüdür demek olur. Bundan dolayı senâ eden ve senâ olunan ancak O'dur. "

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Eşyânın hepsi ilâhi isimlerin görünme yeridir
ve onların vücûdu ise, mutlak vücûdun kayıtlanması ve taayyününden ibârettir. Bundan dolayı Nûh kavminin taptıkları putlar dahi, mutlak vücûdun kayıtlanması ve taayyünü olduğundan Nûh kavmi onlara tapmakla Hakk'ın
dışında bir şeye tapmış olmazlar".

📖 Sayfa 240 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Şimdi, ey fıtrî idrak sahibi! Kur’ân-ı Kerîm geçmişteki Âdem ve Havvâ’dan değil, bizim her günkü hallerimizden bahsediyor. Biz ise bu olayları geçmişe çevirmekle, kendi halimizden gaflet ediyoruz."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Hiçbir kimse, Hak’tan kendi zâtının verdiği şeyin gayrisini bilmez. "

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Tabîatta vücûda gelmiş olan her bir sûret kemâl bulma kaidesine tâbidir."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Ey kainatın özü olan insan! Hakk’ın tevhîdini söz ile bulmak mümkün değildir. Git, vehmin varlığını kaldır ki, Fusûsu’l-Hikem’den ve Fahreddîn Irâki’nin Kitâb-ı Lemeât’ından bulamadığın bir sırrı kendinde bulasın.”

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Alem sûretlerinde olan her bir kuvvet kendi nefsiyle perdelidir. Kendisinden üstün olan başka bir kuvvet görmez. Nitekim akıl kuvveti ile vehim kuvveti, insanın âleminde saltanat iddia ederler. Biri diğerine itaat etmez.
Çünkü akıl, delilleri değerlendirme kuvvetiyle, bütün hakîkatleri gereği gibi idrâk ve ihâta ettiğini iddiâ eder.

📖 Sayfa 131 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Elem ve lezzetin karışımını her zaman
bu âlemde bizzât idrâk ile biliriz."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Hak Teâlâ Hazretleri kudsî hadîsinde “Ben sâlih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve beşer kalbinin hatıra gelmeyen şeyler hazırladım” buyuruyor.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"O senin aynandır ve sen isimlerini ve isimlerinin hükümlerinin açığa çıkışını görmesinde O'nun aynasısın."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Berzah “ölüm zamânı ile kıyâmet zamânı arasındaki zamân aralığıdır”

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Nebî (s.a.v.) Hakk'ın mârifetini, nefsin mârifetine bağladı da: “Nefsine ârif olan kimse, muhakkak Rabb'ine ârif oldu" buyurdu.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Âdem ruh ile ceset arasında iken ben nebî idim” bu nübüvvete işârettir.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Hadîs-i Şerîf'te “Mü’minin firâsetinden sakının çünkü o Allah’ın nûru ile bakar” buyurulur.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Oruç, namaz ve hacc ile sanma biter zâhid işin
İnsân-ı kâmil olmağa lâzım olan irfân imiş
Nerden gelir yolun senin yâ nereye varır menzilin
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş

📖 Sayfa 119 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Çünkü çocuk, babasının sırrıdır."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Kur’ân’ın inmesinden sonra yeryüzündeki insânların hepsi ümmet-i Muhammed’dir. Kabûl edenler “ümmet-i icâbet”ten ve reddedenler “ümmet-i da’vet”tendir.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Ve Allah’ın isimleri sonsuzdur. Çünkü o isimler, onlardan olan şey ile
bilinir; ve onlardan olan şey de sonlu değildir."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Biz yok idik; ve bizim serzenişimiz dahi yok idi.
Senin lûtfun bizim söylenmemiş sözümüzü işitir idi.”

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Senin ilâcın sende olduğu halde bilmiyorsun. Ve hastalığın senden olduğu halde görmüyorsun. Ve sen küçük bir cüsse olduğunu zannedersin, halbuki en büyük âlem sende toplanmıştır. Ve sen öyle bir açık kitâpsın ki, gizlenmiş olan şey onun harfleriyle açığa çıkar. Ve sen vücûtsun ve
vücûdun nefsisin. Ve sende mevcût olan şey toplanıp sayılmaya gelmez. Senin hârice ihtiyâcın yoktur. Kâinât kitâbında yazılmış şeyler hep senden çıkar.”

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Mahlûk hakkında onun üstünde bir gâye
olmayan gâyeyi tattın. Böyle olunca bu derecelerden daha yükseğine çıkmada açgözlülük etme ve nefsini yorma! Bundan daha yükseği aslâ vâki' değildir ve ondan sonrası ancak sırf yokluktur. "

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

İsteğe bağlı ölüm; insâna mahsûstur. Bu
ölüm nefsin bütün heveslerinden ve bedensel lezzetler ve nefsâni lezzetlerden ve tabîat icabı olan şeylerden ve şehvetten fânî olmaktır.
Beyit:
“Nefsin heveslerinden yüz çevirmek efendiliktendir;
heveslerin terki peygamberî kuvvettir.”
“Kim ki yeryüzünde yürüyen ölüye bakmak isterse,
Ebû Bekr’e baksın.”
Beyt:
Ebedi hayâtın sırrını şeyhden suâl ettim
Oğul, ölmezden evvel öl deyince intikal ettim.

📖 Sayfa 91 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Bilinsin ki, insândan maksat, ancak insan-ı kâmil’dir. Onun kemâli sadece ilmen değildir; belki bütün isimlerin ve sıfatların hükümleri kendisinde fiilen açığa çıkar."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Âdem indinde, meleklerin üzerinde olmadıkları ilâhi isimler vardır."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Ve nefsini "Cemîl" ve "Zül-celâl" olmakla vasfetti. Ve bizi heybet ve üns üzere var etti. Ve ona mensûp olan ve onlar ile isimlendirilmiş olunan şeylerin hepsi böyledir."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Farz edelim ki, bir mevcûd-i mukayyed ve müteayyin olan herhangi bir şahıs arzın herhangi cihetinden fezâya doğru nâ-mahdûd zamanlarda tayarân etse bir intihâya vusûl mümkin değildir. Zîrâ onun bu seyri "vücûd" içindedir. Ve fezâ-yı lâ-yetenâhî ayn-ı vücûddur.

📖 Sayfa 7 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Zorunlu Kazâ” kayıtsız şartsız yerine getirilmesi gerekli olan kazâlardır.
Bu kazâ ne sözlü duâ ile ve ne de fiili duâ ile ya’nî tedbirler ile önlenemez.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"İlâhî sıfatlar ve isimlerin, bütünlükleri itibârıyla sayılması mümkündür. Nitekim belirli sayıda Esmâ-yı Hüsnâ okunur; fakat parçaları itibârıyla sayısız ve hesapsızdır."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Ve biz Hakk’ın ilmi hakkında muhakkak o kadîmdir; ve insanın ilmi hakkında da muhakkak o sonradan olmuştur, deriz."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Misbâhu’l-Hidâye sâhibi buyururlar ki:
“Rûhun ma’rifeti ve onun idrâk zirvesi son derece yüksek ve erişilmezdir. Akılların kemendi ile ona ulaşmak kolay değildir."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Ey tefekkür eden mü'min, eğer bu ve benzeri büyük eserleri okuyup anlamıyor isen, kötüleme! Benim için değildir, de, bırak! Bu, insâf yoludur. Ve insâf, dînin yarısıdır. Çünkü büyük eserlerden her ferdin nasîbi yoktur.
“Vallâhu yahtassu bi rahmetihî men yeşâu, vallâhu zul fadlil azîm” yâni “Ve Allah, rahmetini dilediği kimseye tahsis eder. Ve Allah, “büyük fazıl” sahibidir.” (el-Bakara, 2/105).

📖 Sayfa 179 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"O’nun vücûdunun belirtisi olan âlemin her noktasından hayât açığa çıkar; ve kendimizi hayât sâhibi buluruz. Ve aynı şekilde Hak
“Alîm”dir. Çünkü âlem sûretlerinden bir sûret ve âlem bütününden birer parça olan biz insânlar ilim sıfâtı ile vasıflanmışız. Semî, Basîr, Mürîd, Kadir, Mütekellim, Mükevvin, Musavvir, vb. hep buna kıyas edilebilir. "

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Hak için halk edilmişlerin hepsinde zuhûr vardır. Bundan dolayı ifâdelerin hepsinde açığa çıkmış olan O'dur."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Ve nezdinde olan hazînelerin hâzinedârı oluşu yönüyle veren, Allah'dır."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Söylediğimden rücu' ettim. Zira sözde ma'na ve ma'nada söz yoktur.
(Hakim-i Senai hazretleri)

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Ve âlâ kul, der ki: "Sizin ilâhınız ancak bir ilâh’tır"; bundan dolayı nerede açığa
çıkarsa "O'na teslim olun"; ve tabîat ateşi sönmüş olan muhbitlere ( yâni tevâzû sahiplerine) müjde ver!" (Hac, 22/34)

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Ve kendi nefsini rızâ ve gazab ile vasfetti: Bundan dolayı âlemi korku ve ümît sâhibi olarak var etti. Böyle olunca biz onun gazabından korkarız ve rızâsını ümît ederiz. "

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Çünkü gölge mecâzi karanlık idi."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Kalp ve rûh makâmına dâhil olan ve güzel ahlâk ve râzî olunan sıfatlar ile vasıflanmış olanlar, türlü nîmetler ile nîmetlenen olurlar. Ve nefis ve lezzetleri ve heves ve şehvetleri ile meşgûl olanlar türlü belâlar ile azablanan olurlar."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

“Küfr”ün bir ma’nâsı da “örtme”dir; Hakk’ı örten kimselere ‘kâfir” derler. Bir putperest Hakk’ın tecellîsini
ancak belirli ölçüler içerisine aldığı ve Hakk’ın diğer tecellîlerini örttüğü ve
inkâr ettiği için kâfirdir. Eğer bir kimse Hakk’ın mutlak vücûdunu “feeynema
tüvellü fesemme vechullah” ya’nî “Ne yana dönersen Allah’ın vechi karşındadır” (Bakara, 2/115)

📖 Sayfa 17 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Bundan dolayı her bir nebîye verilen risâlet ilmi, ümmetlerinin isti’dâdından ne fazla, ne de noksandır. "

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Şimdi ne zaman ki biz onu bizim ile bizden bildik; bize nisbet ettiğimiz her şeyi ona nisbet ettik; ve bununla bize, tercüme lisânları üzere ilâhi haberler ulaştı. Böyle olunca nefsini bize bizim ile vasfetti. Bundan dolayı biz onu, müşâhede ettiğimiz zaman, kendi nefslerimizi müşâhede ederiz. "

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Sonsuz salât ve selâmlar, Hâdî isminin en mükemmel görünme mahalli olan o nebîlerin sonuncusu (a.s.v.) Efendimiz’in âilesi ve ashâbı ve kâmil vârislerinin üzerine olsun ki, her biri hîdâyet semâsının ışık saçan yıldızları olup tabîat karanlığında Hak ve hakîkate ulaştıran yolu şaşıran kimselere birer kı-lavuzdurlar.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Muhakkak Hak Teâlâ kendi nefsini "Zâhir" ve "Bâtın" olmakla vasfetti. Bundan dolayı âlemi, gaybımız ile bâtını, ve şehâdetimiz ile zâhiri idrâk etmemiz için, gayb ve şehâdet âlemini var etti."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Şimdi herhangi keşf sâhibi, maârifden kendi
indinde olmayan şeyi kendisine ilkâ eden ve bundan evvel mevcût olmayan lütfû veren bir sûreti müşâhede etse, bu sûret onun aynıdır; gayri değildir. Bundan dolayı kendi nefsinin ağacından kendi ilminin yemişini toplar."

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Hakk, anlam bakımından ortaya çıkan her şeyin ruhudur. Bu durumda Hakk el-Batın’dır.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Hakk her anlamda görünen olduğu gibi aynı zamanda her anlayıştan gizli kalandır.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

(S.a.v.) Efendimiz’in: “Her kimse ile berâber bir şeytan doğar ve ben benimle doğan şeytanı İslâm’a getirdim” buyurmaları, insan
nefsindeki “vehm”e işârettir. Çünkü vehim veren kuvvet aslâ yalan söylemekten çekinmez. Ve şânı bütün kuvvetler üzerine yükselmektir.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Hak Teâlâ işlerin bitmesini sebeb üzerine binâ etmiştir. Binâenaleyh herkes gözünü esbâba dikmiştir. Meselâ zengin olmak isteyen kimse ticârete sülük eder; ve “Yâ Rab benim ticaretime revâc ver!” diye duâ eder. Eğer bu gibi esbâb-ı gınâ mevcüd olmasa idi, mürid-i gınâ neye tevessül ile zengin olunabileceğini bilemeyip şaşırır kalır idi. Böyle olunca taleb sâhibinin tarikinde sebeb bulunmak icâb-ı hikmettir. İmdi sen bu âlemde işlerin esbâb tahtında görülmesi âdet olduğuna bakıp da müsebbibden gâfil olma! Bu sebebler gözlerde perdedir.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

"Bunun için Nebîlerin en arifi (s.a.v.) Efendimiz “Allah’ın zatını teffekkür etmeyiniz” mübârek sözü ile sonradan meydana gelen vücût olan kulun fikir ile bu vücût mertebesini idrâk edemeyeceğini bildirmişlerdir. Bu mertebede vücût tecellîden münezzehdir. "

📖 Sayfa 21 · Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

A’yân-ı sâbite, zâtî gereklilikleri olan isti’dâd ve kābiliyyetleri çerçevesinde Hak’tan açığa çıkmayı talep ederler. Bu talep söz ile değil, hâl iledir. Mesnevi: Tercüme;
“Biz yok idik; ve bizim serzenişimiz dahi yok idi.
Senin lûtfun bizim söylenmemiş sözümüzü işitir idi.”

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi

Sıkça Sorulan Sorular

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I kimin eseridir?

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2017'de yayımlanmıştır. Türkçeye Ahmed Avni Konuk çevirmiştir.

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I kaç sayfadır?

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I, 454 sayfadır (Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları baskısı).

Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I'nin en ünlü sözü nedir?

“"(S.a.v.) Efendimiz ile onların vârisleri olan kâmiller Hâdî isminin ve İblîs ve ona tabi olanlar ise Mudill isminin en mükemmel görünme yerleridir. " {Hâdi: Hidayete kavuşturan Mudill: Dalâlete düşüren, doğru yoldan çıkarıp, eğri yola saptıran.}”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Fususu'l - Hikem Tercüme ve Şerhi I — Muhyiddin İbn Arabi. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4