CANLI

Gezi Dünyasından Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!: Ahmet Haşim'in Çarpıcı Sözler

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç! - Ahmet Haşim kitap alıntıları ve sözleri

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim'in 115 sayfalık eseridir. İlk kez 2008'de yayımlanmıştır. Bu sayfada Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!'den seçilmiş alıntılar sayfa numaralarıyla yer alıyor.

Yazar:Ahmet Haşim
İlk Yayın:2008
Yayınevi:Notos Kitap
Sayfa Sayısı:115
Dil:Türkçe
ISBN:9786055904067
Okuma Süresi:3 sa. 15 dk.
Türler:Edebiyat, Gezi

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!'den En Beğenilen Alıntılar

İşte dalgın aslanlar. İşte iğrenç sırtlanlar, işte kafeslerinde durup dinlenmeksizin dönen tesellisiz kurtlar!

Yılanları ve timsahları da derin uykularında seyrettikten sonra bahçenin Seine Nehri tarafına açılan kapısından çıkmadan evvel, heykeltıraş Fromier’nin bir ayı yavrusu avcısıyla iri bir ayı annesinin kanlı kucaklaşmasını temsil eden tuncu önünde durdum. Esir ve gurbetzede hayvanların şifasız ıstırabından akan zehirle dolan ruhum, serbest canavarın zalim insan üzerindeki zaferini gösteren bu trajik şaheseri seyretmekle bir parça ferahladı.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Fikrin henüz ziyaret etmediği dar alınlar...

📖 Sayfa 81 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

İnsan, hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar. Bu itibarla seyahat “harikuladelikler avı” demektir.

📖 Sayfa 77 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

''Kafası ne olursa olsun, bir insanın Avrupalı unvanına hak kazanmak için muhakkak sırtında ceketi, ayağında bir pantolonu ve başında şu veya bu biçimde bir şapkası olmak lazım. Bu hazin ve renksiz kıyafet, medeniyetin üniformasıdır.''

📖 Sayfa 89 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

“Esthetique” işleriyle az çok meşgul olanlar bilir ki, olmuş vakaların doğru anlatılışı gayet kötü eserler meydana getirir. Yalanın ilahi nefesi üzerlerinden geçmedikçe ne ses, ne renk, ne taş, ne tunç sanat eserine istihale edemez. “Güzel”, “yalan”ın çocuğudur.

📖 Sayfa 98 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Paris gibi coşkun bir hayat ve hareket şehrinde duyduğu bu hiçten zevkleri, notlarının bu son sahifesinde hatırlamaktan sıkılmayan adamın saflığı, niceleri için belki çocuksudur. Fakat bu adam, zevklerini başkalarına satmak üzere tatmıyor. Onun için saffet ve samimiyeti hoş görülmeli.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

- Sürrealizm oldukça makul bir esasa istinat eder. Bu mes­leğin nazariyatçısı ve reisi Andre Breton’a göre, şiirin zevki bi­linçaltı membalannda gizlidir. Bazen sırf tesadüf şevkiyle yanyana gelen iki kelimenin çarpışmasından fışkıran parıltı, koca bir manzumenin yegâne parlak şiir noktasını teşkil eder.

📖 Sayfa 39 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Toplu yaşamak insana mahsus bir hüner veya bir fazilet değildir. Güvercinler, martılar, koyunlar da gözümüzün önün­de böyle yaşamıyor mu? Tek başlarına zayıf ve aciz kalan bü­tün hayvanlar, sürü halinde olmaya mecburdur. Cemiyetin en iptidai hücresi aile kümeciğidir. İzdivaç, içtimai bir insan ica­dı olmaktan ziyade tabiatın zorla birçok hayvana kabul ettirdi­ği yaşayış tarzıdır.

📖 Sayfa 64 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Biz dilenciye acımayız, ondan korkarız. Bu korku dilenci­nin çirkinliği nispetinde artar. Çirkinliğin birtakım tehlikeli kudretler taşıdığına inanırız.

📖 Sayfa 112 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

İnsan, hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar.

📖 Sayfa 77 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Fransızlar ağaçsız mıntıkalarda harpte ölenlerin hatırasını yaşatmak için güzel ve faydalı bir usul bulmuş. Ağaçsız hava­lide senenin bir günü herkes birer ağaç dikmek suretiyle kah­ramanların namına yeşil ve zinde bir abide dikiyor. Bu ağaçlar fidandan ağaç şekline girecek, meyve verecek, gölge salacak, bulutları çekecek, yağmur yağdıracak ve bu suretle ölenler, ya­şayan kardeşleri arasında daima faydalı bir hizmet görmekte devam edecek. Cenazeleri çalıştırma ve ademi mağlup etme­nin ne güzel bir çaresi!

📖 Sayfa 52 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Akşam, yolculuğun en keskin duygu saatidir.
Yolcu üzerinde karanlığın bu tesiri nereden geliyor? Uzaklardan, insanlığın ta ilk hayvani gecelerinin hatırala­rından...

📖 Sayfa 82 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

İnsan zekâsı dili icat etmemiş, dil zekâ­yı parça parça yaratmıştır. Yabancı bir dilin karanlığında in­san, bir gün içinde hüviyetini kaybederek hayvandan fark edilmez bir hale geliyor.

📖 Sayfa 63 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

- Hayat pahalılaştı, kazanmak da o nispette güçleşti.

📖 Sayfa 31 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

İki kapı olsa, birisinin üzerinde “Cennet”, diğerinin üzerin­ de “Cennet hakkında konferans” diye yazılı olsa, bütün Al­manlar ikinci kapıya hücum eder.

📖 Sayfa 114 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Hayatımıza tat veren derin zevklerin hakiki yaratıcısı olan insan zekasının halis bir mahsulü olduğu için kitap, tabiattan büsbütün ayrı, on­dan daha lezzetli ve ondan daha dinlendiricidir. Kitabımı oku­yorum.

📖 Sayfa 82 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Uzak
Ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak
Sonsuza dek sürgün ve ayrılığa mahkûmuz bu yerde.

- “O Belde”den

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Kübist ressam yaptığı bir şeklin ayağını resmetmek için şayet yer bulamazsa, bacağı başın yan tarafına uzatmakta hiçbir mahzur görmez. Guillaume Apollinaire ve arkadaşları, bu düs­turu ressamlardan kıskanarak onu yazı sahasına taşıdı ve şiiri de tasvir ettiği mevzuun bütün teferruatını, karmakarışık nakletmeye mecbur ettiler.

📖 Sayfa 37 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Gerçi hayat, kitaba sığmayacak kadar geniştir; fakat teker­rürlerle doludur. Kitap, tabiatta en büyük olan şeyin yani in­sanın en güzel balını taşımak itibariyle tabiatın genişliğini ha­iz olmaya muhtaç olmaksızın ona üstündür. Tabiatta insanın en büyük şey olduğuna şüphe etmemeli.

📖 Sayfa 82 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

... acılar gece çözülür ...

📖 Sayfa 79 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Bir havra daha yapılmış, bunun ne ehemmiyeti var? Kökle­ri her taraftan dünyayı saran bütün bankalar birer havra ol­duktan sonra...

📖 Sayfa 42 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Seyahat, hele deniz seyahati, ruhun bütün dertlerine devadır.

📖 Sayfa 19 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Zira ben bir İstanbul hastası idim!

📖 Sayfa 98 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Yalanı en güzel kullanmış olan eski şarklılardır. Onun için­dir ki bugünkü sukutuna maruz kalmadan evvel şark masalı ve şark adabı yalanın altın çiçekleri idi. Şarkın içerilerine gir­dikçe “yalan”ın daha büyük nispette hayatta rol aldığı görülür. İnce ve artist Japonların adabında muhataba “hayır” demek yoktur.

📖 Sayfa 98 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Bir dostuma Paris lokantalarının iyisini fenasından nasıl ayırabileceğini sormuştum. Şu cevabı vermişti:
Kolay: Garsonları erkek olan lokantalar iyi, garsonları ka­dın olanlar fena.

📖 Sayfa 69 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Saadeti tatmak bir iztidattır. Mesut adam onu ancak kendi ruhunda ve kendi elinde bulur.

📖 Sayfa 73 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Ölüm, canları gece alır, acılar gece çözülür, kaza ve kader, gece işini görmeye koyulur

📖 Sayfa 79 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Fakat ipekler ve boyalar, ruhun eksikliklerini bilmem ki nasıl telafi edebilir?

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

- Edebiyatımızın bugünkü timsali bir doğru yol değil, bir ağaçtır. Kütüğün mihveri etrafında muhtelif sanat cereyanları, ayrı dallar şeklinde, her istikamete doğru uzanmış, hava ve zi­yayı aynı zamanda massedip duruyor. Şahsiyete azami hürri­yeti tanıyan bir devre yakışan da bu değil midir?

📖 Sayfa 37 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Müellife göre bir Fransızla bir Almanı yekdiğerinden ayıran, uzviyet ayrılığı değil, sadece dimağlarda birikmiş hatıraların mahiyet farkıdır. Herhangi bir sebeple bu hatıralar unutulunca, iki birbirinden nefret eden kimlik yekdiğerine döndürülebilir hale gelebilir.

📖 Sayfa 36 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Bu edebiyatın rengini ve lezzetini pek iyi bildiğim için dıştan ziyade içten bahseden bu renksiz ve vakasız küçük kitabıma “seyahatname” ismini vermekle okuyucuyu aldatmış olmaktan korkuyorum.

A. H.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

''Bir gün Paris'te, hayvanat bahçesinde , maymunlar kafesi karşısında dururken, hatırıma gelen bir şeyi defterime yazayım, dedim. Daha ikinci satırı tamamlamadan, etrafımda tabii olmayan bir sessizlik hasıl olduğunu hissettim. Başımı kaldırdım. Bir de ne göreyim: Herkes maymunları bırakmış, sağdan yazı yazan adama hayretle bakıyor. Hemen defterimi cebime koydum ve çoluk çocuğa tuhaf bir manzara arz etmiş olmaktan mahcup, oradan süratle uzaklaştım.''

📖 Sayfa 53 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

….feylesofa göre milletleri birbirine düşman yapan yegâne kuvvet “tarih”tir. Geniş bir beşeri anlaşmaya vücut ve­rebilmek için yapılacak ilk iş, tarih tedrisatının elbirliğiyle or­tadan kaldırılmasıdır.

📖 Sayfa 36 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Seyahat, hele deniz seyahati, ruhun bütün dertlerine deva­dır.

📖 Sayfa 19 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Hangi hayali kıtada?
Hangi uzak nehir ile sınırlı?
Bir yalan yer mi veya mevcut
Fakat bulunmayacak bir düş sığınağı mı? Bilmem... Yalnız
Bildiğim sen ve ben ve mavi deniz
Ve bu akşam ki
Titretir bende hüzün ve ilham tellerini.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Elektriğin keşfine rağmen medeni şiir, vahşi şiir gibi hâlâ gece başlangı­cının getirdiği hüzünden ve karanlığın uyandırdığı faciadan bahseder.

📖 Sayfa 83 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Gece, her çeşit kuruntunun kafatasımızın kovuklarından çıkıp hakikat çehreleri takınarak sürü sürü ortaya dağıldığı, yeri ve göğü tuttuğu saattir. Uyku, geceye bir panzehir gibi da­hil olmasa, insan, karanlıklar içinde duyacağı ve göreceği şey­lerle kolayca aklını oynatabilir. Uykusu kaçmış bir adam, otur­duğu odanın penceresinden kendi bahçesine bile bakamaz; çitlerin genişlediğini, demirlerin, taşların, ağaçların, çiçeklerin en akla gelmez şekillere istihale ederek bir şeyler fısıldaşmakta olduğunu tüyleri ürpererek görür.

📖 Sayfa 79 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Paris'te ne yaptım? Hiç! Şimdi hatırası bende akıl almaz bir maceranın keskin tadı gibi kalan en kuvvetli saatlerim, krizan­tem ve kış gülleri kokusu ve kadın çehreleri renkleriyle dolu neşeli bulvarlarda hedefsiz gezintilerim; Nötre Dame kilisesi eteğinde korkunç, ortaçağa ait gölgeye sığınmış küçük bir son­bahar bahçesindeki hayal ve unutma dakikalanm; bilhassa ge­celeri evime dönerken, Seine Nehri'nin nhtımları üzerinde tek başıma yaptığım gezintilerdir.

📖 Sayfa 47 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

''Sarı bezden uydurma bir avcı üniforması üzerinde uydurma bir kayış, uydurma bir matara ve bir muhayyel müstakbel seferin uydurma teçhizatıyla erken süslenmiş şu bayağı çehreli adamlar kim? Bunlar "Hitler» askerleridir. Etrafa yan bakarak, sessiz ve karanlık dolaşan kırmızı kravatlı gençler kim? Bunlar da Hitlercilerden daha hayırlı olmayan komünistlerdir.''

📖 Sayfa 92 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Gecenin karanlıkları içinde seyyah nedir? İnine girmemiş, yolunu şaşırmış ve her an bir düşmanın pençesine av olmak tehlikesine maruz kalmış titrek ve zavallı bir hayvandır. Vagonların çelik şangırtısı veya geminin uskur gürültüsü içinde, esrarengiz bir talih işaretine doğru giden bir yolcu için sahilin her kımıldayan ışığı, yerlerini ve adetlerini değiştirmeye lüzum görmemiş makul insanların mesut bir toplanma noktasıdır. Yolcu o ışıklara baktıkça kendisini siyah rüzgarlar eline düşüren deliliğini düşünür ve uzaklarda bıraktığı ılık bir oda ile dost bir lambayı içi sızlayarak hatırlar.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Herkes bilir ki birçok vapurda yolcular, günde beş defa ye­mek sofrasına çağrılır.
Şark milletleri İngilizlere mahsus olan bu müthiş yemek usulünü Allah’a şükür bilmez. Zira sıcak iklimler, uzviyete bu kadar fazla beslenme ihtiyacını hissettirmez. Bir baş soğan, beş-on zeytin tanesi veya bir miktar yoğurtla yarım okka ekmek, cenupta yaşayan milyonlarca insanın, asırlardan beri, gündelik gıdası olmuştur.

📖 Sayfa 59 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Biz kendi bulutlu havalarımıza bakarak Avrupa'nın bir yağ­murlu gününün ne olduğu hakkında fikir edinemeyiz. Bu, büsbütün ayrı, nefes kesici, sinirlendirici, ağlatıcı, deli edici bir şeydir. Eski Yunanlıların ve Latinlerin Paien cehennemin­de hüküm süren yarım aydınlık, işte Avrupa'nın bu bulutlu havası olacak. Hakikaten cehenneme layık bir alacalık!

📖 Sayfa 105 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

İnsan zekası dili icat etmemiş, dil zekayı parça parça yaratmıştır. Yabancı bir dilin karanlığında insan, bir gün içinde hüviyetinı kaybederek hayvandan fark edilmez bir hale geliyor.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Bir aşk dakikasının lezzetine ebediyet verecek kudreti haiz olmayanlar, süsten medet ummakta belki çok haklıdır. Fakat ipekler ve boyalar, ruhun eksikliklerini bilmem ki nasıl telafi edebilir?

📖 Sayfa 29 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

“Yalan” büyük bir kıymettir. Zamanlarının en medenisi ve medeniyetleri, ruh itibariyle, bugün bile erişilmez bir model addedilen eski Yunanlılar, “yalan”ı Hermes isminde genç ve güzel bir ilahın şekliyle temsil ederdi. Hermes’in ağzından al­tın zincirler akardı; bunlar dinleyeni söyleyenin ağzına bağla­yan sözün ve yalanın sihirli bağları idi.

📖 Sayfa 98 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Almanya pembe ve büyük bir elmadır. Fakat içi kurtludur…

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Güvercin mukallidi kızıl kuşlar dünya havasını uğursuz kanat şakırtılarıyla dolduruyor; rahat, mesut, zengin ve güzel görmekten mustarip oldukları bir dünyayı harabeye döndüre­cekleri günün yaklaştığını ummaktan yerlerinde duramıyor­lardı.

📖 Sayfa 70 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Taş devrinin çiğ balık yiyen insanı muhakkak evliydi.
İptidailikten medeniyete, köyden şehre gittikçe evli azal­maya ve yüksek bir insan numunesi olan bekâr gözükmeye başlar.

📖 Sayfa 64 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Geniş bir beşeri anlaşmaya vücut verebilmek için yapılacak ilk iş, tarih tedrisatının el birliğiyle ortadan kaldırılmasıdır.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Denizin yeşil bir karanlık hüküm süren dibinde biten renkli süngerler ve kıpkızıl mercanlar gibi,ruhun da alt tabakalarında görünmez bir mantığın garip nebatatı dal budak salar.

📖 Sayfa 18 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Dadaizm, esas itibariyle Cihan harbi neticesinde iflas eden bü­tün mantık ve hikmetle istihza ve aklıselime hakaret için saç­ma sapan söylenmekten başka hiçbir şey değildir. Bu mesleği edebi bir mektep şeklinde muhakeme, ona hakaret etmektir.
Zira onun iddiası hiçbir şey olmamaktır.

📖 Sayfa 38 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Ne için parayı kazanmak istememeli? İnsan parasız ve fa­kir olduktan sonra...

📖 Sayfa 30 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Seyahate çıkan bir dostunuzun size her vardığı yerden muntazaman mektup, kart yazarken birdenbire susması, ya öl­düğüne veyahut Paris’e vardığına delalettir. Paris’in havasına giren adam, mektup yazmak için artık vakit bulamaz, böyle şeylerle meşgul olmayı hiç düşünmez.

📖 Sayfa 26 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Buharın keşfi, insanlık hayatında büyük bir değişiklik yap­mıştı. Mavi deniz üzerinde büyük pervaneler gibi dolaşan yel­kenli gemiler kanatlarını toplayıp öldü; fabrika mimarisi doğ­du; siyah bacalar, hava ve sema manzaralarını değiştirdi. Her taraftan amele ırkı, eski esirler cinsinin yerini aldı.

📖 Sayfa 42 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

İnsan zekâsı, tabiatın içinde değil, tabiatın yanında, ayrı bir kuvvettir. Tabiatı beğenmediği için değil midir ki insan zekâ­sı, şiiri, mimariyi, musikiyi, raksı ve onların yanında büyük, küçük şu bir sürü hayat sanatlarını yaratmıştır. Hayatımıza tat veren derin zevklerin hakiki yaratıcısı olan insan zekâsının ha­lis bir mahsulü olduğu için kitap, tabiattan büsbütün ayrı, on­dan daha lezzetli ve ondan daha dinlendiricidir. Kitabımı okuyorum.

📖 Sayfa 82 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Yabancı memleketlerde seyahat eden adam, üzerinde aynı ehemmiyette üç şey taşır: Canı, kesesi ve pasaportu.

📖 Sayfa 20 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Dünyanın bütün büyükleri, fabrikatörler, banka müdürle­ri vb. hemen hemen bila istisna baştan dökük saçlı, vücutça orangutan gibi kıllı ve bilhassa şişman ve iri göbeklidir. Karı­ları da kendileri gibi yüzerken fazla yağdan, dalgalarda boğul­muş fokları andırır. Güzel vücut, yani dar bel, geniş omuz, adaleli kollar ve bacaklar, henüz bir şey olamamış gencin, kü­çük katibin, çırağın ve hademenindir.

📖 Sayfa 62 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Se­yahat adabını şimdi, sonradan görmüş, soysuz bir insanlık tanzim ediyor. İnsanın bayağı olmasında hiç zarar yok, fakat eşyanın asil olması şartıyla!

📖 Sayfa 58 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Göz, görmek için değil, abanmak içindir.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Yahudiler büyük kuşlar gibidir: Onların havada şu veya bu istikamette uçuşu, yerde, büyük hayat cereyanlarının ne tarafa aktığını gösterir. Frankfurt'un eski büyük refahından şimdi sefalete düşmekte olduğunu, Yahudilerin artık şimale hicret etmekte oldukların­dan anlıyoruz.

📖 Sayfa 88 · Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim

Sıkça Sorulan Sorular

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç! kimin eseridir?

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, Ahmet Haşim tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2008'de yayımlanmıştır.

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç! kaç sayfadır?

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!, 115 sayfadır (Notos Kitap baskısı).

Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!'in en ünlü sözü nedir?

“İşte dalgın aslanlar. İşte iğrenç sırtlanlar, işte kafeslerinde durup dinlenmeksizin dönen tesellisiz kurtlar! Yılanları ve timsahları da derin uykularında seyrettikten sonra bahçenin Seine Nehri tarafına açılan kapısından çıkmadan evvel, heykeltıraş Fromier’nin bir ayı yavrusu avcısıyla iri bir ayı annesinin kanlı kucaklaşmasını temsil eden tuncu önünde durdum. Esir ve gurbetzede hayvanların şifasız ıstırabından akan zehirle dolan ruhum, serbest canavarın zalim insan üzerindeki zaferini gösteren bu trajik şaheseri seyretmekle bir parça ferahladı.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Paris, Frankfurt... Yahut Hiç! — Ahmet Haşim. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4