CANLI

Deneme Dünyasından Gurebahane-i Laklakan: Ahmet Haşim'in Değerli Satırlar

Gurebahane-i Laklakan - Ahmet Haşim kitap alıntıları ve sözleri

Deneme alanında yazılmış önemli eserlerden biri olan Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim'in kaleminden çıkmıştır. Kitap 84 sayfadır. Okurların Gurebahane-i Laklakan'dan seçtiği en etkileyici satırlar aşağıda sıralanıyor.

Yazar:Ahmet Haşim
Çevirmen:Timur Aydın
İlk Yayın:1928
Yayınevi:Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı:84
Dil:Türkçe
ISBN:9786257070362
Okuma Süresi:2 sa. 23 dk.
Türler:Edebiyat, Deneme-İnceleme, Türk Klasikleri

Gurebahane-i Laklakan'dan En Beğenilen Alıntılar

Niceleri yırtıcı birer kurttu, gecelerin karanlığında aslanların sesini taklit ettiler; niceleri leş yiyici murdar kuşlardı, baharda bülbüller gibi öttüler.
Körler âlemin bahar ve güzünden bahsettiler, cılızlar kuvveti öğretmek istediler, timsahlar gözyaşları döktüler, alçaklar faziletten dem vurdular.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Maziye ait şekillere fazla rağbetin şu ahlaki fenalığı vardır ki yaşayanları hayatlarından zevk almaz bir hale getirmekten başka gelecekten de ümitsiz bırakır. Arkaya baka baka, yere yuvarlanmaksızın, istenilen yönde kaç adım gidilebilir?

📖 Sayfa 71 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Sırf memleketin saadeti için şahsen mesut olmanın hünerini öğrenmeye muhtacız.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Bütün yeni fikirlerin doğduğu memleket Fransa olduğu halde ne gariptir ki yenilikten en fazla çekinen, en gelenekçi ve en az kımıldamayı seven memleket yine Fransa‘dır.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Zira insan her dakika aynı idrak ve insaf kabiliyetinde değildir.

📖 Sayfa 62 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Sevimsiz kırların şehir şiirine hâlâ konu oluşu dünyaya artık yalnız kötü şairin geldiğine bir alamettir.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Bahçeme mezarlık kokusunu yayacak ağaçlar dikmekle baharını güzle değiştirmek ve ona her mevsim için fikrin acı lezzetini vermek istedim.

📖 Sayfa 4 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Hissiz bir medeniyet terbiyesiyle karşı karşıyaydım. Gözlerimi korkuyla kapadım!

📖 Sayfa 84 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Meğer fazla süs zenginliğe değil fukaralığa delalet edermiş.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

“Bilinmez niçin,acıyı hayata katan kudret,insandan başka hiçbir mahluka acının sırrını açığa çıkarmak imkanını vermemiştir.”

📖 Sayfa 16 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

“Kalp” kelimesi her lisanda hem “sevgi” hem de cesaret” manasına gelir.

📖 Sayfa 28 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

“Mucizeler araçların ilkel olduğu devirlerde olurdu.Bugün ise insan için uçmak bile mucize değil!”

📖 Sayfa 8 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Şeklimiz bir hile ve bir yalandır. İnsan meyvelerin aksine yapılmış bir mahluktur, tatlı eti dışarıda ve iç tarafı ele alınmayacak olan tarafıdır.

📖 Sayfa 24 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

"Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez; savaş sevginin
tamamlayıcısıdır."

📖 Sayfa 41 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.

📖 Sayfa 13 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Ölüyü diriltmeye kalkışmak hayatı bir mezarlığa ve yaşayanları da ölülere döndürmek istemek gibi uğursuz ve boş bir hevesten başka nedir?

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Gündüzki emeğine göre dinlenmek, eğlenmek, etrafını görmek için elinde yalnız gecesi kalan çağdaş insan, şimdi şafaktan başlayarak guruptan sonraya kadar hummalı bir faaliyetle çalışmaya mahkûmdur.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Ne kış ne yaz bir dakika mesut olmayı bilmeyenler bir memleketi mesut etmeyi nasıl bilsinler?

📖 Sayfa 44 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

"Kestiğiniz hayvanların akan kanları karşısında kalbiniz hiçbir acı duymuyor mu?"

📖 Sayfa 84 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Varlıkların sessizliğine aldanmamalı! Mustaripler yalnız "Mustaribim!" diye bağırabilenler değildir. Bilinmez niçin, acıyı hayata katan kudret, insandan başka hiçbir mahluka acının sırrını açığa çıkarmak imkânını vermemiştir.

📖 Sayfa 16 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Süleyman Nazif “kelimeler”in serdarıydı. “Kelimeler” şimdi onsuz başıboş bir sürüdür.

📖 Sayfa 26 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Zamanımızda her işini makineye bırakan insan eli, artık kendi maharetiyle güzelliği yaratmakta âciz kalıyor.

📖 Sayfa 8 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Gençliğinizi, gençliğinizin o tatlı kalbini hatırlar mısınız ?

📖 Sayfa 37 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Türk sanatının sevgisi bana “tabiat” sevgisini öğretmiştir. Tabiatı sınırlanmış görmek bana şimdi acı veriyor.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

"Çöl de yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz."

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

"İtalyan şairi D'Annunzio'nun kitaplarında bütün sevgililerin siyah gözleri, çekik ve sürmeli keçi gözüne benzetilir.
Hâsılı dilsiz kardeşlerimizi artık hor görmüyoruz. Tatlı gözlerinin sırrını okumayı öğrendikçe ruhlarıyla ruhlarımızın yakınlığını daha iyi anlıyoruz ve şefkat ve merhametimiz eski dar çemberlerini kırıp genişleyerek iki sonsuz kol halinde kâinatı daha ateşli bir aşkla sarıyor.."

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Derler ki insan vücudu ilahların mezarıdır, yani ne kadar güzel ve uyumlu olursa olsun insan bedeni, "fikir"in rahatlığını, ahenk ve nizamını tamamen tespitine muktedir olamayacak kadar sinirler ve adalelerin elinde bir oyuncaktır.

📖 Sayfa 54 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Zamanımızda her işini makineye bırakan insan eli, artık kendi maharetiyle güzelliği yaratmakta âciz kalıyor. İnsan eseri olan makine, insan elini değersizleştirmiştir.

📖 Sayfa 8 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Müslüman mezarlığında insan her ölü için durup ağlamak ister, o kadar her ölü uysal ve cana yakındır.

📖 Sayfa 4 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Büyük bir üstadın dediği gibi, yarının insanları fikrin, felsefenin, mantık ve belagatin nesirle daha iyi ifade edildiğini anlayacaklar ve müziğin kardeşi olan şiiri, havanın değişen renklerini ve ruhun firari titreyişlerini tespite ayıracaklardır.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Hareketsiz duran haşin ağaca baktım ve düşündüm: Bir limonlukta mahpus olduğu için uzaklarda kalan diğer hemcinsleri gibi öğle güneşlerinde sıcak toprağa gölge salamayan, yağmurlarda ıslanamayan, fırtınalarda sarsılmayan, semayı, yıldızları, ayı görmeye görmeye unutan şu ağaç, bulunduğu köşede acaba mesut muydu?

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Sanki güldüren adam karşısındakine neşeyi verirken aynı zamanda kendine karşı hürmetsizliği de telkin etmiş oluyor.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez,

📖 Sayfa 28 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Milli kültürler yüzündendir ki memleketler henüz birbirinin güzelliğini anlamaya muktedir olmuyor…

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

“Ne zaman ben de büyüyeceğim, ne zaman beni de sevecekler?”

📖 Sayfa 81 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Gelişmiş bir zihnin tamamlayıcısı artık zengin bir lehçedir.

📖 Sayfa 63 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Müslüman yüzü kuş sesleri ve çiçek kokuları gibi tan vaktinin en güzel görünümlerindendir.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

İnsan meyvelerin aksine yapılmış bir mahluktur, tatlı eti dışarıda ve iç tarafı ele alınmayacak olan tarafıdır. Tebessüm, gülüş ve ağlayış hep saklamak istediği gülünç ve iğrenç ruhun etrafında tuttuğu perdelerdir ki “ruh” onun arkasında çarpık ve ürkek bir hayvan gibi endişeli gözlerle bakarak çömelmiş oturur.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Serveti bu gibi alçak ellere bu kadar kolayca boyun eğmiş görenler cüzzamlı olmaktan, sakat olmaktan utanır gibi fakir olmaktan da utanmaya başladılar. İşte bu suretle parasız görünmek utancı, dünya sahasında namus utancını mağlup etti.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Hissiz bir medeniyet terbiyesiyle karşı karşıyaydım. Göz­lerimi korkuyla kapadım!

📖 Sayfa 84 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Artık geç uyanıyoruz. Çünkü hayatımıza sokulan yeni ve fena günün eşiğinde çömelmiş kin, arzu, hırs ve haset sürülerinin bizi ateş saçan gözlerle beklediğini biliyoruz.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Siz, ey kırk yaşına basanlar, gençliğinizde kadından titrer, aşktan korkardınız! Bugünkü gencin gözündeki sert parıltı, dudaklarındaki zalim tebessüm, o eski tehlikeli aşkın gülünç ve evcil bir hayvana döndüğünü anlatmıyor mu?

📖 Sayfa 37 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Sabah mı, öğle mi, akşam mı, gece mi konuşmalı? Zira insan her dakika aynı idrak insaf kabiliyetinde değildir.

📖 Sayfa 62 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Diğer hayvanların gülemeyeceklerini biz nasıl kendiliğimizden bilebilir ve nasıl düşünüp taşınmadan iddia edebiliriz?

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim


Gülmenin insanın şanından olduğunu bilmez misin?

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Eski sanat, çıplak kadın heykellerinde ahlaka aykırı hiçbir mahiyet görmezdi.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Türkçe ne zamana kadar cihan fikirlerinin alışverişinden hariç kalacaktır?

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

İş adamları bilmelidir ki keseyi açtırmanın en iyi yolu bazen ruhu memnun etmeyi bilmektir.

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Varlıkların sessizliğine aldanmamalı!

📖 Sayfa 16 · Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim

Sıkça Sorulan Sorular

Gurebahane-i Laklakan kimin eseridir?

Gurebahane-i Laklakan, Ahmet Haşim tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1928'de yayımlanmıştır. Türkçeye Timur Aydın çevirmiştir.

Gurebahane-i Laklakan kaç sayfadır?

Gurebahane-i Laklakan, 84 sayfadır (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskısı).

Gurebahane-i Laklakan'ın en ünlü sözü nedir?

“Niceleri yırtıcı birer kurttu, gecelerin karanlığında aslanların sesini taklit ettiler; niceleri leş yiyici murdar kuşlardı, baharda bülbüller gibi öttüler. Körler âlemin bahar ve güzünden bahsettiler, cılızlar kuvveti öğretmek istediler, timsahlar gözyaşları döktüler, alçaklar faziletten dem vurdular.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Gurebahane-i Laklakan — Ahmet Haşim. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4