
Mehmed Kırkıncı'nın kaleme aldığı Hikmet Pırıltıları, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. İlk kez 1979'da yayımlanmıştır. Kitaptan derlenen sözler, okurların beğeni sırasına göre listelenmiştir.
Hikmet Pırıltıları'dan En Beğenilen Alıntılar
"...Bugünün ilim adamlarının bir çoğu aydındırlar, fakat münevver değildirler. Münevver olan kimse hem kendisi nurlanmış bulunan hem de başkalarına ışık tutan kimsedir. Aydın ise kendi tenevvür etmeyip sadece başkalara ışık tutmaya çalışan kimse demektir..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsanlar, sanatta ve fende ne kadar ileri giderlerse gitsinler kendilerinden daha üstün bir eser yapamazlar. Bu muhâldir..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsanın fıtri vazifesi ancak Allah'a (c.c) imân ve ona itaât etmektir.Çünkü maddesi itibariyle şu koca käinatla beslenen, diğer bir ifadeyle, masrafı şu kainat olan insanlar bilbedahe bu dünyaya maddi bir gaye için gönderilmemişlerdir. Yâni, insandan beklenen netice maddi değil, mânevi olacaktır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Bu dünyadan herkesin dert yanması, insanların hatâ ederek saadeti dünyada aramalarından ileri geliyor..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...nimetlerin nimet olduğunu hayvan bilmemekte, insan ise bilmektedir. Demek ki şükür insanın fıtri vazifesidir..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsanın kendi nefsiyle mücadelesine büyük cihad deniliyor. Bunun bir vechi şudur: İnsan harici düşmanla çarpışırken ölürse şehid olup cennete gidiyor. Nefsiyle çarpışırken mağlup olduğunda ise ebedi hayatını kaybediyor. İnsanın bu ikinci cihadı mutlaka kazanması lâzım geliyor..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Mesela: Her gün ayrı bir bahçede oturan ağaç meyve veremediği gibi, her gün ayrı yumurtalar üzerinde oturan tavuk da civciv çıkaramaz.
📖 Sayfa 47 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Dâvâmıza lâyık sebatı göstermezsek, misâldeki ağaçtan veya tavuktan bir farkımız olmayacaktır.
Bir nefer emri onbaşıdan, o da yüzbaşıdan ve ni hayet başkumandan da emri padişahtan alır. "Peki ya padişah emri kimden alıyor?" şeklinde bir soru son lamaz. Zira padişah da birinden emir alsa, o da raiy- yet derecesine iner ve emir aldığı zât padişah olur. Bu hâlde birinci şahıs padişah değildir ki: "Padişah kim- den emir alıyor?" diye bir soru sorabilelim. Padişah denilince, emir veren, fakat emir almayan bir zât hatıra gelir.
📖 Sayfa 104 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Bütün bu faaliyetlerin hedefinde insan vardır. Bu ihsanların şükrünü hiç düşünmeyen insan, nasıl insan olabilir?
📖 Sayfa 13 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Bir ağaç sadece kendini beslemekle kalmayıp başkalarını da beslemek için harice meyveler uzatıyor ve bu meyvelerle kıymet kazanıyor. Elbette ki bir insan da ancak, kendi ihtiyaç dairesinin dışına taştığı ve başta imân ve ibadet olmak üzere, ilim, fazilet,lütuf ve ihsanlarla dolduğu taktirde kıymet kazanacaktır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
“Dünyevî olan servet, makam, zevk ve safâ gibi; fakirlik, elem ve keder de bu dünyada kalmaktadır. Mühim olan husus, beraberimizde götürdüğümüz müspet ve menfî neticelerdir. Bu noktayı hatırdan çıkarmamak ve hedefi kaybetmemek icabeder.”
📖 Sayfa 6 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Bundan elli sene önce yokluk aleminde iken bugün var olan insan, öldükten sonra dirilmeyi aklen inkar edemez..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...ahiretin varlığıyla, insanların dünyaya gelmeleri bir mânâ kazandığı gibi, iyiliklerle kötülüklerin de bir farkı olmaktadır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesidir." hakikatinin işaretiyle...
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Dünya süslü, bezekli bir gelin gibi herkesin yüzüne gülmüş, fakat kimseyle evlenmemiştir. Dünyanın bu keyfiyetini anlayan zâtlar, ona yüz vermemişler..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı

Vâhidiyet, Cenâb-ı Hakk'ın mukaddes sıfatlarının birliği; ehadiyet ise, Zât-ı Akdes'inin birliğidir.
📖 Sayfa 152 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Bir talebe mezun oluncaya kadar maaş beklemez, ücret mezuniyetten sonradır.Bu dünya bizim için bir imtihan salonudur. Bu salondan ölüm ile ayrılacak, mükafat ya da ceza menziline doğru yol alacağız..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
İnsan; biri mâneviyat, diğeri ise maddiyat olmak üzere iki şeyden mürekkeptir. Bunların vahdeti ile insanın kıymeti tahakkuk eder. Bu vahdet neticesi, ruh padişahlık, akıl ise sadrazamlık makamına yükselir.
📖 Sayfa 138 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"Üzerinde bulunduğumuz arz sefinesi her gün kendi etrafında bir dönüş yapıyor. Her yıl ise güneş etrafında tam bir tur atıyor. Bu seyehatlerin ücreti bizden istenilmeyecek mi?"
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
“Her hâdise, insan için kâinatta boğulma, Hâlik’ını unutmama hususunda bir ikaz ve hakikati görmek için bir pencere oluyor.”
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Ehl-i delâletin çektiği ızdırapların sebebi ise, yolu kaybetmiş olmalarıdır. Yolunu kaybeden kimseyi ne yeme, ne içme ve ne de bir başka zevk tatmin edebilir.
📖 Sayfa 110 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Oyunlar sadece birer oyundur, onlarla kendilerini avutmaya çalışıyorlar.
"...İnsanların bir güneş yapmaları ve duha (kuşluk) vaktini getirmeleri kabil olmadığı gibi, " Veşşemsi ve duha ha" âyetinin nazirini getirmeleri de mümkün değildir..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...elbette âhiret vardır ve Cenab-ı Hak bizi oraya namzet etmiştir. Kabre konulan bedenimiz ise, "ruhumuzun eskimiş elbisesi"dir..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
“İnsanlar da kendilerinin âhirete yolcu olduklarını ve bu dünyada imtihan edildiklerini unutmamalı ve kesret içinde boğulmamalı.”
📖 Sayfa 62 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Ağzından çıkan tek bir kelimeye dahi mânâsız denilmesine razı olmayan insan, nasıl oluyor da âhireti inkar etmek suretiyle bu koca kâinatı mânâsızlıkla ittiham edebiliyor?..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Ebedî saadet fabrikaları olan bu cihâzatımızı, âhirete ait olmayan hangi işte sarf etsek zarar etmiş oluruz. Dünyada kazandığımız cüz'î ser- vet, makam, şöhret gibi şeyler bu fabrikaların gayesi ve neticesi olamaz.
📖 Sayfa 16 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Cenâb-ı Hak bizlere, gündüz güneşi getirip zemini seyrettiriyor. Gece ise karanlığı getirip semâyı seyrettiriyor..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
İnsanlar, Cenâb-ı Hakk'ın yarattığı odundan ancak tahta, tahtadan masa ve sandalye gibi şeyler yapa- bilmektedir. O Kadîri Mutlak ise odundan meyve yapıyor, yaprak ve çiçek çıkarıyor. Demek ki iş odunda değil, ustadadır. Aynı şekilde insanlar topraktan çömlek yapmakta, Sâni-i Kâinat ise topraktan insan yapmaktadır. Misäller çoğaltılabilir.
📖 Sayfa 77 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
İtikadı sarsılmış bir kimseye, meseleyi gelişi güzel söylemekle vazifemizi yaptığımızı iddia edemeyiz. Bir insan batak bir araziye rastgele tohum serpse ve "Ben vazifemi yaptım, tesir ederse eder, etmezse etmez!" dese kendini aldatmış olur. Önce o bataklık kurutula- cak, daha sonra tohum ekilecektir.
📖 Sayfa 43 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsan bir heykele bakınca hemen heykeltraşı hatırlıyor. Buna mukabil ayinede kendisine bakınca, sadece kendisiyle alakadar oluyor. Halbuki, bu hâlde kendisinin yaratıcısı ve sanii olan Allahu Teâlâyı hatırlaması icabetmez mi?..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı

"...insandan beklenen netice maddi değil, mânevi olacaktır. Bu ise,
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Hâlık-ı Küllişey'e imân,
kainattaki mucize-i san'atı tefekkür,
ihsanat-ı Rabbaniyeye karşı şükür ve
ibadetle mukabele gibi ulvi hakikatlardan başka ne olabilir?..."
"...Atalarımızın işledikleri güzel fiillerle sadece iftihar etmemiz aynen okuma yazma bilmeyen bir çocuğun dedesinin âlim olmasıyla övünmesine benzer. Eğer biz de dedelerimizi örnek alarak onları yücelten manaya gönül bağlar ve muktezası ile amel edersek onların safına iltihak etmiş ve onlara layık bir halef olmuş oluruz. Aksi halde bu kuru dâvâ bizi sultan etmez..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsan da Cenab-ı Hakk'ı tanımazsa, O'na imân ve itâat etmezse kendinde tecelli eden esmâ-i İlahiye'nin güzelliğinden bir hisse alamaz..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Bizlere gelince, bizler de Elhamdülillâh o güneşten istifade ediyoruz. Lakîn biz dağın kuzey yönündeyiz; onlar, yani sahabeler ise güney yüzünde idiler. Onlar derslerini o güneşin zatından aldıkları halde, biz o feyzi sadece ziyâsından almaktayız.
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"Ağzından çıkan tek bir kelimeye dahi mânâsız denilmesine razı olmayan insan, nasıl oluyor da âhireti inkâr etmek suretiyle bu koca kâinatı mânâsızlıkla ittiham edebiliyor?"
📖 Sayfa 142 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsanlar Cenâb-ı Hakk'ın yarattığı odundan ancak tahta, tahtadan masa ve sandalye gibi şeyler yapabilmektedir. O Kadir-i Mutlak ise odundan meyve yapıyor, yaprak ve çiçek çıkarıyor.Demek ki iş odunda değil ustadadır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Her insan sadece kendi aklının kabul ettiği veya kendi vicdanının tatmin olduğu şeyi ölçü olarak kabul ettiği taktirde nizam bozulur ve her yerde ve her şeyde karışıklık başlar..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Dünya bizim için yaratıldığı hâlde yine de müteellim oluyoruz. Demek ki burası zevk ve safâ, rahat ve mükafaat yeri değildir..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Sanatkârın eserden daha mükemmel olması lâzımdır, tâ ki eser vücud bulabilsin..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
“Bizim bu fâni âlemi uçsuz bucaksız zannetmemiz, eline her gün ancak beş veya on lira geçen bir fakirin padişahın hazinelerini sonsuz zannetmesine benzer. Biz de o fakir adam gibi, kendi küçük ölçülerimizle bu âlemi ölçmeye kalkıyor ve sonsuz zannediyoruz. Padişahın hazinesindeki altınlar gibi, sema denizindeki yıldızların da mutlaka bir noktada sonu gelmektedir.”
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
“Yolunu kaybeden kimseyi ne yeme, ne içme ve ne de bir başka zevk tatmin edebilir.”
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
“Ey Müslümanlar, kendi elinizle yapmış olduğunuz bir hizmeti yine kendi elinizle yıkmayınız.” (Hadis-i Şerif)
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"Bir çocuk, validesinin memesini emme fıtratında olduğundan;gerçek memeyi kaybeden ve dolayısıyla da gıdasız kalan çocuklar, bu defa yalancı memeleri veya parmaklarını emmeye başlamakta ve böylece kendilerini avutmaktadır. Aynen bu misal gibi, ibadet etmek de insanın fıtratında dercedilmiş bulunduğundan Allahü Azimüşşâna kulluk etmeyen kimseler, taşlara, ateşe, güneşe veya tabiata tapmakta veyahut çocuğun kendi parmağını emmesi misali, bizzat kendi nefislerinin emriyle oturup kalkmaktadırlar."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
İnsan, kâinat kitabının güzel bir harfidir. Kendi güzelliğiyle ve kemaliyle iftihar edemez, gururlanamaz. O güzellik onun kâtibine aittir.
📖 Sayfa 224 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"Nefsindeki eneyi yırt, hüveyi göster"
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı

"..meyve israf edilince ağaç da israf edilmiş olacağı gibi, insanın ölümle yok edilmesi kâinatın idamı ve yok edilmesi demek olacaktır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Bir talebe mezun oluncaya kadar maaş beklemez, ücret mezuniyetten sonradır. Bu dünya bizim için bir imtihan salonudur. Bu salondan ölüm ile ayrılacak, mükâfat veya ceza nenziline doğru yol alacağız..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Kabir âlemine göç eden zâtların ruhâniyatları, bizim dünyevi değil uhrevi mallara müşteri olmamızı arzu ediyorlar ve aksini divanelik biliyorlar..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...Cenâb-ı Hakk'ın Zât-ı Akdesi (hâşâ) kalbe gelemez ve tefekkür edilemez. Allahu Azimüşşânın müminlerin kalbinde olmasının mânâsı imân-ı billah, mârifetullah,muhabbettullah ve mehâfetullahın insanın ancak kalbinde tezâhür ve inkişâf ettiği mânâsındadır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...bu dünyada bırakacağımız şeylerin peşinde pek fazla koşmamamız ve beraberimizde götüreceğimiz hayırlı şeylere teveccüh etmemiz lazımdır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsan;diken yiyemeceği,çöpü hazmedemeyeceği ve deniz suyu ile beslenemeyeceği için Cenâb-ı Hak; onları koyun,tavuk,balık denilen Rahmani fabrikalara sokmakta ve onlardan et,süt,yumurta gibi nimetler yaratarak bizlere ihsan etmektedir. O halde dikenler de bizim rızkımızdır,çöpler de, denizler de."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Bir Talebe, Okula Gitmediği Takdirde Sınıfta Kalacağını Bildiği için, Okuluna Muntazam Devam Ediyor Ve Derslerine Çalışıyor. Kaderim Nasılsa Öyle Olur Deyip Okula Devam Etmeme Cihetine Gitmiyor. Aynı Talebe, Namaz Mevzuuna Gelince . Kaderimde Varsa Kılarım, Deyip Kadere Yapışıyor Ve Namazdan Kaçıyor. Bu Hâl, Namaz ķılmamak İçin Nefs-i Emmâre Tarafından Uydurulmuş âdi Bir Bahaneden başka bir Şey Değildir.
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsan, bu perdeleri yırttığı ve aştığı derecede mânen terakki etmekte ve hakikate yanaşmaktadır. Bu perdelere misal olarak hırs,adavet, gıybet, gurur,hubb- câh, riya,gösteriş ve her nev'i günah ve isyanları verebiliriz. Bunlardan herbiri veya hepsi birden, insanın önünde perde olup, onun menzil-i maksuda ulaşmasına mâni olmaktadır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"Eğer ahiret olmazsa, kazandığımız servetlerin eya eriştiğimiz ilmî mertebelerin mahiyeti şu gülünç hali alacaktır: İnsan fakir olarak ölse, tarla fareleri fakir insan etiyle; zengin olarak ölmesi halinde ise, zengin insan etiyle beslenirler. Veya okuma yazma bilmeden ölsek, tarla fareleri okumamış insan eti yerler, okuyup profesör olmamız halinde ise, onlara profesör eti takdim etmiş oluruz. Bizim dünyaya gönderiliş gayemiz tarla farelerini beslemek olamayacağına göre, elbette âhiret vardır ve Cenâb-ı Hak bizi oraya namzet etmiştir. Kabre konulan bedenimiz ise, ruhumuzun eskimiş elbisesidir.
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"...İnsanda bu kuvvelerin yerini sevgi ve korku hisleri almıştır. İnsanın dünya hayatının nizamı bu iki hisle olduğu gibi, ebedi saadetin kazanılması da bu hislerin yerinde kullanılmasına bağlıdır..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
"İmanı zayıf olan bir kimseyle kavga etmek, onun imanını elbette ki kuvvetlendirmez.
📖 Sayfa 147 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
O adamın inanmayan veya imanda zafiyeti olan tarafı onun eli, yüzü veya ayağı değildir ki, onlara hücum etmekle dava halledilmiş olsun.
Mes'ele akıl ve kalp mes'elesi olduğuna göre, kalbi ve vicdanı nazara alıp, akla hitap etmek iktiza eder."
"...Taassup, batıl ve yalancı bir dâvâda, cahilane ve hiç muhakeme yürütmeden ısrar etmek ve inad göstermek demektir.Hak olan bir şeye hak olduğuna tam kanaat getirdikten sonra bütün varlığıyla bağlanmaya ise salâbat denir..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
“Bu ümmetin keskin kılıcısın, eğilip de kesmez olma; bu ümmetin tatlı suyusun acıyıp da bozulma.”(Hz. Ömer)
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Bir Adam Bize Hitaben, Ben Senin Varlığına İnanıyorum ; Çünkü Seni Görüyorum Dese , Asabımız Bozulur Ve Ona Şöyle Bir Soru Tevcih Ederiz :
📖 Sayfa 152 · Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Senin Gözlerin Şu Anda Kör Olsa , Benim Dünyada Varlığım da Sona Mı Erecek..?
İşte, Melekleri Görmediği İçin İnkâr Eden Adam, Hakikat Nazarında Olduğu Gibi, Melekler Katındada Böyle Maskara Olmaktadır.
"...Gerçek istikbâl, gelip fakat gitmeyen istikbâldir. O da ancak ahirettir,cennettir. Dünyevi istikbâller ise, kendisine kavuşulduğunda hâl, bilâhare mâzi olup gidiyorlar..."
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı
Sıkça Sorulan Sorular
Hikmet Pırıltıları kimin eseridir?
Hikmet Pırıltıları, Mehmed Kırkıncı tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1979'da yayımlanmıştır.
Hikmet Pırıltıları kaç sayfadır?
Hikmet Pırıltıları, 287 sayfadır (Zafer Yayınları baskısı).
Hikmet Pırıltıları'nın en ünlü sözü nedir?
“"...Bugünün ilim adamlarının bir çoğu aydındırlar, fakat münevver değildirler. Münevver olan kimse hem kendisi nurlanmış bulunan hem de başkalarına ışık tutan kimsedir. Aydın ise kendi tenevvür etmeyip sadece başkalara ışık tutmaya çalışan kimse demektir..."”