
Mukaddime II adlı eser, İbn-i Haldun tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1991'de okurlarla buluşmuştur. Bu sayfada Mukaddime II'den seçilmiş alıntılar sayfa numaralarıyla yer alıyor.
Mukaddime II'den En Beğenilen Alıntılar
Bil ki, bütün hastalıkların kaynağı yemeklerdir. Tanrı elçisi tababetin temelini teşkil eden hadiste: "Mide, hastalıkların yuvasıdır; perhiz, ilaçların başında gelir." Diğer bir hadisinde: "her hastalığın temeli tıkınmaktır" der.
📖 Sayfa 403 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
Siyasetçi demek, akli delil ve hükümlere dayanarak dünya maslahat ve faydalarını elde eden, zarar ve ziyanları def etmeye sevk eden insan demektir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Halifelik ise umumiyet ile ahiret fayda ve maslahatlarını göz önünde bulundurur ve böylelikle şeriat ile iş görmeye sevk eder. Halifelik, dini korumak ve dünya siyasetini dine uygun olarak idare etmekte şeriat sahibine naiplik etmek demektir.
Zikir, ruhun gelişmesi için bir gıda hükmündedir. Ruh bu çekişme ve zikirler sonucunda gelişmesine devam eder..
📖 Sayfa 546 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
Bozgunculuk devlette husule gelince Tanrı hükümdarı ve devleti cezalandırdı ve asabiyyeye zarar vermelerinin bedelini ödetti.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
İnsanlar bir kez kazanç umudundan yoksun kalınca kendilerini artık hiçbir zahmete sokmayacaklardır.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Eğer susmaktaysan dinlemeyi bil; eğer konuşuyorsan kesin konuş.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Utanç, savurganlıkların bedelidir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Bil ki şefkat ve yumuşaklık özelliği uyanık ve keskin zeka sahiplerinde az bulunur, bu özellik çoğunlukla gafil veya kendilerini gafil gösterenlerde bulunur. Uyanık tabiatla hükümdarlar önceden ve başlangıçta bir işin sonunu anladıklarında uyruğun anlayamayacağı şeyleri anlarlar ve uyruğa kudreti dışında yük yüklerler, bu da onları mahveder.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Kalem ve kılıç, her ikisi de, prensin işlerini yürütmede kullandığı iki araçtır. Ama hanedanın başlarında, iktidar henüz yerine oturmamışken kılıç kalemden daha gereklidir. Kalem basit bir hizmetkârdır, bir uygulama etkenidir, oysa kılıç etkin bir yardım sağlar.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Kendi ana-babası tarafından yetiştirilmeyeni yetiştirmeyi zaman üstlenir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Yazı, insanların kalplerindeki mâna ve mevhumları uzaklara eriştirir, fikir ve akılların mahsulünü ve ilimleri sayfalar üzerinde ebedî olarak ve nihayet kağıt üzerine yazarak mânaların tertip ve derecesini tespit eder.
📖 Sayfa 381 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
İfrat derecede zeki olmak şeytanın vasfıdır. Orta halli olmak övülür..
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Gevşeklik, özensizlik ve ihmale yol açar, bu da yıkıma götürür.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Edimin başladığı yer düşünmenin sonudur (evvel el- 'amel, ahir el-fikre) ve düşüncenin başlangıcı edimin sonudur (va- -evvel el-fikre, ahir el-amel)" (evvela amel ahiren fikir ve evvela fikir ahirinde amel).
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Bu tür hastalıklara göçebelerden ziyade şehirliler tutulurlar. Bunun sebebi; şehirli yemeklerinin çeşitli olması çok yemeleri, bir çeşit yemekle kanaat etmemeleri ve yemeği muayyen ve belli vakitlerde yememeleridir. Şehirliler umumiyetle, yemeklerini tat verici maddelerle, bakla, kuru yemişler ve taze meyvelerle karıştırarak ve pişirerek yerler. Bu yemeklerden bir çeşidi ve hatta birçok çeşitleriyle kanaatlenmezler. Sebze ve hayvan eti olmak üzere kırk çeşit yemek yendiğini saydığımız günler olmuştur. Bu suretle çeşit çeşit yemekler yemek sonucunda midede garip bir mizaç husule gelir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun

Çoğa rağbet ve meylettirirsen, gönül, çoğa ve bola meyleder; az bile kanaate alıştırırsan, az bir nesne ile de kanaatlenir.
📖 Sayfa 74 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
Hükümdara yardımcı olan kişi bunu birçok biçimde yapabilir: kılıçla, kalemle, öğütle ya da bilimle, ona zaman kaybettirecek haddini bilmezleri uzaklaştırarak. Hükümdar, krallığının yönetimini vezirine emanet edebilir, böylece onun yetkesine ve yeteneklerine güvenebilir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Bu biçimde bir tek adaınm ya da birçok kişinin yardımını sağlayabilir.
Ne yazık ki insan doğası alışkanlıkla sürüklenir gider, çünkü erkek ailesinin çocuğu değil alışkanlıklarının oğludur (ibn 'avâ'idih).
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Fas'ta medreselerde öğrenim süresi onaltı yıldır, oysa Tunus'ta sadece beş yıl: bu da bilimsel pratik ya da okul başarısı için zorunlu en kısa zamana karşılıktır. Oysa Faslılar için onaltı yıl gerektiren öğretimin düşük düzeyde oluşudur, yetersizliğidir, bu da öğrencilerin daha erken başarı sağlamalarını güçleştiren bir etkendir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Yazı sayesinde insanlar kalblerinde saklanmış olan manaları anlatırlar, bununla uzak ülkelerde bulunanlara maksatlarını bildirirler, bu suretle ihtiyaçları temin edilir ve uzak yerlere giderek bizzat kendileri konuşmak zahmetinden kurtulurlar.
📖 Sayfa 409 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
Eğer insanlar daha önceden yedeklik erzak sağlamasalardı, kentin nüfusunun büyüklüğü nedeniyle kentte erzak bolluğu olduğundan, tahıllar kendilerine bedava olarak dağıtılabilirdi.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Bir sultan, kişi olarak, kendisi olarak, ağır bir yük yüklenmiş zayıf bir varlıktır. Başkalarından destek alması gerekir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Uyruğun menfaati hükümdarın şahsi özellikleri ile kaim değildir. Yani hükümdarın yakışıklı, uzun boylu olması, yazısının güzel olması uyruğa bir menfaat vermez. Uyruğun maslahatı kendilerine faydalı olmakladır. Devlet ancak kendilerini korur ve uyruğun her sınıfına şefkat ile muamele ederse uyruk fayda eder.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
İnsanın en duyarlı olduğu insan bedeni olduğuna göre, ve insan orantılarının güzelliğinin kavranması en kolay olan nesne olduğuna göre, insan, en yüksek estetik duyguyu insanın çizgilerinde ve insan sesinin melodisinde bulacaktır.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Besinlere alışmak ve besinleri bırakmak bir alışkanlık işidir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Nefis bir nesneye alışır ise o iş nefis için bir tabiat olur. Nefis her renge girer.
Çalışmanızın yüksek kalitesini ve etkili oluşunu sadece kendi zekanıza ve bilgilerinize borçlu olduğunuzu ileri sürmek ya da böyle olduğuna inanmak Tanrıya meydan okumak olurdu. O zaman Tanrı sizi bırakabilirdi kendi başınıza işin içinden çıkasınız diye - ondan sonra artık görevinizin, yürüttüğünüz işin düzeyinde olamazdınız. Bütün bunlar hiç kimse için bilinmeyen bir şey değil.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Çok yemekler tenlerde kötü artıklar bozuk ehlat (bozuk safra balgam kan ve sevda ) husule getirerek vücuda ve akla zararlıdır.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
KAZANÇ EMEĞİN DEĞERİNİ TEMSİL EDER
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Eğer buraya kadar söylenenler iyi anlaşıldıysa, görülecektir ki, tarımı geliştirmenin en iyi aracı, çiftçilerin vergilerini olabildiğince düşürmektir. Çiftçilik yapanlar bu yolla girişim ruhuna sahip olacaklar , çünkü yarar (manfa'a) sağlamak güdüsüyle harekete geçeceklerdir. Ve en yüce rab Tanrıdır.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Artıklar (fuzuli maddeler) belli ve muayyen uzuvlardan birinde toplanabilir. Bu toplanmanın bir sonucu olarak, o, uzuv hastalanır ve tende yaralar husule gelir. Çürüme ve kokma bütün uzuvlarda değil de, başlıca âzalarda ve başka yerlerde husule gelebilir.
📖 Sayfa 407 · Mukaddime II, İbn-i Haldun

Kendi çıkarına ve kendi gereksinimleri için kullanılmayan şey "geçincelik" (rızk) değildir.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Ama şunu iyice anlamak gerekir: hiçbir siyasal ya da dinsel girişim, eğer, Tanrının iradesi belirinceye kadar, karşıtlarına karşı güçlü bir takım anlayışı ile desteklenmezse, bir sonuca ulaşamaz. Bunu daha önce kanıtladık, bizzat eşyanın tabiatına dayanarak.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Çünkü bazen az miktarda şer olmadan çok miktardaki hayrın varlığı tam olarak gerçekleşmeyebilir. Bu da maddeden ve onun mahiyetinden ileri gelir. Bu durumda cüz'l bir şer var diye külli hayır kaybedilemez. Tersine külli hayır cüz'i şer ihtiva ederek meydana gelir. Alemde külli olan adaletin zımnında, cüzi olan zulmün vâki olmasının anlamı budur. Bu gerçek iyi anlaşılmalıdır....
📖 Sayfa 823 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
Erkekler beşerî (İnsanî) varlıklardır ve böyle olmakla, birbirlerine benzerler. Değer ve yetenek konusunda birbirlerinden ayrılırlar, farklı karakterleriyle, kazandıkları üstün niteliklerle ve kötülük ve yanlışlıklardan kaçınmalarıyla ayırt edilirler.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
"Ebrârın hasenatı mukarrebunun seyyiâtıdır." (İyi kimselerin iyilikleri Allah'a yakın olan kimselerin kötülükleri gibidir.)
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Bireyler lüks iştahlarını tatmin etmek için gösterdikleri ağır çabaların oraya gelinceye dek edindikleri kusurların, bundan doğan ahlak bozukluğunun büyük acılarını çekerler. Yaşamını -dürüstçe ya da değil- kazanmak bahanesi altında ahlaksızlığın, yozlaşmanın, yalanın ve dolanın arttığı görülür. O hale geliniyor ki, artık, nasıl bir yol seçeceğine hiç aldırmadan para kazanmaktan başka bir şey düşünülmez oluyor.
Mukaddime II, İbn-i Haldun
"Şarabın küçük büyük damlacıkları,
📖 Sayfa 21 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
Sanki yeryüzüne saçılmış altından inci taneleri."
Hükümdar,gelirlerini yükseltmek ve gelirleriyle harcamalarını karşılamak için binbir türlü yeni vargiler icat eder.Ama lüks hiçbir zaman azalmaz,artar ve giderler de lüksle birlikte artar.Aynı zamanda,hükümetin halkın parasına giderek daha çok gereksinimi olur.
📖 Sayfa 73 · Mukaddime II, İbn-i Haldun
"Yüzerken kıyıdan uzaklaşma, selamet mutlaka sahildedir.."
Mukaddime II, İbn-i Haldun
Sıkça Sorulan Sorular
Mukaddime II kimin eseridir?
Mukaddime II, İbn-i Haldun tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1991'de yayımlanmıştır. Türkçeye Zakir Kadiri Ugan çevirmiştir.
Mukaddime II kaç sayfadır?
Mukaddime II, 666 sayfadır (Milli Eğitim Basımevi baskısı).
Mukaddime II'nin en ünlü sözü nedir?
“Bil ki, bütün hastalıkların kaynağı yemeklerdir. Tanrı elçisi tababetin temelini teşkil eden hadiste: "Mide, hastalıkların yuvasıdır; perhiz, ilaçların başında gelir." Diğer bir hadisinde: "her hastalığın temeli tıkınmaktır" der.”