
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın'ın 2007 tarihli Araştırma-İnceleme alanında öne çıkan eseridir. Tuncay Terzihanesi'ni okuyan herkesin işaretlediği sözler, aşağıda bir arada.
Tuncay Terzihanesi'den En Beğenilen Alıntılar
Komşuya aşık olunurdu yıllar öncesinin İstanbul’unda. Genç kız, sevgilisi görsün diye kömür, limon ve ekmek koyardı penceresinin önüne. Bunun anlamı şöyleydi;
📖 Sayfa 63 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Kömür: Senin aşkından bir kömür gibi yanıyorum...
Limon: Sensizlik beni bir limon gibi sararttı…
Ekmek: Birlikte olalım, bir dilim kuru ekmeğe bile razıyım…
"Mitterrand da Paris'e, kentin tarihi dokusunu bozmavacak şekilde dört tane gökdelen yavrusu bina kondurur. Dört bina da kütüphanedir ve açık sayfaları birbirine bakan dört kitap şeklindedirler!..
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Biz ise İstanbul'a şarap acacağı şeklinde iki burmalı gökdeleni layık görüyoruz!
Bir şiirimle bol kitaplı günler diliyorum sizlere:
Tutuklansa yurdumdaki
böceklerin hepsi
diğerlerinden ayrı
bir hücreye konur
kitap güvesi
Ne zaman
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
karar verir rüzgâr
fırıldakla oynamayı bırakıp
kızların eteklerini
uçuşturmaya
"Kitapları yasaklayanları "çağdışı" olarak
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
adlandırmanın yanlış olduğunu da yine, yüzyıllar öncesinde taşa yazılan bu yazı fısıldar kulağımıza; der ki:
"Her insanın içinde bir ham taş vardır. İnsan, ham taşını yonttuğu oranda yücelir."
"Sanatçı "Lambaya püf de" şarkısının TRT denetim kurulu tarafından yayınlanmasına izin verilmeyişiyle de yasaklardan payına düşeni almıştır. Kurul erotik bulur söz konusu şarkıyı. Bunun üzerine aynı sarkı sözleri kaldırılarak bir kez daha kurula sunulur.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Sonuç değismez!.. Sarkı yine erotiktir.
"Nasıl olur, sözleri yok ettik?" diye çıkışan Barış Manço'ya ağzının payı verilir:
"Gitarist şarkıyı erotik çalıyor!.."
Sahi, kaç çocuk vardır, annesiyle babasını dans ederken gören? Kavga ederlerken gören çoktur!.. Peki ya dans?
📖 Sayfa 29 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Çocuk ve at denildiğinde akıllara gelen ilk öykü Ömer Seyfettin'in "Kaşağı" adlı eseridir. Pek çoğumuzun okuduğu bu öyküye adını veren kaşağı, atın sırtında gezdirilirken "maval" makamında nameler söylenirdi..."
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Anne karnındaki suda bir balık gibi bekledik dokuz ay, on gün...
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Ve doğarak, bir batıktan kurtarılacak en güzel hazine olan insanı sunduk yaşama...
"Topraktan geldik, toprağa döneceğiz" deniliyor... Sudan geldik oysa... Bunun en güzel kanıtı da, hâlâ sudan nedenlerle bir birimizi kırmamız, incitmemiz değil midir!?.."
İstanbul Boğazı'nın tarihe geçen ilk adı olan "Bosporos"tur. İnek Geçidi demektir. Öyküsü de kısaca şöyledir: Tanrılar tanrısı Zeus güzel bir prenses olan İo'ya âşık olur... Sevgilisini karısı Hera'dan korumak isteyen Zeus onu bir ineğe dönüştürür ve boğa kılığına girerek onunla sevişir!.. Hera, İo'yu bir sığırsineğiyle kovalar. İnek kılığındaki zavallı İo, böğrüne yapışan sinekten o kadar rahatsız olur ki, Ege kıyılarında can havliyle koşturur. Asya ve Avrupa'yı ayıran suları yüzerek geçtiği için de, İstanbul Boğazı "İnek Geçidi" olarak adlandırılır.
📖 Sayfa 184 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Kırk yıl öncesinde, cenaze arabalarına park yeri açmanın kütüphane kurmaktan daha önemli olduğu bir ülkede kitapların, şiirlerin yasaklanması şaşırtmıyor beni.
📖 Sayfa 78 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Bir içmimar arkadaşım son on beş yılda pek çok villa tasarladığını ve çok para kazandığını söylemişti. Öyle ki, ev almış, arabasını yenilemiş, cocuklarını özel okullarda okutur olmuş .
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Ama dertliydi arkadaşım
Çünkü, müşterilerinden hiçbiri evinin bir odasını kütüphane yapmasını istememiş kendisinden!"
"İnsan dünyaya geldiğinde, doğadaki diğer canlılar gibi içgüdüleriyle yaşamı kucaklayamaz. Uzun bir süre eğitimden geçmesi, beyninin odalarını kullanmayı öğrenmesi gerekir.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Bunu da kitaplar sayesinde gerçekleştirebilir. Yasaklanan ya da yakılan her kitap, beynimizdeki bir odayı açacak anahtarın kaybolması demektir!...
Aydınlık düşmanlari insanlık tarihi boyunca korkmuşlardir kitaplardan..
Ama yine de kitapların yakılışından ortaya çıkan alevin yüzlerini aydınlatmasına ve insanların onları tanımalarına engel olamamışlardır. Evet, kitap budur işte! Yakılırken bile aydınlatır gerçekleri..."
Kuşlar olmayınca gökyüzünün mavisi hüzünlüdür.
📖 Sayfa 118 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Çünkü masal kahramanları Kurtlar Vadisi’nden değil, Kitap Kurtları Vadisi’nden çıkmaktadırlar!..
📖 Sayfa 34 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Sahi, kaç çocuk vardır, annesiyle babasını dans ederken gören? Kavga ederlerken gören çoktur!.. Peki ya dans?
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Bunca lafı insanlar arasındaki dans için arka arkaya sıraladık.
Peki ya, yıldızların gecenin siyah kumaşıyla,
rüzgârın yapraklar ve çiçektozlarıyla, dalgaların yosunlarla, çakıl taşlarıyla olan dansı?..
Doğa dans eder; insanlar etse de, etmese de!.."

Bir gün, 17 yaşında bir genç kız girer Terzi Tuncay'ın dükkânından içeri. Yanında annesi, elinde ise bordo renkli bir kumaş vardır. Kendisine bir ceket dikmesini ister genç terziden. Aşk tanrısı Eros'un attığı ok Tuncay Bey'in kalbini delmeden önce, içeri giren genç kızın güzelliği karşısında, tuttuğu iğne eline batmıştır çoktan! (...) Ölçü iyice alınmıştır!.. Bordo renkli ceket tamamlanır sonunda. 3 tane düğmesi vardır bordo ceketin... İşte ben, o ceketin ortanca düğmesiyim!
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Her insanın içinde bir ham taş vardır. İnsan, ham taşını yonttuğu oranda yücelir.
📖 Sayfa 75 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"İbrahim Müteferrika 1720'lerde matbaayı kurduğunda Avrupa yaklaşık iki yüz yıldır kitap okuyordu.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
İlk matbaadan Cumhuriyet'in ilanına kadar geçen iki yüz vıllık zaman diliminde basılan kitap sayısının kırk bin civarında olduğu söyleniyor.
İki yüz yılda kırk bin kitap!..
Günümüzde bir kitap neredeyse bu sayıda basıliyor. Yani, matbaanın ülkeye gelmesi kitap okuduğumuz anlamını taşımıyor.
Biz, 1923 devrimiyle birlikte kitap okumaya başlayan bir milletiz. Cumhuriyet devriminin kazanımlarinı yıkmak isteyenleri tanımamız bakımından bu tarihi çerçeveyi unutmamamız gerekiyor!.."
"Komşuya âşık olunurdu yıllar öncesinin İstanbul'unda. Genç kız, sevgilisi görsün diye kömür, limon ve ekmek koyardı penceresinin önüne.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Bunun anlamı şöyleydi:
Kömür: Senin aşkından bir kömür gibi yanıyorum...
Limon: Sensizlik beni bir limon gibi sararttı.... Ekmek: Birlikte olalım. bir dilim kuru ekmeğe bile razıyım..."
Kitap bir pencere aralığına konulduğunda odadan içeriye temiz hava girmesini sağlar. İnsan içinde aynı işlevi yerine getirir, okunduğunda insan beyninin havalanmasına, oksijen kazanımı ile düşüncelerinin yenilenmesine neden olur.
📖 Sayfa 71 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Burada din, dil ve ırk ayrımı yoktur.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Tarih, fotoğraf makinesiyle, dünyaya gelen herkesin bir kez fotoğrafını çeker. Nerde, ne zaman çekeceği bilinmez, ama mutlaka çeker ve de bir kez... Herkes o fotoğrafına bakılarak anılır;hayattayken bu insan ne yapmış, diye."
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Trabzon'un yolları yokuştur, dönemeçlidir. Yokuş aşağı yürürken hızlanırsınız ister istemez (...)
📖 Sayfa 115 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Uygarlık sürmekte olan bir mimari yapıdır, tuğlaları kitap olan..."
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Anadolu'dan Akdeniz'e uzanan bir yol üstündeki kaya yazıtında şu yazılıdır:
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek.
Yalnızca benliğinde özgür olan kişidir özgür insan. Kendi doğasındadır özgürlüğünün ölçüsü.
Ve kararında içtense, yüreğindeyse dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi.
Ve bunlarla yücelir insan hatalarla değil."
Sen yağmur ol, ben bulut
📖 Sayfa 1 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Maçka’da buluşalım
Din konularına gereğinden fazla yer vermenin asıl çözüm bekleyen sorunları gizlemekten başka bir işe yaramadığını çok iyi biliyoruz.
📖 Sayfa 105 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Bir taşı delen suyun gücü değil,
📖 Sayfa 51 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Damlaların sürekliliğidir!..
Kitap okumayan insan kendini yeniliklere kapatmış demektir. Kitabı dışlayan insan çiftliklerde beslenen tavuklar gibidir. Kanatları olsa da onları kullanarak uçmayı beceremez. Ancak, kitap okuyanlar uçabilir. Çevrilen her sayfa bir kanat çarpımıdır, özgür düşüncenin.
📖 Sayfa 71 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Sanat ibadettir der, Ruskin.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın

“Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek: Yalnızca benliğinde özgür olan kişidir özgür insan. Kendi doğasındadır özgürlüğünün ölçüsü. Ve kararında içtense, yüreğindeyse dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi. Ve bunlarla yücelir insan, hatalarla değil.”
📖 Sayfa 75 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Karadeniz, dedim, taş basıyor yüreğine! En güzel, en hırçın çocuklarından birini kaybetti!..
📖 Sayfa 130 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Sahi, kaç çocuk vardır, annesiyle babasını dans ederken gören? Kavga ederlerken gören çoktur!..
📖 Sayfa 29 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Ben de derdim ki ardından:
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Sen sağ ol baba!.. Hayatta bana açtığın tüm kapılar için asıl sen sağ ol!.."
Doğum insanları eşitler. Ölüm seçkinleri ortaya çıkarır.
📖 Sayfa 129 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Rüzgâr doğanın bir armağanıdır erkeklere!
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Bu armağanın kıymeti, modanın gelişimiyle daha da iyi algılanmıştır.
Ahmet Muhip Dıranas şu dizeyle anımsamaz mı Fahriye Abla'sını:
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin..."
"Şiir yazanın değil, ihtiyacı olanındır."
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Dönelim filmimize... Ve tabii, bir de düzgün yürüme öğretmeni vardı o filmlerde. Köylü kız, başında taşıdığı kitabı düşürmeden yürümek için son derece düzgün, dengeli adımlar atma gayretindedir...
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
İşte ben, daha yedi yaşında anladım ki, kitap, insanı doğru yürütüyor!
Hele bir de kitabı başınızın dışında değil, içinde taşırsanız..."
Barış Manço, geçmişi tanımayanın, bugünü anlamayanın yarını kuramayacağına inanır.
📖 Sayfa 125 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Kitap bir pencere aralığına konulduğunda, odadan içeriye temiz hava girmesini sağlar. İnsan için de aynı işlevi yerine getirir. Okunduğunda, insan beyninin havalanmasına, oksijen kazanımıyla düşüncelerin yenilenmesine neden olur!...
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Kitap okumayan insan kendini yeniliklere kapatmış demektir. Kitabı dışlayan insan, çiftliklerde beslenen tavuklar gibidir.
Kanatları olsa da onları kullanarak uçmayı beceremez. Ancak, kitap okuyanlar uçabilir. Çevrilen her sayfa bir kanat çırpımıdır, özgür düşüncenin..."
Bu düzen böyle mi gidecek,
📖 Sayfa 106 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Pireler filleri yutacak?
Kültürel zenginlikleri santranç oyununun birer taşı gibi göremeyen, göremediği için de hamle üretemeyenler daha ne zamana kadar çalacaklar yarınımızı!?..
📖 Sayfa 63 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Her insanın içinde bir ham taş vardır. insan ham taşını yonttuğu oranda yücelir
📖 Sayfa 73 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Kültürel zenginlikleri satranç oyununun birer taşı gibi göremeyen, göremediği için de hamle üretemeyenler daha ne zamana kadar çalacaklar yarınımızı!.."
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"O kuşlar ki, şarkılarımıza, türkülerimize kondular; sevgilimize, memleketimize olan özlemimizi onlarla anlattık.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Peki ya tavuklar?
Etleriyle, yumurtalarıyla beslediler bizleri, hastalandığımızda çorba oldular soframıza. Sonunda bir kere işleri düştü bizlere.
Bu sefer hastalanma sırası onlardaydı.
Biz ne yaptık? Naziler gibi katlettik hepsini.
Hiç düşündünüz mü, bir tas tavuk suyu çorbasına hangi yüzle bakacağız?.."

Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
📖 Sayfa 86 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Kuklacı Felek Usta, kuklalar da biziz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer:
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.
O şimdi, vefasızlığın gecesinde yıldızlara bakarak, insan yaşamındaki eski değerini özlüyor.
📖 Sayfa 177 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Bir ülkede, yazılı ve görsel basın, parayı verenin öttürdüğü düdük olma yolundaysa, Nasrettin Hoca'nın eşeğe ters binme zamanı geldi demektir.
📖 Sayfa 15 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Türk ve Müslüman İstanbul, Milli Mücadele boyunca millet ve vatan aşkımızın mukaddes ve ulvi bir mihrabıdır.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Her Türk'ün ve Müslüman'ın kalbi İstanbul aşkının, İstanbul hasret ve iştiyakının harimidir. Dört beş asırlık milli mesaimizin mahsulü bu güzide şehrimizde toplanmıştır.
Milli kabiliyetimizin ebedi ve beliğ birer nişanesi olan bina, abideler, müesseseler hep oradadır."
"Hepimizin yakından tanıdığı, biblolarda, balonlarda, hediyelik eşyalarda, oyuncaklarda gördüğümüz Noel Baba, kışa bir gülümseme katmak amacıyla Clement Clarke Moore tarafından yazılan bir şiirden doğmuştur. Yanaklari "güle", burnuysa "kiraza" benzeyen Noel Baba ne Demre'ye, ne de Bari'ye aittir. O, Şiir Cumhuriyeti'nin bir vatandaşıdır!..
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Evet, çocukların sevgilisi olan bu sevimli karakter bir siir kahramanıdır..."
Sahi, kaç çocuk vardır, annesiyle babasını dans ederken gören? Kavga ederken gören çoktur!.. peki ya dans?
📖 Sayfa 29 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Bayrağı konusunda hassas davranan bir millet, ses bayrağı olan diline sahip çıkmıyorsa, bağımsızlık yelkenini rüzgâra açamıyor demektir.
📖 Sayfa 105 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Sevgililer günü yılda bir gün yer alıyor gazete sayfalarında...
📖 Sayfa 65 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Peki ya, sevgililerin katledildiği töre cinayetleri, namus adına kurşun sıkılan kalpler?..
(...)
📖 Sayfa 120 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
İşte sizlere, "İstiklal Marşı" için devletin verdiği para ödülünü almayan, ticarete alet olmasın diye de "İstiklal Marşı" nı kitabına almayan Mehmet Akif Ersoy'un bizlere bıraktığı çocuklarının yaşamlarından bir kaç dakika!
Yalnızca benliğinde özgür olan kişidir özgür insan. Kendi doğasındadır özgürlüğünün ölçüsü. Ve kararında içtense, yüreğindeyse dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi.
📖 Sayfa 75 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Günümüzde ne sakalar kaldı, ne de İstanbul'un buğdayını öğüten Göksu'nun kıyısındaki su değirmenleri... Ama çeşmeler, sayıları azalsa da, yol kenarlarında göze çarpıyorlar hâlâ... Çarpıyorlar da, hiç de iç açıcı durumda değiller ne yazık ki... Onların halinden anlayan şair de
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
yalnızca Bedri Rahmi Eyüboğlu'dur:
İstanbul'un çeşmeleri
Genç yaşta sütü kurumuş analar gibi
Şahdamarları burulmuş
Kimi yıllardır su demiş yorulmuş
Bırakmış kendini sırtüstü güneşe
Çöp tenekesi olmuş.."
İstanbul’da atın büyüsünü kaybetmediği yer hiç şüphesiz ki lunaparktır. Çocukların atlıkarıncaya olan sevgileri akıp giden yıllar içinde azalmak yerine çoğalmıştır. Öyle ki, atlıkarıncanın ilk adı ‘atlıkaraca’ idi. Her sırada bir at ve bir karaca vardı. At erkek çocuklara ayrılırken, karacaya kızların binmesi düşünülmüştü. Gel gör ki, kız çocukları da ata binmek isteyince, karacalar yerini ata bırakmıştır.
📖 Sayfa 165 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
“Çocukken mutlu bir insan değildim. Parçalanacak bir oyuncağım bile olmadı.”
📖 Sayfa 123 · Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
"Bir başkaldırıdır dans etmek.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
Cinsiyet ayrımcılığına karşı açılan bir isyan bayrağıdır. Dans eden insan günlük yaşamında yaptığı hareketlerden arındırır bedenini.
Müziğin ırmağında yıkanır ve tüm kirlerinden arınır... Evrensel bir dildir dans. Sözcükler ağızdan değil, bedenin hareketleriyle iletilir karşı tarafa..."
"1985 yılında, Üsküdar Belediyesi emekli maaşıyla geçinmeye çalışırken hastalanan, zor ve bakımsız günlerin ardından gözlerini hayata kapayan adamın cenazesi ortada kalmasın diye tüm masraflarını karşılar.
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın
O unutulan insan, Mehmet Akif'in torunu Tahir Ersoy'dur!.."
Sıkça Sorulan Sorular
Tuncay Terzihanesi kimin eseridir?
Tuncay Terzihanesi, Sunay Akın tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2007'de yayımlanmıştır.
Tuncay Terzihanesi kaç sayfadır?
Tuncay Terzihanesi, 204 sayfadır (İş Bankası Kültür Yayınları baskısı).
Tuncay Terzihanesi'nin en ünlü sözü nedir?
“Komşuya aşık olunurdu yıllar öncesinin İstanbul’unda. Genç kız, sevgilisi görsün diye kömür, limon ve ekmek koyardı penceresinin önüne. Bunun anlamı şöyleydi; Kömür: Senin aşkından bir kömür gibi yanıyorum... Limon: Sensizlik beni bir limon gibi sararttı… Ekmek: Birlikte olalım, bir dilim kuru ekmeğe bile razıyım…”