
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora'nın 154 sayfalık eseridir. İlk kez 2014'te yayımlanmıştır. Siyaset okuyucularının Türk Sağının Üç Hali'den en çok alıntıladığı cümleler burada.
Türk Sağının Üç Hali'den En Beğenilen Alıntılar
Muhafazakârlık, bütünüyle ve topyekûn Aydınlanma-karşıtlığı olmaktan çok Aydınlanmanın radikalizmine (“aşırılıklarına"), veya bir “yeni başlangıç yapma" düşüncesi olarak kendini milâtlaştıran Aydınlanmacılığa karşıtlıktı.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Nitekim siyasal düzlemde de muhafazakârlık yönünü daima bir status quo ante (mevcut durumdan önceki durum) ölçütüne göre tayin eder. (Dubiel 1985: 131) Burjuva devrimi evresinde devrimci olan burjuvazinin, düzenin oturmasından sonra gericileşip-tutuculaşıp muhafazakâr bir konum aldığını vaz’-eden ananevî Marksist tespit boş değildir.
📖 Sayfa 55 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Siyasetin ideolojisizleşmesinin kuşkusuz geçerliliği var. Ama "o kadar da değil". Müfrit postmodernistlerin ciddileri bile o kadar abartmıyorlar böyle tespitleri! Pazarlama bile neticede ideolojilerle fikirlerle yapılıyor.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
... zaman zaman bu üçlü arasında 'yeni' ve 'şok' sentezler keşfedip sonra buradan pek de 'yeni' bir sonuç doğmadığını görmek gibi şaşkınlıklara yol açabileceğini bilmek...
📖 Sayfa 7 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
"Bizim için asıl olan miras, ne mazidedir, ne de Garp'tadır; önümüzde çözülmemiş yumak gibi duran hayatımızdadır"
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Kemalist yaklaşım (daha doğrusu “sol-Kemalizm”), “laikliğe açık" karakteriyle ilgi gösterdiği Aleviliği, İran-Arap etkilerinden arınmış, Türk halk kültürüne özgü milli bir bir Müslümanlık (“Anadolu Müslümanlığı") hüviyetiyle tanımlayarak bu milliyetçi damarı işlemeye koyuldu.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Modernleşmenin temel vasfı olarak milletleşme/millileştirme düşünüldüğü için de, esas tasa, İslarmın millileştirrilmesiydi; bu gayenin ilham kaynağı da, Luthercilik ve Protestanlık... Protestanlık örneği, Islamı modernleştirme davasında daha önce Osmanlı aydınlarının da dikkatini çekmişti: 2. Meşrutiyet döneminde Kazanlı Ayaz Ishaki, Protestanlıktan ilhamla dinin sadeleştirilmesi ve her milletin diline ve seviyesine indirilmesi gereğini yazmıştı
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Militan laisizm politikası, Türk inkılâbının ve modernleşmesinin en büyük “aşırılığıydı”.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Kimliğin verili bir yapı olmadığını, tarihsel olarak inşa edilen ve sürekli yeniden inşa edilen, başka türlü de kurulmuş olabilecek -ve hâlâ kurulabilecek- bir kategori olduğu kabulünden hareket ettiğimizde; millî kimliklerin oluşumunu da özgül milliyetçi oluşumların bir cüzü olarak ele almamız gerektiği açıktır.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Milliyetçilik, maddenin halteri mecazına başvurursak, Türk Sağının katı hâlidir. İslamcılığa, Türk Sağının lügatçesi olarak, imge, değer, ritüel kaynağı olarak bakıyorum. Tek kaynak değil tabii; ama belki en bereketli, en hararetli kaynak, onsuz olunmaz bir hayat pınarı. Mecazımızı zorlarsak, İslâmcılık Türk Sağının sıvı hâlidir - kap değiştirme ve mecra bulma gücü modernlik kadar yüksek! Muhafazakarlık, içeriklerin ve zihniyet kalıplarının ötesinde bir ruh hali, duruş/duyuş biçimi, üslûptur; Türk Sağının ‘havasıdır’.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Muhafazakarlık da, modernleşmenin her yeni evresiyle, yenilenmiştir.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Türk milli kimliğinin kuruluş döneminde, evrensel medeniyeti Batı'ya özgüleyen anlayışı, alternatif bir medeniyet adına değil yine aynı evrensellik adına ama etnosentrik bir medeniyetçilik yorumuyla birleştiren tefsirlerin yapılabildiğini görürüz. Batı-merkezli evrensel medeniyetçilikle özcülüğün nev-i şahsına münhasır (sentez denemeyecek kadar bulanık) bir karışımıdır bu
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
En önemlisi, mazinin (romantik yakın maziyle beraber! ) ötekileştirilmesi ve İslamın kültürel veçhesi itibarıyla da dışlanması, milli kimlik politikasını sadece strateji bakımından değil imgesel levazımat bakımından da kıtlığa itti.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Fransız Devrimi'nin en hararetli laisist evresi, aynı zamanda milletin tanrısallaştırıldığı ve milliyetçi ayinlerin en uhrevi havaya büründüğü evredir. "Özgürlük-eşitlik-kardeşlik" teslisindeki "kardeşlik" ilkesi, önce, "bütün insanların evrensel kardeşliği" hülyasıyla yüklüydü. Jakobenizmin saltanatı altında, Insan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi'nin "sivil aforoz"a dayanak oluşturabilen bir "milli ilmihal" işlevi görmesiyle, "yurtseverliğe" (patriyotizm) dönüştü. Napolyon savaşlarıyla, dış düşmanı ve onun uzantısı saydığı "iç düşmanları" tayin eden ve 'kahreden' şovenizm halini aldı
📖 Sayfa 99 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
İslamcılığa, Türk Sağının lügatçesi olarak, imge, değer, ritüel kaynağı olarak bakıyorum. Tek kaynak değil tabii; ama belki en bereketli, en hararetli kaynak, onsuz olunmaz bir hayat pınarı.
📖 Sayfa 8 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora

Modern öncesi çağda dünyaya, hayata, insani varoluşa iliş kin anlam haritasının koordinatlarını belirleyen din; milliyetçi tasavvurun şekillenmesinde etkili olmuştur. Tersine olarak da; milliyetçilik ve millet inşaları, dinin modern toplumsal şekillenmesini belirlemiştir.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Türkiye'nin düşünce dünyasında ‘soy’ muhafazakâr duruşun özgün, yerli ve tutarlı örneği, Yahya Kemal'dir. Yahya Kemal'inki, muhafazakârlığın ‘klasik’ gelişimine uygun olarak, bütünlüklü bir fikir sistemi, bir teori değil, bir duruş ve duyuştur.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Globalleşme diye özetlenen çığır, toplumsal ve siyasal
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
kimliklerin kayganlaşmasını, çoğullaşmasını, melezleşmesini
beraberinde getiriyor. Bu karambolde, dini ideoloji ile
milliyetçilik, tözsel ve bütüncül kimlikler sunarak insanlara
tutunum sağlıyorlar, böylece 'yükseliyorlar'.
“Gericilik” terimi, muhafazakârlığın pejoratif, horlayın, küçültücü bir adlandırılışıdır. İslamcı muhafazakârlığın “gericilik” olarak kodlanması ‘töresi’, bu töreyi yerleştiren Türk Modernizminin kendi bünyesindeki muhafazakâr etmenlerin sorunsallaştırılmasını da önledi.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Osmanlı nostaljisi, İslamcılığı çoğu kez milliyetçi-muhafazakâr ideolojinin kaynaklarına geri götürür, oradan da milliyetçiliğe rücu ettirir; daha çok ülkücülerin beslendiği bir hayal olan “Müslüman Türk’ ün cihan hâkimiyeti mefkuresine kanalize eder.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Muhafazakarlık "zaten" varolana güvenir: Varolan, hem sebebin, nedenselliğin, hem de normatif açıklamanın, meşruiyetin bizzat kendisidir
📖 Sayfa 57 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
İnsanı varoluşun kalıcı, ezeli-ebedi değerleri, ilkesel, kurucu mahiyetteki güçleri, tözsel, 'esas' içeriği, aşkın referansları, bunların hepsi, süregelen-süre giden somutta mahfuz dur. Bu değerlerin ve bu muhtevanın somut niteliği, onları değişmez ve ikame edilmez kılar.
Ya liberalizm? Türkiye'de liberalizmin bir akım olarak hükmü yok.
📖 Sayfa 9 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Nitekim Türk milliyetçiliği de, hümanist ve evrenseki kılığıyla bile, bu anlamda kültürel ırkçı diyebileceğimiz özcü bir kimlik anlayışına sahiptir.Türk kimliğinin ezelden ebede uzanan sürekliliği içinde bir öz olarak sabitlenmesi, "çok özel" vasıflı bir kimlik olarak yüceltiliş biçimi, "Türk harsı"nın milli kimliğin şartı olarak vaz' edilmesi, bu özcülüğün bariz göstergeleridir.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Milli Mücadele dönemi, milli kimlik mühendisliğinin yapılmadığı, milliyetçilik ve kimlik tasarımları dizisinin büyük ölçüde bir nebula olarak kaldığı bir dönemdi. Dahası, milli kimlik tanımına bu evrede fazla ehemmiyet verilme diğini söyleyebiliriz - hatta bu durum, "Kurtuluş"tan sonra da bir müddet devam etmiştir. Milli devlet kuruluşunun bu evresinde 'devlet kurma' uğrağı baskındı. Milli Mücadele önderliği bir bakıma, Osmanlı vatanseverliğinden beri süregelen 'devleti kurtarma' misyonunu radikalleştirerek, kurtuluşu bir yeniden-kuruluşta arayarak, sürdürmekteydi.
📖 Sayfa 20 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
İktidar, icraatiyle ve söylemiyle, bir millet ve bir kimlik kurar; “aslında kimiz?” ve “nasıl olmalıyız?” sorularının cevaplarını sabitler
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Milliyetçiliği Türk Sağının grameri/dilbilgisi olarak ele alıyorum. İçerikleri, kavramları, imgeleri uyarlama, uydurma gücü esas olarak ondadır. Milliyetçilik, maddenin halleri mecazına başvurursak, Türk Sağının katı hâlidir.
📖 Sayfa 8 · Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
RP'nin ve Islamcılığın milliyetçilikle müşterek zihniyet dünyasının hemen görünebilecek bir katmanı, kuşkusuz Öteki ve "yabancı" sayılana karşı düşmanlık üretme enerjisidir. Bosna, Azerbaycan, Kıbrıs gibi "milli dava"lar vesilesiyle tarihi ve 'ezeli' düşmanlar olarak algılanan "Yunan", "Ermeni", "Yahudi", "Rus", "Sırp" karşısında kabaran tepkiler, kolaylıkla kan-soy-sop lügatlerinin paralanmasına götürüyor ve Islamcı hareket güya reddettiği şovenizmin ve ırkçılığın en galiz örneklerini sergileyebiliyor.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Muhafazakarlık, kendisi hakkında bilinçli hale gelmiş, rasyonelleşmiş gelenekçiliktir.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
İslâmla Türklüğü madde-manâ, beden-ruh, ruh-şuur tamamlayıcılığı gibi bir tözsel bütünlük ilişkisi içinde sunmaya çalışan milliyetçi-muhafazakârların ve ülkücülerin 'pratik metafizik’ öğretilerine, İslamcılar da başvururlar. Millî Gazete’nin (20,6.1996) “Osmanlı sırrı”nı "İslâm imanı ile Türk gücünün birleşmesi" ile açıklaması, sayısız örnekten herhangi biridir.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
İngiliz muhafazakârlığı ise, “liberal’di; parlamenter devrimi de Tarihsel Geleneğin bir parçası olarak benimsiyor, önem verdiği değerleri korumaya dönük işlevler yüklemek suretiyle “reform" fikrine aklı yatıyordu. (Amerikan muhafazakârlığı da bu soy çizgisinde gelişti.)
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora

Muhafazakarlık, kapitalist modernleşme süreci karşısında, bu sürecin çözdüğü siyasal, toplumsal ve kültürel yapıların, belki daha doğrusu o yapılara yüklenen anlam ve değerlerin sürekliliği adına gösterilen tepkiye dayanır.
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora
Sıkça Sorulan Sorular
Türk Sağının Üç Hali kimin eseridir?
Türk Sağının Üç Hali, Tanıl Bora tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2014'te yayımlanmıştır.
Türk Sağının Üç Hali kaç sayfadır?
Türk Sağının Üç Hali, 154 sayfadır (İletişim Yayınları baskısı).
Türk Sağının Üç Hali'nin en ünlü sözü nedir?
“Muhafazakârlık, bütünüyle ve topyekûn Aydınlanma-karşıtlığı olmaktan çok Aydınlanmanın radikalizmine (“aşırılıklarına"), veya bir “yeni başlangıç yapma" düşüncesi olarak kendini milâtlaştıran Aydınlanmacılığa karşıtlıktı.”