
Aydınlar Savaşı, klasik edebiyat dünyasına Attila İlhan'ın kazandırdığı özel bir eserdir. Türkçe baskısı İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bu sayfa, Aydınlar Savaşı'dan damıtılan en akılda kalan cümlelere ayrılmıştır.
Aydınlar Savaşı'dan En Beğenilen Alıntılar
Son yetmiş küsur yılın bilançosu; körü körüne sağcı ve solcu "ülkülere" bağlanmış, körü körüne bunların savunmasını yapmış, sanatlarını, kalemlerini, fırçalarını, inançlarını buyruğuna vermiş, çeşitli türde aydınların hazin fiyaskosundan ibarettir.
📖 Sayfa 19 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
İşte onun içindir ki çağdaş toplum, gelişmiş toplum, herkesin sorumluluğunu bilinçli olarak üstleneceği endüstrileşmiş toplumdur; çoğumuz bunu bir eğitim işi sanıyor, öğretimi sıkı tutacaksın, herkes sorumluluğunu bilecek; öğretimi, altmış yıldır, son derece sıkı tutuyoruz, her taraf hâlâ laçka niye; sorun aynı zamanda, hata öncelikle bir ekonomik ve toplumsal gelişme sorunu da ondan; endüstrileşmeyi gerçekleştirip, onun normlarını toplumsal üstyapıya aktarmadın mı, bu iş yatar.
📖 Sayfa 156 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Geçmişi unutmayalım, ama bugünden yoruldukça, ona sığınmak için değil; ona "yaslanıp" yaşadığımız, ya da yaşayacağımız hayatı, bilinçle örgütleyebilmek için!
📖 Sayfa 124 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Foucault’ya göre de zamanımızda aydınlar ya şu yandan oluyorlar ya bu yandan; bir kere akımların, örgütlerin, ya da aygıtların eşeğine bindiler mi; yandınız, başka türküleri kalmıyor artık, ha bre eşeğine bindikleri aygıtların, örgütlerin,
📖 Sayfa 19 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
akımların türküsünü çağırmaya koyuluyorlar. Bunu yaparlarken bilimsel saygıları azalıyor, sırasında bayağı propagandacılık, “gerçekleri söylemek”, ya da ülkenin, o olmadı mı işçi sınıfının çıkarlarını “savunmak” oluyor.
Ne mi demek istiyorum? Bakın, ne!
📖 Sayfa 86 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Madrid kapısında kaldı Maria Pilar
📖 Sayfa 98 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
çantasından bir şiir kitabı kaldı barut yanığı
Federico Garcia Lorca'nın
arriba frente popular
"... Türk aydınları 'akılcı kuşku' nedir bilmezler, kör değneğini bellemiş gibi bir adamın ya da saplantının ardına takılırlar taa gerçeklerin acımasız dürtüsü onları eşekten düşürünceye kadar..."
📖 Sayfa 17 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
“— ... bazılarına bakıyorsun, akıllı bir adam, bilgili de, gelgelelim aklını bilgisinden dinamik sonuçlar çıkarmak için kullanmıyor, söyledikleri ya ölü bilgi yığınları, ya da akıl yoluyla elde edilmiş çıplak soyutlamalar! ”
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
O çok sevdiğim tekerlemeyi söylemenin, tam sırası:
“Onların söyledikleri, akıllıların zaten bildiği, ahmaklarınsa hiçbir zaman öğrenemeyeceği şeyler” , öyle mi?
"Hay Allah, çıldıracağım!"
📖 Sayfa 17 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
İdeolojik evrensel, siyaset ulusaldır; ideolojinin ulusal yorum ve uygulamasına, dışardan katıldın mı, siyaset kolaylıkla ihanete dönüşebilir; hele işin içinde, bir de "ödeme" varsa!
📖 Sayfa 79 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Bunca yıl sönmemiş umudum, nisan değilse mayıs, perşembe değilse pazar..
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Mustafa Kemal Paşa, 6 Mart 1922 ’de TBMM’de demiştir ki: “ ... artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için; mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi, birtakım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa, hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatlarıyla, planlarıyla yükselebilsin? Tarih, böyle bir olay kaydetmemiştir.”
📖 Sayfa 43 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Türk aydınlarının çoğu sıkıştı mı, Batı'ya parmak kaldırır; hak hukuk hık mık diyerek, ülkesini şikayet eder; AT'ye girmemize, Avrupa insan hakları standartlarını, Türkiye'de gerçekleşeceği ümidiyle, yandaş çıkaz az değil, demek aynı mantık işliyor. Haklarımızı Batılılar verecek! Yahu nedir, Tanzimat'ı unuttuk mu? Ona bu adın verilmesine sebep, Osmanlı iktisat, ticaret ve hukukunun, Düvel-i muazzama ( yani Batı'nın), istekleri/çıkarları doğrultusunda 'tanzim edilmiş' olması idi: sözde hak eşitliği, teşebbüs özgürlüğü, estek köstek; neticede Devlet- i Aliyye sözlere ömür!
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
'Yaralı bilimsel araştırmayı bu kötü yandaşlık espirisi kadar aksatıcı bir tutum olamaz.'
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Çok şükür, ağzı laf yapanlardan çok, eli işe yatkın aydınlara muhtaç olduğumuzu, anlar gibiyiz.
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Kilit kavram galiba rasyonellik, zamanı emeği ve parayı rasyonel kullanabilmek; ne var ki çağdaş "ileri" toplumlarda "zamanlama" - ya da "rasyonellik" gibi önemli kavramlar, aşağı yukarı sanayileşmeyle birlikte gündeme geliyor.
📖 Sayfa 154 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Aydınların görevi, tam tersine, aygıtların örgütlerin, işi fazla basitleştirmeye götürüp tekdüzeliği egemen kılmasını önlemek, başka bir deyişle, farklılığı yaymak! Bunun için ne gerekir peki, bir kere aydının hem örgütlere hem yığınlara karşı özgürlüğünü ve bağımsızlığını koruması, ikincisi yöntemini aklına uyduğu biçimde koşullara uygulaması değil mi?
📖 Sayfa 18 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Ha, çağımızda bundan hoşlanan yok pek!
Batılı tüketim modellerinin yarattığı gösteriş etkileriyle, reklamcılığın az çok bilinçli kurbanları olan; ve endüstriyel toplum yararlarının, batılı hayat biçimleriyle karıştığı, bir uygarlığa kavuşma tutkusu içinde bulunan; üçüncü dünyanın ayrıcalı (seçkin) azınlıkları, çoğunluk şımarık çocukların aşırılık ve gösterişçiliğiyle, gönüllü olarak " Amerikan hayat biçimini" benimserler.
📖 Sayfa 74 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Daha da kötüsü ne? Kısırlığımıza ve yavanlığımıza öylesine alışmış, bunu öylesine olağan saymaya başlamışız ki, birisi çıkıp ta farklı bir şey söylese, adamı ya hain sayıyoruz, ya da deli; hiçbirimizin aklımıza, kendimizi hımbıl ve yaratıcılıktan yoksun saymak gelmiyor.
📖 Sayfa 198 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan

Ya iktidarımızın güzelliği? Dünyanın en makul şeyiymiş gibi, rahat rahat, hem "milli ve manevi", yani İslam değerlerini muhafaza edeceğini; hem de "Batı camiasına dahil olduğunu", o camianın değerler sistemine, hiç de yabancı olmadığını, ileri sürebiliyor; adamı zorla güldürüyorlar!
📖 Sayfa 132 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Kiminle konuşsan, burnundan kıl aldırmıyor, ya milliyetçinin önde gideni, ya devrimcinin başı, ama atölyeler pis, üretim düşük, kalite fena, rüşvet almış yürümüş, önüne gelen torpil yapıyor. Ne o, milliyetçilerle devrimciler Türkiye'yi kurtarıyorlar. Bırakın Allah aşkına...
📖 Sayfa 32 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Ekonomik ve politik egemeliğin ötesinde sömürgecilik, üçüncü dünya halkının kişiliğini derinliğine hedef alan, geniş bir beyin yıkama kalkışımı olmaktadır. Sömürgeleşmiş ülke, sömürgeciyi taklit etmesine inandırılmak istenmektedir.
📖 Sayfa 73 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Ha, toprağı bol olsun, Hernandez bana derdi ki, "Eğer bir ülkede ve toplumda, demokrasi terbiyesi yoksa, istek beyhudedir; İspanya istedi Franco çıktı; Rusya istedi, Stalin çıktı!..Bu da bir fikir tabii!..
📖 Sayfa 100 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Değer ölçüsü güncel olmak, güncel kalmak oldu mu; derinlemesine, sosyal ve beşeri boyutları olan, her türlü tavır ve eylemler; yerini "haber" ya da "dedikodu" değeri yüksek, "sansasyonel" tavır, söz ve çabalara bırakır.
📖 Sayfa 138 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Kaytaran kaytarana! Kimisi açıkça söyler, hiç utanmaz; kimisi akıl almaz binbir mazeret sıralar, gerekçe gösterir; sonuç daima aynıdır, kim sorumluluk duygusu taşıyorsa işin tamamı onun üzerine kalır; daha da berbatı, yapılan, başarıya ulaşırsa, o kaytaranların hepsi pay ister de, başarısızlıkla sonuçlanırsa, okkanın altına dişini tırnağına takıp çalışan gider, o suçlu sayılır!
📖 Sayfa 152 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Kültürsüzleşme, bir grubun diğer bir kültürle ilişkisi sonucu kendi kültürünü değiştirmesi, hatta bütünüyle kaybetmesi olayıdır..."
📖 Sayfa 72 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Aynı duygusal düzeyde aynı yiğitlik, erkeklik, mertlik gibi feodal ve hiç kuşkusuz gerilerde kalması gereken kavramlar uğruna, birbirleri ile kapışıp, birbirlerinin canlarına kıyarlar. Oysa kanıtladıkları, ne birisinin milliyetçi olduğudur, ne öbürünün devrimci olduğu, kanıtladıkları ne yazık ki her ikisinin azgelişmiş bir üstyapıya ait olduklarıdır.
📖 Sayfa 31 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Sorun aslında bu: Üretime katkımız ne? İşimizi iyi yapıyor muyuz yapmıyor muyuz?
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
" Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için; mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi, birtakım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa, hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatlarıyla, planlarıyla yükselebilsin? Tarih, böyle bir olay kaydetmemiştir."
📖 Sayfa 42 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Mustafa Kemal ATATÜRK-6 Mart 1922
Çok şükür, ağzı laf yapanlardan çok, eli işe yatkın aydınlara muhtaç olduğumuzu, alar gibiyiz.
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Kristeva, aydınların görevini bilinç taşımak, farklılığı yaymak diye mi alıyor, Türkiye'de tersine, sağcısı olsun solcusu olsun, aydının görevi, liderleri, partileri ve durumları, kendince değerlendirmeye çalışan kişileri susturmak, herkesin kendileri gibi düşünmesini sağlamaya çalışmak, yani farklılığı silip, tekdüzeliği (yeknesaklığı) egemen kılmak!
📖 Sayfa 22 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Cumhuriyet derseniz, apaçık ortada, aydın kesimiyle sivil ve asker bürokrasisinin, eşraf ve halkı sürüklemesiyle gerçekleşebilmiştir; yani neresinden bakılsa, aydınların egemenliği!
📖 Sayfa 105 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Türkiye'de de böyle olmuştur. Aydın ne yapıyor? Saati yıllardır ya Paris'e, ya Londra'ya, ya Newyork'a, ya Moskova'ya, ya Pekin'e 'ayarlıdır'; tarihini önemsemez, halkını düpedüz küçümser.
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Türkiye' de, özel bir devlet egemenliği var. Bu devlet, kendi toplumuna, hiçbir zaman gerçek bir insiyatif tanımış değil. Sürekli baskıcı ve otoriter olmuş. Bir şeyi başarma ya da başarmama fırsatını, kendinden başka kimseye tanımamış. Başarısızlığın sorumluluğunu da, kendine hiçbir zaman yaranamayan topluma yüklemiş. "Bilgisiz" olan, "yobazlara" inanıp bilgisiz kalmakta ısrar eden, "disiplinsiz" davranan, kimi zaman "anarşiye" kapılan bir münasebetsiz halktır, Türkiye'nin kalkınmasını önleyen..."
📖 Sayfa 180 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Efendiler, medeniyet yolunda muvaffakiyet yenileşmeye bağlıdır; içtimai hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında muvaffak olmak için, tek gelişme ve yükselme yolu budur. Hayat ve maişete hakim olan hükümlerin, zaman ile değişmesi, gelişmesi ve yenileşmesi zaruridir.
📖 Sayfa 201 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK-1 Eylül 1924
O kadar özendiğimiz Batılı ülkeler öyle yapmamışlar mıdır? Hem sanayileşip.birer sanayi toplumu oldular, hem de tarihlerini ve geçmiş kültürlerini yoksaymadan, yeni koşullara uygun, onların içinden ulusal birer sentez ürettiler. Gerçek çağdaşlık, gerçek ilerleme, onların "maymunluğuna" soyunmak değil; uyguladıkları metodu kendi koşullarımıza uygulayıp, kimliğimize ve geçmişimize uygun, geleceğimizi güvence altına alabilen orijinal bir sentez üretebilmektir.
📖 Sayfa 12 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Batılılar film, reklamcılık, eğitim ve yabancıların varlığı yoluyla; şehir halkı üzerinde egemenlik kurarlar. Şehir, geniş ölçüde ''kültürsüzleşmiş'' bir topluluktur.
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Sistem onları muhafazakarlıkla uyutup liberallikle soyuyor.
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan

Bir elektrikçinin milliyetçiliği ya da devrimciliği önce zanaatını ne dereceye kadar bildiğine ve uyguladığına bağlıdır. İhmaliyle ya da milliyetçilik lafına dalıp unutarak, bir anda birkaç trafonun yanmasına neden olan adamın, cereyan eksikliğinden yurdunu uğratacağı zarar milyonlarla ölçülürken, o herifi, üyelik kartı kim olursa olsun, milliyetçi ya da devrimci saymak olanak dışıdır.
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
"Türk aydını, Türk halkından, 'mahiyet' itibariyle yüksekte duruyor: o, Batı'dadır, Batılı geçinir; halkı ise Doğu'da, en azından Ortadoğu'da, halk kendi tarihini ve kültürünü yaşar; aydınlar, 'sistem'in ona biçtiği, tarihi ve kültürü!
📖 Sayfa 155 · Aydınlar Savaşı, Attila İlhan
Üstelik bunu bir ayrıcalık sanıp, affedilmez kopukluklarının sorumluğunu, halkın anlayışsızlığına yükleyip dururlar."
Sıkça Sorulan Sorular
Aydınlar Savaşı kimin eseridir?
Aydınlar Savaşı, Attila İlhan tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1991'de yayımlanmıştır.
Aydınlar Savaşı kaç sayfadır?
Aydınlar Savaşı, 211 sayfadır (İş Bankası Kültür Yayınları baskısı).
Aydınlar Savaşı'nın en ünlü sözü nedir?
“Son yetmiş küsur yılın bilançosu; körü körüne sağcı ve solcu "ülkülere" bağlanmış, körü körüne bunların savunmasını yapmış, sanatlarını, kalemlerini, fırçalarını, inançlarını buyruğuna vermiş, çeşitli türde aydınların hazin fiyaskosundan ibarettir.”