
Edip Cansever'in Çağrılmayan Yakup adlı kitabı, şiir konusunda dikkat çekici bir bakış sunar. İlk kez 1966'da yayımlanmıştır. Okur oylarıyla sıralanan bu sözler, Çağrılmayan Yakup'tan özenle derlendi.
Çağrılmayan Yakup'tan En Beğenilen Alıntılar
Gittikçe bizim olmayan bir
📖 Sayfa 33 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Dünyaydı.
Ve yürürlükten kalkmış bir sözü tekrarlıyorum: Sevin ki her şey olur
📖 Sayfa 66 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Sevin ki her şey olur
Olmuyor, biliyorum.
ben, yani yakup, her türlü çağrılmanın olağan şekli,
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
daha hiç çağrılmadım.
"..Kuru gözler kuru şeyleri hiç göremezler
📖 Sayfa 23 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ve düş içinde yaşayanlar düş içindekileri."
Meselâ hiç yoktan canım sıkılır
📖 Sayfa 51 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Sanırım hiçbir şeyin öyle pek tamamlanmadığı
📖 Sayfa 41 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bir çağda yaşıyordum. Ve bütün eksik kalmaların
Sessiz ve ünü olmayan bir tanığıydım ben
Ben, diyorum, demek oluyor ki bir anlamım vardı benim de
Düşünen bir şey olarak ve düşündüren
Ama korkarak söylüyorum, çok ağır bir yük gibi taşıyordum bunu da
Ve biraz da pek kullanılmayan
Ya da hiç bırakmadıkları kullanılmaya
Çok ağır bir yük gibi
Onu ben taşıyordum, düşündüklerimi
Hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim. İşte ben
📖 Sayfa 38 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Hiç kimselerin tutmadığı oyunlara giderdim
Bir kedi ayaklarıma sürtünerekten geçerdi -ki benim yaşamamda
Her zaman bir kedi bulunur, onu ben
Bir imza gibi yazılarıma koyarım
Ben kendimi koruyordum
📖 Sayfa 31 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Sanki bir çaresizlikten ödünç aldığım kendimi
Ben, yani Yakup
📖 Sayfa 16 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Dedim ki kendi kendime, insan ne söylerse söylesin
Kötü de olsa, iyi de
İnsan ne söylerse söylesin
Ve ne yaparsa yapsın, öyle değil mi
Bütün bunlar bir bir kalacaktır yaşamanın içinde
İnsanlar tanımlıyorum ben, ölçüm o insanların iyiliklerinden
📖 Sayfa 43 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Şehirler tanımlıyorum ben, ölçüm o şehirlerin büyülerinden
...Ben biraz "ertesi gün" gibiyim, eksiğim, unutkanım, öyleyim
📖 Sayfa 50 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bilmem ne kadar "her gün" geçirdim, bilmem de
Bütün günler birbirine benzer...
Acılar dinlendi, yeniden başlamalıyız
📖 Sayfa 53 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ve sabah bunları bir bir kendime anlatacağım
📖 Sayfa 17 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Yakubun gene bir yokluğa doğru büyüyen içinde.'
Kimse beni tutup çıkarmıyordu
📖 Sayfa 12 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Vıcık vıcık taşlar duyuyordum ayaklarımın altında
Anlamsız, yapışkan bir yığın taşlar
Yoruldum!
“ Ve tuhaf bir şekilde bir uçuruma akıyoruz
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ne düşmek, ne sarkmak,ne gitmek bir parça ileriye
Öylece kalıyoruz
Öylece kalıyoruz
Öylece kalıyoruz.”

Kısaca söylemek gerekirse, bazı şeyleri hep geciktirirdim
📖 Sayfa 38 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Mesela bir mürekkep balığına, bir bahçe kapısının oymalı demir parmaklığına
Saatlerce baktığım olurdu, orkideler satılan bir dükkanın
Önündeki çiçek artıklarına
Bir bira çekme makinesine, ne bileyim
Yazısız bir kağıda günlerce baktığım olurdu
Ve yıllarca bir saplantıya
Giderek bakmanın tam kendisi olurdum. Yani ben
Bakmanın düzlüğü ve hiçliği ve sonrasızlığındaki şey
Olurdum ki, başkalarını hiç mi hiç ilgilendirmeyen
Her yerleri çok süslenmiş ölüler gibiyimdir
📖 Sayfa 35 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bir kurdelenin ya da gümüşten bir haçın altında sanki
Ölümün bir acıyla doldurulduğu yüzümle
Geri çekilmiş yüzümle, geri çekilmişliğe dargın yüzümle
Öyle bir çelişki gibi ölümsüz
Yaşamakta olurum.
Baylar!
📖 Sayfa 22 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Umutsuz, Düzensiz Ve Biletsiz Böyle Nereye?
Bir güzel uyumak istiyorum, bütün gün çok yoruldum
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ben
Gözlükten, taş hamurdan ve çarşaflardan
Ve biraz hiç çağrılmamaktan yapılmış Yakup
Uyumak istiyorum.
Ve sabah bunları bir bir kendime anlatacağım
Yakubun gene bir yokluğa doğru büyüyen içinde.
Bir bardak da süt içeceğim. Sonra
📖 Sayfa 17 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bir güzel uyumak istiyorum, bütün gün çok yoruldum
Ben
Gözlükten, taş hamurdan ve çarşaflardan
Ve biraz hiç çağrılmamaktan yapılmış Yakup
Uyumak istiyorum.
Ve sabah bunları bir bir kendime anlatacağım
Yakubun gene bir yokluğa doğru büyüyen içinde.
Doğmanın sonu yoktur ve sanık değilimdir
📖 Sayfa 67 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Günün acılarını geçiriyorum işte kendime iyilikler söyleyerek
Tane tane yenilgileri bırakarak arkamda...
Seslenmedi ki dönüp arkama bakayım...
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
İşte ben taş merdivenleri
📖 Sayfa 12 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Kurbağalara bağlayan taş merdivenleri
Durmadan kendimle karıştırıyordum
Kimse beni tutup çıkarmıyordu
Vıcık vıcık taşlar duyuyordum ayaklarımın altında
Anlamsız, yapışkan bir yığın taşlar
Yoruldum!
"..siz ki hiç yargılanmadan... ayıp değil mi
📖 Sayfa 29 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Beni bir gün alıp götürdüler
Benim iyi yüzüme uydurulmuş yüzleriyle
Yollar ki iri bir yağmurun altında
Gözle görülebilir bir yağmurun altında öyleydi
Nasıldı derseniz, ben buna bir şey diyemem
Diyemem, çünkü insan düşünür de bir şey diyemez
Dese de, kılı kırk yararcasına düşünmesini
Bilmeyebilir, öyle değil mi
Bunu ben böyle düşündüm"
<
📖 Sayfa 25 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bir gün birinin ölüsünü çok gezdirdiler
Ordan oraya boyuna
Yaşamla ölünün dünyasızlığı arası hiç mi hiç kısalmadı
Kısalmadı da, ölü gecikti, çok gecikti mesela
Yıllarca gezdirildi, ben bunu böyle anladım
Ölü durdu, bir başka hayat buldu yepyeni dünyasında
Bunu görmezlikten gelemem
Kavgalar ediyorlardı. Bir ölüm sınırında sesleri oluyordu
Tabutu unutuyorlardı arada
>
Hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim.
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Unutulmuş bir acıyım ben suçu pek kesinleşmemiş
📖 Sayfa 66 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bir sanığın bu yüzden.Ve bilmem neden
Sırası gelmiş bir sanığın -o kadar bekledim ki
Beni dinler misiniz...Ne iyi...demek istediğim
Sanırım çok önemli...Beni...pek öyle değil
Değil de...demek istiyorum ki...evet
Sıram geldi...geçecek...Eğer isterseniz-
"..Benim yargılamak için düşlerimi
📖 Sayfa 28 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ellerimi benim, çok seyrek olarak çıkarttığım düşlerimden
Kim gönderiyor"
"..Kendimden ne kadar öldürdüğüm sorulursa
📖 Sayfa 27 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Buna bir şey diyemem
Diyemem de, ben gözlerimi açsam dünya bir başka türlü genişliyor
Bir şeyler azalıyor bir kâğıdı ikiye bölsem
Öyleyse ben nasıl bir şeyim ki, bilmem ki
Bildiğim, dünyanın adamakıllı yansımış bir parçası olmalıyım
Yani gerekli bir olmanın yüküyüm sanki."
"Sırası gelmemiş bir sanığım – o kadar bekledim ki
📖 Sayfa 66 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Beni dinler misiniz... ne iyi... demek istediğim
Sanırım çok önemli... beni... pek öyle değil
Değil de... demek istiyorum ki... evet"

Hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim. İşte ben
📖 Sayfa 38 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Hiç kimselerin tutmadığı oyunlara giderdim
Bir kedi ayaklarıma sürtünerek geçerdi_ ki benim yaşamam da
Her zaman bir kedi bulunur, onu ben
Bir imza gibi yazılarıma koyarım_
"Hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim. Bir ara
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Hiç kimselerin tutmadığı oyunlara giderdim
Tiyatrolar ki benim en sevdiğim boşluklarımdır. Maun tabutumda
(...)
Yani tiyatrolar ki benim en sevdiğim boşluklarımdır. Maun tabutumda
Her yerleri çok süslenmiş ölüler gibiyimdir ki
Bir kurdelenin ya da gümüşten bir haçın altında sanki
Ölümün bir acıyla durdurulduğu yüzümle
Geri çekilmiş yüzümle, geri çekilmişliğe dargın yüzümle
Öyle bir çelişki gibi ölümsüz
Yaşamakta olurum."
Ben denizin kumları üzerinde durdum
📖 Sayfa 34 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ben,diyorum, demek oluyor ki bir anlamım var benim de
Değişen bir şey olarak ve değiştiren
Bir anlamım var
Peki öyleyse neden hep başkaları tanımladı beni şimdiye kadar
Neden
Gerçi sessiz ve ünü olmayan bir yaratıktım, biliyorum
Ve onlar güçlüydüler, biliyorum
Ne zaman biraz öfkelenmeye kalksam, bu bile
Onların istediği bir öfke oluyordu ki
Sonra ben susuyordum
Ama bir suçluluk da duyuyordum ki,
bu da bir başkaca
düşmanımdı benim
Ben neydim.
<
📖 Sayfa 10 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar
Kayalardan dondurmalar sorduğum
Ben, yani Yakup, Yakubun hiç çağrılmamış şekli
>
Ya da ben kendimi ayrı tutmaktan o kadar çoğalıyorum ki
📖 Sayfa 58 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Saklanıyorum böylece
"..Benim sanki birtakım nesnelerle çok yakın ilintilerim var
📖 Sayfa 23 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ve çözülmedik şeylerin de insanıyım ben
İnsanın en gerçek yerindeki
Ve anlatılmazlıktaki bir yerden anlatılmaya
Akan bir şeyim."
Ben onu kuşatırım, o bütün açlığıyla tüketir içimdekileri.
📖 Sayfa 53 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bana nasıl geliyor bilseniz
📖 Sayfa 48 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ben sizlere gitmek istiyordum, gittim
Ben sizlere inmek istiyordum, indim
İnsan nasıl da daha çok benzeyerekten insana
📖 Sayfa 41 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Durmuştu ki, şöyleydi;
Sanırım bir soru vardı öyle sorulacak
Bir soru, evet, hiç olmazsa
Biz tarihin hangi döneminde yaşadık olacak
Bir insan müzesi gibi...
"Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? hayır, Yakup
📖 Sayfa 9 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bazan karıştırıyorum."
Ve alevler halinde dünya bana dokunuyordu
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ve ayakta soğuk bir bira içmiş kadar bir anlamım oluyordu bazen
Unutulmuş bir acıyım ben, suçu pek kesinleşmemiş
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Başıboş bir atın ayak sesleri gezinir içimde
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Değişen bir şey olarak ve değiştiren
📖 Sayfa 34 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bir anlamım var
Peki öyleyse neden hep başkaları tanımladı beni şimdiye kadar
Neden
Gerçi sessiz ve ünlü olmayan bir yaratıkdım,
Biliyorum
Ve onlar güçlüydüler, biliyorum
Ne zaman biraz öfkelenmeye kalksam,
Bu bile onların istediği bir öfke oluyordu ki
Sonra ben susuyordum
Ama bir suçluluk da duyuyordum ki,
Bu da bir başkaca düşmanımdı benim
Ben neydim...
"..Birtakım sözler ediliyordu, onları ben anlamıyordum
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Anlamıyordum ama, iyi sözler söylemiyorlardı benim için
Sonra bir şey daha vardı anlamadığım: yani ben neydim ki, ne yapmış olmalıyım
Ben, yani Yakup
Dedim ki kendi kendime, insan ne söylerse söylesin
Kötü de olsa, iyi de
İnsan ne söylerse söylesin
Ve ne yaparsa yapsın, öyle değil mi
Bütün bunlar bir bir kalacaktır yaşamanın içinde
Diye düşündüm ya ben
Ben, yani Yakup
Bütün gücümle bunu bağırdım"

Tehlikeliyim
📖 Sayfa 51 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Neden derseniz, biraz öyleyim
Meselâ hiç yoktan canım sıkılır bir gün
-ne yapsam-
Ne mi yapsam, alırım bir kağıt elime üstüne bir şeyler çizerim
Çizerim, çizerim, çizerim!
Bunu kimselere önleyemez...
"..Yalnız duymak mı? korktum ve her yerlerimle yalnız oldum
📖 Sayfa 31 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Oldum ki, düzlük dediğim o korkunç varlık
Bitmez tükenmez bir kaynaktan çoğalarak
Üstüme aktıkça benim
Ben kendimi koruyordum
Sanki bir çaresizlikten ödünç aldığım kendimi
Mesela ellerimi bir heykeli bozmayacak şekilde boşluğa uzataraktan
Bir anlam vermek istiyor gibiydim düzlüğe
Ve birtakım görüntüleri üst üste yığaraktan
Bir anlam"
O kadın ki
📖 Sayfa 40 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
İyiliği artık çağımıza uymayan
Bir kadın ki cinsiyeti belirsiz bir resim gibi duruyordu
Ellerim arasında
Ve tuhaf yüzler duruyordu, ben bunu görüyordum
Anlamları hiç değişmeyen
Meselâ gülmek sonsuzca uzanıyordu.
Anılar...
Ben,yani Yusuf,Yusuf mu dedim? Hayır,Yakup
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Bazen karıştırıyorum.
Ben biraz “ertesi gün” gibiyim,eksiğim,unutkanım,öyleyim...
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ben belki bir gün sevineceğim, haberiniz olsun.
📖 Sayfa 22 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Üç kişi iniyor, üç kişi biniyor, biz kendi yarattığımız bir yola
📖 Sayfa 30 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
sapıyoruz
Dağlarda dağ çiçekleri
Öylece kalıyor
Ve tuhaf bir şekilde bir uçuruma akıyoruz
Ne düşmek, ne sarkmak, ne gitmek bir parça ileriye
Öylece kalıyoruz
Öylece kalıyoruz
Öylece kalıyoruz.
Sanki bir öyküm varmış...
📖 Sayfa 57 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ve yürürlükten kalkmış bir sözü tekrarlıyorum: sevin ki her ṣey olur
📖 Sayfa 66 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Sevin ki her şey olur
Olmuyor, biliyorum.
"Ben kendimi ayrı tutmaktan o kadar çoğalıyorum ki
📖 Sayfa 58 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Saklanıyorum böylece"
Ben, yani Yakubun o dağılgan şekli
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Nerdeydim.
Ölümüm yeni bir şey olmadı, vardı
📖 Sayfa 57 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Ben tıraş olduğum zaman saat on üçtü, diyebilirim Kolacıdan gömleğimi aldığımda saat on sekiz Saat yirmi birdi sanki tetiği çektiğimde Neden derseniz Saat yirmi birdi, derim, tetiği çektiğimde.
Ve nasıldı, derseniz, bunu anlatabilirim Bence, bir yaradılış gibiydi ölüm, bunu anlatabilirim Ve gittikçe çoğalan ve elimde olmayan Bir boğuntudan doğmuş gibiydi Bunu anlatabilirim.
Ben ne biçim bir şeyim ki, sancısız bir acı duyuyorum
📖 Sayfa 22 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Alışıyoruz buna da, kimse kimseye bir şey sormuyor
📖 Sayfa 61 · Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Neden mi, bilmem ki, sormuyor işte
"..Ve bana kızıyorlar, bilmem ki, nedense kızıyorlar
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever
Başımda duruyorlar, yanımdan geçiyorlar, ansızın geri dönüyorlar
Üstüme dikiyorlar birden gözlerini
Konuşsam konuştuklarımı
Düşünsem düşündüklerimi götürüyorlar
Ne yapsam götürüyorlar, meselâ
Sabahları ben uyanır uyanmaz
Dışarı çıkar çıkmaz yolumu kesiyorlar
Yalnız yolumu kesseler iyi, bir de bakıyorum ki yüzlerine
Çoktan onların olmuş gece gördüğüm rüyalar"
Sıkça Sorulan Sorular
Çağrılmayan Yakup kimin eseridir?
Çağrılmayan Yakup, Edip Cansever tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1966'da yayımlanmıştır.
Çağrılmayan Yakup kaç sayfadır?
Çağrılmayan Yakup, 68 sayfadır (Yapı Kredi Yayınları baskısı).
Çağrılmayan Yakup'un en ünlü sözü nedir?
“Gittikçe bizim olmayan bir Dünyaydı.”