
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık'ın 2010 tarihli Araştırma-İnceleme alanında öne çıkan eseridir. Tarih alanında Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)'den öne çıkan sözler bu sayfada derlendi.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)'den En Beğenilen Alıntılar
1354'te gazîler esir Selânik başpiskoposu G. Palamas'a, İslâm egemenliğinin sürekli batıya doğru yayılışını, Tanrı'nın iradesi, bir alın yazısı olarak tasvir etmişlerdir. Osmanlılar, kendilerini Allah'ın kılıcı saymakta idiler ve bu görüş Palamas'a ait kayıtların ortaya koyduğu gibi, yalnız onların arasında değil, Bizanslılar arasında da yayılmıştı. İleride Martin Luther de, Osmanlılar hakkında aynı şeyi düşünecek, Allah'ın onları, Hıristiyanları günahlarından dolayı cezalandırmak için gönderdiğini söyleyecektir.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Fâtih, bilinçli olarak Bizans tahtına hak iddia edebilecek bütün hânedânları ortadan kaldırdı.
📖 Sayfa 112 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Acemioğlanları;
📖 Sayfa 208 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“Her istedikleri zaman konuşamazlar..Saraydan çıkıncaya kadar manastır hayatı yaşar, kadın yüzü göremezlerdi.”
Hazret-i Peygamber'in dediği gibi:
📖 Sayfa 31 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Nefisle savaşma cihâd-i ekberdir
Nefisle savaşma cihadı ekberdir
📖 Sayfa 31 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“İmparatorluğun en yüksek ilim müessesi olarak yaptırılan Semaniye medreselerine gelince, buraya yetkinlik gösteren her Müslüman çocuğu kabul olunurdu. Fatih bu medreselerin teşkilatlandırılmasında Türkistan’dan getirttiği meşhur astronomi alimi Ali Kuşçu’dan istifade etmiştir.”
📖 Sayfa 127 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
1354'te, beklenmedik bir tabii olay, 1 Mart'ı 2 Mart'a bağlayan gece meydana gelen şiddetli bir deprem sonucu, Gelibolu ve civar kalelerin surları yıkıldı. Osmanlı kuvvetleri derhal bu kaleleri işgal ettiler. Depremi, bütün çağdaş kaynaklar kaydetmiştir. Olayı, Tanrı'nın lütfu olarak yorumlayan Osmanlılar, Rumeli'yi kesinlikle boşaltmamaya karar verdiler.
📖 Sayfa 51 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“Çağdaş Osmanlı bürokrat düşünürleri, çökmenin temel nedenini, Kanuni döneminde en yüksek gelişme düzeyine ulaşmış olan klasik Osmanlı kurumlarının bozulmasına bağlarlar.Bu görüşlerde kuşkusuz büyük bir gerçek payı vardır.”
📖 Sayfa 193 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Anadolu'da ortaya çıkan tüm beylikler tipik patrimonyal devletçiklerdir. Patrimonyal devlette ülke ve reâya hânedân kurucusunun atadan mirası, mülkü gibi algılanır. Bu nedenle beylikler kurucusunun adını almıştır: Aydın-ili, Menteşe-ili, Saruhan-ili gibi. Osmanlı Devleti de kurucusunun adıyla Osmanlı beyliği diye anılmıştır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Alp , '' varlığı korumak için ay ve yılda birbirleriyle kol kola savaş '' yapan bahadırlardır.
📖 Sayfa 29 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Türkmen boylarının Anadolu 'ya yoğun göçü, Mogolların Azerbaycan 'da geniş otlakları gelip almalarıyla başlar.
📖 Sayfa 4 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
İbni Batuta, 1334’te Bursa’yı ziyaret ettiğinde Orhan’ı şöyle tanıtıyor. “ Bu sultan Türkmen hükümdarlarının en büyüğü, servet,toprak ve askeri kuvvetler bakımından en ileri olanıdır.”
📖 Sayfa 15 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Alp-eren, alp gibi savaşta değil kendi nefsine karşı cihad yapan kişidir.
📖 Sayfa 31 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Hz Peygamber' in dediği gibi:
Nefisle savaşma cihad'ı ekberdir.
“1481 baharında 49 yaşında öldüğü zaman Mısır,İtalya ve Akdeniz seferleri yarım kalmıştı. Otuz sene içinde ‘iki denizin ve iki karanın’ hakimi olmuş.Anadolu ve Rumeli’de dört yüzyıl sarsılmayan Osmanlı İmparatorluğu’nun esas çekirdeğini vücuda getirmişti.”
📖 Sayfa 116 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Osmanlı Devleti bir gazî devleti olarak doğmuş ve bu geleneği sürdürmüştür. Fâtih Sultan Mehmed, 1461'de Trabzon dağlarına yaya tırmanırken şöyle demiştir: "Bu zahmetler Allah içindir. Elimizde İslâm kılıcı vardır."
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık

Türk–Moğol geleneğini izleyen Osmanlılarda, hükümdarlık için bir veraset kanûnu yoktu. Kimin tahta geçeceğini olaylarla Tanrı'nın iradesi belirlemelidir.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
İstanbul fethiyle beraber Fâtih üçüncü bir geleneği de benimsemiştir. Gerek Türk gerekse Bizans geleneğine göre, hanlığın veya imparatorluğun merkezine fiilen sahip olan kişi, imparatorluğun da haklı sahibidir. Fâtih, İstanbul'u aldıktan sonra kendisiniRoma İmparatorluğu'nun tek meşrû vârisi saydı.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Pâdişah görünüşte sırf kendi kişisel amaç ve istekleri için hazine ve asker toplayıp elindeki kazancını ve gücünü artırmaya çalışır; ama asıl maksat, iyi bir siyasetle bu hazineyi yerinde dağıtmak ve asker sayesinde düzeni korumak, İslâm dinini savunmaktır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Eşkiya arasında dahi bir kişi sivrilip hüküm ve emrini yürütmezse, o topluluk dağılmaktan kurtulamaz.
“O yalnız Avrupa Hristiyan alemini tehdit etmekle kalmadı, aynı zamanda Timur’a ve Memlüklere karşı çıktı.Halifeden resmen ‘Sultanul-Rum’ unvanını aldı.”
📖 Sayfa 69 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
'Ömr bâğına erişmesün hazân
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Yirine kimse getürmesin cihân
Alp-eren, alp gibi savaşta değil, kendi nefsine karşı cihad yapan kişidir. Hazret-i Peygamber'in dediği gibi:
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Nefisle savaşma cihâd-i ekberdir!
Zira bir Müslümanın, hele bir gazinin diğerine silah kullanması dinin yasakladığı bir şeydi. ( Kur'an ,Nisa Suresi , ayet 90) . Böyle bir şey Osmanlıların gazî şöhretini gölgelendirirdi. Onun için onlar tehdit veya zorla yaptıkları ilhakları meşrû göstermeye çalışmışlardır. Karamanlılar ile Osmanlılar arasında her iki tarafın hakim olmaya çalıştıkları Hamid oğulları ve Germiyan arazisini Osmanlılar şer'an satın alma ve çeyiz suretiyle ele geçirdiklerini iddia edeceklerdi.
📖 Sayfa 59 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Hazreti Peygamberin dediği gibi:
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Nefisle savaşma cihad-ı ekberdir.
Kutadgu Bilig'e göre iyi hükümet, hazinesini dağıtan hükümettir.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Sultan unvanı alan ilk Osmanlı hükümdarı Orhan'dır (1336).
📖 Sayfa 15 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Pes bu alplık yalnız olmaz yâr gerek
📖 Sayfa 31 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Yar içün ol baş-u-can oynar gerek.32
Osmanlılar kendilerini Allah'ın kılıcı saymakta idiler ve bu görüş Bizanslılar arasında da yayılmıştı.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“Fütüvvet yani centilmenlik ve kardeşlik disiplini içinde ortaklaşa çalışma, yolcu ve fakirlere hizmet, dini bir hayır işi sayılmaktadır ve bu nedenle vakfa bağlanmaktadır.”
📖 Sayfa 24 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Kılıç , alpın en değerli silahıdır, onun “altın ve incisidir”.
📖 Sayfa 30 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Veziriâzam İbrahim Paşa Zapolya'nın elçisine " Budin'i ikinci İstanbul yapacağız" derken, Habsburglara karşı gelecekteki planları açıklıyordu.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık

Türk geleneğinde savaş-eri olarak gazîde bulunması gerekli on karakter sayılır: Cesaret, yılmazlık, kendine güven, güçlülük ve savaşganlık, atılganlık, dayanıklılık, yerinde metanetle durma, sabırlılık, fırsatları kollama, yoldaşına vefâ vasıflarıdır; bunlar Dede Korkut, Dânişmendnâme gibi Türk destanlarında kahramanların vasıflandırılmasında belirlenmiştir.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Kutadgu Bilig, tüccârın uzak yerlerden bilgi getiren ve hükümdarın ününü uzaklara yayan bir eleman olarak önemine de dikkati çeker, bu sebeple kendilerine her zaman iyi davranılması gerektiğini vurgular. Tüccâr hakkında güzel hadîsler ve sözler vardır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“Tüccâr, iki dünya saadetine mazhardır.” Tüccâr korporasyonunun pîri, Hazret-i Peygamber Muhammed’dir.
, 1461'de Trabzon dağlarına tırmanırken şöyle demiştir: "Bu zahmetler Allah içindir. Elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmesevüz, bize gazi demek layık olmazdı."
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Arap seyyahı İbn Battuta, 1334'te Orhan gaziyi şöyle tanıtıyor. “Bu sultan Türkmen hükümdarlarının en büyüğü, servet, toprak ve askerî bakımından en ileride olanıdır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Osmanlılar, Karaman oğulları ve genellikle öteki Müslüman devletlerine karşı savaş açarken, bunu Şeriat'a uygun göstermek için ulemadan fetva alacaklardır. Küffara karşı gaza ile meşgul bulunurken geriden saldırarak gazilerin ödevine engel olanlara karşı savaş farz-ı ayn görülüyor, Karaman oğulları ve öteki beyler asi sayılıyordu.
📖 Sayfa 60 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“Yıldırım mektuplarında (Timur’a) meydan okumaktan, ölçüsüz hakaretler yağdırmaktan geri kalmıyor; ona kudurmuş köpek demekten çekinmiyor(du)…”
📖 Sayfa 72 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“Fars kültürüne tutkun Selçuklu seçkin sınıfına hitap eden Celaleddin Rumî ile halk adamı Ahî Evren arasında düşmanlık vardı…”
📖 Sayfa 36 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
İslâm prensiplerine göre genellikle gazâ, farz-i kifâye'dir, yani ancak bazı koşullar yerine getirildiği takdirde yapılması gereken bir dinî ödevdir. Fakat İslâm ülkesi hayati bir tehlike altına düşerse, gazâ, emîrü'l-mü'minîn tarafından farz-i 'ayn ilân olunabilir. O zaman her Müslüman yetişkin er için gazâ zorunlu bir ödevdir, sefere gidemeyen bu ödev karşılığı hazîneye bir ödeme yapmak zorundadır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Osmanlılar kendi devletlerini
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Devlet-i 'Aliyye-i Osmaniyye diye adlandırmıştır.
Tumanbay' a gönderdiği mektupta, kendisinin Büyük İskender gibi " şarkın ve garbın hâkimi" olacağını yazmıştır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Çaldıran Zaferi, Anadolu tarihinde bir dönüm noktasıdır. Selim bu zaferin ardından Doğu-Anadolu’yu tamamıyla ülkesine kattı. Diyarbekir şehri (Ekim 1515) ve diğer şehirler şehirler 1515-1517 arasında fethedildi ve bölgedeki Türkmen ve Kürt aşiretleri uygun koşullarla Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Bitlis hâkimi Şeref Bey, İstanbul’a bizzat gelip pâdişahın elini öperek itaatını sundu.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Altın ordu emîri Nogay Müslüman'dı ve Sarı Saltuk'un etkisi altında idi. bu Türkmen grubu, Keykâvûs'a bağlılıkları dolayısıyla Keykâvûs Gagavuz adını almışlardır
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Osmanlı Devleti bir gazî devleti olarak doğmuş ve bu geleneği sürdürmüştür. Fâtih Mehmed, 1461'de Trabzon dağlarına yaya tırmanırken şöyle demiştir: “Bu zahmetler Allah içindir. Elimizde İslâm kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmesevüz, bize gazî demek lâyık olmazdı.”
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
İnebahtı savaşı, Avrupa tarihinde olduğu gibi Osmanlı tarihinde de kesin bir dönüm noktasıdır.Bundan sonra Süleyman'ın Halife-i Rûy-i Zemin sıfatıyla Osmanlı Devleti'ni bir dünya gücü yapma projesi suya düşmüş; Volga havzasında, Hint Okyanusu'nda seferlerden vazgeçilmiş, devlet tüm gücünü Akdeniz'de toplamak zorunluluğunu anlamıştır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Kul (gulam) sistemi Osmanlı devlet idaresinin temel kurumlarından biridir. Sarayda ve devlet hizmetinde kullanılmak üzere kölelerden gençler yetiştirilmesi yöntemi Osmanlılara, Orta-Doğu İslam devletlerinden gelen eski bir gelenektir.
📖 Sayfa 205 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık

1466'da G. Trapezuntios Fâtih'e şöyle hitap ediyordu: "Kimse şüphe etmez ki, sen Romalılar İmparatoru'sun. İmparatorluk merkezini hukuken elinde tutan kimse İmparatordur ve Roma İmparatorluğu'nun merkezi de İstanbul'dur."
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
...Menavino Enderun'da verilen terbiyeden güdülen gayeyi şöyle özetler: Tam müslüman, kibar konuşmasını ve hareket etmesini bilen, edebiyata âşîna, namuslu, nefsine hakim çelebiler, centilmenler yetiştirmek.
📖 Sayfa 208 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Fâtih, tahta çıktığında henüz memede olan kardeşi Ahmed'i "Nizâm-i Âlem" uğruna boğdurmuştur. Sonraları kanûnnâmesinde, sultan olanın kardeşlerini nizam-i âlem için idam etmesinin “câiz” olduğunu ve ulemanın bunu “câiz” gördüğünü ifade etti. Bu aslında zorunlu bir kanûn değildir. Nizam-i âlem için zaruret halinde cevâz verilen bir fiildi. Fâtih bununla egemenliğin bölünmezliği ve devletin parçalanmazlığı prensiplerini her şeyin üstünde tuttuğunu göstermekte idi.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
J. Languschi’te göre “(Fâtih’in) iddiasında dünyada bir tek imparatorluk, bir tek iman ve bir tek hükümdarlık olmalı imiş. Bu birliği kurmak için de dünyada İstanbul’dan daha lâyık bir yer yok imiş. Bu şehir sayesinde Hristiyan dünyasını hükmü altına alabilirmiş.”
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Koyunhisar Savaşı Osman’a bir hanedan kurucusu karizması kazandırmış, kendisinden sonra oğlu Orhan itirazsız beylik tahtına geçmiştir. Biz 27 Temmuz 1302 tarihini Osmanlı Hanedanı’nın, dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin kesin kuruluş tarihi olarak kabul edebiliriz.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Bu Türkmen beyliklerinde gelişen kültürün en belirgin vasfı, İslam kültürü içinde öz Türk kültür geleneklerini devam ettirmeleridir.Bu bakımdan en anlamlı olanı, Türkçenin devlet dili ve yazılı edebiyat dili olarak kabul edilmesidir.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Selimşah, yahut daha çok yayılan adıyla Yavuz Selim’in kişiliğinde Yldırım Bayezid ve Fâtih Mehmed'in atılgan cihangirliği canlanıyordu. Son derece tehlikeli koşullar içinde tahta çıkan Selim, imparatorluğu demir bir pençe ile tutmuş bir pâdişahtı (bir aralık veziriâzaman tâ'yin etmeyerek devlet işlerini bizzat yürütmüştür).
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Orhan gazi Bursa ve İznik i
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Fethetmiş bizansın güçlü kalesi İzmiti kuşatmış burayı almak için Osmanlılar İzmit'i aç bırakarak teslime zorlamıştır
Kapudân-ı Deryâ Hayreddin'den sonra Batı Akdeniz'de Habsburglu krala karşı mücadeleyi Piyale Paşa ve Turgut Reis başarıyla sürdürdüler.Turgut, Trablus'u fethetti (1551) ve Trablus, Kuzey Afrika'da yeni bir Osmanlı beylerbeyi olarak kendisine verildi.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Öz Türk geleneğinde devletin kuruluşu, her şeyden önce, egemenliğini Tanrı’dan aldığına inanılan karizmatik bir liderin ortaya çıkışına bağlıdır (Orhun yazıtları). Tabii, liderin ülkesi, vergi ödeyen geniş bir halk kitlesi, yani reâyası gerekli koşullar olarak düşünülür.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
“Hüner bir şehr bünyâd etmektir,
📖 Sayfa 125 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Reâyâ kalbin âbâd etmektir…”
Yıldırım Bayezid 1396'da Niğboluda haçlılara karşı zafer kazanmış Kahire, Bagdad ve Tebrizde esir şövalyeleri sokakda dolaştırırak büyük bir Güç gösterisi yapmıştır
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Fatih Mehmed, 1461'de Trabzon dağlarına yaya tırmanırken şöyle demiştir: " Bu zahmetler Allah içindir.Elimizde İslam kılıcı vardır.Eğer bu zahmeti ihtiyar etmesevüz, bize gazî demek lâyık olmazdı."
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Ömr bağına erişmesün hazân
📖 Sayfa 95 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Yirini kimse getürmesin cihân
1337 yılında artık Osmanlı Beyliği'nin sınırları, Gebze ve İzmit'i de içine alarak Karadeniz'e kadar uzanıyordu. Bursa, İznik ve İzmit gibi Bizans'ın üç büyük şehrini ele geçirmesi, Osmanlı'nın varlığını artık tamamen bağımsız bir devlet olarak sürdürecek güce ulaştığını gösteriyordu.
📖 Sayfa 46 · Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık
Sıkça Sorulan Sorular
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606) kimin eseridir?
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), Halil İnalcık tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2010'da yayımlanmıştır.
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606) kaç sayfadır?
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606), 377 sayfadır (İş Bankası Kültür Yayınları baskısı).
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)'in en ünlü sözü nedir?
“1354'te gazîler esir Selânik başpiskoposu G. Palamas'a, İslâm egemenliğinin sürekli batıya doğru yayılışını, Tanrı'nın iradesi, bir alın yazısı olarak tasvir etmişlerdir. Osmanlılar, kendilerini Allah'ın kılıcı saymakta idiler ve bu görüş Palamas'a ait kayıtların ortaya koyduğu gibi, yalnız onların arasında değil, Bizanslılar arasında da yayılmıştı. İleride Martin Luther de, Osmanlılar hakkında aynı şeyi düşünecek, Allah'ın onları, Hıristiyanları günahlarından dolayı cezalandırmak için gönderdiğini söyleyecektir.”