CANLI

Doris Pilkington Garimara'nın Okurlarının En Çok Paylaştığı Derin Sözler

Doris Pilkington Garimara sözleri ve alıntıları

Okurların en çok andığı isimlerden biri olan Doris Pilkington Garimara, 2 eseriyle edebiyat dünyasına iz bırakmıştır. Bu sayfada 100 söz derlendi.

En Beğenilen Doris Pilkington Garimara Sözleri

yerliler beyazların ruhlar aleminden varlıklar değil de tıpkı kendileri gibi insanlar olduklarını anladıklarında iş işten geçmişti.

📖 Sayfa 32 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Yaşadıkları acı ve sıkıntıyı gizli tutmaya, sessizliklerini ve sakinliklerini korumaya çalışıyorlardı.
Dansları ve şarkıları, resmi makamlardan emir gelmediği sürece, yasaklanmıştı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Bu vahşi ve cani adamlar gelip Aborijin kadınlarını kaçırmışlar, cinsel köleleri olarak gemilerine bindirmişler, ihtiyaçlarını giderdikten sonra da hepsini öldürüp cesetlerini okyanusa atmışlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

“Bu sömürgede siyah hizmetçiler çok daha iyi hizmet veriyor. Onları çalıştırmayı tercih ediyoruz. İngiliz hizmetçilere istedikleri yüksek ücretleri veremeyiz. Karınlarını da istedikleri gibi doyuramayız. Siyahlar sadece pirince razı oluyorlar. Sanki diyet yapıyorlar.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

George Fletcher Moore, On Yılın Günlüğü adlı kitabında şöyle diyor:“Bu sömürgede siyah hizmetçiler çok daha iyi hizmet veriyor. Onları çalıştırmayı tercih ediyoruz. İngiliz hizmetçilere istedikleri yüksek ücretleri veremeyiz. Karınlarını da istedikleri gibi doyuramayız. Siyahlar sadece pirince razı oluyorlar. Sanki diyet yapıyorlar.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Pencerelerde renkli perdeler yerine tel kafesler ve parmaklıklar vardı. Bu haliyle yatılı okuldan ziyade Aborjin çocukları için bir toplama kampını andırıyordu.

📖 Sayfa 96 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Devriyeler her tarafı dolaşıp Aborijin çocukları ailelerinden alıyor ve kilometrelerce güneye gönderiyordu. Her yarı Aborijin çocuk annesi, yavrusunun kendisinden alınabileceğini, buna asla engel olamayacağını biliyordu. Bu nedenle birçok kadın hastane yerine çalıların arasında doğum yapmayı tercih ediyordu. Hastanede doğum yaparlarsa, bebeklerinin daha doğar doğmaz ellerinden alınacağına inanıyorlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Önemli kişilerin, işadamlarının, doktorların, avukatların, politikacıların çocukları yatılı okula gönderildiklerinde, öğrenim hayatları boyunca güzel ve rahat odalarda kalırlardı. Aborijin çocukları ise aşırı kalabalık bir yatakhanede kalmak zorunda bırakılmışlardı. Burası yatılı okul filan değildi. Öğrenci olmayan oda arkadaşları taş gibi sert yataklarda yatıyor, hükümetin dağıttığı battaniyeleri kullanıyorlardı. Yastıkları, çarşafları yoktu. Pencerelerde renkli perdeler yerine demir parmaklıklar vardı. Burası yatılı okuldan çok, toplama kampını andırıyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Yellalonga akrabalarını cesaretlendirmek için söyleyecek söz bulamıyordu. Artık hiçbir şeyden emin değildi. Bir zamanlar çalıların olduğu yerde şimdi çadırlar, kulübeler ya da evler vardı. Yakında beyazlar topraklarını ellerinden alacaklardı ve halkının uğradığı bu haksızlık karşısında müracaat edebileceği bir yer de yoktu.

📖 Sayfa 30 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Yaşlılar yaşadıkları zorluklardan ve sürekli yiyecek aramaktan yorgun düşmüşlerdi. Yiyecek bulmak artık iyice zorlaşmıştı. Ancak daha da önemlisi, beyazların saldırısına uğramaktan korkmaksızın güven içinde uyuyabilecekleri bir sığınak istiyorlardı. Gençler hâlâ kuşkulu ve endişeliydiler; ancak uysallıkla büyüklerine eşlik ediyorlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Kadınlar çocuklarının neden kendilerinden koparıldığını soruyorlardı. Rüzgârın taşıdığı ağlama sesleri ve haykırışlar evlerin duvarlarında yankılanıyordu. Ama kimse onları dinlemiyor, kimse onları duymuyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Bir insan dilini hiç bilmediği birisine geleneksel topraklarına yabancı bir isim verdiğini nasıl izah edebilirdi ki?

📖 Sayfa 24 · Çit, Doris Pilkington Garimara

O gece, çölden yeni gelenler “uygarlıkla” tanıştırılmışlardı. Beyazların yemeklerini yemişler, onların şapkalarını takmışlar, rahatsız giysilerini giymişlerdi. Birkaç gün sonra kadınlar kampın çevresinde çeşitli renk, uzunluk ve modellerde bir değil, iki-üç giysi giyerken görülmüşlerdi. Kimse onlara bir kerede tek bir giysi giymeleri gerektiğini söylemeyi akıl edememişti. Elbiseleri nasıl giymeleri gerektiğini bilmiyorlardı. Bir elbise kirlendiğinde bir başkasını giymeleri gerektiğini söyleyen de olmamıştı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Kırsal üretimin gelişmesi kaçınılmaz olarak tüm Aborjinleri etkilemişti. Kimisi ata toprağından sürülmüş, kadınları tecavüze uğramış, pek çok insan şiddet görmüş ve katledilmişdi.

📖 Sayfa 36 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Ancak geçmişi ile hesaplaşabilenler geleceğe emin adımlar atabilirler.

📖 Sayfa 166 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Büyükbabaları ise zaman zaman kızları çalılıkların arasında yürüyüşe çıkarır ve odun kömürünü toz haline getirerek torunlarını tepeden tırnağa siyaha boyardı. Söylediğine göre bu boya çocukların yalnız arkadaşlarının değil kötü ruhlardan da koruyordu.

📖 Sayfa 62 · Çit, Doris Pilkington Garimara

“Burada kendi dilinizde konuşamazsınız. Dilinizi unutmak ve sürekli İngilizce konuşmak zorundasınız.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

"Güçlü olan haklıdır." Mantığı hakim olmaya başlamıştı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Hepimiz ailelerimizden koparıldık.

📖 Sayfa 92 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Molly ve Gracie sessizce ata bindiler. Yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Yola koyuldular. Annelerinin çığlıklarını, babalarının, amcalarının ve kuzenlerinin hıçkırıklarını duyuyorlardı. Yalnızca bir kez dönüp arkalarına baktılar. Kampta kalanlar sivri nesnelerle bedenlerine, kafalarına vuruyorlar, üzüntülerini ancak böyle ifade edebiliyorlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Doğuma tanık olan kötü ruhların bebeğe zarar vermemesi için, torununa her türlü hakareti ediyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Bir yabancı, karşısındaki adamın geleneksel topraklarına yabancı bir isim vermek üzere olduğunu işaret diliyle nasıl anlatabilirdi?

Çit, Doris Pilkington Garimara

Nyungarlar, daha doğrusu bütün Aborijin nüfusu, Avrupalıların gelişlerinin onlar için nasıl bir anlam ifade ettiğini fark etmeye başlamıştı. Bu, onların geleneksel toplumlarının yıkılması, topraklarının elden gitmesi anlamına geliyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Ama önce yataklarınızı dğzeltmelisiniz, dedi. Yatağı düzeltmekten kast ettiği şey battaniyeyi öylece yatağın üzerine sermekti. Zaten yataklarda çarşaf falan yoktu. Yalnızca özel misafirler geldiğinde onları etkilemek için dağıtılan çarşaflar misafirler gider gitmez toplanıyordu.

📖 Sayfa 88 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Aborjinlerin gelenekleri gereğince, bir insanın adı ölümünden sonra asla telaffuz edilmiyor. Aynı ismi taşıyan birinden de "malum kişi" anlamına gelen 'gurnmanu' ya da ismin yerine kullanılan bir sözcük olan 'Nguberi' diye söz ediliyor

📖 Sayfa 5 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Acılarını ve ıstıraplarını içlerine atarak sessiz ve derinden yaşıyorlardı.

📖 Sayfa 32 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Bir insan kendi çıplak vücudundan, yani normal ve doğal görünümünden neden utansın dı kl?

📖 Sayfa 43 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Aborjin kadınlarını kaçırmışlar, cinsel köleleri olarak gemilerine bindirmişler, ihtiyaçlarını giderdikten sonra da hepsini öldürüp cesetlerini okyanusa atmışlardı.

📖 Sayfa 15 · Çit, Doris Pilkington Garimara

“Yaşlı adam, beyazların yasaları doğrultusunda adalet beklemiş; ama hayal kırıklığına uğramış elbette."

Çit, Doris Pilkington Garimara

"Üç kaçak için ise bu çit sevginin, güvenliğin ve evin simgesiydi.
“Eve vardık sayılır,” dedi Molly. Aslında önlerinde hâlâ sekiz yüz kilometrelik bir yol vardı."

Çit, Doris Pilkington Garimara

We got north now, all the way home.
It's a long walk until they reach their families

📖 Sayfa 21 · Rabbit-Proof Fence, Doris Pilkington Garimara

"Kim bilir daha kaç kişi yiyecekle kandırılıp sindirilmeye çalışacaktı!"

Çit, Doris Pilkington Garimara

Eskiden çalılıkların olduğu yerde şimdi çadırlar, kulübeler ya da evler vardı. Yakında beyazlar topraklarını ellerinden alacaklardı. Kimse onlara yapılan haksızlıklara dur diyemeyecekti.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Bir yabancı, karşısındaki adamın geleneksel topraklarına yabancı bir isim vermek üzere olduğunu işaret diliyle nasıl anlatabilirdi? İmkânsız bir şeydi bu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Çit ülkeyi kuzeyden güneye doğru kesiyordu. Bu, beyazların kendi sorunlarına verdiği bir tepkiydi aslında. Tavşanları uzak tutmak için yapılan bir çit, hükümetin o günkü politikasını da yansıtıyordu.
Üç kaçak için ise bu çit sevginin, güvenliğin ve evin simgesiydi.
“Eve vardık sayılır,” dedi Molly. Aslında önlerinde hâlâ sekiz yüz kilometrelik bir yol vard

Çit, Doris Pilkington Garimara

Yaşlı Udja hakime gidip karsı Nella'nın kaçırıldığını söyleyince
Adama bir çuval un evine göndermişlerdi.
Halbuki yaşlı adam beyaz adamın yasalarından adalet ummuştu.
Ne yazık ki umduğunu bulamadı.

📖 Sayfa 31 · Çit, Doris Pilkington Garimara

“İhtiyar Udja hâkime bir beyazın onun karısını çaldığını söyleyip şikâyette bulunduğunda, hâkim kendisine bir çuval un vermiş ve evine gitmesini söylemiş,” diye devam etti Moody. “Yaşlı adam, beyazların yasaları doğrultusunda adalet beklemiş. Ama hayal kırıklığına uğramış elbette.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Ağaçların, çalılıkların olmadığı, neredeyse tamamen insan yapımı olan bu yerde kaybolmaları işten bile değildi. Onlar için şehir gürültülü ve korkutucuydu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Kimse nasıl göründüğüyle ya da üzerindekilerin modaya uygun olup olmadığıyla ilgilenmiyordu. Önemli olan bedenlerinin örtülmesiydi.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Üç kaçak, çalıların altında sakin sakin kahvaltılarını ederken firar haberi tüm ülkeye yayılmıştı.

📖 Sayfa 129 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Batılılar için tarih ve uzaklık önemlidir; Aborijinlerin öykü anlatma tarzında ise mevsimler ve doğal ortamın özellikleri çok daha büyük önem taşır.

📖 Sayfa 8 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Acılı kadınlar çocuklarının neden kendilerinden koparılması gerektiğini sorup duruyorlardı. Yürek burkan çığlıkları düzlüklerde yankılanıyor, rüzgârla uzaklara taşınıyordu ama bu feryatları duyan, bağrı yanık kadınlara kulak veren kimse yoktu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

"Güçlü olan haklıdır” mantığı hâkim olmaya başlamıştı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Önümüzde uzun bir yol olduğunu biliyorum, ama üstesinden geleceğiz. Tavşan geçirmeyen çiti bulacağız ve bu çiti takip ederek eve ulaşacağız.

Çit, Doris Pilkington Garimara

"İhtiyar Udja hakime bir beyazın onun karısını çaldığını söyleyip şikayette bulunduğunda, hakim kendisine bir çuval un vermiş ve evine gitmesini söylemiş," diye devam etti Moody. "Yaşlı adam, beyazların yasaları doğrultusunda adalet beklemiş. Ama hayal kırıklığına uğramış elbette."

📖 Sayfa 28 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Aborijinlerin gelenekleri gereğince, bir insanın adı ölümünden sonra asla telaffuz edilmiyor. Aynı ismi taşıyan birinden de "malum kişi" anlamına gelen 'gurmanu' ya da ismin yerine kullanılan bir sözcük olan Nguberi diye söz ediliyor. Örneğin, Adam Thomas, Adam adındaki bir başka kişinin ölümünden sonra Nguberi Thomas olarak anılmaya başlıyor.

📖 Sayfa 5 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Onlar için şehir gürültülü ve korkutucuydu. Bundan hiç hoşlanmamışlardı.

📖 Sayfa 78 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Molly ve Gracie okaliptüslerin arasında gözden kaybolmadan önce son bir kez dönüp arkalarına baktılar. Geride bıraktıkları insanlar ellerine geçirdikleri sivri ve sert nesnelerle başlarına ve vücutlarına vurarak kendilerini yaralıyordu. Bu aborjinlerin büyük acılar yaşadıklarında yaptıkları türden bir şeydi.

📖 Sayfa 65 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Acılarını ve ızdıraplarını içlerine atarak sessiz ve derinden yaşıyorlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Güneyde hizmetçiliğe başlamaları onların zorlu hayat yolunda uğrayacakları istismar ve iğfalin de başlangıcı olacaktı.
Sevdiklerinin yanına dönme hayalleri ise uzun süre gerçekleşmeyecekti.

📖 Sayfa 82 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Geleneksel Aborijin toplumunun sayılarla, tarihlerle, daha doğrusu genel anlamda matematikle hemen hemen hiç ilgisi yoktu. Doğa onların sosyal takvimiydi, her şey mevsimsel değişiklere bağlı olaylar ve gelişmelerle ölçülürdü. Örneğin yaz sıcağa, toza ve sineklere bağlı göz sorunlarının ortaya çıktığı bir pink eye (pembe göz) zamanıydı.

📖 Sayfa 7 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Batı Çölü'nün Mardu halkıyla beyazlar arasında bastırılamayan tek mücadele, beyaz yapı işçileri kutsal bir yeri kazıp kutsal nesneleri ortaya çıkardıklarında yaşanıyordu. Bu hareket iki grup arasında çatışmaların olmasına yol açıyordu. Mardular, kutsal topraklarına zarar veren iki işçiyi mızrakla öldürmüşlerdi. İşçiler, kuyu kazmakla görevlendirilen büyük bir ekibin elemanlarıydılar.

📖 Sayfa 32 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Beyaz istilacılar, sözde iyi niyetlerinin göstergesi olarak Aborijinlere battaniye dağıttılar. Bu olay Kraliçe Victoria'nın doğum gününde gerçekleşti. 20 Ağustos 1861 tarihli Illustrated Melbourne Post gazetesinde şöyle diyordu: "Bu onların elinden aldığımız topraklar için bir özür gibi aslında. Ama onlar öyle küçük şeylere minnet duyuyorlar ki... Dağıtılan azıcık yiyecek ya da birkaç battaniye bile büyük bir minnet duymalarına yetiyor."

📖 Sayfa 30 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Resmi makamlar artık geleneksel ya da saf kan Aborijinlerden çok, melez veya yarı Aborijin çocuklarla ilgileniyorlardı. Yarı Aborijin çocukların, koyu renk tenli akrabalarına oranla daha zeki olduklarına, ayrı bir yerde tutulup hizmetçi ya da işçi olarak eğitilmeleri gerektiğine inanılıyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

‘’Acılı kadınlar çocuklarının neden kendilerinden koparılması gerektiğini sorup duruyorlardı. Yürek burkan çığlıkları düzlüklerde yankılanıyor, rüzgarla uzaklara taşınıyordu ama bu feryatları duyan, bağrı yanık kadınlara kulak veren kimse yoktu.’’

📖 Sayfa 69 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Ancak geçmişi ile hesaplaşabilenler geleceğe emin adımlarla ilerleyebilirler.

Çit, Doris Pilkington Garimara

“. Rüzgârın taşıdığı ağlama sesleri ve haykırışlar evlerin duvarlarında yankılanıyordu. Ama kimse onları dinlemiyor, kimse onları duymuyordu.”

📖 Sayfa 67 · Çit, Doris Pilkington Garimara

❝Yağmur bütün izleri siler.❞

📖 Sayfa 116 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Bu iki kız korkularının üstesinden gelmiş ve hayatta kalabileceklerini kanıtlamıştı. Bunun için 'güçlü bir irade ve amaç' gerekiyordu. Bu ikisinde de vardı.

📖 Sayfa 141 · Çit, Doris Pilkington Garimara

“Her yeri çitlerle çevirmişler.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Arkalarına bakıp sevdiklerinin gözyaşlarının yaralarından akan kanlara karıştığını gördükçe bütün bütün kendilerini kaybediyorlardı. Çocukları kendilerinden koparılan ailelerin bu tepkisi yas tuttuklarının bir işaretiydi. Kaçırılan çocuklarının ardından yas tutmayı bırakmaları için göz yaşlarının kuruması gerekiyordu ve buna daha çok vardı.

📖 Sayfa 65 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Bir Mardu* polisleri var. Yalakanın önde gidenidir. Sizin gibi üç kız kaçmıştı da onları yakaladı. O kızlar da Pilbara'dan kaçmışlardı. Sizi de yakalamasınlar, dedi yaşlı adam.

*ingilizler için çalışan, Aborjin yerlisi, iz sürücü polis.

📖 Sayfa 116 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Normalde çöl göçebeleri tabanları sertleşmiş ayaklarına hiçbir şey giymezlerdi, ama günün en sıcak zamanında yürümemeye de dikkat ederlerdi. Sabahtan öğleye kadar yürür, sonra bir süre barınakta ya da ağaç gölgesinde dinlenir, hava serinleyince de yola devam ederlerdi.

Çit, Doris Pilkington Garimara

“Göz alabildiğine çiçeklerle bezeli bir alandan geçtiler.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Çiftlik sahipleri ve yöneticileri onları çiftlikte çalışmak üzere eğitti. Kısa sürede hepsi iyi birer hayvan bakıcısı oldular. Kadınlar da sadık hizmetçiler, aşçılar olduklarını kanıtladılar. Bu arada at binmek ve geceleri hayvanlarla ilgilenmek gibi başka beceriler de geliştirdiler.

Çit, Doris Pilkington Garimara

“Otlardan yaptıkları yataklarının ölüm döşekleri olacağını hiç tahmin etmemişlerdi.”

📖 Sayfa 32 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Tavşanları uzak tutmak için yapılan bir çit, hükümetin o günkü politikasını da yansıtıyordu.

Üç kaçak için ise bu çit sevginin, güvenliğin ve evin simgesiydi.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Siyah uşaklar bu kolonide çok işe yarıyor. İş gücü ihtiyacımızı onlarla karşılıyoruz zira İngiliz işçilerin istediği yüksek maaşları verip bir de üstüne karınlarını güzelce doyurmaya gücümüz yetmez.
Siyahlara ise temel gıdaları olan pirinçten başka bir şey vermemiz gerek kalmıyor.

📖 Sayfa 33 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Molly'den heyecanlı bir çığlık duydular.
"İşte burada. Buldum. Gelin, gelin.
Bakın, çiti buldum bu bizi Jigalong'a kadar götürecek."

📖 Sayfa 137 · Çit, Doris Pilkington Garimara

“Çitin diğer tarafında özgürlük vardı. Ne kadar uzun olursa olsun, o yolu yürümeye kararlıydılar.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

“Çocuklar sadece eve gitmek istediler. Yürüdüler. Günlerce, haftalarca. Çünkü umut, yürümeye devam ettirir.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

“Molly Jigalong’a varmakta kararlıydı;
hiçbir şey ona engel olamazdı.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Devriyeler her tarafı dolaşıp Aborijin çocukları ailelerinden alıyor ve kilometrelerce güneye gönderiyordu. Her yarı Aborijin çocuk annesi, yavrusunun kendisinden alınabileceğini, buna asla engel olamayacağını biliyordu. Bu nedenle birçok kadın hastane yerine çalıların arasında doğum yapmayı tercih ediyordu

Çit, Doris Pilkington Garimara

Ne yazık ki iki hafta içinde Nora ve Eva, umut ettikleri gibi kuzeye dönmek yerine, çiftliklerde çalışmak üzere güneye gönderileceklerdi. Bu onların sömürüyle ve düzenbazlıkla ilk tanışmaları olacaktı. Zorlu bir hayata adım atacaklardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Geride bıraktıkları insanlar ellerine geçirdikleri sivri ve sert nesnelerle başlarına ve vücutlarına vurarak kendilerini yaralıyordu.
Bu Aborjinlerin büyük acılar yaşadıklarında yaptıkları türden bir şeydi.

📖 Sayfa 65 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Kaptan James Stirling Nyungarlara ait iki milyon dönümlük toprağa sahip olmak için yanıp tutuşuyordu. Ancak bu topraklar ingiliz sömürge idaresi tarafından satın alınmış falan değildi.
Yapılan tek şey Britanya ve İngiliz Milletler Topluluğu adına hak iddia etmekten ibaretti.

📖 Sayfa 27 · Çit, Doris Pilkington Garimara

🦘Özgürlüğünüz için nereye kadar gidebilirsiniz?

Çit, Doris Pilkington Garimara

“ Kızımı götürmelerine mâni olmak elimden gelmezdi.Evet,o benim de kızımdı,dedi adam üzüntüyle.”

📖 Sayfa 70 · Çit, Doris Pilkington Garimara

"İhtiyar Udja, hakime bir beyazın onun karısını
çaldığını söyleyip şikâyette bulunduğunda, hakim kendisine bir çuval un vermiş ve evine gitmesini söylemiş" diye devam etti Moody. "Yaşlı adam, beyazların yasaları doğrultusunda adalet beklemiş. Ama hayal kırıklığına uğramış elbette." Kim bilir daha kaç kişi yiyecekle kandırılıp, sindirilmeye çalışacaktı!

Çit, Doris Pilkington Garimara

-Şunları görüyor musunuz? Tek yapmamız gereken şey yuvalardan birini kazarak üçümüzün sığacağı kadar genişletmek.
- Yani tavşanlar gibi deliğe girip mi uyuyacağız, diye sordu Gracie.
- Evet, kimsenin aklına bizi tavşan deliğinde aramak gelmez, diye cevapladı Molly

📖 Sayfa 111 · Çit, Doris Pilkington Garimara

Çit ülkeyi kuzeyden güneye doğru kesiyordu. Bu, beyazların kendi sorunlarına verdiği bir tepkiydi aslında. Tavşanları uzak tutmak için yapılan bir çit, hükümetin o günkü politikasını da yansıtıyordu.
Üç kaçak için ise bu çit sevginin, güvenliğin ve evin simgesiydi.
“Eve vardık sayılır,” dedi Molly. Aslında önlerinde hâlâ sekiz yüz kilometrelik bir yol vardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

“Eve vardık sayılır,” dedi Molly.

Sanırım onları hiç yakalayamayacaksınız, çünkü kendi topraklarına ayak bastıkları andan itibaren çok sıkı bir şekilde saklanacaklar.

“Yağmur bütün izleri siler.”

Molly, Daisy ve Gracie’ye ithafen.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Sömürgecilerin çoğu Aborijin işçileri tercih ediyordu. George Fletcher Moore, On Yılın Günlüğü adlı kitabında şöyle diyor: "Bu sömürgede siyah hizmetçiler çok daha iyi hizmet veriyor. Onları çalıştırmayı tercih ediyoruz. İngiliz hizmetçilere istedikleri yüksek ücretleri veremeyiz. Karınlarını da istedikleri gibi doyuramayız. Siyahlar sadece pirince razı oluyorlar. Sanki diyet yapıyorlar."

📖 Sayfa 29 · Çit, Doris Pilkington Garimara

"Bütün yolu yürüyerek mi kat edeceğiz?”

“Evet.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Çölde çıplak gezmeye alışmış bu insanlar yiyecek ve barınak bulma taleplerinin kabul edilmesi karşılığında vücutlarını örtmeleri gerekliliği arasında bir bağ kuramıyorlardı.

📖 Sayfa 50 · Çit, Doris Pilkington Garimara

İstilacı beyazların yaptığı bir başka hakaret ise İyi niyet göstergesi olarak Aborjinlere her yıl battaniye dağıtma geleneğini başlatmalarıydı.

📖 Sayfa 33 · Çit, Doris Pilkington Garimara

“Yalnızca bir siyah.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Yerliler beyazların ruhlar aleminden varlıklar değil de tıpkı kendileri gibi insanlar olduğunu anladıklarında iş işten geçmişti.

Çit, Doris Pilkington Garimara

🦘Beyaz yerleşimciler koruma altındaki bir türdü, kanunlar onlrı koruyor ve bu kanunları uygulayan polisler ve askerler hiç eksik olmuyordu.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Kundilla şafak vaktini çok severdi.
Güneş yükselirken derinlemesine düşünebilirdi.

Çit, Doris Pilkington Garimara

“Molly, yağmur bulutlarının arasından bir an kendini gösteren güneşi de yakalamıştı.
Bu, onun doğru yönde ilerlediğini anlamasına yardım edecekti.”

Çit, Doris Pilkington Garimara

Çöl göçebeleri şaşkındı; insanların çıplaklıklarından neden utanabileceğim ya da rahatsız olabileceğini anlayamıyorlardı. Bu insanlar kendi ortamlarında, insan kılından yapılmış pubik bir örtü dışında çıplak dolaşıyorlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

“ The arms of the law was long, and reached even to Jigalong.”

📖 Sayfa 5 · Rabbit-Proof Fence, Doris Pilkington Garimara

Ergenlik çağındaki iki oğlu Wandani ve Binmu, yakında kamptan ayrılacak olanların arasına katılacaktı. Yasa’nın gerekliliklerini öğrenecekler ve birer “adam” olarak geri döneceklerdi.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Tavşanlar bu sıcak ve kurak iklime hemen uyum sağlamışlar, tehlikeli bir hızla büyüyüp çoğalmaya başlamışlardı. Tavşan nüfusunu kontrol altına almak için, 1907 yılında tavşan geçirmeyen çit yapılmıştı. Batı Avustralya’da çit 1834 kilometre uzunluğundaydı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Words have always swirled around me like snowflakes each one delicate and different, each one melting untouched in my hands.

Rabbit-Proof Fence, Doris Pilkington Garimara

...yoklama alınıp ışıklar söndürüldükten sonra Molly kapının sürgülenme ve asma kilidin çevrilme sesini duydu. Ardından ortalığa sensizlik hâkim olmuştu. İşte o an özgür ruhlu kız kardeşleriyle birlikte buradan kaçması gerektiğine kesin olarak karar vermişti.(Hikayenin gelişme bölümü de burdan sonra başlıyor)

📖 Sayfa 98 · Çit, Doris Pilkington Garimara

“Bütün çocukların ağaç kabuğundan yapılmış yina booga’ları vardı. Yina booga görmemiş olanlara bunun nasıl yapılacağını ve ağaç kabuğunun nasıl kullanılacağını göstermeye söz verdi.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Binlerce mil güneyde, politikacılar ve resmi görevliler, Molly, Daisy ve Gracie gibi çocukların kaderini tayin etmeye çalışıyorlardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara

Molly, Daisy ve Gracie, beyazların kendileri için düşündüklerinden habersizdiler. Onlar da beyaz bir babadan olma çocuklar için tasarlanan planın bir parçası olacaklardı.

Çit, Doris Pilkington Garimara
Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Her sözün altında alındığı eser belirtilmiştir.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4