
İhsan Oktay Anar'ın imzasını taşıyan Kitab-ül Hiyel, Edebiyat alanının dikkat çeken yapıtlarındandır. Türkçede İletişim Yayıncılık etiketiyle yayımlanmıştır. Aşağıdaki alıntılar, Kitab-ül Hiyel'i okuyan binlerce kişinin favorilerinden oluşuyor.
Kitab-ül Hiyel'den En Beğenilen Alıntılar
... varlıklarını benlikleriyle sınırlayan ve dolayısıyla, aslında ona ait olduklarını bilmedikleri Dünya karşısında cılız ve sakat olduklarını hisseden insanlar gibi, varlığını tehdit ettiğine inandığı o devle savaşmaya karar verdi. Bu dev, Ona ait olmak ise, ona yenilmek, yani ölmek demekti.
📖 Sayfa 113 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Tıpkı ölüm gibi, iki kere iki de cebren dört ediyordu. Öyleyse onların dört etmesini sağlayan cebirin ya da kuvvetin çok daha fazlası, sözgelimi onların beş etmesini sağlayabilirdi.
📖 Sayfa 91 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Dünya'nın kendisi, bir mucize olarak, düşlerden kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı.
📖 Sayfa 80 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Zaten gerçeğin kendisi bir mucizeydi. O her bakımdan şaşılacak, hayret edilecek ve hayran olunacak bir yaratıydı.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Aptal görünmenin bir yolunu bulmalıydı. Ne yazık ki bunu başarabilecek kadar zeki değildi.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Cebirdeki kesinlik onu büyülemişti ve .
📖 Sayfa 85 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Ona göre tabiattaki her olay bir kuvvetin sonucu olarak zor ile meydana geliyordu ki, ölüm de bu zorunluluklardan biriydi.
📖 Sayfa 90 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Çünkü Dünya’nın kendisi, bir mucize olarak, düşlerden kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı.
📖 Sayfa 82 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Oysa zayıflık denen şey hayat, iktidar ise ölüm değil miydi?
📖 Sayfa 67 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder. Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır. Tutkularının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından, bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar,.."
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Dünyanın bir parçası olmak, bedenin değil, benliğin Ölümü olmalıydı.
📖 Sayfa 113 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Ey merhametli ve hayırsever Çelebi! Şişen'de böyle sadık bir cin olduktan sonra sana karada ve denizde ölüm yok. Ama zahmet buyur da söyle: Bu kudretli cine Deli Abuzer için ne diledin?"
📖 Sayfa 31 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Düşünebilen insanlara ihtiyacı vardı."
📖 Sayfa 92 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
... Hiyel ilmi emirlere asla karşı gelmeyecek sadık köleleri, yani makineleri yaratma sanatıydı. Makineleri çalıştıran yedi tabiat kuvveti, hiç şüphesiz ki hiyel ilmi sayesinde insanların kudreti ve iktidarı olacaktı.
📖 Sayfa 15 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"İnsanların akıllı ya da cahil olmaları da onları zalimlikten alıkoymazdı. Zeki olanlar menfaatlerini bildikleri için para uğruna cinayet işlerlerken, cahiller ise cahil oldukları, yani düşünsel bir macera yaşamaya güçleri yetmediğinden, zihinlerindeki boşluğu, ne olduğunu bile tam olarak bilmedikleri bir dava ile kapatırlardı. Böylece onlar, akıllılar gibi para uğruna değil, inandıkları dava için kan dökerlerdi."
📖 Sayfa 132 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Realistler de gerçeği ve dünyayı kopya ediyorlar; ama masalcılar, Aslında gerçekleşmiş Bir Hayal olan dünyayı örnek alıp, onu ve üslubunu taklit ederek yeni Hayaller yaratıyorlar.
📖 Sayfa 150 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
. O her bakımdan şaşılacak, hayret edilecek ve hayran olunacak bir yaratıydı.
📖 Sayfa 75 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
... onlar, düşlerini anlatanlara da kızıyorlardı. Çünkü düşler, onların gerçeklik duygularına aykırıydı. İşin kötüsü onlar, kendi gerçeklik duygularına gerçeğin ta kendisi diye bakıyorlar, aşina oldukları ve şaşırtıcı bulmadıkları her şeye gerçek diyorlardı. Oysa bu, gerçekdışı olanın tanımının ta kendisiydi. Çünkü
📖 Sayfa 83 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar

"Ateşin müteharrik kuvveti ve bu kuvveti geliştirmeye özgü makineler adlı kitabını tam iki kez okumuştu."
📖 Sayfa 83 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Hiyel ilmi, emirlere asla karşı gelmeyecek sadık köleleri, yani makineleri yapma sanatıydı.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Bu ender bulunan bir kanuni altını ve yıllar önce bendeydi. Yanılmama imkân yok, çünkü sahte olup olmadığını anlamak için onu ısırmıştım, ayrıca diş izlerim hâlâ üstünde. Ancak bir hırsız saksağan onu benden çalmıştı. Şimdi söyle bakalım, nereden buldun onu."
📖 Sayfa 42 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Nereye defnedildiğine gelince; eğer her şey gibi kendisini de tahayyül ettiyse, muhayyilenin derinliklerinde bir define olarak belki de hâlâ mevcuttur.
📖 Sayfa 154 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin?
📖 Sayfa 14 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
O, Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder.
Çünkü dünyanın kendisi, bir mucize olarak, düşlerden kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı.
📖 Sayfa 82 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır. Tutkularının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından, bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Cebirdeki kesinlik onu büyülemişti ve aynı kesinlik ölümde de vardı.
📖 Sayfa 91 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Realistler de Gerçeği ve Dünya'yı kopya ediyorlar; ama masalcılar, aslında gerçekleşmiş bir hayal olan Dünya'yı örnek alıp, onu ve üslubunu taklit ederek yeni hayaller yaratıyorlardı.
📖 Sayfa 150 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Dünyadaki her şey bir mucizeyken insan nasıl hayret etmeden durabilirdi?
📖 Sayfa 150 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Oysa zayıflık denilen şey hayat, iktidar ise ölüm değil miydi?
📖 Sayfa 67 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Para su gibi akmaya başlamıştı."
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Ve in yerev âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirr.
📖 Sayfa 82 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
(Ve onlar, bir mucize görseler, yüz çevirirler. Ve bu “Sürekli bir sihirdir.” derler)
Mucizelere inanması gerektiğini, çünkü mucizelerin gerçeklik duygusunun değil, gerçeğin bir parçası olduğunu anlatıyordu. Zaten gerçeğin kendisi bir mucizeydi. O her bakımdan şaşılacak, hayret edilecek ve hayran olunacak bir yaratıydı.
📖 Sayfa 81 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Dünyanın kendisi, bir mucize olarak, düşlerken kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı.
📖 Sayfa 80 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Böylece değil saniye ve dakikaları bilmek, Cahiliyye öncesi mi sonrası mı, hangi yıl ve asırda yaşadığına aldırmayanlar dükkanını doldurdu.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Üzeyir Bey'in ruhu da esvabları kadar temiz. Şu nurlu yüzüne baksanıza! Bekâr olmasına bekâr ama karımıza kızımıza dönüpte bakmış değil."
📖 Sayfa 141 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"İktidar makinesi" dediği şey, yani onun öz varlığı, sonu gelmez isteklerle büyüdükçe tutkuları da devleşmiş, bu yüzden o, nefret ettiği zaaflarını ortadan kaldırarak benliğindeki son insan kırıntılarını da yok etmişti.
📖 Sayfa 67 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Oysa zayıflık denen şey hayat, iktidar ise ölüm değil miydi?
Dünya'nın bir parçası olmak, bedenin değil benliğin ölümü olmalıydı.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar

Zaten gerçeğin kendisi bir mucizeydi .
📖 Sayfa 81 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Nihayet günün birinde hayatında ilk kez gökyüzüne bakmayı akıl etti."
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"İktidar makinesi" dediği şey, yani onun öz varlığı, sonu gelmez isteklerle büyüdükçe tutkuları da devleşmiş, bu yüzden o, nefret ettiği zaaflarını ortadan kaldırarak benliğinde ki son insanca kırıntıları da yok etmişti. Oysa zayıflık denen şey hayat, iktidar ise ölüm değil miydi?
📖 Sayfa 67 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Dünyadaki her şey bir mucizeyken insan nasıl hayret etmeden durabilirdi? İşte Üzeyir Bey bu düşüncelerle insanların gerçeklik duygusuna değil de, gerçeğin kendisine ve ondaki üsluba sadık kalmaya karar verdi.
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
s.150
📖 Sayfa 147 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
...
O aslında kör değildi. Çünkü o, gerçekte, dünyada bulunan sadece bir tek şeyi, son derece değerli bir şeyi görmekle ödüllendirilmişti. Gördüklerini sanan diğer insanlar da, aslında bu değerli şeyi görmemekle cezalandırılmışlardı.
Ustalanın kılıç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez , çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder .
📖 Sayfa 14 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Devlet dairesine girer girmez onun mutlu hayatı artık bitmişti. Çünkü içerideki kalem efendileri, cahiliye devri boyunca Kabe'de bekleyen putlar kadar kımıltısız ve kayıtsızdılar."
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"And olsun'ki, Davud'a katımızda bir imtiyaz verdik, 'Ey dağlar! Onunla birlikte tesbih edin' dedik Kuşlara da bunu duyurduk. Ona demiri yumuşak kıldık."
📖 Sayfa 7 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Kısacası hiyel ilmi, emirlere asla karşı gelmeyecek sadık köleleri, yani makineleri yaratma sanatıydı.
📖 Sayfa 15 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Adını bilmiyordu. Nerede olduğunu bilmiyordu. Hangi devirde yaşadığını, hangi uyrukta olduğunu, geçmişini, yaşadıklarını, hiçbir şeyi, evet, hiçbir şeyi bilmiyordu."
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"Sırrı mektepte medresede değil, kafanda ara"
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
"İnsanların akıllı ya da cahil olmaları da onları zalimlikten alıkoymazdı."
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Peygamberin torunları bile din için katledilmemişmiydi? Çocuk şehzadelerin öldürülmesi için bizzat şeyhülislâm fetva vermemişmiydi? Bir Rus yazarı, Büyük Engizitör adlı eserinde, İsa Mesih'i yakmak isteyenler bir kardinali anlatmamışmıydı?
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
...Yafes Çelebi ise onun başını okşayarak, mucizelere inanması gerektiğini, çünkü mucizelerin gerçeklik duygusunun değil, gerçeğin bir parçası olduğunu anlatıyordu: Zaten gerçeğin kendisi bir mucizeydi. O her bakımdan şaşılacak, hayret edilecek ve hayran olunacak bir yaratıydı.
📖 Sayfa 81 · Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar
Sıkça Sorulan Sorular
Kitab-ül Hiyel kimin eseridir?
Kitab-ül Hiyel, İhsan Oktay Anar tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1996'da yayımlanmıştır.
Kitab-ül Hiyel kaç sayfadır?
Kitab-ül Hiyel, 154 sayfadır (İletişim Yayıncılık baskısı).
Kitab-ül Hiyel'in en ünlü sözü nedir?
“... varlıklarını benlikleriyle sınırlayan ve dolayısıyla, aslında ona ait olduklarını bilmedikleri Dünya karşısında cılız ve sakat olduklarını hisseden insanlar gibi, varlığını tehdit ettiğine inandığı o devle savaşmaya karar verdi. Bu dev, Ona ait olmak ise, ona yenilmek, yani ölmek demekti.”