CANLI

İkinci Şua'dan Din Üzerine Özlü Sözler — Bediüzzaman Said Nursî

İkinci Şua - Bediüzzaman Said Nursî kitap alıntıları ve sözleri

Din alanında yazılmış önemli eserlerden biri olan İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî'un kaleminden çıkmıştır. Kitap 76 sayfadır. Okur oylarıyla sıralanan bu sözler, İkinci Şua'dan özenle derlendi.

Yazar:Bediüzzaman Said Nursî
Yayınevi:Rnk Neşriyatı
Sayfa Sayısı:76
Dil:Türkçe
Okuma Süresi:2 sa. 9 dk.
Türler:Din (İslam), Deneme-İnceleme

İkinci Şua'dan En Beğenilen Alıntılar

Çok güzellikleri intac veya izhar eden bir çirkinlik dahi dolayısıyla bir güzelliktir. Ve çok güzelliklerin görünmemesine ve gizlenmesine sebep olan bir çirkinliğin yok olması, görünmemesi; yalnız bir değil, belki müteaddid defa çirkindir.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Belki her bir zîhayat kendisi dahi birer sikke-i tevhid, birer hâtem-i vahdet, birer mühr-ü ehadiyet, birer turra-i samediyettirler.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Evet bir kavun çekirdeğini halk eden zat, bi'l-bedahe kavunu halk edendir; ondan başkası olamaz ve olması muhal ve imkânsızdır.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

"Ben bütün kâinatı halk eden zatın malıyım, fiiliyim, eseriyim."

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Gördüm ki: Ölüm, ehl-i iman için bir terhistir; ecel, terhis tezkeresidir. Bir tebdil-i mekândır, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır, zindan-ı dünyadan çıkmak ve bağistan-ı cinana bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur-u Rahman'a girmeye bir nöbettir ve dâr-ı saadete gitmeye bir davettir, diye kat'î anladığımdan ölümü ve mevti sevmeye başladım.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Şirk öyle bir cürümdür ki her bir mahlukun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür. Ancak onu cehennem temizler.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hem esmanın nakışları ve cilveleri insanda var, onlar ile o kudsî manalara şehadet eder.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Evet senin gözüne bir gözlük yapan gözlükçü usta, göze gözlüğün yakıştığını görür, sonra yapar. Hem kulağı veren zat, elbette o kulağın işittiklerini işitir, sonra yapar, verir. Sair sıfatlar buna kıyas edilsin.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

"Biz biriz ve bir elden çıkmışız, bir tek zatın malıyız. Ve birimizi yapan, elbette umumumuzu o yapar."

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Bir, elbette birden gelir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Şirk öyle bir cürümdür ki her bir mahlukun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür. Ancak onu cehennem temizler.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Daha bunlara başka şeyler kıyas edilse anlaşılır ki kâinat mecmuası, halk ve icad cihetinde tecezzi kabul etmez bir külldür ve tedbir ve rububiyet cihetinde inkısamı imkânsız bir küllîdir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

وَحْدَهُ

"Allah birdir."

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Mesela, iktidarsız ve ihtiyarsız bir yavrunun imdadına umulmadık bir yerden, yani kan ve fışkı ortasından beyaz, safi, temiz bir süt göndermek olan cüz'î fiil ise tevhid nazarıyla bakıldığı vakit, birden bütün yavruların pek çok hârikulâde ve pek çok şefkatkârane olan küllî ve umumî iaşeleri ve validelerini onlara musahhar etmeleriyle rahmet-i Rahman'ın cemal-i lâyezalîsi kemal-i şaşaa ile görünür. Eğer tevhid nazarıyla bakılmazsa o cemal gizlenir ve o cüz'î iaşe dahi esbaba ve tesadüfe ve tabiata havale edilir, bütün bütün kıymetini, belki mahiyetini kaybeder.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Mesela, insanın en kıymettar cihazı akıldır.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

"İmkân dairesinde, şu varlık âleminden daha mükemmeli, daha üstünü yoktur."

İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn 4:258

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Her şeyde bir vahdet var. Vahdet ise bir vâhide delâlet ve işaret eder.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

"Ben bütün kâinatı halk eden zatın malıyım, fiiliyim, eseriyim."

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Ve madem her şey nihayet derecede hem kıymettar hem sanatlı hem manidar hem kuvvetli görünüyor, gözümüzle görüyoruz. Elbette tevhid yolundan başka yol yoktur ve olamaz. Eğer olsa, bütün mevcudatı değiştirmek ve dünyayı ademe boşaltıp yeniden ehemmiyetsiz muzahrefatla doldurmak lâzım gelecek. Tâ ki şirke yol açılabilsin.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Çünkü böyle çok esaslı bir cemal perdesi altında, böyle dehşetli bir çirkinlik saklanamaz ve bulunamaz. Eğer bulunsa o hakikatli cemal hakikatsiz, asılsız, vâhî ve vehmî olur. Demek şirkin hakikati yok, yolu kapalı, bataklıkta saplanır; hükmü muhal, mümtenidir.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

"Bil ki Allah'tan başka ilâh yoktur."
Muhammed Sûresi, 47:19.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Tevhid ve vahdette cemal-i İlahî ve kemal-i Rabbanî tezahür eder.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Elhamdülillahi alâ nuri'l-iman

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Ölüm, ehl-i iman için bir terhistir; ecel, terhis tezkeresidir. Bir tebdil-i mekândır, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır, zindan-ı dünyadan çıkmak ve bağistan-ı cinana bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur-u Rahman'a girmeye bir nöbettir ve dâr-ı saadete gitmeye bir davettir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

İşte tevhidde cemal ve kemal-i İlahînin kalben görünmesi ve ruhen hissedilmesi içindir ki bütün evliya ve asfiya, en tatlı zevklerini ve en şirin manevî rızıklarını kelime-i tevhid olan "Lâ ilahe illallah" zikrinde ve tekrarında buluyorlar.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Evet kemal-i intizam, insicam-ı mizan ise yalnız vahdetle olabilir.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hem hiç mümkün müdür ki bir Sâni'-i Hakîm, bütün zîhayat, zîşuur masnûlarını birbiriyle konuştursun ve dillerinin binler çeşitleriyle birbiriyle söyleştirsin ve onların sözlerini ve seslerini bilsin ve işitsin ve ef'aliyle ve in'amıyla zahir bir surette cevap versin, fakat kendisi konuşmasın ve konuşamasın? Hiç kabil midir ve hiç ihtimali var mı?

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

"Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ve Efendimiz Muhammed'in (a.s.m.) âline, bütün hastalıklar ve ilaçlar adedince salât eyle ve onu ve âlini çok çok mübarek kıl ve selâm et."

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Çünkü azamet ve kibriya perde olur, herkesin kalbi göremez.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

insanın en kıymettar cihazı akıldır.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hattâ bütün kemalât-ı insaniye ve beşerin bütün ulvî maksatları tevhid ile bağlıdır ve sırr-ı vahdetle vücud bulur. Yoksa eğer vahdet olmazsa insan mahlukatın en bedbahtı ve mevcudatın en süflîsi ve hayvanatın en bîçaresi ve zîşuurun en hüzünlüsü ve azaplısı ve gamlısı olur.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Evet bu kâinat, bin birlikler perdeleri içinde sarılı bir gül goncası gibidir. Belki esma ve ef'al-i umumiye-i İlahiyenin adedince vahdetleri giymiş bir tek insan-ı ekberdir. Belki enva-ı mahlukat sayısınca dallarına vahdetler, birlikler asılmış bir şecere-i tûba-i hilkattir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Kâinatta görünen binlerle ef'al-i umumiyenin ve cilveleri görünen yüzer esma-i İlahiyenin her birinin hem hâkimiyeti, hem kibriyası, hem kemali, hem ihatası, hem ıtlakı, hem nihayetsizliği; vahdetin ve tevhidin gayet kuvvetli birer bürhanıdırlar.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hem mesela insanın en lezzetli ve tatlı ve kıymetli hissi olan muhabbet, eğer sırr-ı tevhid yardım etse bu küçücük insanı, kâinat kadar büyüttürür ve genişlik verir ve mahlukata nâzenin bir sultan yapar. Eğer şirk ve küfre düşse el-iyazü billah öyle bir musibet olur ki mütemadiyen zeval ve fenada mahvolan hadsiz mahbublarının ebedî firakları ile bîçare kalb-i insanîyi her dakika parça parça eder. Fakat gaflet veren lehviyatlar, muvakkaten iptal-i his nevinden zahiren hissettirmiyor.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Evet şirk, kâinata karşı büyük bir tahkir ve azîm bir tecavüzdür. Ve kâinatın kudsî vazifelerini ve hilkatin hikmetlerini inkâr etmekle şerefini kırıyor.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Herbir zîhayat, meselâ bu süslü çiçek ve şu tatlıcı sinek, öyle manidar, İlahî, manzum bir kasideciktir ki, hadsiz zîşuurlar onu kemal-i lezzetle mütalaa ederler.

📖 Sayfa 23 · İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hattâ her bir nevi, mesela nev-i beşer dahi bir ağaçtır. Kökü ve çekirdeği mazide ve semereleri, neticeleri müstakbelde olarak hayat-ı cinsiye ve beka-yı nev'î içinde gayet muntazam kanunların bulunması gibi, hal-i hazır vaziyeti dahi hayat-ı şahsiye ve hayat-ı içtimaiye düsturlarının hükmü altında bir sikke-i tevhid ve zahirî karışıklıklar altında gizli, muntazam bir hâtem-i vahdet ve müşevveş ahval-i beşeriye altında mukadderat-ı hayatiye denilen kaza ve kaderin düsturlarının hükmü altında bir mühr-ü vahdaniyet taşıyor.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Her şeyde bir vahdet var. Vahdet ise bir vâhide delâlet ve işaret eder. Evet vâhid bir eser, bi'l-bedahe vâhid bir sâni'den sudûr eder. Bir, elbette birden gelir. Her şeyde bir birlik bulunduğundan elbette bir tek zatın eseri ve sanatı oldu ğunu gösterir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş:

اَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلٖى لآَ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ

Yani "Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli sözleri, "Lâ ilahe illallah" kelâmıdır."

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Bütün eşya bir tek Zat-ı Vâhid-i Ehad'e verilse bir tek şey gibi kolay ve çabuk ve ucuz olur. Eğer esbaba ve tabiata dahi hisse verilse bir tek şeyin icadı bütün eşya kadar çetin ve geç ve ehemmiyetsiz ve pahalı olacak.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Çünkü mesela, gözü veren zat, hem gözü görür hem ince bir mana olan gözün gördüğünü görür, sonra verir. Evet senin gözüne bir gözlük yapan gözlükçü usta, göze gözlüğün yakıştığını görür, sonra yapar. Hem kulağı veren zat, elbette o kulağın işittiklerini işitir, sonra yapar, verir. Sair sıfatlar buna kıyas edilsin.

📖 Sayfa 15 · İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Eğer haşrin gelmesini, gelecek baharın gelmesi gibi kat'î bir surette anlamak istersen haşre dair Onuncu Söz ile Yirmi Dokuzuncu Söz'e dikkat ile bak, gör. Eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Gözü veren zat, hem gözü görür hem ince bir mana olan gözün gördüğünü görür.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Bu risale benim nazarımda çok mühimdir. Çünkü içinde çok mühim ve ince olan esrar-ı imaniye inkişaf ediyor. Bu risaleyi anlayarak okuyan adam imanını kurtarır inşâallah.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

gözü veren zat, hem gözü görür hem ince bir mana olan gözün gördüğünü görür, sonra verir. Evet senin gözüne bir gözlük yapan gözlükçü usta, göze gözlüğün yakıştığını görür, sonra yapar. Hem kulağı veren zat, elbette o kulağın işittiklerini işitir, sonra yapar, verir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hem kendi sanatını kendisi temaşa etmek ve kendi cemal-i fıtratını kendisi müşahede etmek ve kendi cilve-i esmasının güzelliklerini âyineciklerde kendisi seyretmek isteyen Fâtır-ı Zülcelal'in nazar-ı şuhuduna görünmek ve mazhar olmak, gayet yüksek bir netice-i hilkatidir.

İkinci Şua

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Çok güzellikleri intac veya izhar eden bir çirkinlik dahi, dolayısıyla bir güzelliktir. Ve çok güzelliklerin görünmemesine ve gizlenmesine sebeb olan bir çirkinliğin yok olması, görünmemesi, yalnız bir değil, belki müteaddid defa çirkindir.

📖 Sayfa 54 · İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

İşte

اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ *

âyeti, şirkte hadsiz ve çok büyük bir zulüm bulunduğunu ifade ile bildirir. Şirk öyle bir cürümdür ki her bir mahlukun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür. Ancak onu cehennem temizler.

* "Muhakkak ki, şirk pek büyük bir zulümdür." (Lokman, 13)

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Bütün kâinatta zerrelerden tâ yıldızlara kadar her şeyde kusursuz bir intizam-ı ekmel ve noksansız bir insicam-ı ecmel ve zulümsüz bir mizan-ı âdilin bulunmasıdır. Evet kemal-i intizam, insicam-ı mizan ise yalnız vahdetle olabilir. Müteaddid eller bir tek işe karışırsa karıştırır.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Aynen öyle de tevhid yolunda her şey Kadîr-i Zülcelal'e intisap ve istinad ettiğinden bir karınca bir Firavun'u, bir sinek bir Nemrut'u, bir mikrop bir cebbarı mağlup ettikleri gibi;

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Şirk öyle bir cürümdür ki her bir mahlukun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür. Ancak onu cehennem temizler.

📖 Sayfa 18 · İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Şu Şuâ, gayet acele, pek noksan kalemimle, sıkıntılı, rahatsızlık bir zamanda telif edildiğinden bir derece intizamsız olmakla beraber, bugünlerde tashih ederken iman ve tevhid noktasında pek çok kıymettar ve kuvvetli ve ehemmiyetli gördüm.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

“Tevhid ve vahdette cemal-i ilahi ve kemal-i Rabbanî tezahür eder

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Çok güzellikleri intac veya izhar eden bir çirkinlik dahi dolayısıyla bir güzelliktir. Ve çok güzelliklerin görünmemesine ve gizlenmesine sebep olan bir çirkinliğin yok olması, görünmemesi; yalnız bir değil, belki müteaddid defa çirkindir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Mesela bir zîhayat, cüz'î bir şifası veya bir rızkı veya bir hidayeti için Cenab-ı Hak'tan başkasına hakiki minnettar olmak ve başkasına perestişkârane medh ü sena etmek, rububiyetin azametine dokunur ve uluhiyetin kibriyasına ilişir ve mabudiyet-i mutlakanın haysiyetine dokundurur, celalini müteessir eder.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hem beşerde, kalbinin selâmetine ve istirahatine ait öyle incecik ve gizli ve cüz'î matlabları ve ruhunun bekasına ve saadetine medar öyle büyük ve muhit ve küllî maksatları var ki, onları öyle bir zat verebilir ki kalbin en ince ve görünmez perdelerini görür, lâkayt kalmaz. Hem en gizli ve işitilmez gayet mahfî seslerini işitir, cevapsız bırakmaz.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Eğer vahdet olmazsa o hazine-i ezeliye gizli kalır. Evet, hadsiz cemal ve kemalât-ı İlahiye ve nihayetsiz mehasin ve hüsn-ü Rabbanî ve hesapsız ihsanat ve beha-i Rahmanî ve gayetsiz kemal-i cemal-i Samedanî, ancak vahdet âyinesinde ve vahdet vasıtasıyla şecere-i hilkatin nihayatındaki cüz'iyatın simalarında temerküz eden cilve-i esmada görünür.

📖 Sayfa 9 · İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Çünkü mevcudatın icadındaki en mühim makasıd-ı Rabbaniye, kendini zîşuurlara tanıttırmak ve sevdirmek ve medh ü senasını ettirmek ve minnettarlıklarını kendine celbetmektir.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hem mesela insanın en lezzetli ve tatlı ve kıymetli hissi olan muhabbet, eğer sırr-ı tevhid yardım etse bu küçücük insanı, kâinat kadar büyüttürür ve genişlik verir ve mahlukata nâzenin bir sultan yapar. Eğer şirk ve küfre düşse el-iyazü billah öyle bir musibet olur ki mütemadiyen zeval ve fenada mahvolan hadsiz mahbublarının ebedî firakları ile bîçare kalb-i insanîyi her dakika parça parça eder. Fakat gaflet veren lehviyatlar, muvakkaten iptal-i his nevinden zahiren hissettirmiyor.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Hem insanın bütün cihazatları ve hissiyatları, sırr-ı vahdetle gayet yüksek bir kıymet alırlar ve şirk ve küfür ile gayet derecede sukut ederler. Mesela, insanın en kıymettar cihazı akıldır. Eğer sırr-ı tevhid ile olsa o akıl, hem İlahî kudsî defineleri hem kâinatın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtarı olur. Eğer şirk ve küfre düşse o akıl, o halde geçmiş zamanın elîm hüzünlerini ve gelecek zamanın vahşi korkularını insanın başına toplattıran meş'um ve sebeb-i taciz bir âlet-i bela olur.

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî

Sıkça Sorulan Sorular

İkinci Şua kimin eseridir?

İkinci Şua, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır.

İkinci Şua kaç sayfadır?

İkinci Şua, 76 sayfadır (Rnk Neşriyatı baskısı).

İkinci Şua'nın en ünlü sözü nedir?

“Çok güzellikleri intac veya izhar eden bir çirkinlik dahi dolayısıyla bir güzelliktir. Ve çok güzelliklerin görünmemesine ve gizlenmesine sebep olan bir çirkinliğin yok olması, görünmemesi; yalnız bir değil, belki müteaddid defa çirkindir. İkinci Şua”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: İkinci Şua — Bediüzzaman Said Nursî. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4