CANLI

İstanbul'dan Çizgiler: Orhan Kemal'ın Klasik Edebiyat Üzerine Unutulmaz Sözler

İstanbul'dan Çizgiler - Orhan Kemal kitap alıntıları ve sözleri

Klasik edebiyat alanına Orhan Kemal'ın kazandırdığı İstanbul'dan Çizgiler, 1998'de yayımlanmıştır. İstanbul'dan Çizgiler için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.

Yazar:Orhan Kemal
İlk Yayın:1998
Yayınevi:Everest Yayınları
Sayfa Sayısı:218
Dil:Türkçe
ISBN:9789752895195
Okuma Süresi:6 sa. 11 dk.
Türler:Edebiyat, Hikaye (Öykü)

İstanbul'dan Çizgiler'den En Beğenilen Alıntılar

"Sabahları güneşi üstüne doğurtmadan, kahvaltını edemeden, çoğu günler karını uykuda bırakıp düş yollara. Neden? Vaktinde işbaşı yapabilmek, kendinden nefret ettiren ev sahibinin suratıyla karşılaşmamak için!"

📖 Sayfa 5 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Gülüverdim. Onlar da güldüler. Bakışlarında güven, kirli yüzlerinde safça gülüşün temizliği."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Eskiden gülerdim delilere...Şimdi anlıyorum zavallıları... Keçileri kaçırmanın ne demek olduğunu anlıyorum şimdi..." ;)

📖 Sayfa 30 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Bizim insanlarımız da, dünyanın öbür insanları kadar kabiliyetli, çalışkan, gözü açık ve güçlüdürler. Elverir ki, onları anlayan “öğretmen Ali’ler, namuslu öğretmen Ali’ler kollarını sıvasın.

📖 Sayfa 72 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Mihneti kendine zevk etmedir âlemde hüner."

Enderunlu Vâsıf

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Gidip görmek, kendi ağızlarından dinlemek lazım çektiklerini. Hele sekiz çocuklu, otuz altı, otuz yedi yaşında bir aile babasından söz açtılar, bu kendilerini fil sanan ispenç horozlarının zulmü yüzünden hırsından su bardağını çatır çatır yemiş. Şimdi hastanede."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Ah İstanbul, vah İstanbul, ocağın yana İstanbul. Bize ne oyunlar ettin!"

📖 Sayfa 42 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Ne olursa olsun, bunca yokluk, bunca kötü yaşama şartının yanı başındaki "yaşama gücü"nün pembesi, moru, sarısı, mavisine hayrandım gene de.

📖 Sayfa 103 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Ah bu insanlar, ah bu suçu kendimize yükleme , kendimizde bulma yanimiz. Sefaletlerimizin suçu salt bizde mi? Sonra niçin bunu saklamali? Bu bir ayipsa, bizden cok baskasini ilgilendirir. Ilgilendirir ya, biz büsbütün suçsuz degiliz. Daha iyi yasamayi istemiyoruz, istemesini bilmiyoruz, daha iyi yasamaya kendimizi layik bulmuyoruz. Oylarimizi ezbere veriyor, bizi daha iyi yasamaya kavusturacak olanlari secmiyoruz.

📖 Sayfa 134 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Demek," dedi şoför, "dertlerimizi yazacaksınız?"
"Evet, dertlerinizi."
"Kime duyurmak için?"
"İlgililere."
Omuz silkti:
"Ne çıkacak be beyim? İlgililer bilmiyorlar mı sanki dertlerimizi? Yeniden öğrenince çare mi bulacaklar?"
Daha bir başkası lafa karıştı:
Cıgara kutularının ardına milletin derdini yazan çoook milletvekili gördük. "
Bir kahkaha.
" Sonra da kutularla birlikte..."

📖 Sayfa 85 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

“İnanmış insan”dan zarar gelmez. İnandı mı insan, inandığınca yapıcıdır. İnanmadı mı bırak. Hiçbir şeye inanmamak korkunç. İnanmayan insandan insanlara fayda gelmez.

📖 Sayfa 65 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Çocuğu veren Allah rızkını niye vermez?

📖 Sayfa 40 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Ben onu tanırım, o beni tanır. Eğitimi ne okulu ne. Yahu diyorum, bırak bu iktisatçı, sosyolog, felsefeci pozlarını. Herkes kendi işini yapsın. Sen roman yaz roman diyorum. Fakat roman yaşanarak yazılır. Tek bir yaşantısı yok. İşte bu boşluğunu gidermek için, felsefeden, sosyolojiden, tarihten yardım umuyor. Yaşamamış efendim. Olmaz."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Arayan Mevlasini da bulur, belasını da ama aramaya vaktim yok."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Yarım kilo kuru fasülye, iki yüz elli gram etle fokur fokur kaynamış kocaman bir kuru fasülye tenceresinin başında milyonerlerin çokluk bulamayacaklar neşeli saatleri bulmak az mutluluk mu?

📖 Sayfa 114 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Demek," dedi şoför, "dertlerimizi yazacaksiniz?"
"Evet, dertlerinizi."
Esansçı güldü:
"Kime duyurmak için?"
"İlgililere."
Omuz silkti:
"Ne cikacak be beyim? Ilgililer bilmiyor mu sanki dertlerimizi? Yeniden öğrenince care mi bulacaklar?"
Daha bir baskasi lafa karisti:
"Cigara kutularinin ardina milletin derdini yazan cook milletvekili gördük."
Bir kahkaha.
"Sonra da kutularla birlikte..."
"Haaydi çöp tenekesine!"

📖 Sayfa 106 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Kendi kendilerini matrağa alabilen insanlar "Mihneti kendine zevk etmedir âlemde hüner!"i hatırlatan cinsten.

📖 Sayfa 125 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Burada da çocuklar. Dunyaya gelişlerinde oylari alinmamis, cefa çekmek, sevilmemek, çikolatalara, şekerlemelere değil, çokluk kuru ekmekle peynire, bol suya, baba anne dizinde oturup okşanmaya hasret çocuklar.

📖 Sayfa 156 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

“Orhan Kemal topluma, konularına bir kahvehane penceresinden bakar gibidir. Konularına bir aydın bilgiçliği ile eğilmeyişi ayırıcı özelliklerinden. Topluma, geçmişe, geleceğe çekidüzen vermeye yeltenen buyuran bir bürokrat bakışı hiç yok. (...) Bir kurumdan, bir dernekten değil de halkın arasından, sözgelimi bir kahveden bakıyor."

📖 Sayfa 18 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Bayram, bayramlar, hava kadar, güneş kadar herkesi kaplayıp kapsamadıkça, insanlardan çoğuna cicileriyle övünmek, pek çoğuna da cicileriyle övünenlere imrenmek, imrenenlere hüzün, hüzünlü çocuklarının boynu büküklükleri karşısında gizli gizli gözyaşı döken analar, bütün bunlar karşısında yerlere geçen yoksul babalar bulundukça ben bayramı, bayramları sevmiyorum, sevemiyorum, sevemeyeceğim."

📖 Sayfa 139 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Tuhaftır bizim halk. Belki de bütün halklar böyledir."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Yarım kilo kuru fasulye, iki yüz elli gram etle fokur fokur kaynamış kocaman bir kuru fasulye tenceresinin başında milyonerlerin çokluk bulamayacakları neşeli saatleri bulmak az mutluluk mu?"

📖 Sayfa 101 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Cıgara kutularının ardına milletin derdini yazan çook milletvekili gördük."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Düzenli kültür, sonunda diploma güzel şey. Güzel şey ama, güzel şeye ulaşmış mutlu insanların yurtlarına, yurttaşlarına olan sorumlulukları elbette büyük.

📖 Sayfa 79 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Tez gel ağam tez gel eğlenmiyesin.
Elde güzel çoktur evlenmiyesin."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Üstün başın bozuk mu, cebinde paran kıt mı, kim dönüp de bakar? Parasız insanı kim "insandan" sayar?"

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Hiç bir şeye inanmamak korkunç. Inanmayan insandan insanlara fayda gelmez

📖 Sayfa 45 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Bizim insanlarımız da, dünyanın öbür insanları kadar kabiliyeti, çalışkan, gözü açık, ve güçlüdürler. Elverir ki, onları anlayan "Öğretmen Ali"ler, namuslu Öğretmen Ali'ler kollarını sıvasın.
Selam olsun benden bütün Türkiye, hatta bütün dünyadaki Öğretmen Ali'lere!"

📖 Sayfa 77 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Ah bu insanlar, ah bu suçu kendimize yükleme, kendimizde bulma yanımız. Sefaletlerimizin suçu salt bizde mi? Sonra niçin bunu saklamalı? Bu bir ayıpsa, bizden çok başkalarını ilgilendirir. Ilgilendirir ya, biz büsbütün de suçsuz değiliz. Daha iyi yaşamayı istemiyoruz, istemesini bilmiyoruz, daha iyi yaşamaya kendimizi layık bulmuyoruz.

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

İktidarlar vaat ederler, bizler yazarız, birtakım insanlar da vaatlerin gerçekleşmesini beklerler. Günler, haftalar, aylar geçer. Oylar verilip alınır, yeni iktidarlar yıpranır, yıpranan iktidarlar yıkılıp gider. Yenileri vaatlerle gelirler... Bu böylece sürer.

📖 Sayfa 135 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Hele bir görevliden söz açtılar, insan hırsından dişlerini yiyebilir."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Kör’e bakma sen. Anlamaz toplumu. Dağdan geldi şehre sığmadı. Şimdi dağı da unuttu, şehri ise bilmiyor. Git biraz dolaş dağları, gör, tazelen.

📖 Sayfa 14 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"On beş günde beş liracık kazandım beyim, az mı? Ye ye bitmez!"

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Kim bilir, belki de “sefalet”lerinden utanıyorlar. Ahh bu insanlar, ahh bu suçu kendimize yükleme, kendimizde bulma yanımız. Sefaletlerimizin suçu salt bizde mi? Sonra niçin bunu saklamalı? Bu bir ayıpsa, bizden çok başkalarını ilgilendirir. İlgilendirir ya, biz büsbütün de suçsuz değiliz. Daha iyi yaşamayı istemiyoruz, istemesini bilmiyoruz, daha iyi yaşamaya kendimizi layık bulmuyoruz. Oylarımızı ezbere veriyor, bizi daha iyi yaşamaya kavuşturacak olanları seçemiyoruz.

📖 Sayfa 126 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Demek dedi şoför, dertlerimizi yazacksınız?
Evet, dertlerinizi.
Esansçı güldü:
Kime duyurmak için?
İlgililere.
Omuz silkti:
Ne çıkacak ve beyim? İlgililer bilmiyorlar mı sanki dertlerimizi? Yeniden öğrenip çare mi bulacaklar?
Daha bir başkası lafa karıştı:
Cigara kutularının ardına milletin derdini yazan çoook milletvekili gördük.
Bir kahkaha.
Sonra da kutularla birlikte....
Haaydi çöp tenekesne!

📖 Sayfa 107 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

İstanbul'da meğer başını sokacak mülk evin olacakmış. Yok mu, kendini İstanbullu belleme, övünme İstanbulluyum diye!

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Ah bu insanlar, ah bu suçu kendimize yükleme, kendimizde bulma yanımız. Sefaletlerimizin suçu salt bizde mi? Sonra niçin bunu saklamalı? Bu bir ayıpsa, bizden çok başkalarını ilgilendirir. İlgilendirir ya, biz büsbütin de suçsuz degiliz. Daha iyi yaşamayı istemiyoruz, istemesini bilmiyoruz, daha iyi yaşamaya kendimizi layık bulmuyoruz.
Oylarımızı ezbere veriyor, bizi daha iyi yaşamaya kavuşturacak olanları seçemiyoruz.

📖 Sayfa 134 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Kim bilir, belki de "sefalet"lerinden utanıyorlar. Ah bu insanlar, ah bu suçu kendimize yükleme, kendimizde bulma yanımız. Sefaletlerimizin suçu salt bizde mi? Sonra niçin bunu saklamalı? Bu bir ayıpsa bizden çok başkalarını ilgilendirir. İlgilendirir ya, biz büsbütün de suçsuz değiliz. Daha iyi yaşamayı istemiyoruz, istemesini bilmiyoruz, daha iyi yaşamaya kendimizi layık bulmuyoruz. Oylarımızı ezbere veriyor, bizi daha iyi yaşamaya kavuşturacak olanları seçemiyoruz.

📖 Sayfa 134 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Ah bu çocuklar ve ah bu çocukların sevinci."

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Zamanın göstereceğini hep göreceğiz, herkes görecek. Marifet ileriyi vaktinden önce göremedikten sonra neye yarar senin okumuşluğun?

📖 Sayfa 191 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Marifet ileriyi göremedikten sonra neye yarar senin okumuşluğun?

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

“Allah” konusu, ince konu. Allah, peygamberler, dinler, din kitapları… Bütün mesele bir şeye gerçekten inanabilmektir. “İnanmış insan”dan zarar gelmez. İnandı mı insan, inandığınca yapıcıdır. İnanmadı mı, bırak. Hiçbir şeye inanmamak korkunç. İnanmayan insandan insanlara fayda gelmez.

📖 Sayfa 61 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Sefaletlerimizin suçu salt bizde mi? Sonra bunu niçin saklamalı? Bu bir ayıpsa, bizden çok başkalarını ilgilendirir. İlgilendirir ya, biz büsbütün de suçsuz değiliz. Daha iyi yaşamayı istemiyoruz, istemesini bilmiyoruz, daha iyi yaşamaya kendimizi layık bulmuyoruz. Oylarımızı ezbere veriyor, bizi daha iyi yaşamaya kavuşturacak olanları seçemiyoruz.

📖 Sayfa 126 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Orhan Kemal için önemli olan güzel değil, yararlılıkta değil. Evet; doğru olan da değil. Gerekli olanla yetinmek belki.

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Biri, "Suç, fakirlikte," dedi. "Ben onu bunu bilmem, fakir olmak en büyük suç!" "

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

"Kör'e bakma sen. Anlamaz toplumu. Dağdan geldi şehre sığmadı. Şimdi dağı da unuttu, şehri ise bilmiyor. Git biraz dolaş dağları, gör , tazelen diyorum.
Beyimiz salonda viski içiyor. Viski içip masal yazmayı Yaşar'da gördük."
"Yok," diyor ardından. "Kemal Tahir'den daha iyidir. Hamuru sağlamdır. Sizdendir. Fakat," deyip basıyor kahkahayı. "Unuttu dağları kör. Adalara bakıp dağ sanıyor, Basınköyü de yayla."
Orhan'da ve Yaşar'da gördüğüm kadari ile kardeşce bir dalaşma bu.

📖 Sayfa 13 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Vurduk Aksaray'dan Topkapı'ya uzanan yeni pırıl pırıl asfalta. Çevreleri düzene sokulmuş bu güzel yol sıra sıra apartmanlanyla gönül açıcı ama, arada yıkık, paslı duvarlar o güzelim düzen arasından başlarını çıkarıp, "Bu yol, bu yolun göstermefiğine inanmayın. Bunlar cila. Bizler de varız. Hele sokak aralanna girin de görün. Asıl İstanbul biziz!” demek istemeseler...

📖 Sayfa 41 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

İktidarlar vaat ederler, bizler yazarız, birtakim insanlar da vaatlerin gerçeklesmesini beklerler. Günler, haftalar, aylar geçer. Oylar verilip alınır, yeni iktidarlar yıpranır, yıpranan iktidarlar yıkılıp gider. Yenileri yeni vaatlerle gelirler... Bu böylece sürer.

📖 Sayfa 157 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

" Bölüştük, bölüştük a, gene de birbirimize yardımdan geri durmuyorduk. Gel zaman git zaman, çoğalmaya başladık senin anlayacağın. Kandaşlarımın da çocukları oldu, benim de. Benim beş çocuk. Çocuğu veren Allah rızklarını niye vermez?"

📖 Sayfa 43 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

" İstanbul'da, Beyoğlu''na çıkan ara sokaklardan birinde kim kime? Üniformasız herkes, ama herkes 'Yalova Kaymakamı' dır burda."

📖 Sayfa 58 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Evet, kasketinden, poturundan, yemenilerinden, daha çok da bıyığının kesilişinden akıyordu taşralılık. Laciverdi soluk kasketinin altında, makineyle tıraşlı başı, saçları... Saçları bembeyazdı. Vardı şöyle böyle ellisinde. Güzel yurdunu bırakıp da ne diye gelmişti sanki buralara? İstanbul gibi büyük güzel şehirde yaşamak, Beyoğlu'nda, Adalar'da gezip tozmak, yazın plajlarında yıkanmak, bir kelimeyle, İstanbullu olmak için mi?

📖 Sayfa 41 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Hanımefendi, affedersiniz. Buralarda kiralık ev var mı? Kıpkırmızı dudakları, şaşkın iri siyah gözleri, şurası burasıyla bizi öyle küçümseyerek gözden geçirdi ki… Sanki, sizin gibi kiracı parçasıyla çene çalmaya mal sahipliğim müsait değil demek istedi. Velhasıl İstanbul kazan biz kepçe! Ne Tepebaşı, Aynalıçeşme’si kaldı aramadık, ne Kuledibi, Galata’sı, Karaköy’ü hatta Tophane’si…

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

" Binin yarısı beş yüz, o da bizde yok!"

📖 Sayfa 122 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Orhan Kemal derin, felsefi sözler kullanmiyor. Böyle konusmalari boğuntuya getirmesini de bilir.Bir kiraci ev sahibi ile konusuyor sanirsin; somut, yalin gundelik diyaloglar ile işini görüyor. Gene de , en sonunda, düşüncesinin butün boyutlarina karsilik vermis oldugunu anlarsin. Mecelle kusaginin son artistlerinden biri desem, öyle de değil. Fakat, kendisini saklamayi erdem bilen bir eğitimden geldigi söylenebilir. Orhan Kemal'i farketmek enikonu emek istiyor

📖 Sayfa 10 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Etini satan genelev kadını gibi dilenciler de küçük çsplı tüccar'dır.

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Bu dünya düzelmez. Bu Dünyayı Eflâtun'lar, İskender'ler, Kanunî'ler, Yavuz'lar mavuzlar düzeltememiş!

📖 Sayfa 312 · İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Arayan belasını da bulur Mevlasını da.

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal

Sıkça Sorulan Sorular

İstanbul'dan Çizgiler kimin eseridir?

İstanbul'dan Çizgiler, Orhan Kemal tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1998'de yayımlanmıştır.

İstanbul'dan Çizgiler kaç sayfadır?

İstanbul'dan Çizgiler, 218 sayfadır (Everest Yayınları baskısı).

İstanbul'dan Çizgiler'in en ünlü sözü nedir?

“"Sabahları güneşi üstüne doğurtmadan, kahvaltını edemeden, çoğu günler karını uykuda bırakıp düş yollara. Neden? Vaktinde işbaşı yapabilmek, kendinden nefret ettiren ev sahibinin suratıyla karşılaşmamak için!"”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: İstanbul'dan Çizgiler — Orhan Kemal. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4