
Dücane Cündioğlu'nun Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset adlı kitabı, din konusunda dikkat çekici bir bakış sunar. İlk kez 2012'de yayımlanmıştır. Okur oylarıyla sıralanan bu sözler, Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset'ten özenle derlendi.
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset'ten En Beğenilen Alıntılar
Türklerin ulusçuluğu yeni bir şey değildir. Kürt ulusçuluğu 20 yıl önce başladı. Arnavut ulusçuluğu başlayalı 30 yıldan fazla zaman geçti. Ermeni ulusçuluğu en az 40, Bulgar ulusçuluğu 60, Yunan ulusçuluğu 80 yıllık olmuştur.
📖 Sayfa 10 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Niyazi Berk'in ise bu ifadeden hareketle şu neticeye ulaşmaktadır: "Türk uluşçuluğu bunların nedeni değil sonucuydu."
2. Dünya Savaşı'ndan sonra çok partili rejime geçildiğinde, devletin dine karşı tutumunda ilk yumuşama belirtileri görülmeye başlamış, yeni partilerin daha muhafazakâr bir yapıda kurulmalarıyla birlikte istikametini tayin eden bu yumuşama süreci, 1947 CHP Kurultayı'yla ve bilhassa 1949'da Başvekâlet, Şemsettin Günaltay'a teslim edildikten sonra iyice hızlanmıştır…”
📖 Sayfa 156 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
"Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'an okunur
📖 Sayfa 24 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ'nın."
-Ziya Gökalp
Mustafa Kemal Atatürk hiddetlenir ve Kazım Karabekir'e şöyle çıkışır:
📖 Sayfa 49 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Evet Karabekir! Arapoğlunun yâvelerini Türkoğullarına öğretmek için Kur'an'ı Türkçe'ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutacağım; ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler.
Dünyanın şarkı da, garbı da bize celî bir surette gösteriyor ki bu asır milliyet asrıdır.
📖 Sayfa 12 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
"İbadetlerin Türkçeleştirilmesi Projesi", tamamlan(a)mamış bir diğer tabirle amacına ulaşamamış bir projedir.
📖 Sayfa 13 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Mehmed Cemaleddin Efendi, 19 Mart 1926 tarihinde, Ramazan'ın ilk cumasında hutbeyi Türkçe okuyacak ve sonra namazı da kendisinin hazırladığı Türkçe Kur'an çevirileri ile (Fatiha,Asr ve İhlas surelerinin çevirileriyle) kıldıracaktır.
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
... bir yemek sırasında Karabekir'le İnönü arasında bir tartışma çıkar. İnönü'nün teklif ettiği "inkilâb hamlesi" kısaca şöyledir:
📖 Sayfa 51 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapamazsak hiçbir zaman yapamayız. 97
97. Mumcu, sh. 97; Bozdağ, sh. 165
Mustafa Kemal Atatürk'le eşi Latife Hanım'ın da bulunduğu bir yemek sırasında Karabekir'le İnönü arasında bir tartışma çıkar. İnönü'nün teklif ettiği "inkilab hamlesi" kısaca şöyledir:
📖 Sayfa 51 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapamazsak hiçbir zaman
yapamayız.
Kazım Karabekir (öl. 1948), hatıralarında; "1) İslamlık terakki(ilerleme)'ye manidir, 2) Arapoğlu'nun yavelerini Türklere öğretmeli, 3) Hocaları toptan kaldırmalı" şeklinde üç maddelik bir programdan söz eder ve bu programın her maddesini de tek tek kişisel gözlem ve tanıklıklara dayandırır. Birinci maddeyi, Mustafa Kemal Atatürk'ün huzurunda Fethi Okyar, Tevfik Rüştü Aras ve Mahmut Esat Bozkurt'la; ikinci maddeyi bizzat Mustafa Kemal Atatürk'le; üçüncü maddeyi ise Lozan'dan henüz gelmiş bulunan İsmet İnönü'yle arasında geçen tartışmalara istinaden zikreder.
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
“Gerçekten de Elmalılı, tekeffül ettiği gibi eserin hem tefsir, hem de meâl kısmını hazırlamış ve eserin ilk cildi 1935 yılında yayımlanmıştı. Ancak kendisi, eserin meâl kısmını namazlarda okunmasına mâni olacak şekilde hazırlamış ve kitabın mukaddemesinde de "Kur'an'ın Türkçe tercümesiyle namaz kılınamaz hâşâ!" gibi bir ifade kullanmış olduğundan ilk başta yayım işi tehlikeye girmişti.”
📖 Sayfa 108 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
İtalyan oryantalist Nallino'nun şu tesbitine işaret etmeden geçemeyeceğim: "Çöküntü, yüzyıllar boyunca Osmanlı büyüklüğünü oluşturan temelleri kolay ve hızlı bir devrim ile yıkmanın ve aynı zamanda İmparatorluk topraklarını olduğu gibi korumanın mümkün olacağını sanan, Avrupalı gibi eğitilmiş, kendi yurttaşlarının gerçek ruh durumlarından ve gereksinmelerinden habersiz o aydın grubu yüzünden olmuştur."
📖 Sayfa 2 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
"Gazi, Kur'an-ı Kerim'i bazı İslamlık aleyhtarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur'an'ın Arapça okunmasını namazda dahi men ederek bu tercümeyi okutacak.O züppelere de işi alaya boğarak aklınca Kur'an'ı da İslamlığı da kaldıracaktır.Etrafında böyle bir muhit kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyor."
📖 Sayfa 46 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Kazım Karabekir , Paşaların Kavgası(haz. İsmet Bozdağ)sh. 158
Her hâlükârda Cumhuriyet ideolojisinin dine, dinî müessese ve geleneklere karşı yürüttüğü siyasetin bir millîleştirme siyaseti olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim siyasî merkezin doğrudan müdahale etmek yerine birtakım yarı-sivil aracılar yoluyla gerçekleştirmeye çalıştığı bu dinî millîleştirme siyaseti, 1932 yılına gelindiğinde fiilen resmiyet kazanacak ve bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle Dolmabahçe Sarayı'ndan idare edilen inkılâp hareketi, büyük bir direnmeyle karşılaşmaksızın bütün yurdu saracaktır.
📖 Sayfa 102 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Kula Müftülüğüne
📖 Sayfa 112 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Ölüm haberini ilân eden "salâ"nın hasta ve âsabı bozuk insanlar üzerinde uyandırdığı acı tesirler dolayısiyle kaldırılması Riyaset makamından istenilmiştir.
Hiçbir şer'i hükmü hâiz bulunmayan Cenaze salâlarının bundan böyle minarelerde okunmamasının alakadarlara tebliğini tamimen bildiririm.
15 Nisan 1937
Diyanet İşleri Başkanı
Rıfat Börekçi
Halil Altuntaş, Kuran'ın Tercümesi ve Tercüme ile Namaz Meselesi sh. 194(Ek-4)
Bir millet, dini kitaplarını okuyup anlayamazsa, tabidir ki dininin hakiki mahiyetini öğrenemez. Hatiblerin, vaizlerin ne söylediklerinr anlayamadığı surette de ibadetlerden hiçbir zevk alamaz. İmam-ı Azam hazretleri, hatta "namazdaki sûrelerin bile milli lisanda okunmasının câiz olduğunu" beyan buyurmuşlardır. Çünkü ibadetten alınacak vecd, ancak okunan duaların tamamıyla anlaşılmasına bağlıdır.
📖 Sayfa 43 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
-Ziya Gökalp
Cumhuriyetin kurucu kadrosunun din planını Kazım Karabekir (öl. 1948), hatıralarında: "1) İslâmlık terakkiye mânidir. 2) Arapoğlu nun yavelerini Türklere öğretmeli, 3)Hocaları toptan kaldırmalı" şeklinde üç maddelik bir programdan söz eder.
📖 Sayfa 47 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
İsmet Paşa, Kazım Karabekir'e "müslüman olduklarından dolayı bugüne kadar istiklalin kendilerine verilmediğini ve müslüman kaldıkları sürece müstemlekeci devletlerin, bilhassa İngilizlerin daima aleyhlerinde olacaklarını, hatta kazanılan istiklalin de daima tehlikede kalacağını" söyler.
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Türkçe Kur'an ve Türk-İslam sentezi tabirleri her şeyi açıklamaktadır; zira imparatorluktan ulus devlete geçişte, nasıl ki yeni devletin Türk unusurlara dayanmasına karar verilmişse, aynı şekilde İslâm'ın da Türk'e mahsûs bir veche kazanması kararlaştırılmış idi.
📖 Sayfa 43 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu

Camilere sıralar, elbiselikler konulması ve mabedlere ayakkabılarla girilmesi gibi hususlar, esas itibari ile daha önceleri de dile getirilmiş ve ibadetlerin Türkçeleştirilmesini savunanlar, aynı zamanda camilerin de modern bir şekle, daha doğrusu kiliselere benzer bir şekle sokulması konusunda muhtelif fikirler ortaya atmışlardır.
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Cumhuriyet vönetimi bidayetinden itibaren, dini kendi haline bırakmamış, gerek Diyanet İşleri Reisliği kanalıyla, gerekse kendi başına almış olduğu müstakil kararlar yoluyla din'i mümkün mertebe denetim altına almaya ve bu arada din'e, devletin resmî ideolojisine uygun bir şekil vermeye çalışmıştır.
📖 Sayfa 4 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Bir sahib-i gayret çıkıp da Kur'an-ı Kerim'i Türkçeye nakledemiyor, yahut elde mevcut olan Türkçe Kelam-ı Kadîm'in lisan ve şivesini herkesin anlayacağı bir hale getiremiyor.³⁵
📖 Sayfa 22 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
İbrahim Hilmi, bu sözleri söylediği yıl, "yalnız Türkçe" bir Kur'an çevirisini tab ettirmeye başlar.³⁶ Çeviri, Suriyeli bir Katolik olan Zeki Meğamiz'e yaptırıldığı halde bu husus -anlaşılabilecek sebeplerle- kamuoyundan saklanır ve mütercim isminin, eserin tabı bittikten sonra açıklanacağı ilan edilir.
Kula Müftülüğüne
📖 Sayfa 112 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Ölüm haberini ilân eden "salâ"nın hasta ve âsabı bozuk insanlar üzerinde uyandırdığı acı tesirler dolayısiyle kaldırılması Riyaset makamından istenilmiştir.
Hiçbir şer'i hükmü hâiz bulunmayan Cenaze salâlarının bundan böyle minarelerde okunmamasının alakadarlara tebliğini tamimen bildiririm.
15-4-937
Diyanet İşleri Reisi
Rıfat Börekçi
Tekbir ve salâları Türkçeleştirip 6 Mart 1933'te Müftülüklere tamim eden Riyaset'in, dört sene sonra ( 15 Nisan 1937'de), cenaze salâlarının minarelerde okunması sudan gerekçeler bulmak sûretiyle engellemesin ciddi bir sebebi olmalıydı.
Karabekir "devlet otoritesini yıpratacak böylesi teşebbüslerden bir hayır çıkmayacağı" sadedinde görüşler beyan edince, Mustafa Kemal Atatürk hiddetlenir ve kendisine şöyle çıkışır:
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Evet Karabekir! Arapoğlunun yavelerini Türkoğullarına öğretmek için Kur'an'ı Türkçe'ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutacağım; ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler.
İzmit'teki konuşmanın yapıldığı tarihten bir yıl sonra (3 Mart 1924'de) Hilafet'in kaldırılıp 20 Nisan 1924'de yeni Anayasa'nın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) ilan edilmesine ve ikinci maddesinde devletin resmi dini'nin Din-i İslam olduğunun bildirilmesine rağmen, mezkûr hüküm, 10 Nisan 1928 tarihli değişiklikle Anayasa'dan çıkarılacak ve Cumhuriyet'i kuran irade, böylelikle çok kısa bir zamanda din 'i devletten ayırmayı başaracaktır.
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Kur'an'ı Türkçe'ye çevirme teşebbüslerinin, mücerred Kur'an'ı anlamak gibi masum bir talebin sonucu değil, bilâkis Türkçe Namaz'ın hazırlık safahâtının bir parçası olduğunu gözler önüne sermekte ve böylelikle 1908'den itibaren Ittihatçıların bir türlü gerçekleştiremediği proje'nin, bu sefer yeniden ve daha sistemli bir biçimde tatbik mevkiine konulacağı anlaşılmaktadır.
📖 Sayfa 46 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Fethi Okyar da Karabekir'e şöyle der:
📖 Sayfa 48 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Evet Karabekir! Türkler İslamlığı kabul ettiklerinden böyle geri kaldılar ve İslâm kaldıkça da bu halde kalmaya mahkûmdurlar. Bunun için İslâm kalmayacağız.
Yakın tarih araştırmalarının, -bilhassa Cumhuriyet dönemine ilişkin tarih yazımının- çokluk propaganda broşürleri ve/veya gençlik bildirileri seviyesindeki eserlerle temsil ediliyor olmasında, hiç kuşku yok ki ya bu dönemi tamamen
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
karalamayı ya da her tür kusurdan azâde tozpembe tablolar çizmeyi marifet sayan çevrelerin büyük bir payı vardır.
"Millet dinsiz değildir, mütedeyyindir ve dini de din-i İslâm'dır; yani komünistlik gibi dini reddedecek ortada bir meslek yoktur."
📖 Sayfa 2 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
-Mustafa Kemal
Sulhi Dönmezer 1941 yılında bir gün Ülgenerler'i ziyarete Çemberlitaş'taki eve gider. [Mehmed] Fehmi Efendi'yi çok sıkıntılı bir halde bulur. Sebebini sorunca şunları söyleyecektir: "Bugün hayatımın en elemli gününü geçirdim. Bir camiye imam olarak mahalle bekçini tayin ettim"
📖 Sayfa 175 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
(Mehmed Fehmi Efendi (öl. 1943) Cumhuriyet döneminin ilk İstanbul Müftüsü o dönemi bizzat yaşayanlardan biri)
Hamdullah Suphi Tanrıöver 1947 CHP Kurultayı'nda yaptığı bir konuşmada aynen şöyle demiştir: [TBMM'deki bir münakaşadan sonra dışarı- ya çıktığım zaman altı tane Meclis hademesi yanıma geldi, gözleri yaşlı olarak şunları söyledi: "Vallahi billahi, altı köyümüzde bir tek imam kaldı.> Ölülere nöbet bekletiyoruz. Ondan kalkıp bu köye geliyor ve boyuna köy değiştiriyor. Eğer bize imam ve hatib vermezseniz, ölülerimizi köpek leşi gibi toprağa gömeceğiz." (C.H.P Yedinci Kurultay Tutanağı, sh. 457, Ankara, 1948)
📖 Sayfa 129 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
“Hutbeyi anlatmak için bütün Türklere Arapça'yı öğretmekten ise, hutbeyi Türkçe îrad etmek kadar kolay bir şey tasavvur edilebilir mi?”
📖 Sayfa 40 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
“Fakat "beklediğim gelecek" demiştim. Beklediğim geldi. Beklediğim bir "dehâ-yı askerî ve fikrî" idi, geldi; nâmerd Avrupa'ya karşı merdâne vaziyet aldı; -bu, Türk'ün ruh-ı intibahıdır-, siyasî ve iktisadi kapitülasyonlardan milleti kurtardı. "Beklediğim gelecek" diyen bir ben değildim, milletin yüreğimde coşan ateşi ve imanı idi. Onun kerameti ve gayb-âşinâlığı bâriz ve zâhirdir. Türk'ün beklediği geldi ve nûr kılıcıyla zulmetleri deldi.”
📖 Sayfa 76 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Dr. Abdullah CEVDET
“…II. Dünya Savaşı'ndan sonra çok partili rejime geçildiğinde, devletin dine karşı tutumunda ilk yumuşama belirtileri görülmeye başlamış, yeni partilerin daha muhafazakâr bir yapıda kurulmalarıyla birlikte istikametini tayin eden bu yumuşama süreci, 1947 CHP Kurultayı'yla ve bilhassa 1949'da Başvekâlet, Şemsettin Günaltay'a teslim edildikten sonra iyice hızlanmıştır…”
📖 Sayfa 130 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
"Türkçe Kur'an meselesinin, esas itibariyle I. Dünya Harbi'ne kadar geçen altı yıllık süre (1908-1914) içerisinde filizlendiği ve en nihayet 1914 yılının ilk aylarında yayımlanmaya başlayan müstakil bir çeviriyle önemli bir aşama kaydettiği söylenebilir."
📖 Sayfa 22 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Türkçe namazın cevazını açıkça tartışmaya hatta tatbik etmek için cumhuriyet devrini beklemek icab etmiştir.
📖 Sayfa 44 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
II. Meşrûtiyet'ten itibaren Türkçe İbadet'i savunanların umûmiyetle dinî hiçbir otoriteleri olmayan aydınlar ve gazeteciler arasından çıktığı, buna mukabil Türkçe İbadet'i reddedenlerin ise dinî itibar ve otoriteleri bulunan ulema sınıfına mensup oldukları, tarafların biyografilerine şöyle bir bakmayla hemen anlaşılacaktır.
📖 Sayfa 149 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Sulhi Dönmezer 1941 yılında bir gün Ülgenerler'i ziyarete Çemberlitaş'taki eve gider. Fehmi Efendi'yi çok sıkıntılı bir halde bulur. Sebebini sorunca şunları söyleyecektir: "Bugün hayatımın en elemli gününü geçirdim.Bir camiye imam olarak mahalle bekçisini tayin ettim."
📖 Sayfa 127 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu

"Kur'an'ın ve Hutbelerin Türkçeleştirilmesi tartışmalarının başladığı ve Cumhuriyet'ten çok önceleri bu konuda adımlar atıldığı bilinmektedir."
📖 Sayfa 18 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu
Sıkça Sorulan Sorular
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset kimin eseridir?
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, Dücane Cündioğlu tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2012'de yayımlanmıştır.
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset kaç sayfadır?
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset, 180 sayfadır (Kapı Yayınları baskısı).
Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset'in en ünlü sözü nedir?
“Türklerin ulusçuluğu yeni bir şey değildir. Kürt ulusçuluğu 20 yıl önce başladı. Arnavut ulusçuluğu başlayalı 30 yıldan fazla zaman geçti. Ermeni ulusçuluğu en az 40, Bulgar ulusçuluğu 60, Yunan ulusçuluğu 80 yıllık olmuştur. Niyazi Berk'in ise bu ifadeden hareketle şu neticeye ulaşmaktadır: "Türk uluşçuluğu bunların nedeni değil sonucuydu."”