CANLI

Muhyiddin İbn Arabi'nin Tasavvuf Üzerine 60 Öne Çıkan Alıntılar: Mir'atü'l İrfan

Mir'atü'l İrfan - Muhyiddin İbn Arabi kitap alıntıları ve sözleri

Mir'atü'l İrfan adlı eser, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2001'de okurlarla buluşmuştur. Tasavvuf okuyucularının Mir'atü'l İrfan'dan en çok alıntıladığı cümleler burada.

Yazar:Muhyiddin İbn Arabi
Çevirmen:Abdulkadir Akçiçek
İlk Yayın:2001
Yayınevi:Alperen Yayınları
Sayfa Sayısı:80
Dil:Türkçe
ISBN:9757016225
Okuma Süresi:2 sa. 16 dk.
Türler:Din (İslam), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar

Mir'atü'l İrfan'dan En Beğenilen Alıntılar

Ama çaresiz anlatacağız;
Biri anlamasa, bir başkası anlar.
Şimdi dinle...

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Kalbinde, yanan bir nuru olmayan, maksatsız, gayesiz, iştiyaksız.. Hatta, aşksız, sevgisiz biri ile bizim sözleşmemiz yoktur...

📖 Sayfa 85 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Resulüllah ﷺ efendimiz şöyle buyurdu:

"Bir kimse ki, nefsini bildi; gerçekten Rabbını bilen o oldu."

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Resulûllah buyurdu;
Rabbimi, Rabbimle bildim.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

''Her kap, içinde ne varsa, onu dışa sızdırır.''

📖 Sayfa 76 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

aklı kalbe çevir, kalbi sır yap, sırrı yokluğa ilet, yokluğu varlığa çevir.

hayret eden daire çizer.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Ne var ki, sen bunu anlayamıyorsun. Anlamaya çalış.

📖 Sayfa 57 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Bil ki: Sen, iddia ettiğin gibi sen değilsin..
Bir başka sensin.. Aklına hayaline gelmeyecek şekilde sensin..
Ne var ki, sen bunu anlayamıyorsun.. Anlamaya çalış..

📖 Sayfa 57 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Olmayan bir şeyle, olmakta olan bir şey nasıl anlaşılır?

📖 Sayfa 67 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Ve sen ne gelensin , ne de giden ...
Bulunduğu yerde kalansın, ama zamansız ve mekansız…

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

-Her kap, içinde onu ne varsa, onu dışa sızdırır.

📖 Sayfa 90 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Her şeyi bir yana al..
Hiç bir şeyle olma.. Hatta sen, sen olma..

📖 Sayfa 25 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

"Her kap, içinde ne varsa, onu dışarı sızdırır.." o kimse ki, özünden bir şey göremiyor, ona ne bir şey anlatılabilir ne de o bir şeyi anlar, İdrak edebilir.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Yanlış bir anlayışa sahip olan kimse.. O, sadece, zahirde gördüğünü görür. Başka bir şey göremez.

📖 Sayfa 90 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Herkim; Allah ile beraber, Allah'tan bir parça veya Allah'ta herhangi bir şeyi görürse... Halbuki, o şey, bir Rab olması yüzünden Allah'a muhtaçdır...

📖 Sayfa 45 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Allah û Teâlâ'dan başarı dileriz.
Ta ki, sevip hoşlandığını bize iletsin.
Sözde, işte, ilimde, nurda, hidayette bütün bu işlerde O'ndan başarı dileriz.
Çünkü O, her şeye kadirdir.
Dualara icabet O'nun hakkıdır.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Vuslat ne şeydir ,bilmeyen vasıl olamaz..
Öğretilmek ,anlatılmakla, bir şeye erdirilemez..

📖 Sayfa 91 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Kalbinde, yanan bir nuru olmayan, maksatsız, iştiyaksız, hatta, aşksız, sevgisiz biri ile bizim sözleşmemiz yoktur…

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

" Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu :
- ' Ölmeden evvel ölünüz..'
Bu Hadis-i Şerifin şerhi şöyle olabilir:
- Belli ölümle ölmeden evvel kendinizi anlayınız. İrfan sahibi olunuz ..''

📖 Sayfa 40 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

"Bir kimse ki; nefsini bildi, gerçekten Rabbini
bilen o oldu.."

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Muhyiddin Arabi'nin son cümlesi şudur: "Anladım ki, en büyük makam abd-i zelil makamıdır."

📖 Sayfa 16 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

''Ayrılığın vuslat, vuslatın ayrılık;
Böyle hoş oldun: Yakınlığın uzaklık..''

📖 Sayfa 61 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Bir varlık mı var ?. Bir mevcud mu var ?..
O halde onun hükmü şudur : Zahiriyet , sıfatının iktizası..
Yani : Onun , zahir sıfatının bir gereği..
Yani : Açığa çıkma arzusunun bir sonucu..
Mesela : Bir yokluk mu var ?.. Bir adem mi var ?.
Bunun için verilmesi gereken hüküm de şudur :
Batıniyet sıfatının iktizası..
Yani : Onun , batın sıfatının bir gereği..
Yani : Gizlenme arzusunun bir sonucu..

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Düşün... Sen nesin?
Şüphesiz; Sen, sen değilsin...
Sen O'sun... Ama sen, sen olaraktan değil...

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

"Öyle sanırdum,ayrıyam dost gayrıdır,ben ayrıyam;benden görüp,işideni bildim ki ol canan imiş..."

📖 Sayfa 1 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

VAHDET-İ VÜCUD, kolay yenir ve hazmedilir cinsten değildir.
-Oldum...
Demekle, hiç olmaz. Önce bir safiyet lazım, işbu safiyetin yegane yolu da, ibadettir; zikirdir. Sonra... Sonu olmayan bir huzur. ...

📖 Sayfa 29 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Rabbı, daima Rab'la anladım;
Sonra da şeksiz, şüphesiz kaldım..
Dahası, zatı, zatım oldu hak;
Ne noksan, ne ayıp hele bir bak..
Arada, ne terazi ne mizan;
Nefsim oldu gayba mazhar olan..
Ne zamn ki özümü anladım,
Hem de katıksız, içkisiz kaldım..
Mahbubun vaslına dahi erdim;
Ne yakınlık, ne uzaklık bildim...
Feyz sahibinden ihsana erdim;
Ne minnet, ne de alınma gördüm..
Nefsimden de olmadım uğruna;
Hiçbir libas da kalmadı ona..

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Şimdi anlatacaklarımızı da, iyi anlamaya çalış..

Allah: Ezelin vücudu odur; yani, varlığı.. Allah: Ebedin vücudu odur; yani, varlığı..
Allah: Kıdemin vücudu odur; yani, varlığı..

Bütün bunları anlamaya çalışırken, sakın; ezele, ebede ve kideme kendiliğinden bir varlık vermeyesin..

Anlatmaya çalıştığımız bu mana, doğrudur.

Eğer, anlatıldığı gibi olmasaydı; Allah-ü Taâlâ tek ve saltanatında ortaksız olamazdı.

Halbuki, onun şanına yakışan tek olması ve varlığında ortağı olmamasıdır..

📖 Sayfa 45 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Allah-ü Taala'nın, mülkünde ve saltanatında ortağı yoktur. Benzeri yoktur. Dengi yoktur.

📖 Sayfa 45 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Allah-ü Taala alemlerden hiç birine muhtaç değildir
; ganidir...

📖 Sayfa 41 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Allahü Teala'nın hiçbir şeyi yaratmış olduğunu göremezsin, bu kesin hükümdür. Ancak onun için şöyle bir görüşe sahip olabilirsin: O, an mefhumu ile anılan zamanların her birisinde, biri diğerine benzemeyen, başka şan ve bir başka şekil almaktadır. Şöyle ki, varlığını izhar eder, sonra gizler.

📖 Sayfa 38 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Şu mânâları da unutma ezel şu andır, ebed şu andır, kıdem şu andır yâni ezel, ebed, kıdem şu içinde bulunduğumuz ve göz açıp kapayacak kadar bir zaman içinde elden çıkardığımız vakte sığdırılmıştır.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Bazı irfan sahipleri dedi ki: "Tam bir sofi vasıfını alan kimse mahluk olamaz."

📖 Sayfa 68 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Mana duvarlarını yıka yıka , önüne bir hazine açıyoruz.. Dikkatli ol ; oradan içeri atlamak bir an meselesidir.. O anı yakala ve içeri atıl.. Orada bir tılsım çözeceksin.. İşbu tılsımın anahtarı : " Bir kimse ki , nefsini bildi ; gerçekten Rabbını bilen o oldu.." Mealine gelen Hadis-i Şeriftir.. Bu eser de o tılsımı çözmek yolunda.. Bütün bu beyanlar , onun için..

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Şüphesiz hakiki halde ne birleşmek var, ne de ayrılmak.. Şüphesiz hakiki halde ne bir yakınlık vardır, ne de uzaklık.. Sebebine gelince, birleşmek veya ayrılmak, yakınlık ya da uzaklık ancak iki şey arasında olur. Ortada ancak bir varlık olduğuna göre ne birleşmek var, ne de ayrılmak.. Bunun aksi imkan dışıdır. Vüsulün, yani birleşmenin manasının tahakkuku ancak iki eşit şey arasında olur ya da eşit olmayan iki şey..

📖 Sayfa 51 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Ve.. Bil ki:
Gören ve görülen..
Var olmuş olan ve var eden..
Anlayan, anlaşılan.. Bilinen, bilen.. Yan: Ârif ve maruf..
Vücut ve Mevcud..
İdrak edilen ve İdrak eden..
Bütün bu anlatılanlar, bir şeydir.. Aynıdır.. Tek şeydir.
Başka yol arama

📖 Sayfa 83 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

İrfan sahibinin nefsi, özü, varlığı; Allah-ü. Taâlâ'nın nefsidir, Özüdür, Varlığıdır.
Kısacası: Allah-ü. Taâlâ'dır.
NEFS'den murad: Varlıktır. Vücuttur.

📖 Sayfa 79 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Bir kimse nefsine; yani: Özüne karşı tam ârif olursa. ,Bilir ki: Varlığı, kendi varlığı değildir. Ama, başka bir varlığa da sahip değildir.

📖 Sayfa 77 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Yüce Allah'ın zatına bağlı sıfatları her an bir değişik şekil almaktadır. .
Bunun aksi iddia edilemez. İddia edilse dahi ispat edilemez.
Ondan başa bir şey yoktur.
Bunun aksi iddia edilemez. İddia edilse dahi ispat edilemez.

📖 Sayfa 62 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Ne bu alemde; ne de bu alemin bitişiyle başlayacak olan ebedi alemde, Allah-ü Taala'nın gayrını göremezsin...
İsmi ve müsemması ile; her iki alemin vücududur; varlığıdır.
Bu, bir gerçektir.

📖 Sayfa 54 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Şüphesiz her kim Yüce Allah'ın zatından gayrı birine bir varlık ispatlarsa müşrik olur. Yani Allah'a bir ortak bulmuş olur.

📖 Sayfa 55 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Yüce hakkın tekliğinde; varlıkla yokluk arasında, hiç bir değişiklik yoktur..
Yani: Bize göre varlık ve bize göre yokluk. Zira ona göre, ne var, bir meseledir, ne de yok.
Her şey yerindedir. Değişiklik sadece onun zatından zatınadır.

📖 Sayfa 61 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

"Dergâh-ı pir-i muğanda hakipay ol, ES'AD'A; Ol zaman anlarsın: Rütbe-i bâlâ nedir?.."

📖 Sayfa 26 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Resulüllah S.A.
efendimiz :
"Bir kimse ki ; nefsini bildi , gerçekten Rabbını bilen o oldu.."
Buyurdu..

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

ezel, ebed, kıdem bu âna sığmıştır.
işbu vaktin içinde, kendini ara.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Rasulullah as. Efendimiz şöyle buyururdu:

"Ölmeden evvel ölünüz .."

Bu Hadis-i Şerifin şerhi şöyle olabilir:

Belli ölümle ölmeden evvel kendinizi anlayınız.. İrfan sahibi olunuz..

📖 Sayfa 57 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Anlatılan bu manaya işaret olarak Resulüllah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:

"Dehre -zaman'a- sövmeyiniz; çünkü Allah-ü Taâlâ, dehr'dir.."

📖 Sayfa 53 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Görüleceği üzere, bu eser, baştan sona; tasavvufun en önemli mevzuu olan, VAHDET-İ VUCUD, aynası üzerine sürülen bir cila terkibini anlatır.

- Cila...

Diyoruz; çünkü başka türlü tarifi imkânsız. Siz de, başka manaya yormayın. lyi bilinmeli ki: VAHDET-İ VÜCUD faslı, cihannüma《 dünya atlası...》
bir aynadır. İşbu ayna ise, herkeste bulunur. Ama ona cilà vurmadan,
bir şeyin görülmesi mümkün olmaz.

Sonra.. Cilâ da, yabanda aranmamalı.. Onu da, herkes kendi özünde aramalı ve kendi özünde bulmalı..

İş, bu manaya alınınca.. Bu tercüme, bir cilânın terkibini anlatan reçete hükmünü taşır.

📖 Sayfa 27 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Şüphesiz; her kim yüce Allah'ın zatından gayri birine, bir varlık ispatlarsa Müşrik olur.
Yani: Allah'a bir ortak bulmuş olur.
Halbuki Allah-ü Taâlâ, yücedir. Çook çok büyüktür.

📖 Sayfa 71 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Şüphesiz; kimyahaneden çıkan her ilaç, tabibine ve hastasına göre, zehir veya panzehir olabilir.

📖 Sayfa 28 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Bir kimse nefsine yâni özüne karşı tam ârif olursa bilir ki varlığı, kendi varlığı değildir, ama başka bir varlığa da sâhip değildir. Yâni kendisinden başka varlık yoktur.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

O manadan; yani: Yakınlıksız yakınlıktan, uzaklıksız uzaklıktan kasdım odur ki: Sen; an, mefhumu ile anılan zamanlanın hepsinde, yakınlık ve uzaklık içindesin..

Ama, Allah'tan başka bir şey olmadan..

Ne var ki; sen bu manayı, anlamak İrfanına sahip değilsin.. İşbu irfan mahrumiyetin, nefsinedir; özünedir..

Ve sen: Kendini bilmiyorsun ki; osun..

Ama, sensiz.. Senliksiz.. Dikkat et şu cümleye: Vuslat marifettir..

Her ne zaman ki; vâsıl oldun; yani, özünün arifi.. Hakka vâsıl oldun; sayılır..

📖 Sayfa 69 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

" Vahdeti vücud" O, bir hoş zehirdir ki; onu, bal şerbeti yapmak icab eder.

📖 Sayfa 24 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Yukarıda da arz edildiği gibi, bu eser; VAHDET-İ VÜCUD şerbetini, muhatabına içirebilmek iddiasındadır. Ama nasıl?

Şüphesiz, bu mevzu, yerine göre zehir; yerine göre panzehir hükmünü taşır.

📖 Sayfa 28 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Mana duvarlarını yıka yıka, önüne bir hazine açıyoruz.
Dikkatli ol; oradan içeri atlamak bir an meselesidir.
O anı yakala ve içeri atıl.
Orada bir tılsım çözeceksin. Bu tılsımın anahtarı:
-Bir kimse ki, nefsini bildi, gerçekten Rabbını bilen o oldu.

📖 Sayfa 73 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Çok iyi biliniz ki: Bütün bu halleri yaşamasına rağmen, MUHİDDİN-İ ARABI Hz.nin son cümlesi şudur:

"Anladım ki; en büyük makam, abd-i zelil makamıdir.."

📖 Sayfa 32 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Ortada bir cife mi vardır?
Bir tezek ve pislik mi vardır?
Şüphesiz yoktur, onlar zâhire göredir, hakîkatte onlar bir başkadır.

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Anlatılan hakiki hale vasıl olan birini düşünün..
Vasıl olduğu anda görecektir ki ; Kendi sıfatları ,
ancak Allah'ın sıfatlarıdır.. Zatı da , Allah'ın zatı..
Ama , hiç bir yeni oluş yok.. Ne zatta ; ne de
sıfatta.. Yani : Allah'a duhul yönünden.. Yani :
Ondan huruç yönünden..
Kısacası : Ne giriş var ; ne de çıkış..
Ama , hiç mi hiç..

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Aynı şekilde onu, bir evveliyet ile tavsif etmek mümkün olamaz. Keza; onu bir baadiyet; yani: Son ile de tavsif etmek mümkün değildir.

📖 Sayfa 35 · Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Sen, iddia ettiğin gibi sen değilsin..
Bir başka sensin.. Aklına hayaline gelmeyecek
şekilde sensin..

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi

Sıkça Sorulan Sorular

Mir'atü'l İrfan kimin eseridir?

Mir'atü'l İrfan, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2001'de yayımlanmıştır. Türkçeye Abdulkadir Akçiçek çevirmiştir.

Mir'atü'l İrfan kaç sayfadır?

Mir'atü'l İrfan, 80 sayfadır (Alperen Yayınları baskısı).

Mir'atü'l İrfan'ın en ünlü sözü nedir?

“Ama çaresiz anlatacağız; Biri anlamasa, bir başkası anlar. Şimdi dinle...”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Mir'atü'l İrfan — Muhyiddin İbn Arabi. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4