
Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi'nin 110 sayfalık eseridir. Bu derlemede Özün Özü'den en çok paylaşılan satırlar sizi bekliyor.
Özün Özü'den En Beğenilen Alıntılar
O’ndan başka varlık yoktur!
Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Gönül ilâhi bir kâbedir. Her kim oraya Hak' tan gayrı düşüncelere yol verirse, kalbini putlarla doldurmuş olur."
📖 Sayfa 101 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Ey kardeş, bu isti‘dâdı zâyî ve telef etmemiz ve kendimizi "...Onlar hayvanlar gibidirler hatta daha da şaşkındırlar" (A‘râf, 179) mertebesine düşürmemiz lâyık mıdır?
📖 Sayfa 54 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Bu konuda insaf et ve bunu tefekkür et!
Çok yazıktır!
İnsân-ı kâmil olmayı istemekle insân-ı kâmil olunmaz.
*
📖 Sayfa 45 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Sen kendini küçük bir cisim sanırsın,
hâlbuki âlem-i ekber sensin ve o sende gizlidir.
Hz. Ali
*
İnsan-ı kâmil kendisinde bütün varlık mertebelerini toplamıştır. Bundan dolayı insan-ı kâmilin varlığı hem Hakk'a hem de halka ayna vazifesi görür. Onun varlığından Hakk'a ait hakikatler ile halka ait hakikatler akseder.
📖 Sayfa 53 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Bu nedenle insân-ı kâmil'in kapsamadığı hiçbir mertebe yoktur.
***
Bir hadiste "Mü’min mü’minin aynasıdır" buyrulur.
📖 Sayfa 50 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Burada geçen ilk mü’min sözü ile kastedilen insân-ı kâmildir.
İkinci mü’min ise Allah’tır.
Şu hâlde bu sözün anlamı insân-ı kâmilin gönlü Allah’ın aynasıdır demek olur.
***
Eğer ağaçlar ve bitkiler kalem, bütün denizler mürekkep ve insanlar, cinler ve melekler de kâtip olsalar bu âlem yaratılalıdan mahşere dek insan-ı kâmilin hâllerini ve azametini şerh ve beyân etselerdi bu konu açıklanmış olmazdı ve yine bâkir kalırdı.
📖 Sayfa 53 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
***
*
📖 Sayfa 86 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Hû denizi ile kastedilen vahdet denizidir, aşktır, mutlak varlıktır ve nur denizidir.
*
***
Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür. Kim de zerre kadar şer işlerse onu görür.
***
İnsan-ı kâmil on sekiz bin âlemi on sekiz bin gözle seyreder.
📖 Sayfa 47 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Her bir âleme girer ve girdiği âlemi o âleme uygun bir gözle seyreder.
Hissedilirler âlemini duyu gözüyle, akledilirler âlemini akıl gözüyle, mânâları yani ruhlar âlemini kalb gözüyle seyreder.
***
Bâyezîd el-Bistâmî ; İlâhî aşkı kadeh kadeh içtim. Ne şarap tükendi, ne de ben kandım.
📖 Sayfa 51 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Yani Bâyezîd "Kalbimin aynası ezelî ve ebedî sevgilinin tecellî ve feyizlerine mazhar oldu. İlâhî feyizler sürekli bir şekilde inmekte ve kalbim de bunları kabul etmektedir. Ne muhabbet son buldu, ne kalbimin kabulü tükendi ve ne de tükenecektir" demek istemektedir.
.
*
📖 Sayfa 89 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Ben kulumun Benim hakkımdaki zannının katındayım"
Kudsî Hadis
*
Hz. Ali "Allah vardı ve kendisiyle birlikte başka bir şey yoktu" hadisini duyduğunda bu sözü tamamlayıcı mâhiyette "Şimdi de öyledir..." demiştir.
📖 Sayfa 35 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
***
1. Akl-ı küll ki buna kalem de denir,
📖 Sayfa 47 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
2. Nefs-i küll ki buna levh de denir,
3. Arş
4. Kürsî
5. Yedi gök (Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay)
6. Dört unsur (Ateş, Hava, Su, Toprak)
7. Mevâlîd-i selâse (Maden, Bitki ve Hayvan)
Bunların toplamı on sekiz olur. Bunlar küllî âlemlerdir.
*
📖 Sayfa 61 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Hz. Peygamber (s.a.v)
"Allah’ın ilk yarattığı şey benim aklımdır"
*
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
📖 Sayfa 31 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Hakk Teâlâ’nın on sekiz bin âlemi vardır ve görünen şu dünya da o âlemlerden biridir."
***
"O her an yeni bir iş ve oluştadır" (Rahmân, 29) âyetinin muktezâsınca dalga zâttan gelir yine zâta gider.
📖 Sayfa 43 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Hakk’tan zuhûr etmiştir ve yine Hakk’a döner.
"Ve emrin tamamı O’na döner" (Hûd, 123). "Allah göklerin ve yerin nûrudur" (Nûr, 35).
***
İnsan mertebesi en aşağı (esfel-i sâfilîn) varlık mertebesidir. Akl-ı Küll ise en yüksek (a‘lâ-yı illiyyîn) varlık mertebesidir ve varlık mertebelerinin ilkidir, ki daha önce bahsi geçti. "Biz insanı en güzel bir kıvamda yarattık ve sonra onu aşağıların en aşağısına indirdik" (Tîn, 4-5). Eğer kişi bu insanlık mertebesinde kalır da kendisinin başlangıcını ve sonunu bilmez, ...kaynağına erişip cem olmazsa... "...Onlar hayvanlar gibidirler hatta daha da şaşkındırlar" (A‘râf, 179) mertebesinde kalıp o mertebede haşrolunur.
📖 Sayfa 59 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
İlme’l-yakîn, bilmek;
📖 Sayfa 76 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
ayne’l-yakîn, görmek;
hakka’l-yakîn ise olmaktır.
***

*
📖 Sayfa 23 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"O’ndan başka varlık yoktur"
"Varlık cübbesi içinde Allah’ın dışında kimse yoktur"
*
İnsân-ı kâmil bu bahsi geçen mertebeler ve âlemlerin hepsini içerir ve kapsar. Bu nedenle insân-ı kâmil mertebesi varlık mertebelerini cem eden mertebedir ve ism-i âzam makamıdır. İsm-i âzam bütün ilâhî isimleri cem ettiği gibi insân-ı kâmil de mülk, melekût, ceberût ve lâhût âlemlerinin hepsini cem eder. İnsân-ı kâmilin kuşatmadığı ve zâtî sirâyet ile kendisine sirâyet etmediği zâhirî ve bâtınî hiçbir varlık mertebesi yoktur. Hatta insân-ı kâmil o varlık mertebesinin aynıdır.
📖 Sayfa 45 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Neden bu varlığımızı yıkamıyor ve ötesinde parlayan nura doğru yol alamıyoruz!
📖 Sayfa 25 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Her kim bu dünyada kör olup Hakk’ı görüp bilmezse yarın âhirette de kör olarak haşrolur, Hakk’ı görmek kendisine nasip olmaz" (İsrâ, 72)
Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
*
📖 Sayfa 66 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Kâmil olanı yine kâmil görür ve bilir.
*
Suyun rengi kabın rengidir.
📖 Sayfa 107 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
ilme'l-yakîn: Sâlim akıl ve sahih nakil tarafından îmâl edilen ve kesin olan aklî ve nakli bilgidir. Bu bilgi türü kesinlik ifade eden bilgilerin en aşağı derecesidir.
📖 Sayfa 22 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Kesin bilginin ikinci mertebesi ise gözlemleme yöntemiyle elde edilen bilgi türüdür. Buna ayne'l- yakîn denir. Bu tür kesin bilgi ilme'l-yakînden üstün olmakla birlikte hakka'l-yakin mertebesinden düşüktür.
Bizzat tadarak ve yaşayarak elde edilen kesin bilgi türüne ise hakka'l-yakin denir. Bu bilgi türü diğer bütün kesin bilgi şekillerinin en üstünde yer alır.
Ne zaman, ne de mekân kalır. Ne felek, ne de melek olur. Vâhid ve kahhâr Allah kendisine "Bugün mülk kimindir?" (Mü’min, 16) diye hitâb eder. Kendisinden başka cevap verecek kimse olmadığından yine kendi azametiyle "Vâhid ve kahhâr olan Allah’ın" (Mü’min, 16) diye cevap verir. "O gün yer diğer bir yerle ve gökler de diğer göklerle değiştirilir. Hepsi vâhid ve kahhâr olan Allah’ın huzurunda dikilir" (İbrahim, 48)
📖 Sayfa 83 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Bir kimsenin, kendi cisminde ve cesedinde idare sahibi olan cüz’î ruhunu bilmesidir. Ki bu ruha nefs-i nâtıka derler.
📖 Sayfa 17 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
İnsanı insan yapan mânevi cevherdir. İnsan nefs-i nâtika sahibi olduğu için düşünür, düşündüğünü bilir ve düşündüğünü ifade edebilir bir varlıktır.
***
*
📖 Sayfa 80 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"O, evvel, âhir, zâhir ve bâtındır.
Ve O her şeyi en iyi bilendir" (Hadîd, 3)
*
Akl-ı Küll’e Hakîkat-i Muhammediyye de derler.
📖 Sayfa 60 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
İşte bu mertebeye gayret ederek ve pîrlerin himmeti ile vâsıl olmak gerekir.
Buraya ulaşmaya vuslat-ı hâs (özel kavuşma) denir.
***
*
📖 Sayfa 16 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Nitekim hadîs-i şerîfte
"Her kim nefsini bildiyse Rabbini bildi"
diye rivâyet edilmiştir.
*
İmdi, mutlak hakîkate vâkıf olana ârif-i billah, veliyullah ve ehlullah denir. Nitekim onlar "Dikkat ediniz! Evliyâullaha korku yoktur ve onlar mahzûn da değillerdir" (Yûnus, 62) âyetinin işaret ettiği kimseler zümresine dâhil olup korku ve tehlikeden kurtulurlar. Allah’ım bizi de bununla rızıklandır!
📖 Sayfa 81 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
***
Sen kendini sandın bir parça, küçük;
📖 Sayfa 62 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Halbuki sende âlem var, en büyük.
Hz. Ali
*
📖 Sayfa 28 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Ârif, âşık ve mâşuk, tālib ve matlûb, mu‘tekıd (i‘tikād eden), mu‘tekad (i‘tikād olunan) ve i‘tikādın bir olduğunu bilince kendisini özel bir inanç biçimiyle sınırlandırmaz.
*
"O’nun yüzü hâriç her şey helaktedir"
📖 Sayfa 82 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
(Kasas, 88)
"Yer üzerindeki herkes fânîdir. Senin celâl ve ikrâm sahibi olan Rabbinin yüzü bākî kalır"
(Rahmân, 26-27)
*****
Evvel ve âhir varlık Hakk’tır.
📖 Sayfa 44 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Hakk’ın dışında var olanlar ise "Mutlak Varlık"ta var olurlar.
Bütün mevcutlar mutlak zâttan zuhûra gelir.
Eğer mutlak zâttan kaynaklanan varlık tecellîsi bir an kesilse o anda bütün mevcutlar mahvolurdu.
***
Hazret-i Beyazıt bu makamda şu şiiri söylemiştir:
📖 Sayfa 65 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgiyi, kadeh, kadeh aldım;
Ne şarap bitti; ne ben kandım...
ibnü'l-vakt demek ezeli istidâdın gerektirdiği hâle bağlı olan demektir. Sûfî ibnü'l-vakttır yani her işi o işin gerektiği vakitte edâ eder. O işi bir sonraki vakte ertelemez. Zîrâ tarîkatın gereği içinde bulunulan hâlin hükmünü gözetmeyi icap ettirir. Sûfi geçmiş ve gelecek düşüncesinden kendisini kurtararak içinde bulunduğu hâlin hükmünü icra etmelidir.
📖 Sayfa 25 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
***

Birkaç kör "Acaba biz de fili görebilir miyiz?" diye bir yere toplanırlar. Filin sahibi bu körleri filin yanına götürdüğünde bu körlerden kimisi filin kulağına, kimi ayağına, kimi karnına ve kimi hortumuna tutunur. Akabinde başlarlar birbirleriyle kavga etmeye: Filin ayağına tutunan "Fil direk gibidir" der. Kulağını tutan "Fil sofra gibidir" der. Karnını tutan "Küp gibidir" der. Velhâsıl körler filin hangi organına yapıştıysa o şekilde fil konusunda inanç sahibi oldular.
📖 Sayfa 28 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
İşte taklit ehlinin durumu bu şekildedir ve onlar kendilerini bir inanca tahsis etmişler ve bir inançla sınırlanmışlardır.
Kendisinin cüz’î ruhunu küllî ruhta fânî (yok olmak) ve mahvolmuş görüp rûh-i izâfiyle hayat bulur.
📖 Sayfa 21 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Yani kendi ruhunun küllî ruh ve aklının küllî akıl olduğunu hakka’l-yakîn müşâhede eyler.
***
*
📖 Sayfa 91 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Allah’a giden yollar mahlûkātın nefesleri adedincedir"
ilkesi gereği her nefeste Hakk’a yol vardır.
*
Birinci ilke ‘mâhiyetler yaratılmış değildir’ ilkesidir. Diğeri ise ‘ilim mâlûma tâbîdir’ ilkesidir.
📖 Sayfa 70 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Bu iki prensip bilindiği takdirde mümkün mertebe Allah’ın yardımıyla kader sırrı bilinir.
Bu iki prensip sanki kader sırrının anahtarıdır.
***
*
📖 Sayfa 37 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Vâhidiyyet ilâhî isimlerin kendisinden doğup, kendisinde birleşmeleri yönünden zâta işaret eden mertebedir.
*
"Şüphesiz ki, Allah âlemlere muhtaç olmaktan uzaktır" (Ankebût, 6),
📖 Sayfa 34 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"İnsanın üzerinden dehrden kendisinin anılmaya değer bir şey olmadığı bir müddet geçmedi mi?" (İnsân, 1),
"Rabbu’l-İzzet olan Rabbin onların vasfettiklerinden münezzehtir" (Sâffât, 180), âyetleri ile
"Ben gizli bir hazine idim..." ve "Allah vardı ve kendisiyle birlikte başka bir şey yoktu" hadisleri bu makamı anlatırlar ve açıklarlar.
*
📖 Sayfa 91 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Gönül evini Hakk’ın rızâsına muhalif olan düşüncelerden korumak gerekir.
Zîrâ kulun kalbi Hakk’ın hazinesi ve kütüphanesidir.
*
Kemâl sahibi ne zaman "hû" dese "hû" dediği zamanda kendi varlığını tamamen ifnâ eder. "Ölmeden evvel ölünüz" hadisi gereği irâdî ölümle ölür. Zâhiren ve bâtınen varlığında eser bırakmaz. Başsız ve ayaksız kendisini hû denizine salar, boğulur, silinir ve nam ve nişânı kalmaz. Kendi "hû" olur. Çünkü damla denize düştüğünde aynen deniz olur.
📖 Sayfa 86 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
*
📖 Sayfa 43 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Vücûd-i mutlakın bahri ne mevci kim eder peyda
Ene’l-Hakk sırrını söyler eğer mahfî eğer peydâ
(Mutlak varlığın denizi hangi dalgayı ortaya çıkarırsa o dalga gizli ve açık "Ene’l-Hakk" -Ben Hakk’ım- sırrını söyler.)
*
Küllî nefse, akıl ve izâfî küllî ruh derler. Küllî nefs aynı zamanda Allah’ın halîfesidir. O da cisim ve cismânî değildir. Bütün yerler ve göklerin dâhilinde ve hâricinde bulunmaz. Bununla beraber her şeyi ihâta, tedbîr ve tasarruf eder. Ona göre yücelerin en yücesi ile aşağıların en aşağısı birdir. O her mertebede bütün zâtıyla mevcuttur ve onun bölünmesi ve parçalanması mümkün değildir. Bütün yerler ve gökler helâk ve yok olsalar yokluk ona hiçbir şekilde erişmez.
📖 Sayfa 19 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Bu âlemde âma olan, öbür âlemde dahi âma olur."
Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Allah
📖 Sayfa 15 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Her kim bu dünyada kör olup Hakk’ı görüp bilmezse yarın âhirette de kör olarak haşrolur, Hakk’ı görmek kendisine nasip olmaz"
(İsrâ, 72) buyurur.
***
Yine bu âlem Hakk'ın doğrudan doğruya var ettiği varlıklardan oluştuğu için âlem-i emr diye adlandırılır.
📖 Sayfa 37 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Bir önceki mertebede sadece ilmî sûretler şeklinde bulunan mümkünlerin hakikatleri burada müşahhas varlık kazandıkları için de bu mertebe âlem-i tafsil diye adlandırılmıştır.
***
Bu dünyaya gelmekten murad ve kast olunan şey şu hadîs-i kudsîde belirtilen mânâdır:
📖 Sayfa 16 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
"Ben bir gizli hazine idim. Diledim ki, bilineyim. Beni bilsinler diye bu mahlûkātı yarattım. Lâkin ey âşık, kişi kendi nefsini bilene değin Hakk’ı bilmesi mümkün değildir."
*****
"Gaybın anahtarları O’nun katındadır. Onları ancak O bilir" (En‘âm, 59) buyurmaktadır.
📖 Sayfa 33 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Hakk’ın zâtı bu mertebede saflığın en mükemmel hâlindedir ve Hakk bu mertebede isim ve sıfatlar mertebesine inmemiştir. Bu mertebe bütün tasvir edici isimlerin zât-ı Hakk’ta silinip yok oldukları makamdır.
***
Zikredilen dört âlem (mülk, melekût, ceberût ve lâhût) dört deniz mesâbesindedir.
📖 Sayfa 41 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Bu dört deniz ezelî ve ebedîdir.
Bunların öncesi ve başlangıcı, sonrası ve sonu yoktur.
***
Bilinsin ki kâmil, nefeslerini gözeten, gönül hazinesinin kapısında oturup bekçilik eden ve Hakk’tan başka düşüncelerin Hakk’ın kütüphanesine girmesine izin vermeyen kimsedir.
📖 Sayfa 91 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
***
"Yeryüzünde hareket eden hiçbir nesne yoktur ki, Cenâb-ı Hakk yed-i kudretiyle onun boynunu tutmuş olmasın. Allah nasıl dilerse o varlığı öyle yönetir. Gerçekten de benim Rabbim sırât-ı müstakîm üzeredir". (Hûd, 56) O hâlde herkes bir ilâhî ismin mazharıdır ve mazharı olduğu ismin yönetimindedir. Bu isim ister cemâl, ister celâl, ister dalâlete sevk eden, ister hidâyete erdiren bir isim olsun, o hareket eden şey o ismin sırât-ı müstakîmidir.
📖 Sayfa 69 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
- "Bir kimse, zerre kadar hayır yapsa, onu görecek; bir kimse, zerre kadar şer yapsa onu görecek..."
Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
(99/7-8)

*
📖 Sayfa 35 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Ârifler "Allah'ın yarattığı ilk şey senin peygamberinin hakîkatidir, ruhudur, nurudur" anlamlarına gelen hadislerden hareketle bu mertebeyi hakikat-i Muhammediyye (Hz. Muhammed'in hakikati) diye nitelendirmişlerdir.
*
Âlem-i şahâdetin dışındaki âlemlerin tamamına âlem-i gayb denir. Gayb âlemine âlem-i emr de derler.
📖 Sayfa 41 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Bu bakımdan âlem iki kısım olur: Gayb âlemi ve şahâdet âlemi; emr-i dünya ve emr-i âhiret.
***
Sidretü'l-müntehâ yedinci kat gökte bulunan ve ağaç sûretindeki bir makamın adıdır. Mahlûkâtın bilgisinin sınırını temsil eder.
📖 Sayfa 37 · Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi
Burası ulûhiyet âlemi yani Hakk'ın zâtı, isimleri ve sıfatlarının oluşturduğu âlem ile diğer mahlûkâtın oluşturduğu âlemin birbirinden ayrıştığı yerdir.
***
Sıkça Sorulan Sorular
Özün Özü kimin eseridir?
Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır. Türkçeye İsmail Hakkı Bursevi çevirmiştir.
Özün Özü kaç sayfadır?
Özün Özü, 110 sayfadır (Kurtuba Yayınları baskısı).
Özün Özü'nün en ünlü sözü nedir?
“O’ndan başka varlık yoktur!”