
Bediüzzaman Said Nursî'un imzasını taşıyan Yirmi Dördüncü Mektup, Din (İslam) alanının dikkat çeken yapıtlarındandır. Türkçede Rnk Neşriyat etiketiyle yayımlanmıştır. Tasavvuf alanında Yirmi Dördüncü Mektup'tan öne çıkan sözler bu sayfada derlendi.
Yirmi Dördüncü Mektup'tan En Beğenilen Alıntılar
"Mülkün sahibi, mülkünde nasıl dilerse öyle tasarruf eder."
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Kimden kime şekva ettiğini bil, sus.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Kâinatın adedi ve mevcudatı adedince salât ve selâm onun ve âl ve ashabının üzerine olsun.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
"Bir ân-ı seyyale vücud-u münevver, milyon sene bir vücud-u ebtere müreccahtır."
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Duanın en güzel en latîf en leziz en hazır meyvesi neticesi şudur ki: Dua eden adam, bilir ki birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerîm zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def'edebilir bir zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah bir inşirah duyup dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
"Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." der
Derya olunca nefes
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Parelenince kafes
Tâ kesilince bu ses
Çağırırım: Yâ Hak! Yâ Mevcud! Yâ Hay!
Yâ Mabud! Yâ Hakîm! Yâ Maksud! Yâ Rahîm! Yâ Vedud!..
Eğer o olmasaydı o saadet-i ebediye olmazdı
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Kat'iyen bil ki kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasaretli bir küfrandır.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Halbuki Vâcibü'l-Vücud mekândan münezzehtir, her şeye her şeyden daha yakındır.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Demek her fâni; bir vücudu terk eder, binler bâki vücudları kazanır, kazandırır.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Her bir şey cüz'î olsun küllî olsun, vücuddan gittikten sonra hususan zîhayat olsa çok hakaik-i gaybiye netice vermekle beraber, âlem-i misalin defterlerinde olan levh-i misalî üstünde, etvar-ı hayatı adedince suretleri bırakıp o suretlerden, manidar olan ve mukadderat-ı hayatiye denilen sergüzeşt-i hayatiyeleri yazılır ve ruhaniyata bir mütalaagâh olur.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Mesela, çift sürmek, fiilî bir duadır. Rızkı topraktan değil; belki toprak, hazine-i rahmetin bir kapısıdır ki rahmetin kapısı olan toprağı saban ile çalar.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
"Bir ân-ı seyyale vücud-u münevver, milyon sene bir vücud-uebtere müreccahtır."
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Yani Vücud-u Vâcib'e nisbet ile bir an vücud, nisbetsiz milyon sene bir vücuda müreccahtır.
Mesela, birisi kendine bir erkek evlat ister. Cenab-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evladını veriyor. "Duası kabul olunmadı." denilmez. "Daha evlâ bir surette kabul edildi." denilir. Hem bazen kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. "Duası reddedildi." denilmez, belki "Daha enfa' bir surette kabul edildi." denilir. Ve hâkeza...
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Zahirî maksatlar ise o duanın ve o ibadet-i duaiyenin vakitleridir, hakiki faydaları değil. İbadetin faydası, âhirete bakar. Dünyevî maksatlar hâsıl olmazsa "O dua kabul olmadı." denilmez. Belki "Daha duanın vakti bitmedi." denilir.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Mesela, birisi kendine bir erkek evlat ister. Cenab-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bi kız evladını veriyor. "Duası kabul olunmadı." denilmez. "Daha evlâ bir surette kabul edildi." denilir. Hem bazen kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. "Duası reddedildi." denilmez, belki "Daha enfa' bir surette kabul edildi." denilir. Ve hâkeza...
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Evet, mevcudatın hiçbir cihette Vâcibü'lVücud'a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Yirmi Dördüncü Mektub

Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki Cenab-ı Hakk'ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücud mertebelerine mukabil şükretmeyerek, imkânat ve ademiyat nevinde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden bâtıl bir hırsla Cenab-ı Hak'tan şekva ediyorsun ve küfran-ı nimet ediyorsun?
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Yirmi Dördüncü Mektub
Ey kanaatsiz hırslı ve iktisatsız israflı ve haksız şekvalı gafil insan! Kat'iyen bil ki kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasaretli bir küfrandır. Ve iktisat, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır. İsraf ise nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır. Eğer aklın varsa kanaate alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen "Yâ Sabûr!" de ve sabır iste; hakkına razı ol, teşekki etme. Kimden kime şekva ettiğini bil, sus. Her halde şekva etmek istersen nefsini Cenab-ı Hakk'a şekva et, çünkü kusur ondadır.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Yirmi Dördüncü Mektub
Sözlerdeki ekser temsiller, birer bürhan-ı yakînî, birer hüccet-i kātıa hükmündedir.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Bir ağacın ne kadar meyveleri ve çiçekleri vardır; her bir meyvenin her bir çiçeğin o kadar gayeleri, hikmetleri vardır. Ve o hikmetler üç kısımdır. Bir kısmı Sâni'e bakar, esmasının nakışlarını gösterir. Bir kısmı zîşuurlara bakar ki onların nazarlarında kıymettar mektubat ve manidar kelimattır. Bir kısmı kendi nefsine ve hayatına ve bekasına bakar ve insana faydalı ise insanın menfaatine göre hikmetleri vardır.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Şu mevcudat-ı seyyale, şu mahlukat-ı seyyare, Vâcibü'l-Vücud'un envar-ı icad ve vücudunu tazelendirmek için müteharrik âyineler ve değişen mazharlardır.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Dâr-ı lezzet ve menzil-i saadet olan dâr-ı cennette
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِلٖينَ
işaretiyle sermedî manzaralarda, dünyevî maceraların muhaveresi ve dünyevî hâdisatın manzaraları cennette bulunacaktır.
تَاَمَّلْ سُطُورَ الْكَائِنَاتِ فَاِنَّهَا ٭ مِنَ الْمََ۫لاِ اْلاَعْلٰى اِلَيْكَ رَسَٓائِلُ
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Kâinatın satırlarını dikkatle mütalâa et. Zira onlar, Mele-i Âlâdan sana gönderilmiş mektuplardır.
Eğer aklın varsa kanaate alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen "Yâ Sabûr!" de ve sabır iste; hakkına razı ol, teşekki etme. Kimden kime şekva ettiğini bil, sus. Her halde şekva etmek istersen nefsini Cenab-ı Hakk'a şekva et, çünkü kusur ondadır.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Hangi kanunla zerreyi, mevlevî gibi tahrik ederse aynı kanunla Küre-i Arz'ı meczup ve semâa kalkan mevlevî gibi döndürüyor ve o kanun ile âlemleri böyle çeviriyor ve manzume-i şemsiyeyi gezdiriyor.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
"Eğer iman olmazsa nasıl ki kör, sağır, dilsiz, akılsız adama her şey ma'dumdur öyle de imansıza her şey ma'dumdur, zulümatlıdır."
📖 Sayfa 19 · Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Hakikat nokta-i nazarında eşyadaki cemal ve kemal, esma-i İlahiyeye aittir ve onların nukuş ve cilveleridir.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
Bu âlemin hem çekirdeği hem meyvesi odur.
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَلصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ بِعَدَدِ اَنْوَاعِ الْكَائِنَاتِ وَ مَوْجُودَاتِهَا
Sıkça Sorulan Sorular
Yirmi Dördüncü Mektup kimin eseridir?
Yirmi Dördüncü Mektup, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2011'de yayımlanmıştır.
Yirmi Dördüncü Mektup kaç sayfadır?
Yirmi Dördüncü Mektup, 60 sayfadır (Rnk Neşriyat baskısı).
Yirmi Dördüncü Mektup'un en ünlü sözü nedir?
“"Mülkün sahibi, mülkünde nasıl dilerse öyle tasarruf eder."”