CANLI

Başaklar ve Ayrık Otları'nı Okuyanların Aklında Kalan Düşündüren Sözler — Tage Lindbom

Başaklar ve Ayrık Otları - Tage Lindbom kitap alıntıları ve sözleri

Başaklar ve Ayrık Otları, din dünyasına Tage Lindbom'un kazandırdığı özel bir eserdir. Türkçe baskısı İnsan Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Başaklar ve Ayrık Otları okurlarının en çok işaretlediği bölümler, sayfa numaralarıyla aşağıda.

Yazar:Tage Lindbom
Çevirmen:Ömer Baldık
Editör:İsmail Taşpınar
İlk Yayın:2018
Yayınevi:İnsan Yayınları
Sayfa Sayısı:200
Orijinal Adı:The Tares And The Good Grain
Dil:Türkçe
ISBN:9789755741819
Okuma Süresi:5 sa. 40 dk.
Türler:Din (İslam), Felsefe-Düşünce, Sosyoloji

Başaklar ve Ayrık Otları'dan En Beğenilen Alıntılar

Tabiat günah işlemez, hayvanlar günah işlemezler. Dünyada günahı konuşmamız ancak insandan dolayı mümkün håle gelmiştir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Hakikat, sekülerleşmiş insanın bilincinde sekülerleşmenin en derin dehlizlerinde bile hiçbir surette boğulmayan yön verici bir ilke olarak ikamet eder. Böylece seküler insan her zaman hakikat anlayışıyla sürekli aradığı dayanak noktasının ötesini kavramayı arzular. Ama öbür yandan herhangi aşkın bir gerçekliği körükörüne reddeder, dolayısıyla bu aşkın gerçeklik içindeki hakikat kaynağını da reddeder. Halbuki nedenini ve tesirini nereden aldığını bilmediği bir hakikat kavrayışını ise ispatsız olarak kabul eder.

📖 Sayfa 45 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Biz şimdi maddi varlığın kendileri için her şey, manevi hayatın ise hiçbir şey anlamına geldiği sekülerleştirilmiş bir nesil ile uğraşmak zorundayız.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

...dünyada hiçbir güç, özellikle de Mammon (servet putu) kendisine münasip olan yere itiraz edemeyecektir: “hiç kimse iki” sahibe kulluk edemez.

📖 Sayfa 116 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Ekranların arkasında ki kirli iktidar odaklarının küçük piyonları, nesnel psikoloji oyunlarını kullanarak insanların içlerindeki iyiye olan temayülü kısır çekişmeler içinde eriterek, simge ve imaj alanında boğdular. Çekişme ve çarpışma mantığının toplumlara zoraki kabul ettirdiler hiç şüphe yok ki insanların hakikati görse bile kırık bir cam parçası kadar önem vermeyecekleri bir sanal dünyaya çevirdiler etrafımızı.

📖 Sayfa 8 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Genç bir mahlukun adamakıllı bir kimlik bilinci kazanabilmesi için gerekli olgunluğa erişebilmesi, yetişkin ve olgun bir ortamın varlığına bağlıdır.

📖 Sayfa 110 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Düşünce o halde zaman boyutunda meydana gelen operatif bir süreç, geçmişi muhafaza eden, kuvveden fiile çıkaran ve ona bağımlı olan hafızanın zaman üzerinde akışıdır.

📖 Sayfa 73 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

İnsan, Tanrı'nın sureti olması hasebiyle yeryüzündeki tüm varlıkların en üstündedir; ancak yine o günah ve küfürden dolayı esfel-i safiline de düşebilir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

- " (...) Kalp, insan vücudunun merkezidir; ama aynı zamanda gerçek ve mecâzî anlamda manevî hayatın da merkezidir..."

📖 Sayfa 58 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Yunan mitolojisinde genç Narcissus prototipinin bir ben aşkı vardır, ama efsanede tasvir edildiği gibi hastalıklı bir durum vardır: kendi suretini aşkla tefekkür eden Narcissus erir ve ölür.

📖 Sayfa 143 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Bundan böyle tüm soruların önünde bir soru onu meşgul ediyordu: tabiatının derinliklerinde mükemmelliğe olan çok köklü bir arzuya sahip olan insanın bu arzulara kendi başına cevap vermeye kudreti var mıdır; sahip olduğu donanım ile hayatına daha ulvi bir anlam, daha zengin bir içerik kazandırarak kendini gerçekleştirebilir mi? Yavaş yavaş aklında zemin bulan bir cevapsa şu olmuştu: insan, üstün bir otoriteye boyun eğmeden temel arzularına ilişkin üstün kaderini başaramaz ve bu otorite de elbette Tanrı’dan başkası değildir.

📖 Sayfa 17 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Yasak hiçbir su rette yaratışın kendisine yöneltilmiş değildir. Ahenkli dinginingı içinde Yaratış, herhangi bir yasağa ihtiyaç duymaz. Çünkü yasağın uygulandığı adres insandır.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Şeytanın en büyük hilesi sizi kendisinin var olmadığına inandırmasıdır.

📖 Sayfa 50 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Kalp, insan vücudunun merkezidir; ama aynı zamanda gerçek ve mecazi anlamda manevi hayatın da merkezidir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Akıl, yaratılmış dünyanın bir parçası olmaya “mahkum” olmaktadır, insan düşüncesi, dünyevi hayatta aktif olan zihinsel gücün bir parçasıdır, tıpkı bizatihi insanın, yaratılışın bir parçası olması gibi...

📖 Sayfa 73 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

aşk, kendinden vermeyle birlikte sahiplenmeye de eğilim gösterir.

📖 Sayfa 144 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

- " (...) Hakikati tecrübe ettiğimiz yer, idrak etme melekesine sahip şuurumuz ve hakikati nesnelleştirdiğimiz kalp gözümüzdür..."

📖 Sayfa 87 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Francis Bacon’un yaratısı “Solomon’un Evi,” Bacon’un hiçbir surette gizlemeye çalışmadığı gibi, içinde araştırma bilginlerinin ve insan bilgeliğine sahip bilgelerin bahusus manipülasyon ile devasa güçleri tanzim ederek insanlığın yönetildiği genel bir kadro çalışmasına benzer.

📖 Sayfa 32 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Sınırsız bir dünya kaos ile son bulmaya mahkumdur.

📖 Sayfa 117 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

"...eğer din şimdi insanlara manevi huzur veremiyorsa bu da artan rasyonalizm etkisinden dolayıdır."

📖 Sayfa 128 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Kalp, insan vücudunun merkezidir; ama aynı zamanda gerçek ve mecâzî anlamda manevi hayatın da merkezidir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Kendime malikim dedi, herşey kendine maliktir demeye mecbur oldu...”

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Hayat, insanların nuruydu.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

İrade etmek tercih etmektir, ancak yapılan bir tercih sağlam değerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade edebilir .

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Aşkın hakikatin idrak edici ve sezgisel bilincinden bahsetmiştik. Sembol, vahiy ve gelenekten de bahsettik. Demiştik ki, bunlar hakikatin ve yaşamın yollarıdır. Peki ama aklımız bütün bunları reddederse ne olacak? Bilincimizi biri mantıksal diğeri “irrasyonel” olarak ikiye mi bölmek durumunda kalacağız? Bu iki eğilim arasındaki çatışmayla içsel olarak gerilip şişecek miyiz? Yoksa bir "credo quia absürdüm’a" sığınarak ruhumuzu korumayı mı deneyeceğiz? Cevap isteyen sorular bunlar.

📖 Sayfa 62 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

İrade etmek tercih etmektir, ancak yapılan bir tercih sağlam degerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade edebilir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Sahibimiz, insana tabiatı bozmaması gerektiğini de söylemiştir. Sekülerleşmiş insanın özellikle endüstri çağında tabiatı sömürmesi köklü bir yıkım, orijinal paklığında İlahîce sembolik olan tabiata saldırmasından dolayı kör bir kullanımdır. Sömürü, kutsala karşı bir küfürdür, çünkü insanın benlik davasının ve kibrinin bir ifadesidir. Tabiatın sömürüsü ve yıkımının sadece maddi kazanım gibi bir motivasyonu vardır ve bu yıkıcı güçler bizatihi insana da yönelebilirler.

📖 Sayfa 52 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Devletin sürekli eli uzayan iktidarının etkisi giderek daha derinden hissedilmektedir....
Devlet; kendinden daha yukarıda bir meşruiyet ve başvurma kaynağı olamayacak şekilde bütün alanlarda iktidarı sünger gibi emmektedir.... mutlak kudret sahibi Devlet sırtını halk hakimiyetine yaslamıştır. Hükümetler değişebilir, parlamentolar yetersiz ve işlevsiz yasaların yerine yenilerini ikame edebilirler; ama olmayacak bir şey varsa, bu, Devlet’in egemen Halk’ın fonksiyonel bir ifadesi olduğudur. Devlet, “senin” Devlet’indir.

📖 Sayfa 86 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Hakikati bilmeden el yordamı ile yapılacak her adım bizi yanlışa götüren bir hamle olmaktan kurtulamaz. yalanın çifte katmanlı bu sahte dünyasından nasıl kurtulacağız?

📖 Sayfa 8 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Kalp, insan vücudunun merkezidir; ama aynı zamanda gerçek ve mecâzî anlamda manevî hayatın da merkezidir. O, yüzyıllardan beri azizler ve bilginlerin yeryüzü ötesi gerçekliği algılayan kalp sesiyle ya da kalp gözüyle konuşmalarını dikkate alırsak, boş bir retorik ya da pedagojik alegori sorunu değildir. İşte Hz. İsa'nın Tanrı Krallığı'nın bizim içimizde olduğunu söylemesinin nedeni budur. Çünkü kalp, ölümsüz ruhumuzun merkezidir ve biz onunla ilâhî gerçeğe iştirak ederiz. Biz bu iştirâkî orijinalliği içinde ilâhî Cevher'in bir fonksiyonu, bir hakikat bilinci olarak içimizde taşımaktayız.

📖 Sayfa 59 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Aktif hayatında insanın tek bir amacı vardır: bize verilmiş olan hayatı korumak. Bu çaba içinde kendiliğinden gelen bir diğer amaç ise tüm varlığa verilmiş hayatı korumaktır. İnsanın bu amaçlarının bize hayatı Bağışlayan'a riâyet edilmediği takdirde hiçbir anlamı yoktur ve uzun süreli hiçbir tatmine de uygun düşmez. Dolayısıyla her bir sağlıklı insanın, hayatında yıkıcı kuvvetlere karşı koruyucu hizmet görecek bir parça önyargıya sahip olması şarttır.

📖 Sayfa 107 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

"Kendime malikim dedi, her şey kendine maliktir demeye mecbur oldu..."

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Bugünün insanı gitgide ‘şeylerin’ dünyasında hem de daha yoğun olarak yaşar ve bu,objektivite olarak algıladığı basit duyumsal ve zihni alanlara alçalmasıyla onun algılama kapasitesini ve iman kabiliyetini dumura uğratır.Giderek büyüyen manevi fakirliğini yücelttiğinin ise farkında değildir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Eğer hakikatin yolu bizden önce çizilmiş ve açıkça çerçevelenmiş olsaydı, yanlışa düşme olasılığımız kalmazdı; ancak bu durumda, yaratılan hiçbir şey anlam boşluğuna düşmekten de kurtulamazdı: insanî hayatımız iradeden ve tercih etme olanağından hâlî, yani çabasız ve aşksız olurdu. "Kaderimiz" mükemmelen belirlenmiş ve yaratılış "Tanrı gibi" eksiksiz olurdu. Ancak bu faraziye mantıksal olarak saçmalıktan öte bir anlam da ifade etmezdi. Çünkü bir eser, Sanatkâr'ına nispetle her hâlükârda ikincil durumdadır ve dolayısıyla Sanatkâr'ına nazaran eksik olmak zorundadır.

📖 Sayfa 56 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Biz, şimdiye kadar almış olduğumuz ve Yaratıcımızdan günlük olarak almaya devam ettiğimiz borcumuzu “geri ödemekten” âciziz. Yeryüzü acizliğimiz ve yetersizliğimiz “borçlarımızı tayin edip” ödememizi imkânsız hâle getirmektedir. Borçlu varlık bilinci, diğer içinde bulunduğumuz şartların hepsinden üsttedir. Varoluşsal bir gerçektir borcumuz.

📖 Sayfa 186 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Sekülerleşme önde gittiği müddetçe hakikatin nuru giderek daha zayıf parıldamaya başlar.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Çünkü hakikati bilmeden el yordamıyla yapılacak her adım bizi yanlışa götüren bir hamle olmaktan kurtulamaz. Yalanın çifte katmanlı bu sahte dünyasından nasıl kurtulacağız?

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

İnsanın, düşünce kapasitesine bağlı tüm duyargalarını açarak eşya dünyasına ait problemleri kuşatması ve kucaklaması sınırlıdır, insan düşüncesi bu hakikat dolayısıyla içinde yaşadığımız gerçekliğin bir objektif, tam ve bütün bilgisine ulaşma kabiliyetinden mahrumdur.

📖 Sayfa 73 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Aktif hayatında insanın tek bir amacı vardır: bize verilmiş olan hayatı korumak. Bu çaba içinde kendiliğinden gelen bir diğer amaç ise tüm varlığa verilmiş hayatı korumaktır. İnsanın bu amaçlarının bize hayatı Bağışlayan’a riayet edilmediği takdirde hiçbir anlamı yoktur ve uzun süreli hiçbir tatmine de uygun düşmez. Dolayısıyla her bir sağlıklı insanın, hayatında yıkıcı kuvvetlere karşı koruyucu hizmet görecek bir parça ön yargıya sahip olması şarttır.

📖 Sayfa 93 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Dünyevi yaşamımız sekülerleşmeye maruz kaldıkça o nispette de manevî içeriği oyulmaktadır. Aşkın gerçeklik bilinci pas tuttukça, buna paralel olarak insana, evrenle dayanışma hissi veren yaratılış bilinci de tamamen kaybolur.

📖 Sayfa 42 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Parçalamak, rahatsız etmek, yıkmak her zaman kolaylıkla ve çabucak başarılabilecek bir iştir.

📖 Sayfa 92 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Öz, biz insanlar için ilâhî mutlak kudretin, yaratılan düzende ritmik dengenin ve güneş olarak adlandırılan ısı ve ışık kaynağına nispetle insanın bağımlılığının bir sembolü olarak güneşin her gün yükselmesi gibidir. Tüm enginliği içinde tabiat-mevsimler, doğum, çiçek açma, ölümler- bunların hepsi Yaratıcı'nın mutlak kudretinin sembolüdür.

📖 Sayfa 62 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Eğer madde dünyasını ihata etmeyi denersek, kendimizi sürekli olarak günlük hayatımızda hesaba katmak zorunda olduğumuz ve bilimin hiç tereddüt etmeden sistemi içinde köşetaşları olarak kullandığı olguların karşısında buluruz. Sıcaklıktan, elektrikten, enerji ve hayattan söz ederiz. Peki ama nedir bu sıcaklık, bu enerji ve hayat nedir? Belirli limitler içinde görüngüsel dünyanın farklı elementleri arasında ilişkiler kurabilir bilim. Tamam, ama başka ne yapabilir?

📖 Sayfa 70 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Yaratılmış eserin mukaddes karakteri, insanın cezadan muaf tutulup ezemeyeceği, onun başlangıç safiyetinde masumiyetidir.Tabiatın mahrem bir varlığı, onun en engin bir ‘gizi’ vardır ve bu insan bilgisine açık değil , perdelidir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Sekülarizmin başarısızlıklarının ağırlığını tanıyacak, işlenen günahtan özür dileyecek, huzurun sesini teskin edecek kimdir? Bu soru sorulduğunda çağdaş sekülerleşmiş insan üzerine bile alınmaz, bildiği sadece kendisine güvenmesi gerektiğidir. O, yeryüzünün sahibidir, öyleyse kendi hareketlerinin muhasebesi de sadece kendisine aittir. Başkasının kendisini muhasebe etmeye matuf sorularını dikkate almak onun bireyci sorumluluk anlayışıyla bağdaşmaz.

📖 Sayfa 189 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Doğanın sesine kulak verin, O, insanın ruhuna hitap eder.Dünya bu sesi bastırmaya çalışır.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Ve insan, en önemli yabancılaşma nedeni olan uzaklara bakmaktan gözlerini çekip, yapabileceklerinin kendi çevresinde olduğunu fark edebilir.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Çünkü bir eser, Sanatkâr'ına nispetle her zaman ikincil durumdadır. Ve dolayısıyla Sanatkar'ina nazaran eksik olmak zorundadır.

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

İnsan Krallığı’nda temel amaç, insanoğlunu yeryüzünde iktidarın nezaretçisi yapmaktır ve bu hedefe ulaşmanın en önemli araçlarından birisi bilimdir. Bilimin ilk elde iktidar iştahının hizmetinde olması bu nedenledir ve Descartes, "bilimin misyonu kamu yararını teşvik etmektir" diyerek konumunu açıkça gösterecektir.

📖 Sayfa 80 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

...kardeşlik de anlamını yitirmiştir; çünkü kardeş olabilmek için müşterek bir babaya sahip olmak gerekir.

📖 Sayfa 21 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Şimdi sorulması gereken soru ise şudur: İnsan Krallığı’nın peygamberleri doğru kulvarda mı koştular?

📖 Sayfa 20 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

“Merhamet, kendi egosunu aşan ve kendini komşusunun yerine koyabilen insani bir özelliktir.”

📖 Sayfa 181 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

...insan her yerde kültürel, sosyal yaşam ve politika alanlarında giderek artan iktidarın vaatleriyle taciz ediliyordu. Bir özgürlük zorlamasıydı sözkonusu olan...

📖 Sayfa 20 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

...Eğer toplumun mutluluğu da isteniyorsa, bu hayırseverlik veya merhametle olmaz, çünkü seküler insana göre kendi bireysel refahının sağlam bir garantisi olarak sadece kendisi vardır. Dolayısıyla vazgeçebilme ve elini uzatabilme kabiliyeti yoktur bu insanın.

📖 Sayfa 158 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

“Yaşamak, bir zevktir” ibaresi yeni mutluluk krallığı bayrağının renklerini oluşturmuştu.

📖 Sayfa 20 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

"Tanrı'nın nuru, zayıf idrakini aydınlattığı zaman sebepler ve sonuçları terk edebilirsin" der Celaleddin el-Rumî.

📖 Sayfa 59 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Sekülarizmin en derindeki amacı insanı Yaratıcısına bağımlılaştıran düzenden kesinkes “özgürleştirmek”, varoluşsal kaynağından kurtarmak ve bu bağımlılıktan hakikat sistemini yaşadığı factual ve zihinsel göreceliliğe değiştirmektir. Bunun kaçınılmaz sonucu ise insanın imajinatif hayatında at gözlüklerinden kurtulduğu bir açlık değil, tam tersine daha da artan bir kesafettir.

📖 Sayfa 161 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

“Sömürü, kutsala karşı bir küfürdür, çünkü insanın benlik davasının ve kibrinin bir ifadesidir.”

📖 Sayfa 64 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Bugünün insanı gitgide "şeylerin" dünyasında hem de daha yoğun olarak yaşar ve bu, objektivite olarak algıladığı basit duyumsal ve zihnÎ alanlara alçalmasıyla onun algılama kapasitesini ve iman kabiliyetini dumura uğratır. Giderek büyüyen manevî fakirliğini yücelttiğinin ise farkında değildir.

📖 Sayfa 63 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Yeryüzü yaratıkları olarak biz insanlar, zaman içinde spekülasyonlar ve meşgaleler içinde kendimizi unutmaya imrendirildik. Çünkü bir yandan meşguliyet, zaman ve mekânın şartları dinsel tavırlarımızı belirleyebilmekte; diğer yandan dinî hayatımızı bireysel keyfîlik içine hapsetmeye imrendirilmekteyiz.

📖 Sayfa 67 · Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom

Sıkça Sorulan Sorular

Başaklar ve Ayrık Otları kimin eseridir?

Başaklar ve Ayrık Otları, Tage Lindbom tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2018'de yayımlanmıştır. Türkçeye Ömer Baldık çevirmiştir.

Başaklar ve Ayrık Otları kaç sayfadır?

Başaklar ve Ayrık Otları, 200 sayfadır (İnsan Yayınları baskısı).

Başaklar ve Ayrık Otları'nın en ünlü sözü nedir?

“Tabiat günah işlemez, hayvanlar günah işlemezler. Dünyada günahı konuşmamız ancak insandan dolayı mümkün håle gelmiştir.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Başaklar ve Ayrık Otları — Tage Lindbom. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4