CANLI

Sinema Dünyasından Çok Tuhaf Çok Tanıdık: Umut Tümay Arslan'ın Anlamlı Sözler

Çok Tuhaf Çok Tanıdık - Umut Tümay Arslan kitap alıntıları ve sözleri

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan'ın 172 sayfalık eseridir. İlk kez 2005'te yayımlanmıştır. Sinema okurları için Çok Tuhaf Çok Tanıdık'tan derlenen en akılda kalan sözler burada.

Yazar:Umut Tümay Arslan
İlk Yayın:2005
Yayınevi:Metis Yayınları
Sayfa Sayısı:172
Dil:Türkçe
ISBN:9789753425025
Okuma Süresi:4 sa. 52 dk.
Türler:Araştırma-İnceleme, Sinema

Çok Tuhaf Çok Tanıdık'tan En Beğenilen Alıntılar

Sabiha için ev, ancak bir erkekle paylaşıldığında, rafları dolduğunda, sofralar kurulduğunda, ocak tüttüğünde canlanır, "yu­va" olur. Sabiha erzağı yerleştirirken şöyle der: "Halil, bu evi şim­di seviyorum. Ondan evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu."

📖 Sayfa 82 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Ömer Seyfettin daha öncedir, onu saymam. Saygım ayrıdır ona. Onun hikaye kitaplarını gözümün önüne getirdim. Sonra aradım taradım, Menekşeli Vadi'yi buldum. Tam örtüşmüyordu belki Akad'ın isteğiyle. Ama orda da bir adam vardı, bir kadın vardı, karısı. O kadın ... O adam gitti, ama sonra dön­ dü, [karısı] hiç şaşırmadı, oğlu çok şaşırdı. Lütfi abi'nin çok sevdiği bir sahneydi o. "Anne, babam geldi!" diyor müthiş bir hayretle. Ve kadın geliyor, dün gece gitmiş gibi terlik çevirir önüne. Bu, bizim ha­yatımızdır.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Birçok kez yinelenen 'Kalbimi Kıra Kıra" adlı şarkı ise filme hakim olan hüzünlü havayı yansıtır ve bunu her defasında yeniden üretir. Sabiha ve .Halil
arasındaki olanaksız aşkı bu şarkının sözleri dile getirir

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sabiha’nın “çok eskiden rastlaşacaktık” sözü pekala Türkiye toplumunun modernliğe dair söylediği bir söz olarak da anlaşılabilir.

📖 Sayfa 120 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Bu evi şimdi seviyorum, ondan evvel ne bileyim bir barınaktı sadece, şimdi ev oldu.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Örneğin Orhan Veli'nin "Tahattur" adlı şiiri vesikalı yarim'e yazılmış bir şiirdir: "Alnımdaki bıçak yarası/Senin yüzünden/Tabakam senin yadigârın/'İki elin kanda olsa gel' diyor/Telgrafın/Nasıl unuturum seni ben/Vesikalı yarim?"

📖 Sayfa 7 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Senin yüzünden dinmiyor derdim
Bir sevda uğruna ben ömrü­mü verdim"

📖 Sayfa 116 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Modernlik serüvenimizin açmazları her zaman, 1960'larda olduğu kadar, 1980'lerde ve 1990'larda da, biçim değiştirerek toplumsal hayatımızın kurucu açmazları oldu. Dolayısıyla, modernliğin yarattığı her türden kaygı, korku ve arzunun Yeşilçam anlatılarının tamamının içine sızdığı söylenebilir

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Sabiha'yla Halil'in karşılaşmalarından hemen önce "Bir Sevda Uğruna Ömrümü Verdim" şarkısı söylenmektedir. Sabiha'nın Halil'in bakışını büyülü bir nesne gibi doldurduğu anda müzik kesilir; Halil ondan başka her şeye kör ve sağır olmuştur. Etraftaki tüm sesler ve imgeler kaybolur. Bu sahne, hem şarkının sözleriyle hem de şarkının kesintiye uğradığı andaki sessizlik ve bu sessizliğin yerine geçen Sabiha'nın büyülü imgesiyle filmin çağırdığı halet-i ruhiyeyi özetler."

📖 Sayfa 70 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sinemanın bir gösteri sanatı olmadığından yola çıkan Akad, günümüzde
sinemanın hem yapısal hem de içerik olarak romanın yerini almakta olduğuna inanır. Yönetmenliğin yazarlıkla bağlantısını kuran
Akad için sinema romanın yeni bir biçimi olmalıdır

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Modernleşmenin sancılarını
filmlerine aktarırken Akad "modernleşme karşıtı", ahlakçı bir konum almaz; kendisinin de söylediği gibi amacı "halkla doğrudan
doğruya bir temas kurmak, halkın sinemasını yapmaktır

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Melodramı dokunaklı yapan, insan olmaya dair iki özelliği bünyesinde taşımasıdır; hem tamlık arzusunu tatmin etme ihtiyacı hem de telafi edilemeyen kayıp duygusu.

📖 Sayfa 40 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Çiftin ikinci kez dış mekanda göründüğü yer ise bir koruluktur. Bu sahnede görüntülere hakim olan ağaçlar ve kuru dallan, karakterlerin
arzularının, beklentilerinin ve bir arada olma isteklerinin karşılaştığı engelleri, içinde bulundukları kıstırılmışlığı dile getirir

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Çok eskiden rastlaşacaktık"

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sabiha'mıydı Türkan Şoray'ın adı? Sarı saçlı bir Türkan Şoray:Dünyanın En Güzel Kadını( ... ) Onlar herhalde (Marilyn'le Türkan Sultan) kadın filan da degiller:
kadın üstü, kadın karesi, kadın hülasası, esansı:. Al bunlardan birer .dirhem, at bir kazana; karıştır,: karıştır: Yuz binlerce kadına yetecek kadınlık çıkar. Kadın Yaratığı onlar. Öyle fazlalar ki. Öyle çoklar ki bir başlarına. İşte
o 'Vesikalı Yarim'de başında başörtüsü, üstünde pardösüsüyle gidip de, Manav Ali'mi- dükkanında meyveleri dizerken, bakan Türkan Şoray

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

İçerde, Sabiha'yla Halil'in karşılaşmalarından hemen önce "Bir Sevda Uğruna Ömrümü Verdim" şarkısı söylenmektedir. Sabiha'nın Halil'in bakışını büyülü bir nesne gibi doldurduğu anda müzik kesilir; Halil ondan başka her şeye kör ve
sağır olmuştur. Etraftaki tüm sesler ve imgeler kaybolur. Bu sahne,
hem şarkının sözleriyle hem de şarkının kesintiye uğradığı andaki
sessizlik ve bu sessizliğin yerine geçen Sabiha'nın büyülü imgesiyle filmin çağırdığı halet-i ruhiyeyi özetler

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Tanıştığı­mıza memnun oldum, tanıştığımıza memnun oldum, tanıştığımıza memnun oldum..."

📖 Sayfa 11 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sevmek de yetmiyormuş...çok eskiden rastlaşacaktık.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Alnımdaki bıçak yarası
Senin yüzünden
Tabakam seinn yadiga­rın
'İki elin kanda olsa gel' diyor
Telgrafın
Nasıl unuturum seni ben
Vesikalı yarim?"

📖 Sayfa 8 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Dedi ki, Sabiha diyecek ki Halil'e, 'Sen evlisin. Çocuğun varmış. Benden gizledin, yalancı herif.' Fakat bunların hiçbirini demeyecek, dedi. O duvar var, orda gördüm, boydan boya bir duvar var, o duvarın önünde çekeceğim, aşılmaz bir şeyde yaşıyorlar çünkü, dedi ...

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Vesikalı Yarim, hayatlarında olağanüstü durumlar bulunmayan sıradan insanların günübirlik yaşantılarını anlatan; zaman ya da mekânla ilgili herhangi bir yabancılaştırın etkiden kaçınan; öyküyü şimdiki zamana ve "buraya" yerleştiren; gerçek mekânları kullanan; kamerayla konusu arasına belirli bir mesafe koyan; hareketi mizansene dayalı olarak elde eden; uzun, toplu çekimlerden oluşan bir filmdir. Bunların yanı sıra, çekimler göz hizasına yakın konum ve açılardan yapılmış, optik hareketlere ve filtre kullanımına başvurulmamıştır."

📖 Sayfa 77 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Okuldayken aynı sıralarda oturmazdık, ama sıcak bahar günlerinde sınıfta uzun tartışmalardan sonra pencere açıldığında, hemen arkasındaki kara tahtanın karasıdan aynalaşan camın içinde yansıyan yü­zünü şimdiki gibi seyrederdim."

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

felsefe açısından konuşmak hakikati dile getirmek değildir.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"İki esas karakterin karşılaşma anında seyirci daha çok Halil'in konumundadır ve Halil gibi seyirci de Sabiha'yla ilk kez karşılaşmaktadır. Burada öznellik ses aracılığıyla yaratılır. Halil'in gördüğü karşısında hissettiklerinin şiddeti ya da bir anda kendinden geçişi, onun çevresiyle ilişkisinin kesilişi aracılığıyla anlatılmış olur. Sabiha'nın sigarasının dumanları bu anı daha da gerçekdışı kılar."

📖 Sayfa 94 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Başlangıçta (bize) filmin esas karakteri olarak tanıtılan Halil eski hayatına geri dönmüş olsa bile, film "Halil'in hayatında artık-bir-eksiklik var" vurgusuyla sona erer

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime"

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Benden sana ne kaldı, bir hatıradan başka ... Kalbimi kıra kıra bırakmadın bir hatıra, günahını yalancı dudaklarında ara..

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Filmi seyredin, do­kunuyorsa size, kalbinize dokunuyorsa o kadarla yetinin. O güzel bir şey. Ama didiklediğiniz zaman filmi bozarsınız. O şey kalmaz sizde, tadı kalmaz.

📖 Sayfa 131 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

' Sevgi de yetmiyormuş çok eskiden rastlaşacaktık. '

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

AKAD: Genel çalışma tarzından farklı bir şey değil. Yani cambazlık
yok, sade bir anlatım var. Ayrıca güzel filmdir. Ben filmlerime tarafsız bakabilirim. Kurguda acımasızca kesebilirim, resimlerin uzunluklarına acımam. Başkası çevirmiş gibi seyredebilirim. Sevdiğim bir filmdir.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Vesikalı Yarim" zihinlerimizdeki Türkân Şoray imgesi tarafından kurulur ve onu yeniden kurar. Filmde Sabiha'nın kokusuna ve güzelliğine yüklenen büyülü ve ulaşılmaz imgeyle Türkân Şoray'ın imgesinin örtüştüğü söylenebilir. Vesikalı Yarim bir anlamda Türkân Şoray'dır. Şoray köylü de olsa kentli modern kadın da, anne de olsa vesikalı da, her zaman bir fazlalıkla sarmalanmıştır. Yeşilçâm içinde ve Türkiye'nin kültürel hayatında doldurduğu yerin sürekli tarif edilmeye çalışılmasının nedeni de bu fazlalıkta."

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Yok bir şey söyleme. En iyisi git! Git. En iyisi seni görmemek. En iyisi seni duymamak. Git. Git

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Filmde Halil, Sabiha'nın kendisinden evli olduğunu bildiği için uzaklaştığını da hiçbir zaman öğrenmez. Kısaca evlilik, ayrılmalarının sebebi olarak filmde hiçbir zaman açıkça ifade edilmez

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

“Bir sigara içebilir miyim?''dedi hoşça gülümseyerek. Dudaklarına filtresiz bir sigara yerleştirdi. "Yakar mısınız?"
Galip çakmağıyla sigarayı yakınca, kadının başının çevresinde inanılmaz yoğunlukta bir duman oluştu. Müziğin gürültüsünün işitilmediği o tuhaf sessizlikte, sisler içinde beliren bir azizenin başı gibi, iri kirpikli gözleri ve başı dumanın içinden çıkınca Galip hayatında ilk defa Rüya' dan başka bir kadınla yatabileceğini düşündü."

📖 Sayfa 10 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Vesikalı Yarim" filminde bu ulaşılamazlık, bir imkânsız aşk olarak, seçilen şarkılardan diyaloglara, kostümlerden mizansene ve çerçeve düzenlemesine kadar etkileyici bir atmosfer içinde sahnelenmiştir. Öyle ki, ne zaman bir hakikilik arayışına girsek, ne zaman aşkı tarif etmeye çalışsak, ne zaman kadınla erkek arasındaki kapanamaz aralığa düşsek, Vesikalı Yarim'i hafızamıza kazıyan sahneler birer birer geri gelir."

📖 Sayfa 12 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Halil'Ie Sabiha arasındaki iletişimsizlik kentin bu boş ve soğuk sokağıyla görselleşir. Aralarındaki uzaklık mekansal olarak da vurgulanır ve bu sahnenin sonunda yer alan, yalnızca bir bina duvarıyla önündeki sokağın diyagonal
biçimde görüntülendiği çerçeve, aralarında ortaya çıkan ve artık
kapatılamayacak mesafenin, söylenmeyen sözlerin, sorulamayan
soruların, endişelerin, sırların gerilimini aktarmaya yarar.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Vesikalı Yarim'de seyirciye dokunaklı gelen, onu inciten ve ağlatan, karakterlerden daha fazla "bilmesine rağmen müdahale ve değiştirme gücünün olmayışını fark etmesidir" (Neale, 1986: 11). Sabiha'yla Halil'i ayıran olayların akışının değiştirilebileceği inancıyla bunun imkânsız olduğu bilgisi yan yanadır. Seyirci de aynen Sabiha gibi aşkın her şeye kadir olduğu inancıyla bunun bir imkânsızlık olduğuna dair bilgiyi bir arada barındıran ikili yapıya sahiptir."

📖 Sayfa 43 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Halil: Sabiha bozma kafamı. Horlanmaya, atışmaya alışık değilim. Sokak ortasında hele. Hele de seninle.
Nedir istediğin? Burada ayaklarına mı kapanayım?
Yoksa saçlarından tutup sürükleyeyim mi?
Sabiha: Ne istersen yap. Yalnız bitsin burada bu iş. Sonradan daha büyük acı çekmektense

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Vesikalı Yarim filminde bu ulaşılamazlık, bir imkansız aşk olarak, seçilen şarkılardan diyaloglara, kostümlerden mizansene ve·
çerçeve düzenlemesine kadar etkileyici bir .atmosfer içinde sahnelenmiştir. Öyle ki, ne zaman bir hakikilik arayışına girsek, ne zaman aşkı tarif etmeye çalışsak, ne zaman kadınla erkek arasındaki
kapanamaz aralığa düşsek, Vesikalı Yarim'i hafızamıza kazıyan
sahneler birer birer geri gelir.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Toplumsal ve öznel bir dizi imkansızlığın yarattığı kayıp duygusu, geç kalmışlık hissi ve telafi istemi Sabiha-Halil aşkına aktarılır.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

'Senin yüzünden dinmiyor derdim /Bir sevda uğruna ben ömrümü verdim"

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

,tek bir kadında “parlak”lığı ve “yumuşak”lığı bir arada bulma arzusu

📖 Sayfa 88 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

-"Eyvallah ne zamandır böyle vakit geçirmemiştim."
-Eğlenmedin ki?
- Niçin?
-Ne gülüp açıldın,ne de doğru dürüst konuştun adını bile söylemedin anla artık..

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Vesikalı Yarimi neden bir kült filmdir?" Filmi sadece Sabiha-Halil öyküsü olmaktan çıkaran ve onu birçok imkansızlığın göstereni
haline getiren nedir?

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

S : ...Her birimiz yolumuza gitsek...
H : Yolumuz?
S : Öyle...
H : Birleşti biliyordum ?
S : Yok. Birleşecek gibi değil. Benim yolum başka. Seni tanıdıktan sonra anladım. Senlen beraber olduktan sonra. Sevgi de yetmiyormuş. Çok eskiden rastlaşacaktık.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

KARADOĞAN: Filmde bakışmalar çok önemli. Yani Sabiha ile Halil'in bakışması, baba ile Sabiha'nın bakışması film için çok önemli. Örneğin neden filmin sonunu bakışla bitirmediniz de Sabiha'yı erkek kalabalığının içinde yürüttünüz. Onu yaparken ne düşündünüz?

AKAD: Yalnızlık duygusuydu oradaki. Zaten Sabiha oraya gittiği zaman yeniden bir bağlantı kurmak filan değil, bir özlem... Hani mezarlık ziyareti gibi bir gidiştir o. Onun gibi bir şey.

ÖNAL: Müthiş!

📖 Sayfa 131 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"AKAD: Hatırlamıyorum nerede ama demek değişik yerlerini beğenenler var. Sonra bir de konunun sadeliği, yalınlığı. Yani anlatımın yalınlığının yanında bir de konu var, hiç de öyle girift, karmaşık değil. Gayet sade, hikâye sıradan bir hikâye. Tabii, onu da Sait Faik'in güzelliğine borçluyuz."

📖 Sayfa 128 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sabiha, Halil'in evli olduğunu Müjgan'dan öğrendikten sonra bunu Halil'e sormaya bir türlü cesaret edemez ve itiraf etmesi için çabalar. Ancak istediğini
bir türlü öğrenemez.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sabiha, kapanan çemberin dışına atıldığında bize sunulan, iyiliğiyle, güzelliğiyle yüceltilen bir aile değildir. Bir tarafımız
Sabiha'daki Halil'de, bir tarafımız ailedeki Halil'de kalır.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Seyirci de tıpkı Sabiha gibi evli olmadığına ya da evli olsa bile birlikte olabileceklerine inanmak ister.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Halil: Ne işin var buralarda?
Sabiha: Ne varsa var!
Halil: Bir şey mi alacaktın?
Sabiha: Hiçbir şey!
Halil: Bana geldin sanmıştım demin ...
Sabiha: Yoo ...
Halil: Niye gördün konuşmadan gittin?
Sabiha: Öyle.
Halil: Sabiha nen var senin? Bir derdin mi var?
Sabiha: Hiçbir derdim yok. Olsun mu?
Halil: Olmasın, olmamalı. Ama ne bileyim, bi tuhafsın
bu aralar?

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Halil Sabiha'ya aldığı yüzüğün ışıl ışıl olmasını, yumuşak kadife bir kutuya konulmasını ister. "Parlak olsun" der; parlaklık içeride saklı kalmalı, yumuşaklık onun bütününü kapsayan bir kılıf olmalıdır. Bu biraradalık, önceki bölümde belirtildiği gibi, Halil'in iki kadınlık halinin bütünleşmesi arzusuna gönderme yapar. Halil'in Sabiha üzerinden dile gelen fantazisi, tek bir kadında "parlaklığı" ve "yumuşaklığı" bir arada bulma arzusuna dayalıdır."

📖 Sayfa 88 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Filmin kurmaca dünyasında önemli bir yer tutan kadınlığa dair bu yarılma, bir başka zıtlıkla bir arada işlemektedir. Bu da gelenek (aile, cemaat, kenar mahalle) ve modernlik (aile dışı ilişkiler, kent, Beyoğlu) arasındaki zıtlıktır.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sabiha sürekli olarak birlikte olmalarının imkansızlığından söz ederken Halil'e filmin unutulmaz iki repliğinden birini söyler: "Çok eskiden
rastlaşacaktık ... " Filmi dokunaklı kılan, melodramı melodramatik
yapan, başka bir deyişle melodramın üzerinde işlediği zemin, bu
cümlenin içerdiği imkansızlık duygusudur

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Hepimiz O'nu bekliyoruz, hepimiz, hepimiz O'nu bekliyoruz"

📖 Sayfa 13 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

"Halil, bu evi şimdi seviyorum. Ondan evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Türkçe'de 'Güzellik' dendiği zaman mutlaka akla gelen,
sizin estetik tartımınıza uymasa da anmadan geçemeyeceğiniz bir olgu, Türkan Şoray'ın yüzü. Ne kadar cinsel imalarla yüklü olsa da, ulaşılamaz, adeta gerçek dışı bir kadınlığın yansıması okunur o yüzde

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Bakışların çakışmaması, bir anlamda, engellerin ortaya çıkışıyla kaybedilen saflığın, saydamlığın, tamlığın ve karşılıklılığın yerini kopukluğun, kesintinin, pürüz ve şüphenin aldığını ifade etmenin yoludur

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Keşke Halil ve Sabiha çok önceden, Halil'in
evli, Sabiha'nın vesikalı olmadığı bir zamanda rastlaşsalardı, çok
eskiden ...

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Melodram daima bu geri döndürülemezlik duygusuna
. "çok gec" duygusuna oynar

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan

Sıkça Sorulan Sorular

Çok Tuhaf Çok Tanıdık kimin eseridir?

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2005'te yayımlanmıştır.

Çok Tuhaf Çok Tanıdık kaç sayfadır?

Çok Tuhaf Çok Tanıdık, 172 sayfadır (Metis Yayınları baskısı).

Çok Tuhaf Çok Tanıdık'ın en ünlü sözü nedir?

“Sabiha için ev, ancak bir erkekle paylaşıldığında, rafları dolduğunda, sofralar kurulduğunda, ocak tüttüğünde canlanır, "yu­va" olur. Sabiha erzağı yerleştirirken şöyle der: "Halil, bu evi şim­di seviyorum. Ondan evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu."”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Çok Tuhaf Çok Tanıdık — Umut Tümay Arslan. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4