
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan'ın 172 sayfalık eseridir. İlk kez 2005'te yayımlanmıştır. Sinema okurları için Çok Tuhaf Çok Tanıdık'tan derlenen en akılda kalan sözler burada.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık'tan En Beğenilen Alıntılar
Sabiha için ev, ancak bir erkekle paylaşıldığında, rafları dolduğunda, sofralar kurulduğunda, ocak tüttüğünde canlanır, "yuva" olur. Sabiha erzağı yerleştirirken şöyle der: "Halil, bu evi şimdi seviyorum. Ondan evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu."
📖 Sayfa 82 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Ömer Seyfettin daha öncedir, onu saymam. Saygım ayrıdır ona. Onun hikaye kitaplarını gözümün önüne getirdim. Sonra aradım taradım, Menekşeli Vadi'yi buldum. Tam örtüşmüyordu belki Akad'ın isteğiyle. Ama orda da bir adam vardı, bir kadın vardı, karısı. O kadın ... O adam gitti, ama sonra dön dü, [karısı] hiç şaşırmadı, oğlu çok şaşırdı. Lütfi abi'nin çok sevdiği bir sahneydi o. "Anne, babam geldi!" diyor müthiş bir hayretle. Ve kadın geliyor, dün gece gitmiş gibi terlik çevirir önüne. Bu, bizim hayatımızdır.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Birçok kez yinelenen 'Kalbimi Kıra Kıra" adlı şarkı ise filme hakim olan hüzünlü havayı yansıtır ve bunu her defasında yeniden üretir. Sabiha ve .Halil
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
arasındaki olanaksız aşkı bu şarkının sözleri dile getirir
Sabiha’nın “çok eskiden rastlaşacaktık” sözü pekala Türkiye toplumunun modernliğe dair söylediği bir söz olarak da anlaşılabilir.
📖 Sayfa 120 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Bu evi şimdi seviyorum, ondan evvel ne bileyim bir barınaktı sadece, şimdi ev oldu.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Örneğin Orhan Veli'nin "Tahattur" adlı şiiri vesikalı yarim'e yazılmış bir şiirdir: "Alnımdaki bıçak yarası/Senin yüzünden/Tabakam senin yadigârın/'İki elin kanda olsa gel' diyor/Telgrafın/Nasıl unuturum seni ben/Vesikalı yarim?"
📖 Sayfa 7 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Senin yüzünden dinmiyor derdim
📖 Sayfa 116 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Bir sevda uğruna ben ömrümü verdim"
Modernlik serüvenimizin açmazları her zaman, 1960'larda olduğu kadar, 1980'lerde ve 1990'larda da, biçim değiştirerek toplumsal hayatımızın kurucu açmazları oldu. Dolayısıyla, modernliğin yarattığı her türden kaygı, korku ve arzunun Yeşilçam anlatılarının tamamının içine sızdığı söylenebilir
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Sabiha'yla Halil'in karşılaşmalarından hemen önce "Bir Sevda Uğruna Ömrümü Verdim" şarkısı söylenmektedir. Sabiha'nın Halil'in bakışını büyülü bir nesne gibi doldurduğu anda müzik kesilir; Halil ondan başka her şeye kör ve sağır olmuştur. Etraftaki tüm sesler ve imgeler kaybolur. Bu sahne, hem şarkının sözleriyle hem de şarkının kesintiye uğradığı andaki sessizlik ve bu sessizliğin yerine geçen Sabiha'nın büyülü imgesiyle filmin çağırdığı halet-i ruhiyeyi özetler."
📖 Sayfa 70 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Sinemanın bir gösteri sanatı olmadığından yola çıkan Akad, günümüzde
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
sinemanın hem yapısal hem de içerik olarak romanın yerini almakta olduğuna inanır. Yönetmenliğin yazarlıkla bağlantısını kuran
Akad için sinema romanın yeni bir biçimi olmalıdır
Modernleşmenin sancılarını
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
filmlerine aktarırken Akad "modernleşme karşıtı", ahlakçı bir konum almaz; kendisinin de söylediği gibi amacı "halkla doğrudan
doğruya bir temas kurmak, halkın sinemasını yapmaktır
Melodramı dokunaklı yapan, insan olmaya dair iki özelliği bünyesinde taşımasıdır; hem tamlık arzusunu tatmin etme ihtiyacı hem de telafi edilemeyen kayıp duygusu.
📖 Sayfa 40 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Çiftin ikinci kez dış mekanda göründüğü yer ise bir koruluktur. Bu sahnede görüntülere hakim olan ağaçlar ve kuru dallan, karakterlerin
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
arzularının, beklentilerinin ve bir arada olma isteklerinin karşılaştığı engelleri, içinde bulundukları kıstırılmışlığı dile getirir
"Çok eskiden rastlaşacaktık"
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Sabiha'mıydı Türkan Şoray'ın adı? Sarı saçlı bir Türkan Şoray:Dünyanın En Güzel Kadını( ... ) Onlar herhalde (Marilyn'le Türkan Sultan) kadın filan da degiller:
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
kadın üstü, kadın karesi, kadın hülasası, esansı:. Al bunlardan birer .dirhem, at bir kazana; karıştır,: karıştır: Yuz binlerce kadına yetecek kadınlık çıkar. Kadın Yaratığı onlar. Öyle fazlalar ki. Öyle çoklar ki bir başlarına. İşte
o 'Vesikalı Yarim'de başında başörtüsü, üstünde pardösüsüyle gidip de, Manav Ali'mi- dükkanında meyveleri dizerken, bakan Türkan Şoray

İçerde, Sabiha'yla Halil'in karşılaşmalarından hemen önce "Bir Sevda Uğruna Ömrümü Verdim" şarkısı söylenmektedir. Sabiha'nın Halil'in bakışını büyülü bir nesne gibi doldurduğu anda müzik kesilir; Halil ondan başka her şeye kör ve
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
sağır olmuştur. Etraftaki tüm sesler ve imgeler kaybolur. Bu sahne,
hem şarkının sözleriyle hem de şarkının kesintiye uğradığı andaki
sessizlik ve bu sessizliğin yerine geçen Sabiha'nın büyülü imgesiyle filmin çağırdığı halet-i ruhiyeyi özetler
"Tanıştığımıza memnun oldum, tanıştığımıza memnun oldum, tanıştığımıza memnun oldum..."
📖 Sayfa 11 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Sevmek de yetmiyormuş...çok eskiden rastlaşacaktık.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Alnımdaki bıçak yarası
📖 Sayfa 8 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Senin yüzünden
Tabakam seinn yadigarın
'İki elin kanda olsa gel' diyor
Telgrafın
Nasıl unuturum seni ben
Vesikalı yarim?"
"Dedi ki, Sabiha diyecek ki Halil'e, 'Sen evlisin. Çocuğun varmış. Benden gizledin, yalancı herif.' Fakat bunların hiçbirini demeyecek, dedi. O duvar var, orda gördüm, boydan boya bir duvar var, o duvarın önünde çekeceğim, aşılmaz bir şeyde yaşıyorlar çünkü, dedi ...
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Vesikalı Yarim, hayatlarında olağanüstü durumlar bulunmayan sıradan insanların günübirlik yaşantılarını anlatan; zaman ya da mekânla ilgili herhangi bir yabancılaştırın etkiden kaçınan; öyküyü şimdiki zamana ve "buraya" yerleştiren; gerçek mekânları kullanan; kamerayla konusu arasına belirli bir mesafe koyan; hareketi mizansene dayalı olarak elde eden; uzun, toplu çekimlerden oluşan bir filmdir. Bunların yanı sıra, çekimler göz hizasına yakın konum ve açılardan yapılmış, optik hareketlere ve filtre kullanımına başvurulmamıştır."
📖 Sayfa 77 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Okuldayken aynı sıralarda oturmazdık, ama sıcak bahar günlerinde sınıfta uzun tartışmalardan sonra pencere açıldığında, hemen arkasındaki kara tahtanın karasıdan aynalaşan camın içinde yansıyan yüzünü şimdiki gibi seyrederdim."
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
felsefe açısından konuşmak hakikati dile getirmek değildir.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"İki esas karakterin karşılaşma anında seyirci daha çok Halil'in konumundadır ve Halil gibi seyirci de Sabiha'yla ilk kez karşılaşmaktadır. Burada öznellik ses aracılığıyla yaratılır. Halil'in gördüğü karşısında hissettiklerinin şiddeti ya da bir anda kendinden geçişi, onun çevresiyle ilişkisinin kesilişi aracılığıyla anlatılmış olur. Sabiha'nın sigarasının dumanları bu anı daha da gerçekdışı kılar."
📖 Sayfa 94 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Başlangıçta (bize) filmin esas karakteri olarak tanıtılan Halil eski hayatına geri dönmüş olsa bile, film "Halil'in hayatında artık-bir-eksiklik var" vurgusuyla sona erer
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime"
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Benden sana ne kaldı, bir hatıradan başka ... Kalbimi kıra kıra bırakmadın bir hatıra, günahını yalancı dudaklarında ara..
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Filmi seyredin, dokunuyorsa size, kalbinize dokunuyorsa o kadarla yetinin. O güzel bir şey. Ama didiklediğiniz zaman filmi bozarsınız. O şey kalmaz sizde, tadı kalmaz.
📖 Sayfa 131 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
' Sevgi de yetmiyormuş çok eskiden rastlaşacaktık. '
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
AKAD: Genel çalışma tarzından farklı bir şey değil. Yani cambazlık
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
yok, sade bir anlatım var. Ayrıca güzel filmdir. Ben filmlerime tarafsız bakabilirim. Kurguda acımasızca kesebilirim, resimlerin uzunluklarına acımam. Başkası çevirmiş gibi seyredebilirim. Sevdiğim bir filmdir.

"Vesikalı Yarim" zihinlerimizdeki Türkân Şoray imgesi tarafından kurulur ve onu yeniden kurar. Filmde Sabiha'nın kokusuna ve güzelliğine yüklenen büyülü ve ulaşılmaz imgeyle Türkân Şoray'ın imgesinin örtüştüğü söylenebilir. Vesikalı Yarim bir anlamda Türkân Şoray'dır. Şoray köylü de olsa kentli modern kadın da, anne de olsa vesikalı da, her zaman bir fazlalıkla sarmalanmıştır. Yeşilçâm içinde ve Türkiye'nin kültürel hayatında doldurduğu yerin sürekli tarif edilmeye çalışılmasının nedeni de bu fazlalıkta."
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Yok bir şey söyleme. En iyisi git! Git. En iyisi seni görmemek. En iyisi seni duymamak. Git. Git
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Filmde Halil, Sabiha'nın kendisinden evli olduğunu bildiği için uzaklaştığını da hiçbir zaman öğrenmez. Kısaca evlilik, ayrılmalarının sebebi olarak filmde hiçbir zaman açıkça ifade edilmez
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
“Bir sigara içebilir miyim?''dedi hoşça gülümseyerek. Dudaklarına filtresiz bir sigara yerleştirdi. "Yakar mısınız?"
📖 Sayfa 10 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Galip çakmağıyla sigarayı yakınca, kadının başının çevresinde inanılmaz yoğunlukta bir duman oluştu. Müziğin gürültüsünün işitilmediği o tuhaf sessizlikte, sisler içinde beliren bir azizenin başı gibi, iri kirpikli gözleri ve başı dumanın içinden çıkınca Galip hayatında ilk defa Rüya' dan başka bir kadınla yatabileceğini düşündü."
"Vesikalı Yarim" filminde bu ulaşılamazlık, bir imkânsız aşk olarak, seçilen şarkılardan diyaloglara, kostümlerden mizansene ve çerçeve düzenlemesine kadar etkileyici bir atmosfer içinde sahnelenmiştir. Öyle ki, ne zaman bir hakikilik arayışına girsek, ne zaman aşkı tarif etmeye çalışsak, ne zaman kadınla erkek arasındaki kapanamaz aralığa düşsek, Vesikalı Yarim'i hafızamıza kazıyan sahneler birer birer geri gelir."
📖 Sayfa 12 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Halil'Ie Sabiha arasındaki iletişimsizlik kentin bu boş ve soğuk sokağıyla görselleşir. Aralarındaki uzaklık mekansal olarak da vurgulanır ve bu sahnenin sonunda yer alan, yalnızca bir bina duvarıyla önündeki sokağın diyagonal
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
biçimde görüntülendiği çerçeve, aralarında ortaya çıkan ve artık
kapatılamayacak mesafenin, söylenmeyen sözlerin, sorulamayan
soruların, endişelerin, sırların gerilimini aktarmaya yarar.
"Vesikalı Yarim'de seyirciye dokunaklı gelen, onu inciten ve ağlatan, karakterlerden daha fazla "bilmesine rağmen müdahale ve değiştirme gücünün olmayışını fark etmesidir" (Neale, 1986: 11). Sabiha'yla Halil'i ayıran olayların akışının değiştirilebileceği inancıyla bunun imkânsız olduğu bilgisi yan yanadır. Seyirci de aynen Sabiha gibi aşkın her şeye kadir olduğu inancıyla bunun bir imkânsızlık olduğuna dair bilgiyi bir arada barındıran ikili yapıya sahiptir."
📖 Sayfa 43 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Halil: Sabiha bozma kafamı. Horlanmaya, atışmaya alışık değilim. Sokak ortasında hele. Hele de seninle.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Nedir istediğin? Burada ayaklarına mı kapanayım?
Yoksa saçlarından tutup sürükleyeyim mi?
Sabiha: Ne istersen yap. Yalnız bitsin burada bu iş. Sonradan daha büyük acı çekmektense
Vesikalı Yarim filminde bu ulaşılamazlık, bir imkansız aşk olarak, seçilen şarkılardan diyaloglara, kostümlerden mizansene ve·
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
çerçeve düzenlemesine kadar etkileyici bir .atmosfer içinde sahnelenmiştir. Öyle ki, ne zaman bir hakikilik arayışına girsek, ne zaman aşkı tarif etmeye çalışsak, ne zaman kadınla erkek arasındaki
kapanamaz aralığa düşsek, Vesikalı Yarim'i hafızamıza kazıyan
sahneler birer birer geri gelir.
Toplumsal ve öznel bir dizi imkansızlığın yarattığı kayıp duygusu, geç kalmışlık hissi ve telafi istemi Sabiha-Halil aşkına aktarılır.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
'Senin yüzünden dinmiyor derdim /Bir sevda uğruna ben ömrümü verdim"
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
,tek bir kadında “parlak”lığı ve “yumuşak”lığı bir arada bulma arzusu
📖 Sayfa 88 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
-"Eyvallah ne zamandır böyle vakit geçirmemiştim."
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
-Eğlenmedin ki?
- Niçin?
-Ne gülüp açıldın,ne de doğru dürüst konuştun adını bile söylemedin anla artık..
Vesikalı Yarimi neden bir kült filmdir?" Filmi sadece Sabiha-Halil öyküsü olmaktan çıkaran ve onu birçok imkansızlığın göstereni
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
haline getiren nedir?
S : ...Her birimiz yolumuza gitsek...
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
H : Yolumuz?
S : Öyle...
H : Birleşti biliyordum ?
S : Yok. Birleşecek gibi değil. Benim yolum başka. Seni tanıdıktan sonra anladım. Senlen beraber olduktan sonra. Sevgi de yetmiyormuş. Çok eskiden rastlaşacaktık.

KARADOĞAN: Filmde bakışmalar çok önemli. Yani Sabiha ile Halil'in bakışması, baba ile Sabiha'nın bakışması film için çok önemli. Örneğin neden filmin sonunu bakışla bitirmediniz de Sabiha'yı erkek kalabalığının içinde yürüttünüz. Onu yaparken ne düşündünüz?
📖 Sayfa 131 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
AKAD: Yalnızlık duygusuydu oradaki. Zaten Sabiha oraya gittiği zaman yeniden bir bağlantı kurmak filan değil, bir özlem... Hani mezarlık ziyareti gibi bir gidiştir o. Onun gibi bir şey.
ÖNAL: Müthiş!
"AKAD: Hatırlamıyorum nerede ama demek değişik yerlerini beğenenler var. Sonra bir de konunun sadeliği, yalınlığı. Yani anlatımın yalınlığının yanında bir de konu var, hiç de öyle girift, karmaşık değil. Gayet sade, hikâye sıradan bir hikâye. Tabii, onu da Sait Faik'in güzelliğine borçluyuz."
📖 Sayfa 128 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Sabiha, Halil'in evli olduğunu Müjgan'dan öğrendikten sonra bunu Halil'e sormaya bir türlü cesaret edemez ve itiraf etmesi için çabalar. Ancak istediğini
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
bir türlü öğrenemez.
Sabiha, kapanan çemberin dışına atıldığında bize sunulan, iyiliğiyle, güzelliğiyle yüceltilen bir aile değildir. Bir tarafımız
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Sabiha'daki Halil'de, bir tarafımız ailedeki Halil'de kalır.
Seyirci de tıpkı Sabiha gibi evli olmadığına ya da evli olsa bile birlikte olabileceklerine inanmak ister.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Halil: Ne işin var buralarda?
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Sabiha: Ne varsa var!
Halil: Bir şey mi alacaktın?
Sabiha: Hiçbir şey!
Halil: Bana geldin sanmıştım demin ...
Sabiha: Yoo ...
Halil: Niye gördün konuşmadan gittin?
Sabiha: Öyle.
Halil: Sabiha nen var senin? Bir derdin mi var?
Sabiha: Hiçbir derdim yok. Olsun mu?
Halil: Olmasın, olmamalı. Ama ne bileyim, bi tuhafsın
bu aralar?
"Halil Sabiha'ya aldığı yüzüğün ışıl ışıl olmasını, yumuşak kadife bir kutuya konulmasını ister. "Parlak olsun" der; parlaklık içeride saklı kalmalı, yumuşaklık onun bütününü kapsayan bir kılıf olmalıdır. Bu biraradalık, önceki bölümde belirtildiği gibi, Halil'in iki kadınlık halinin bütünleşmesi arzusuna gönderme yapar. Halil'in Sabiha üzerinden dile gelen fantazisi, tek bir kadında "parlaklığı" ve "yumuşaklığı" bir arada bulma arzusuna dayalıdır."
📖 Sayfa 88 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Filmin kurmaca dünyasında önemli bir yer tutan kadınlığa dair bu yarılma, bir başka zıtlıkla bir arada işlemektedir. Bu da gelenek (aile, cemaat, kenar mahalle) ve modernlik (aile dışı ilişkiler, kent, Beyoğlu) arasındaki zıtlıktır.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Sabiha sürekli olarak birlikte olmalarının imkansızlığından söz ederken Halil'e filmin unutulmaz iki repliğinden birini söyler: "Çok eskiden
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
rastlaşacaktık ... " Filmi dokunaklı kılan, melodramı melodramatik
yapan, başka bir deyişle melodramın üzerinde işlediği zemin, bu
cümlenin içerdiği imkansızlık duygusudur
"Hepimiz O'nu bekliyoruz, hepimiz, hepimiz O'nu bekliyoruz"
📖 Sayfa 13 · Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
"Halil, bu evi şimdi seviyorum. Ondan evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Türkçe'de 'Güzellik' dendiği zaman mutlaka akla gelen,
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
sizin estetik tartımınıza uymasa da anmadan geçemeyeceğiniz bir olgu, Türkan Şoray'ın yüzü. Ne kadar cinsel imalarla yüklü olsa da, ulaşılamaz, adeta gerçek dışı bir kadınlığın yansıması okunur o yüzde
Bakışların çakışmaması, bir anlamda, engellerin ortaya çıkışıyla kaybedilen saflığın, saydamlığın, tamlığın ve karşılıklılığın yerini kopukluğun, kesintinin, pürüz ve şüphenin aldığını ifade etmenin yoludur
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
Keşke Halil ve Sabiha çok önceden, Halil'in
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
evli, Sabiha'nın vesikalı olmadığı bir zamanda rastlaşsalardı, çok
eskiden ...
Melodram daima bu geri döndürülemezlik duygusuna
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan
. "çok gec" duygusuna oynar
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Tuhaf Çok Tanıdık kimin eseridir?
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, Umut Tümay Arslan tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2005'te yayımlanmıştır.
Çok Tuhaf Çok Tanıdık kaç sayfadır?
Çok Tuhaf Çok Tanıdık, 172 sayfadır (Metis Yayınları baskısı).
Çok Tuhaf Çok Tanıdık'ın en ünlü sözü nedir?
“Sabiha için ev, ancak bir erkekle paylaşıldığında, rafları dolduğunda, sofralar kurulduğunda, ocak tüttüğünde canlanır, "yuva" olur. Sabiha erzağı yerleştirirken şöyle der: "Halil, bu evi şimdi seviyorum. Ondan evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu."”