CANLI

Gezi Dünyasından Boğaziçi'nde Kırk Yılım: Haluk Dursun'un Seçme Sözler

Boğaziçi'nde Kırk Yılım - Haluk Dursun kitap alıntıları ve sözleri

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun'un 145 sayfalık eseridir. İlk kez 2009'da yayımlanmıştır. Boğaziçi'nde Kırk Yılım'ı okuyanların en çok beğendiği sözler burada bir araya geldi.

Yazar:Haluk Dursun
İlk Yayın:2009
Yayınevi:Kapı Yayınları
Sayfa Sayısı:145
Dil:Türkçe
ISBN:9786055147464
Okuma Süresi:4 sa. 7 dk.
Türler:Eğitim, Gezi

Boğaziçi'nde Kırk Yılım'dan En Beğenilen Alıntılar

Geçmiş, geçen veya gelecek vakti duymadan
Aheste çek kürekleri mehtab uyanmadan

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Eski İstanbul kültüründe bahçe yaptırma geleneği vardır. Tıpkı cami, çeşme, saray gibi bahçe yaptırmak.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Ortaköy'deki Galatasaray Lisesi'nin hazırlık sınıfında olduğum günlerden akılda kalanlardan biri de yemeklerde bakla ezmesinin çıkmasıydı. Daha sonra isminin fava olduğunu öğrendiğim bu yemek, öğrenciler tarafından hiç sevilmez, hocalar tarafından da zorla yedirilirdi.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

İstanbul'un ve Boğaziçi'nin Allah tarafından erguvana boğulduğunu, erguvanla donatıldığını binlerce yıldan beri insanoğlu görür; buna şahit olur.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

İstanbul'un büyük nüfus patlaması, anlaşılmaz kültür aşımı, Boğaziçi'ni ve geleneksel yaşantısını biz tarihçilere ve hatırat kaleme alanlara bıraktı.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Tophane'nin Pera'ya çıkış yolu olması, şehre gelen yabancı seyyahların, oryantalistlerin, elçilik görevlilerinin oraya doluşması semtin Doğulu esrarını saklayamamıştır. Hemen arkada bir Halveti dergâhı olan Karabaş Tekkesi ve hele onun biraz üzerinde Kadiriliğin İstanbul'da ki en önemli asitanesinin bulunduğu İsmail Rumî Dergâhı ve Galata Mevlevihanesi'ne yakınlığı dolayısıyla Mevlevi dervişlerin semti tercih etmesi, Tophane'yi mistik ve gizemli hâliyle ön plana çıkarmıştır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangir'den bak!
Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!

📖 Sayfa 67 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

İstanbul'un, Boğaziçi'nin yakalanmak ve yenmek için değil de, seyirlik olarak bilinen en sempatik balığı yunustur. İsminin dahi bir peygambere ithaf edildiği bu balık, sürüler hâlinde Boğaziçi'ne indiğinde başta çocuklar olmak üzere herkesin ilgisini görür. Bizanslılar zamanında da Posedion'un simgesi olan yunus balığı çok önemsenmiş. Şehre bereket getireceğine, hatta onun sayesinde depremlerden korunulacağına inanılmıştır. Ayasofya'nın neflerinde yunus balığı motiflerinin bulunduğunu kaç İstanbullu bilir!

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi bahçelerinin olmazsa olmaz bitkisi servidir. Servi sadece mezarlık ağacı değildir. Peyzaj mimarisinde kullanılan ve estetik bir malzemedir. Yapraklarını dökmediğinden her dem yeşil olması, yağmurdan sonra çok güzel bir koku salması, hatta eski İstanbul'da gelinlik kızların çeyiz sandığının servi ağacından yapılması, serviyi ön plana çıkarır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Benim Hereke'de Harıp adıyla bildiğim bitkiye, İstanbul'da erguvan adının verildiğini öğrendim.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Eski Boğaziçi hayatıyla günümüz Boğaziçi yaşantı biçimi arasındaki en büyük ayrım, Boğaziçi'nde oturulan dönemlerin farklılığıdır. Eskiden Boğaziçi'nde yalı sahipleri sadece yazın otururlar, yani Boğaziçi'ni ve yalıları sayfiye olarak kullanırlardı. Esas İstanbul hayatı kışın sur içinde geçerdi. İstanbul'un seçkinleri, şehrin merkezi sayılan bölgede büyük konaklarda otururlardı.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Benim gezmekten en çok hoşlandığım mekânlardan biri de Anadoluhisarı Şehitlik Mezarlığıydı. Yıldırım Beyazıt Han ile İstanbul'un fethi için gelen askerler, Hisar inşaatı esnasında vefat edenler, İstanbul'un bu ilk Müslüman-Türk mezarlığında gömülmüşler.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Göksu'nun patlıcanı ve mısırı meşhurdu. Çayırda ki mısırcılar, kazanlarla kaynattıkları mısırları satışa sunduklarında, mısır satın almaya gelen kızların mısır yiyişlerine bakılarak nasıl bir eş olacakları ve aile terbiyeleri anlaşılırmış.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi dünyadaki en güzel manzaralı yerlerden biridir. Bunda hiç şüphe yoktur. Yüzyıllar boyunca insanların bütün hoyratlığına, kabalığına, saldırılarına rağmen kendisini kısmen de olsa koruyarak doğal güzelliğini cömertçe bize sunmaya devam etmektedir. Eski bir tabir vardır; "Cami yıkılsa da mihrap yerinde kalır!" İstanbul ne kadar kötü kullanılırsa kullanılsın, şehrin mihrabı olan Boğaziçi hala ve her şeye rağmen güzeldir.

📖 Sayfa 9 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

-Sorarlarmış, dünyanın en güzel yeri neresi?
Cevap: Mutlaka İstanbul.

📖 Sayfa 9 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Eski Boğaziçi'nin sadece balığını değil, Voli yerlerini ve dalyanlarını da hep merak etmişimdir. Gerçi Beykoz dalyanının kazıklarının su üstünde durduğu günleri hayal meyal hatırlıyorum; ama o günler çok geride kaldı.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi'nde en talihli ağaçlar, korularla birlikte, mezarlıklar da kalan ağaçlardır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Tophane sadece bir semt özelliği taşımaz, aynı zamanda tarihî ve mimari miras bakımından İstanbul'un en zengin kalıtıma sahip meydanı olma özelliği de taşır, daha doğrusu taşırdı. Bugün denizle arasındaki irtibat koparılmış; bazı eserler ortadan kaldırılmış olsa da Tophane yine Boğaziçi'nin en güzel parçalarından bir tanesidir.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

“Âheste çek kürekleri mehtâb uyanmasın
Bir âlemi hayâle dalan âb uyanmasın”
Yahya Kemâl

📖 Sayfa 127 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi'ni gezmenin, Boğaziçi'nde gündüz seyrana, gece mehtaba çıkmanın olmazsa olmazı şiirdir, musikidir. Hem şarkılarda Boğaziçi vardır, hem şarkılarla Boğaziçi... Musikiyi tamamlayan, ona fon oluşturan, arka plan olarak yerini alan mehtaptır...

📖 Sayfa 71 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaz'a geçme kararı mevsimine göre verildiğinden, padişah ve devletin bu konuda haberdar edilmesine çok dikkat edilir ve sarayın göç idaresi çıktıktan sonra; yalı sahipleri hanelerinde kaç kişiyle Boğaziçi'nde ki evlerine gideceklerini Bostancıbaşı'ya kaydettirirlerdi. Bu bakımdan Bostancı başı defterlerinin Boğaziçi kültürü ve dönem dönem Boğaziçi'nde ki yalı sahiplerinin tespiti bakımından büyük önemi vardır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Karaköy'e meydandan rıhtıma doğru değil de Kemeraltı Caddesi üzerinden devam edildiğinde, sağ tarafta şimdi yerinde yeller esen İstanbul'un en özgün art nouveau mimarisi örneklerinden Karaköy Camii bulunuyordu. İtalyan Mimar Raimondo D'Aronco'nun eseri olan bu cami, 2010 İstanbul projelerinde İtalyanlar tarafından tekrar inşa edilmek ve bu suretle ihya edilmek istenmişti. Malum Karaköy ve Galata bölgesi Cenevizlilerin çok ilgi duyduğu bir bölgedir.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Bir kere semte adını veren top dökümhanelerinin Fatih'ten itibaren mevcudiyetini biliyoruz. Bu top dökümhaneleri Kanunî, I. Mahmut, III. Mustafa, III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde tadilat, tamirat ve müştemilatlarla değişim ve gelişim göstermiştir. Dökümhanelerin yanısıra topçu kışlaları ve Tophane Müşirliği binası da bu semtin askerî vasfına işaret eder.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Bana sorarsanız Boğaziçi'nin keyfini değil ama manzarasının tadını en çok çıkaranlar yüzyıllar boyu bu suyolunda balıkçılık, kayıkçılık, odunculuk, kömürcülük, suculuk, sütçülük, çobanlık, testicilik, bekçilik yapanlar olmuştur.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi'ndeki sarayların bahçelerinde çalışan yerli ve yabancı bahçıvanların memleketlerine göre dağılımına baktığımızda ilk sırayı Kastamonuluların aldığını görüyoruz. İkinci olarak Arnavut diye tabir edilen İşkodralılar vardır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

1989 yılında Beyoğlu Evlendirme Dairesi'nde nikâhım kıyıldı; sonra dostlarımla Yıldız Parkı'nda Malta Köşkü'nün bahçesinde pasta yemeye gitmiştik. Hâlâ gülerim; bir sevgili arkadaşım (o şimdi profesör) nikâhtan sonra Malta Köşkü'ne gidiyoruz dediğimizde, köşkü Fatih'teki Malta semtinde zannetmiş. Kafası karışmış söylediğine göre! Kafa karışma hâli mi, yoksa İstanbul cahilliği mı hâlâ merak ediyorum.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Eski mecmualarda, Cumhuriyet döneminin şiddetli kışlarında, balığın kulağına kar suyu kaçtığı günlerde; palamutların, uskumruların kıyıya vurup kepçelerle çekildiği resimleri gördüğüm de hep iç çeker, gıpta eder, o anda orada olmak isterim.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

1956'dan beri uğramış olduğu imar hamleleri (!) Tophane'de tarihî binaların bir kısmını, başta Tophane Müşirliği olmak üzere ortadan kaldırmıştır. Ama yine de bugün ayakta kalabilen ve semte adını veren tophaneler bizim için kentin tarihî dokusunu ön plana çıkaran esas yapılardır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Kalkanı ilk defa Galatasaray Lisesi'nin Ortaköy yemekhanesinde görmüş ve yemiştim. Demek ki, o zamanlar kalkan, bir ortaokul yemekhanesinde verilecek kadar çokmuş. Şimdi kalkan artık zor bulunan ve pahalı bir balık haline geldi.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Bir seferinde Öğretmenler Günü dolayısıyla Sarıyer Belediyesi için, şehir hatlarından özel olarak ayarlanan bir vapura kaptan köşkünden Boğaz'ı anlatmıştım. Sarayburnu'ndan Karadeniz'e kadar dolaştık durduk. Tabii çoğu zaman olduğu gibi fahri rehberlik yaptık, ama bu kez işveren Sarıyer Belediyesi olunca hediyesi çok güzel oldu: Bir torba dolusu taze lüfer! Ne iyi etmişim, yaptığım birçok Boğaz gezisini unuttum, ama Sarıyerlilerle gezdiğim o Boğaz'ı hiç unutmuyorum lüferin sayesinde.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

İstanbul'da ki ilk gecemi Boğaziçi'nde bir sarayda geçirdim. Hem de Ortaköy'ün en güzel manzaralı saraylarından birinde.

Çırağan Sarayı'nın, Feriye adı verilen, ana binaya bağlı, yan ve tamamlayıcı binalar anlamı taşıyan müstakil saraylarından Naime Sultan Sarayı'nda. O zamanlar bize söylenen oydu. Ne Çırağan Sarayı'nı, ne Feriye Sarayı'nı daha önce duymuştum.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi bahçelerinin olmazsa olmaz bitkisinin servi olduğunu unutmayalım. Servi sadece mezarlık ağacı değildir. Peyzaj mimarisinde kullanılan dekoratif ve estetik mükemmel bir malzemedir. Yapraklarını dökmediğinden her dem yeşil olması, yağmurdan sonra çok güzel bir koku salması, hatta eski İstanbul'da gelinlik kızların çeyiz sandığının servi ağacından yapılması, hep serviyi ön plana çıkarır. Divan Edebiyatı'nda elif harfi olarak Allah'ın, servi boylu olarak sevgilinin karşılığıdır.

📖 Sayfa 51 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Fransızca öğretmenim gözlerimin uzağı iyi göremediğini fark etmiş ve beni gözlükçüye göndermişti. Okuldaki Çavuşlardan, yani idareci personellerden biri beni Beyoğlu'nda ki gözlükçüye götürmüştü. Dönüşte Beşiktaş dolmuşuna binmiştik. Yanımıza Beşiktaş'ın meşhur kalecisi Sabri Dino oturmuştu. Onu görünce Beşiktaş'ta inip Ortaköy'e yürümüş, yanan Çırağan Sarayı'nın yıkıntıları içindeki sahada Beşiktaş antrenmanını izlemiştik. Sahanın adı Şeref Stadı'ydı. Her statta top toplayan çocuklar olur, oradaysa top toplayan kayıkçılar vardı.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi'nde bende iz bırakan başka bir hatıra, Çengelköylü bir arkadaşımla oldu. Bir boğaz çocuğu olarak kürek çeker, akıntıya karşı yüzer ve yalı hayatı hakkında bana bilgi verirdi. Onun sayesinde 1977 yılından itibaren Çengelköy'ün Çeşme Meydanı'nı, yapılarını, meşhurlarını tanıdım.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Rumelihisarı'ndaki Boğaziçi Üniversitesi'nin kardan yolları kapanan günlerinde tepelerde dolaşma keyfim, Anadoluhisarı'nda baharda erguvan şölenine ve doyumsuz Göksu gezilerine dönüştü. Ders aralarında iskeleye iner; Hisar'ın gölgesinde, derenin kıyısında, yalılar arasında dolaşırdım.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Çiçek olarak gül, karanfil, lale ve sümbül bulunur. Boğaziçi yalısında ceviz, dut, incir, erik, gibi meyve ağaçları mümkün olduğunca binaların uzağına arka bahçelere dikilir. Yalılarda ayrıca çok arkalarda üzüm bağlarının olması da makbuldür.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Limonluk, yani bugünkü adıyla sera, İstanbul dilindeki adıyla kış bahçesi ise daha çok konak bahçelerinde bulunur. Ama bazen daha uzun dönem oturulan yalılarda ve özellikle saraylarda da seralara rastlanır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi semtleri içerisinde Tophane'nin çok önemli bir özelliği vardır. Bu semt bir tarafıyla Galata'nın, diğer tarafıyla tarihî yarımadanın ve öbür tarafıyla da Boğaziçi'nin semtidir. Bu özellikleri taşıyan tek İstanbul semtidir.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

İstanbul’un tarih boyunca deniz kuvvetleri bakımından en önemli tersanesi Haliç’te Kasımpaşa’dır. Bahriye Nezareti orada bulunurdu.

📖 Sayfa 111 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

…lüferi tanımayan, yelkovan kuşunu serçeden ayıramayan,bebek badem ezmesini hiç tatmamış, Karakulak suyunu hiç duymamış, Sarıyer deki meşhur börekçinin Karaköy Börekçisi olduğunu bilmeyen, Çengelköy de ki SevalPastanesi nin bademden yapılmış keşkek fukarasını ağzına almamış, Kandilli nin yazmasını, Arnavutköy ün çileğini hiç görmeyen, bilmeyen, tatmayan insanlar çoğunluğu oluşturmaktadır…. Daha da kötüsü var; belediye sınırları bakanından İstanbul’da oturan ama Boğaz’a hiç inmemiş, yukarıda saydıklarımı da hiç yapmamış sayısız insan ne yazık ki var.

📖 Sayfa 143 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Bizanslılar zamanında Poseidon’un simgesi olan yunus balığı çok önemsenmiş. Şehre bereket getireceğine hatta onun sayesinde depremlerden korunulacağına inanılmıştır. Ayasofya’nın neflerinde yunus balığı motiflerinin bulunduğunu bilmem kaç İstanbullu bilir !

📖 Sayfa 22 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Osmanlı Devleti zamanında saray için İzmit Körfezi civarından, Karamürsel'den erguvan fidanı getirildiğini ve Boğaz'a diktirildiğini kaynaklardan öğreniyoruz. Günümüzde de hâlâ İzmit Körfezi'nin, özelikle Hereke kıyılarının erguvanları boldur ve doğrudan güneye baktığı için İstanbul erguvanlarından önce açar. Yabani keçiboynuzuna benzetildiği için bölgedeki mahalli adı 'Harıp'tır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Cumartesi, pazar günlerinde yatılı ve daimî öğrencilerin başında "Belletici" denilen üniversite talebesi gençler bulunur ve onlar isteyenlere Ortaköy'deki büfelerden sucuklu tost getirtirlerdi. Yıllar sonra benim gibi parasız yatılı okuyan arkadaşlarımla zaman zaman Ortaköy'e sucuklu tost yemeye gideriz. Ama nedense asla o 1968'in sucuklu tost kokusunu ve lezzetini alamayız.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Ayasofya Müzesi Başkanı olduktan sonra, Rumelihisarı'nın içinde bulunan müzenin bana bağlı bir birim olduğunu öğrendim. Daha önce bazı 29 Mayıslarda ve Fetih günlerinde arkadaşlarla gittiğimiz; börek, helva yediğimiz, fetih namazı kıldığımız Hisar, bu sefer benim mekânım oldu. Artık gönlümce erguvanların, çakal eriklerinin, defne ağaçlarının diplerinde dolaşıp Hisar'ın tepelerine çıkıyor, kulelerinde incelemelerde bulunuyordum.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

1985'ten itibaren Anadoluhisarı'ndaki Spor Akademisi'ne öğretim üyesi olarak gittim. Herhâlde Boğaziçi'ni tam olarak keşfettiğim, derununa âşina olduğum, keyfini çıkarttığım, ama doyamadığım dönem bu dönem olmuştur.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi mehtapsız, erguvansız, sandalsız ve ille de balıksız olmaz. Daha Osmanlılar zamanında İstanbul Balıkhanesi'nde müdürlük yapan Karakin Deveciyan Balık ve Balıkçılık kitabı yazmışsa da; İstanbul'a gelen her misafirin, İstanbul'dan uzakta kalan her İstanbullunun, aklına Boğaziçi'nde balık yemek düşüncesi geliyorsa da günümüz İstanbullularının Boğaz'ın ve balıklarının farkına vardığını söylemek zordur.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Hâlbuki siz onun kolu kanadı kırılmadan, suyu şerbeti kesilmeden görecektiniz...
Önce, yanıbaşındaki tekkeyi yıktılar, sebili “Hu”suz bıraktılar... Sonra yolu genişleteceğiz diye çeşmeyi susuz bıraktılar...

📖 Sayfa 135 · Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Boğaziçi dünyadaki en güzel manzaralı yerlerden biridir. Bunda hiç şüphe yoktur. Yüzyıllar boyunca insanların bütün hoyratlığına, kabalığına, saldırılarına rağmen kendisini kısmen de olsa koruyarak doğal güzelliğini cömertçe bize sunmaya devam etmektedir. Eski bir tabir vardır; "Cami yıkılsa da mihrap yerinde kalır!" İstanbul ne kadar kötü kullanılırsa kullanılsın, şehrin mihrabı olan Boğaziçi hâlâ ve her şeye rağmen güzeldir.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Benim Üsküdar merakım nereden geliyor? Hadi merak olurda meraklısına verecek ve anlatacak kadar malumatım nereden geliyor? Bir kere mevzuya yani mekâna bağlantım tarihçilikten geliyor. Beni bu konuda uyaran, tahrik eden Yahya Kemal üstattır. Ben İstanbul'a biraz Yahya Kemal'in gözüyle, onun şiirleriyle bakarım. O zaman da İstanbul'un fethini gören Üsküdar'ı görmezden gelemezsiniz.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun

Sıkça Sorulan Sorular

Boğaziçi'nde Kırk Yılım kimin eseridir?

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, Haluk Dursun tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2009'da yayımlanmıştır.

Boğaziçi'nde Kırk Yılım kaç sayfadır?

Boğaziçi'nde Kırk Yılım, 145 sayfadır (Kapı Yayınları baskısı).

Boğaziçi'nde Kırk Yılım'ın en ünlü sözü nedir?

“Geçmiş, geçen veya gelecek vakti duymadan Aheste çek kürekleri mehtab uyanmadan”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Boğaziçi'nde Kırk Yılım — Haluk Dursun. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4