
2014 tarihli İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub'un en bilinen eserlerinden biridir. Beka Yayınları baskısıyla 370 sayfadır. Din meraklılarının İslam Düşüncesi - 2'den seçtiği en etkileyici satırlar aşağıda.
İslam Düşüncesi - 2'den En Beğenilen Alıntılar
Allah, yeryüzündeki kötülüklerin, insanların hayatındaki fesat ve bozuklukların tümünün kaynağının, tevhid inancından sapılması, kullardan herhangi birisinin uluhiyet özelliklerinden -az da olsa- bir kısmına sahip olduğu iddiasının kabul edilmesi olduğunu öğretmiştir. Bu esastan yola çıkılmadıkça, bu esas üzerine bina edilmedikçe istikametin, adaletin sağlanması mümkün olmaz, hiçbir salah gerçekleşmez. Böyle yapılmadığı takdirde bütün çabalar boşa gitmeye mahkûmdur.
📖 Sayfa 362 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
"Yoksa, Allah’ın izin vermediği şeyleri, kendilerine dinden şeriat kılan/kanun yapan ortakları mı var?"
📖 Sayfa 57 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
(42/Şûrâ, 21)
Allah'ın izin vermediği biçimde; hayatın yeni ihtiyaçları için yeni kanunlar koyup insanları bunlara boyun eğdirmek hak ve salahiyetine sahip olduğu varsayılan başka ilahlar icat etmek anlamına gelir.
Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti, inkarcı Yahudilerin üzerine olsun.
📖 Sayfa 177 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Tarih boyunca sürekli olarak görülen en ciddi mücadele, hak din ve inanç ile batıl dinler ve inançlar arasında yapılmıştır. Son zamanlarda aldatıcı şekliyle göründüğü gibi bu mücadele, mutlak iman ve mutlak küfür/inkâr arasında olmamıştır. Bu bakımdan İslam'ın takındığı tavır, hiçbir zaman soyut iman ve dindarlığa karşı sempati duymak şeklinde olmamıştır. Onun tüm mücadelesi, mutlak tevhid temeli üzerine bina edilmeyen batıl din ve inançlara karşı olmuştur.
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İslam, zulüm yapmak şöyle dursun, mısır ve Suriye'de hristiyanları, kendi dindaşları olan bizanslıların katliamından kurtarmıştır.
📖 Sayfa 219 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Hakkın dışında, batıldan başka ne olabilir?
📖 Sayfa 335 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Küfür hem hakka hem nefse hem de insanlığa zulümdür.
📖 Sayfa 350 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Cahiliyenin meşruluğu inancı, temelinden çürüktür. Çünkü cahiliye, insanların ve mahlukların da uluhiyet özelliklerine sahip olduğu iddiasından ortaya çıkar. Hem böyle bir iddia hem de bunun üzerine bina edilen şeyler tümüyle batıldır. Cahiliye, insanların uluhiyetin özelliklerini gasbetmesi temeli üzerine oturur; böyle gasp temeli üzerine ise herhangi bir hak bina edilemez.
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
O, bu alemi idare eden ve takdir ettiği gibi kudretiyle hareket ettirendir.
📖 Sayfa 79 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Şu bir hakikat ki İslam, hiçbir zaman sıradan bir inanç ve dindarlık mücadelesi olmamış, bilakis İslam, her zaman için yalnızca tek doğru inanç olan saf tevhid inancını yerleştirmek için mücadele vermiştir.
📖 Sayfa 209 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Tarihin karanlığına gömülmüş durumda olan cahiliyelerde dahi insan fıtratı, günümüz bazı ilerici, Çağdaş bilim adamlarının fıtratından daha doğru, hakikate daha yakın idiler.
📖 Sayfa 206 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
"İslâm garip olarak başladı, tekrar başladığı garip haline dönecektir.
📖 Sayfa 21 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Ne mutlu gariplere!". :)
islam'da bilgi hareket içindir.
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Ilim amel içindir, akide hayat içindir, ve anında harekete dönüşmeyen bilginin günümüzde hiç bir değeri yoktur.
Allah insanı her şeyden evvel yeryüzünde halife olması için yaratmış ve halifelik vazifesini yerine getirebilmesi, Allah'ın insan ve onu çepeçevre kuşatan hayat ile ilgili kaderinin onun çalışma, hareket ve faaliyetiyle tahakkuk etmesi için de yeryüzünün zenginlik ve güçlerinin tümünü ta başından beri ona musahhar kılmış, yeryüzüne hakim olan sünnet ve yasaları bilme kudreti bahşetmiştir.
📖 Sayfa 35 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Müslüman olduklarını iddia edenler, durumlarına bir baksınlar; kendileri nerede, bu din nerede?
📖 Sayfa 356 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Yeryüzündeki Müslümanlar da bu dini hakim kılmak için nereden yola çıkmasını gerektiğini çok iyi idrak etsinler.
Kur'an, Allah tarafından indirilmiş bir delil olmaksızın Allah'ın hükmünün dışında bir hükme müracaat edilmesini reddetmekte; hakimiyet ve teşri hakkının yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgulamaktadır. Cahiliye mensubu müşriklerin iman etmelerinin önündeki en büyük proplem de budur.
📖 Sayfa 308 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Allah İslâmı, yalnızca vicdanlarda kalan soyut bir inanç ya da hiçbir şeye müdahale etmeyen salt ibadetler, merasimler yığını haline getirmelerini değil, fiilen tatbik edilen bir hayat nizamı yapmalarını istemiştir müminlerden.
📖 Sayfa 301 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Allah'ım şeriatı dışında kalan hükümlerin her biri tağut'tur.
📖 Sayfa 204 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İslam'ın geliş gayesi, inanç ve düşünce yığını olmak ya da kitap içinde hapsolmuş fıkhi hükümlerden ibaret kalmak değildir.
📖 Sayfa 297 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub

"Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve Ahiret Günü'ne inanmayan, Allah ve Resûl’ünün haram saydığını haram saymayan (laiklik) ve hak (din olan İslam’ı) din edinmeyenlerle alçaltılmış bir şekilde elden cizye verinceye kadar savaşın."
📖 Sayfa 209 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
(9/Tevbe, 29)
وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْاِسْلَامِ د۪ينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُۚ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
📖 Sayfa 56 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
"Kim de İslam dışında bir din ararsa ondan kabul edilmez. Ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur."
(3/Âl-i İmran, 85)
Allah Teala'nın hiçbir kimseden, İslam'ın haricinde herhangi bir dini/herhangi bir, kanunu veya hayat sistemini kabul etmeyeceğini bildirmektedir.
Kulların kullara ibadet etmesinden daha büyük bir aşağılık ve daha derin bir çukur, insanlık için düşünülemez.
📖 Sayfa 367 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Îslam garip olarak basladı, tekrar başladığı garip haline dönecektir...
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Ne türlü olursa olsun, ne kadar istikrarlı olursa olsun beşerî ifadeler ele aldıkları gerçeklerde takip ettikleri metodlarda hiçbir zaman Kur'an'ın ifadeleri ve metodu seviyesine çıkamayacakları gibi Kur'an'ın konuları ele alış mantığına da yaklaşamayacaklardır. Hatta beşerî ifadeler, Kur'an'ın ulaştığı seviyeye çıkmak şöyle dursun, -hakikati, olduğu gibi sunamadığı için- belki asıldan uzaklaştırıcı bile olur.
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Zira canlı bir pratik, ancak itikadi bir düşünce ve bakış açısıyla kaynaklanır ve onun üzerinde yükselebilir.
📖 Sayfa 34 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
اِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِلَّٓا اٰتِي الرَّحْمٰنِ عَبْدًاۜ
📖 Sayfa 143 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Göklerde ve yerde kim varsa, Er-Rahmân’ın huzuruna yalnızca kul olarak gelecek.
(19/Meryem, 93)
Kur'an, bu uydurma ilahlar arasında kâhin ve hahamlar gibi insan cinsinden olan ilahları da saymaktadır. Bahis mevzu bu uydurma ilahlar ( kâhin ve hahamlar), Allah adına konuşuyor, kendi kanunlarını insanlar için şeriat yapıyorlardı. Halbuki, kanun koymak, yalnızca uluhiyete mahsus bir hususiyettir. (Nitekim Kur'an, Allah'tan gelen hiçbir delil olmaksızın insanlar için kanunlar koyan idarecileri deki insanlar da bu kanunları kabul ederek onların emir ve direktiflerine boyun eğiyorlar -bu uydurma ilahlar arasında zikretmektedir.)
📖 Sayfa 222 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Müslüman olduklarını iddia edenler, durumlarına bir baksınlar; kendileri nerede, bu din nerede? Yeryüzündeki müslümanlar da bu dini hakim kılmak için nereden yola çıkılması gerektiğini çok iyi idrak etsinler.
📖 Sayfa 356 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
O'nun kudret ve takdirinin bu alemin ne şekilde yön verdiğini hiç kimse bilemez.
📖 Sayfa 79 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İnsanın insana kulluğu da yeryüzünde hakimiyetin, yaşam için kullar üzerine kanunlar ihdas etme yetkisinin kullara ait olmasıyla somutlaşır. İnsanın hevasına tapınması ise Allah'ın nizam ve şeriatından uzaklaşmasıyla, hayat düzeninin düşünce, görüş ve kanunlarını bağımsız olarak insanın vaz'etmeye yeltenmesiyle somutlaşır.
📖 Sayfa 29 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Muvaffakiyet ancak Allah'tandır.
📖 Sayfa 293 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Birincisi, ilahlık, rablık, hakimiyet ve yönetim hakkını sadece Allah'a ait sayan bakış açısıdır ki buna uygun bir hayat sistemi oluşturur. İnsanlar bu hayat sisteminde ilahlık, rablık, yönetim ve hakimiyet hakkı gibi Allah'a ait olan vasıflardan sıyrılarak, bunların sadece Allah'a ait olduğunu teslim ederler. Bu kabulün neticesi olarak da itikadî düşünüşü, insanî, ictimaî ve ahlakî değerleri, pratik hayatın temel düzenini, bu hayat için gerekli olan kanun ve hükümleri Allah'tan başka kimseden almazlar. Bu suretle de Allah'tan başka hiçbir ilahın olmadığına şehadet etmiş olurlar.
📖 Sayfa 31 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Allah'ın şeriatına müracaat edilmemesini onaylayan kişi de, Allah'ın uluhiyetini kabul etmeme hususunda, hakimiyet iddiasında bulunan kişi ile aynı konumdadır.
📖 Sayfa 18 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Felsefe, insan düşüncesini başlı başına bir esas olarak kabul etmiştir. Oysa bu problemler, gerek büyüklük gerekse de genişlik açısından insan düşüncesini aşmaktadır. İnsan düşüncesinin bu problemleri rabbani kaynaktan almadığı müddetçe bir sonuca ulaşmasına imkân yoktur.
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Allah bu dini, yalnızca vicdanlarda kalan soyut bir inanç ya da hiçbir şeye müdahale etmeyen salt ibadetler, merasimler yığını haline getirmelerini değil, fiilen tatbik edilen bir hayat nizamı yapmalarını istemiştir.
📖 Sayfa 301 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İnsanların hayatlarına, siyasi, iktisadi ve içtimayı yapılarına, değer ve ölçülerine, gelenek ve göreneklerine hakim olma noktasına gelen, şu veya bu anlamda insan yapısı olup Allahu Teala'nın hayat için öngördüğü şeriatın haricinde kalan her türlü nizam, kurum, ekol ve nazariye, kulların kulları ibadetinin kapsamına dahildir.
📖 Sayfa 359 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Kahinler, ileri gelenler, kanun ve kurallar koyanlar, böylece, Allah'ın neyi dilediğini neyi dilemediğini belirlemek hakkını kendi tekellerinde görüyorlardı.
📖 Sayfa 317 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Kâhinler, hahamlar, papazlar ve yöneticiler de dahil, Allah'a koşulan ortakları, dünya hayatının işleyişi üzerindeki hakimiyet ve yetkilerinden tümüyle soyutlamak, hususi ya da umumi olsun, insan hayatını düzenleme ve tanzim hakkını, ortak koşmaksızın, rakip kabul etmeksizin yalnızca Allah'a vermek, her şeyin sahibinin, mâlikinin, hakiminin, yaratıcısının, rızık vericisinin Allah olduğunu, kainat nizamında ve insan hayatında dilediğini yapabileceğini kabul etmek... hasılı, rabbimize, kendisini bize tanıttığı gibi eksiksiz bir şekilde iman etmek İslâm'ın temel kaidesidir.
📖 Sayfa 273 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
.jpeg)
Müşriklerin Kâhinleri ve kabile reisleri, ilahların iradeleriħin tercümanı idiler; dolayısıyla kanun koyma yetkisi de onların uhdesinde bulunuyor, zamanla da hakimiyet hakkının kendilerine ait olduğunu iddia ediyorlar; [başkaları da bunların hakimiyetini kabul ediyordu. İşte bu nedenle bunlar Kur'an'da, Allah'a ortak koşulan ilahlar olarak vasıflandırılıyor.
📖 Sayfa 253 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İnsanın, Allah'tan başka herhangi bir ilaha inanması, ibadetlerini Allah'tan başkasına - ister Allah ile birlikte olsun, ister olmasın yapması, Allah'ın şeriatından başkasıyla -ister Allah ile birlikte olsun, ister olmasın- hüküm vermesi, Allah'tan başkasının kanun ve hükümlerini kabul etmesi, Allah'ın şeriatından başkasının hükmüne müracaat etmesi arasında hiçbir fark görmemiştir.
📖 Sayfa 221 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Zira insan heva ve şehvet sahibi, eksik ve bilgisizdir.
📖 Sayfa 33 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Beşerî sistemlerin tümünde insanlar, Allah'ın şeriatının haricinde hakem kabul ettikleri için Allah'ı bırakıp birbirlerini rabb edinirler. Bu gerçek, en gelişmiş, en ileri demokrasilerde de, en aşağılık diktatörlüklerde de rahatlıkla müşahade edilir.
📖 Sayfa 30 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Kardeşim (Seyyid Kutub), hakimiyet meselesi hususunda küfür hükmünün verilebilmesini, tağut'un hükmüne istek ve irade ile müracaat edilmesiyle ve Allah'tan başkasının hükmünün isteyerek kabul edilmesiyle kayıtlandırmıştır, ki bu da her asır ve bölgede, İslâm alimlerinin tümünün ve özellikle de selef alimlerinin -Allah hepsinden razı olsun- üzerinde ittifak ettikleri bir husustur.
📖 Sayfa 19 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Yasa koyarak insanları kendisine kulluk ettirme ve hakimiyet yetkisinin bulunduğunu iddia eden kişi, aslında ilahlık iddia ediyor demektir.
📖 Sayfa 18 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Onun bu iddiasını kabul eden veya koyduğu yasalara -kendi istek ve iradesiyle olmaksızın, eliyle, diliyle veya kalbiyle reddettiği halde buna zorlananlar hariç- müracaat eden kişi, onun uluhiyet iddiasını onaylıyor demektir.
Zira bu hak söz Lâilaheillallah; bağlılığın, ubudiyetin (=kulluğun), itaatın, herhangi bir tağuta değil, yalnızca ve tamamıyla Allah'a ait olması manasına gelmektedir.
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İslâm'a girmiş olan bir bedevi Hz. Ömer'e gelerek bir meselede hüküm vermesini istemişti. Hz. Ömer, bu hususta Hz. Peygamber'in hüküm verdiğini, bedevi'nin ise bu hükümden hoşnut olmadığını, onun verdiği hükmü beğenmediğini öğrenince, bedevi'ye biraz beklemesini söyleyerek, evine girip yalın kılıç çıkmış, bunu gören bedevi ise kaçarak canını kurtarmıştı. Bu hususta hüküm vermesi için Hz. Peygamber'e müracaat ettiği halde, onun verdiği hükme razı olmadığı için, Hz. Ömer onu mürted kabul etmişti.
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Varlık aleminin herhangi bir alanında Allah'ın uluhiyetini, rububiyetini, otorite ve idareciliğini kabul etmeyen veya bu hususiyetlerin yalnızca Allah'a mahsus olduğunun idrakinde olmayan bir kişinin, Allah'a teslim olmuş bir müslüman olduğunu söylemek mümkün değildir.
📖 Sayfa 286 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
"Allah indinde (geçerli olan) tek din İslam’dır."
📖 Sayfa 56 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
(3/Âl-i İmran, 19)
Allah Teâlânın razı olacağı ve din olarak kabul edeceği nizamı bildirmektedir. Din, insanların bir kısmının üzerinde yürüduğu yol anlamına gelir. Eğer onların hayatı, Allah'ın belirlediği yolu takip ediyorsa onlar, Allah'ın dini üzeredirler, yok hayatları Allah'tan başkasının belirlediği herhangi bir yolu takip ediyorsa onlar, Allah'ın dini üzere değillerdir.
Cahiliye, beşerî düzenlerin tümünde ortaya çıkar.
📖 Sayfa 33 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İnsanlığın İslâm dininin dışında başka bir sistemi tercih etmesi, Allah'ın dininden tamamen ve mutlak olarak çıkması anlamına gelir.
📖 Sayfa 25 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Uluhiyetin ilk ve en başta gelen hususiyetlerinin; hakimiyet, insanları kul edinme ve yasa (şeriat) koyma olduğunu müşahede ederiz.
📖 Sayfa 17 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
"Ve şu emri indirdik; aralarında yalnızca Allah'ın indirdiğiyle hükmet, keyiflerine tabi olma ve onlardan sakın, Allah'ın sana indirdiği hükümlerin birinden seni şaşırtmasınlar."
📖 Sayfa 348 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
(Mâide 49.)
İtikadi ilkenin temeli olması bakımından, parça, bütün gibidir. Bu nedenle, onun bir kısmından uzaklaşmak, tümünden uzaklaşmak anlamına gelir. Bu temel ilke, Allah'ın birlenmesidir ki O'nun şeriatının tümünü kabul ve tatbik etmek, hakimiyet ve otoritesin- de hiçbir kimseyi O'na ortak koşmamak şeklinde kendini gösterir. Bir tek hüküm dahi, O'nun şeriatının haricinden alınırsa, bu, O'na şirk koşmak sayılır.
سُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
📖 Sayfa 245 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Ayetlerimizin bir kısmını kendisine göstermek için bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren (Allah) tüm eksikliklerden münezzehtir. O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semi’, (her şeyi gören) El-Basîr’dir.
(17/İsrâ Suresi, 1)
O tevhid inancı ki, uluhiyeti, hakimiyet ve otoriteyi yalnız Allah'a tahsis eder. Kulluğun -hiçbir ortak söz konusu olmaksızın- yalnızca Allah'a mahsus olduğunu kabul eder. Kayıtsız şartsız itaati de, bu inancın esası gereği olarak görür.
📖 Sayfa 205 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İslam, günümüz cahiliyesine karşı fiilen kıyam ettiğinde, bilimsel metodu da materyalizmin azgınlık ve serkeşliğinden kurtaracaktır.
📖 Sayfa 63 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Bir nizamın İslâmî olup olmadığına, onun kaynağına bakılarak karar verilir. Eğer Allah'tan kaynaklanıyorsa o nizam İslâmîdir ve ancak o vakit hakim olan dinin İslâm olduğundan bahsetmek mümkün olabilir. Eğer Allah'ın dışındaki bir kaynaktan kaynaklanıyorsa, o nizam cahilîdir ve orada cahiliyenin hakimiyeti sözkonusudur. Her durum ve nizamda, ayrıntılarına dalmaya ihtiyaç bulunmaksızın, cahiliye ile İslâm arasındaki yolların ayrım noktası işte budur.
📖 Sayfa 33 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
İşte bu nedenle beşerî nizamların tümünde insanlar, Allah'ı bırakarak birbirlerine Rab edinirler.
İslâm, tevhid meselesini ilk ve en önemli mesele olarak kabul etmiştir. İslâm'a göre uluhiyetin birliği; Allah'ın hususiyetlerini sadece O'na ait kabul etmek ve bu hususiyetleri O'ndan başkasına atfetmemektir. Bunun haricindeki canlı-cansız herşey ubudiyet kapsamına girer; dolayısıyla da bunların tamamı uluhiyetin tüm hususiyetlerinden uzaklaştırılıp tecrid edilmelidir. İşte tevhid, bu düzey ve kapsamıyla İslâm'ın ilk esasıdır.
📖 Sayfa 13 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub

İcat ettikleri sisteme, kurumlara, metodlara, kanunlara, değer yargılarına ve ölçülere, insanları herhangi bir yolla itaate zorlayan bu zümre, beşerî sistemlerin tümünde, insanların Allah'ı bırakarak kendilerine rabler edindiği zümredir.
📖 Sayfa 30 · İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub
Sıkça Sorulan Sorular
İslam Düşüncesi - 2 kimin eseridir?
İslam Düşüncesi - 2, Seyyid Kutub tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2014'te yayımlanmıştır. Türkçeye Hasan Fehmi Ulus çevirmiştir.
İslam Düşüncesi - 2 kaç sayfadır?
İslam Düşüncesi - 2, 370 sayfadır (Beka Yayınları baskısı).
İslam Düşüncesi - 2'in en ünlü sözü nedir?
“Allah, yeryüzündeki kötülüklerin, insanların hayatındaki fesat ve bozuklukların tümünün kaynağının, tevhid inancından sapılması, kullardan herhangi birisinin uluhiyet özelliklerinden -az da olsa- bir kısmına sahip olduğu iddiasının kabul edilmesi olduğunu öğretmiştir. Bu esastan yola çıkılmadıkça, bu esas üzerine bina edilmedikçe istikametin, adaletin sağlanması mümkün olmaz, hiçbir salah gerçekleşmez. Böyle yapılmadığı takdirde bütün çabalar boşa gitmeye mahkûmdur.”