
Niyâzî-i Mısrî'ın kaleme aldığı İrfan Sofraları, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. Tasavvuf severlerin İrfan Sofraları'dan seçtiği en unutulmaz cümleler burada.
İrfan Sofraları'dan En Beğenilen Alıntılar
"Kâlp, kemaline ulaşırsa duyular ve uzuvlar da kemaline ulaşır; Allah ile işitir, Allah ile görür, Allah ile konuşur."
📖 Sayfa 22 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
"Ahlak güzelliklerinin en iyisi, iki kişi arasını ıslah etmektir." denilmiştir.
📖 Sayfa 12 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
*
📖 Sayfa 97 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
İnsan, dünyanın ruhudur. İnsan da din ile ma'murdur. Din de din ehliyle ma'murdur.
Zira din ehli olmasaydı, hepsi herc-ü merç ile helak olup giderdi.
*
*
📖 Sayfa 80 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Tane, toprak altında fani olmadan içindekini bitirmez.
*
Ey insanları irşadeden alim, insanları bütün dini erkanın ta'mirine, bilhassa bunlar arasında tevhid rüknünün i'marına teşvik et. Tevhid, her şeyi ihya eden su gibidir. Tevhid ehline kolaylık olsun, tevhid yolu genişlesin diye Alah ve Resulü, tevhid için çok zikirden başka şart koşmamıştır.
📖 Sayfa 99 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
*
Peygamber (S.A.V.) : "Salih kullarıma, (yani Hak'kın ve halkın kendi üzerlerinde bulunan ödevlerini yerine getiren kimselere) gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve hiçbir beşerln hatırına gelmiyen ni'metler hazırladım." Yani O, kullarına Cennette hiç kimsenin görmediği nimetler, hayırlar ve lezzetler saklamıştır.
📖 Sayfa 100 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
.
*
📖 Sayfa 131 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Kalp yöneldiği şeyin sıfat ve rengine bürünür.
*
*
📖 Sayfa 98 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Aşk pazarı ma'murdur. Hakk'ın meta'ı mezaddadır. Dellal her tarafa koşup durmaktadır. Müşteri de kıyametin kopmasına kadar rağbetlidir,
*
Bil ki Her insan, sureta cirmi küçük de olsa, manada büyüktür. Yedi gök ve yedi Arz ve bunlar içinde bulunan şeyler, Arş, Kürsî, Levh, Kalem, Cennet. Cehennem günde birkaç defa o vücut şehrine bir yandan girer, döner dolaşır, öbür yandan çıkar. Ama bunu insanlardan pek azı hissedebilir.
📖 Sayfa 77 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
*
📖 Sayfa 29 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Ey kardeş, sen düşüncesin, kemik ve akıl değilsin.
Eğer düşüncen gül ise gülsün; diken ise külhansın.
*
Allah, bu kâinatı yaratacağını ezelde biliyordu. Yani kâinat, O'nun ilminde vardı. İnsanlar Allah'ta bir tasavvur olarak mevcut idiler. Işte bu hale ilmî mertebe adı verilir. Sonra bu tasavvuru lâtîf olan ruhlar haline getirdi. İnsanlar önce tasavvurdan ibaret iken ruhlar haline geldiler. Bu da ruhlar mertebesidir. İşte Niyazî bu mertebelerde insanların birbirlerini tanımalarını anlatmak istiyor.
📖 Sayfa 90 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
« Çirkin bir söz, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca
📖 Sayfa 61 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
benzer.»
*
📖 Sayfa 136 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
İlim, ameli gerektirir.
Ma'rifet de güzel ahlakı gerektirir.
*
Nefsi bilenin kıblesi Allah Teala'dır. Bu marifet anında kendisine :
📖 Sayfa 40 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
"Nereye yönelirseniz orada Allah'ın yüzü vardır."
ayetinin sırrı açılır. Allah kullarını bu bilgiye teşvik ederek buyuruyor :
"Hayır işlerinde yarışınız."
.
*
📖 Sayfa 132 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Bil ki : bütün dünya insan için ve insan da Allah için yaratılmıştır.
*
*
📖 Sayfa 125 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Hz. Peygamber Aleyihisselam şöyle buyurmuştur :
Allah ilk defa benim ruhumu, nurumu ve aklımı yarattı.
*
Gizli zikir, riyadan uzak olduğu için efdaldir. Lakin riyadan ve bahsedilen diğer yollardan sakıncalardan uzak olursa; başkalarını da zikre teşvik eder, yardımlaşmaya sebeb olursa Cehri (açık) zikir efdaldir.
📖 Sayfa 182 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
.
*
📖 Sayfa 14 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Hz.Resul Aleyhisselam:
Günahtan tevbe eden; günahı olmayan gibidir.
*
Hz. Peygamber :
📖 Sayfa 146 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Adem oğlunun cesedinde bir et parçası vardır ki o düzelirse bütün cesedde düzelir, o bozulursa bütün cesedde bozulur.
O, kalbdir.
.

Allah Taala buyurmuştur :
📖 Sayfa 59 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında dilediğini affeder.
*
*
📖 Sayfa 16 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Çıktım erik dalına anda yedim üzümü,
Bostan ıssı kakıyıp der ne yersin kuzumu
Yunus Emre
*
*
📖 Sayfa 22 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Dağın zirvesine ulaşan en yüksek kulelerde oturan arifler, A'RAF ehlidirler.
*
Ölümü tadan mü'min için ölüm, Yusuf Aleyhisselam'ın zindandan çıkması kadar sevinçli bir hadisedir. Zira Yusuf, zindana köle olarak girmiş, melik olarak çıkmıştı. Mü'min de dünyaya aşık olarak girer, maşuk olarak çıkar. Muamele, ölmiyen melikten, ölmiyen melike olur. Artık anla ve dünya zindanında köle ol ki oradan efendi olarak çıkasın.
📖 Sayfa 87 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
O'ndan başka ilah yoktur.
📖 Sayfa 123 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Her şey yok oIucudur.
Yalnız O'nun vechi bakidır.
Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz
Kasas : 88
*
📖 Sayfa 200 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Din her şeyin aslı olduğu gibi esma ilmi de bütün eşyadır. «Adem'e bütün isimleri öğretti.» ayeti bunu teyid etmektedir.
*
*
📖 Sayfa 147 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Kalbde bu üç şey (Zühd, Takva ve İhlas), baki kaldıkça cesed salih amel ile, nefis güzel huy ile sıhhat bulur.
*
«Öyle ilim vardır ki kapalı inci gibidir. Onu Allah'ı bilen alimlerden başkası bilmez. Onu söyledikleri zaman kibirlilerden başkası inkar etmez.»
📖 Sayfa 56 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Zahir ilim; sarf, nahiv, mantık, maani ve diğer alet kitaplanm okumak veya erbabından dinlemekle öğrenilebilir.
📖 Sayfa 114 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Batın ilim : halis amel, tehzib-i ahlak, zikir, riyazet ve gece gündüz Allah yolunda mücahede ile kalbi temizliyerek elde edilebilir.
.
*
📖 Sayfa 133 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Sevgilinin yaptığı her şey, sevgilidir.
*
Allah'a koşman, yolların en yükseğinde olsun.
📖 Sayfa 52 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Çünkü Allah'a giden yollar, mahlukatın nefesleri sayısı kadar çoktur.
Nefsi bilmeğe çalışmak, insanı Allah'ı ve gayelerin en yükseği olan tevhid mertebelerini bilmeğe götürür.
*
Bütün alem, bir tek insan-ı kamilden ibarettir. Bu insan, Allah'ın fiillerİnin sıfatlarının ve zatının mukabili ve mazharıdır. Kimin bakışı olgunlaşır ve aleme vahdet ve kemal gözüyle bakarsa, alemde bir eksiklik görmez, yani o kimse, alemde hiçbir kimsenin ayıbına bakmaz, hatta ayıp ve noksan diye birşey görmez.
📖 Sayfa 22 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
*
📖 Sayfa 129 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Bil ki : Büyük alemde bulunan her şey, küçük alem olan insanda da vardır.
Zira alem, büyük olmakla beraber insani hakikat üzerine yaratılmıştır.
*
*
📖 Sayfa 120 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Hz. Peygamber Aleyhisselam buyurmuştur :
İhlas ile yapılan az amel, ihlassız yapılan çok amelden hayırlıdır.
*
Ademi dedikleri endişedir, gayr-i adem us tuhan-ü rişedir (Adam olmıyan kemik ve tüydür.) Ademin endişesi olsa latif, Şüphesiz zatı olur anın şerif.
📖 Sayfa 30 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
.
Varlığın şekilsiz hali Allah'tır. Buna Gayb-i Mutlak mertebesi de denir. Bunun mahiyyetini kendisinden başkası bilmez. Bunun altında derece derece varlığın şekil almış hali de yaratıklar, yanı şekilli varlıklar âlemidir. Şekilsiz varlığı, şekiller âlemini meydana getirişine, Allah'ın isim ve sıfatlarında sereyanı veya Allah'ın esyaya inmesi denir.
📖 Sayfa 63 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Âlemin zerrelerinden her biri zıdlarını cami'dir (kendinde taşır). Çünkü Allah Taâlâ'nın Cemal ve Celâl (sıfatları) vardır. Allah Zülcelâl, her zerrede tecelli eder. Her zerrede O'nun bütün sıfatlarının eseri vardır.
📖 Sayfa 142 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
.
*
📖 Sayfa 124 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Sufi ibnu'l-vakt (vaktin oğlu) olmalı denilmiş. Yani vaktini kaybetmemeli.
Geçene üzülerek, geleceği düşünerek şimdiki vaktini zayi etmemelidir.
*
Güneş, geceleyin nasıl ay vasıtasiyle görünürse.
📖 Sayfa 23 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Allah, Allah'ın Resulü (SAV.) vasıtasiyle görünür. Çünkü Allah'ın Resulü (SAV.) daima Allah' ın nuru karşısında bulunan bir dolunaydır.
Kim dünyada Allah'ın nurunu görmek isterse Hz. Resul'ün şeriatina baksın ve ondaki emirIere itaat etsin ki o nur, ResuluIlah'ın ay fenerinden kendisine doğsun.
.jpeg)
*
📖 Sayfa 35 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Peygamber Aleyhisselam şöyle buyurmuştur : Bildiğiyle amel edeni Allah, bilmediği ilimIere varis kılar.
*
*
📖 Sayfa 29 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Ey FazıI kardeşim, sen düşüncenden ibaretsin, yoksa büyüttüğün et ve kan değilsin.
*
Mütekellimlere göre zaman, kendisiyle başka bir müteceddidin ölçüldüğü bir müteceddidden ibarettir. Yani «ne zaman» sorusunun cevabında bir olayı başka bir olayla kıyaslamaktır. Mukarenet (kıyaslamak), izafî bir şeydir. Birbiriyle karşılaştırılan iki müteceddidin (tazelenen olayın) bir durumuna bağlıdır.
📖 Sayfa 136 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
*
📖 Sayfa 25 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır.
Hz. Peygamber (SAV)
*
Allah, kâinattan önce var idi, hålen de yine öyle vardır. Zatı, asla değişmez. Ancak tecellileri değişir. İşte O'nun değişik tecellileri, kainattaki varlıkları, şekilleri meydana getirir. Allah'ın üzerinden zaman geçmez. Zaman biz insanlar içindir. Allah Kainatı başka bir maddeden değil, kendinden yaratmıştır. Kâinatı yaratmak isteyince, isim ve sıfatlarını açığa çıkarmıştır. İşte Allah'ın isim ve sıfatları, bu kainattaki şekilleri meydana getirmiştir. Yani kâinat, O'nun isim ve sıfatlarının görünüşünden başka bir şey değildir.
📖 Sayfa 63 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
"Kendinize geliniz. Çünkü siz, bir sağıra ve gaibe değil, işiten ve size yakın olan Allah'a dua ediyorsunuz. O sizinle beraberdir."
📖 Sayfa 171 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Nasıl ki melekler de önce Adem'e itaat etmediler. Ancak Allah Taala Adem'e esma ilmini ilham ettikten sonra ona secde ettiler ve hürmetle onu başlarının üstüne kaldırdılar. Ahlak-i Hamide de böyledir. Ancak Allah'ın veraset ilmini lutfettiği kimsede bulunur. O iyi insanlar bu ilmi arzu ederler, çünkü bu ilim, peygamberlerin ve velilerin ilmidir.
📖 Sayfa 52 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Vücut birdir ama mertebeleri çoktur.
📖 Sayfa 19 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Bir mertebe de muhiblikle, bir mertebede mahbublukla görününür.
Bir mertebede gül olur, diğerinde bülbül.
*
Cenabı Hak şöyle buyurmuştur :
📖 Sayfa 58 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Yoksa siz, Allah aranızdan mücahede edenleri ve sabredenleri bilmedikçe Cennete gireceğinizi mi sandınız?
"
İnsan, vücudu emanet olarak almıştır. Kim emaneti öderse kendisinden daha lezzetli, daha rahat, ve daha zevkli bir selamet olmayan ebedi, zati selamete girer. Zira bu, bütün selametlerin
📖 Sayfa 24 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
ruhudur.Bu selametin ebedi olması şu demektir; yani bir kimse oraya bir an içerisinde girerse artık bütün neş'elerde (anlarda) Orada kalır, çıkmaz. Zira ezeli isti'dad bunu gerektirir. <<Allah gerçeği söyler, O, yola iletir.>>
Cahil neye baksa, cehaletinin ve ayıbının siyahlığı o şeye akseder. Baktığı şey ne olursa olsun onda muhakkak bir ayıp ve noksan bulur. Fukara bilmez ki o, kendi ayıp ve noksanıdır, oradan kendine aksetmiştir.
İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Bir kısmı iyilik edene iyilik eder. Bu,eşek huyludur. Bir kısmı kötülük edene kötülük eder. Bu da köpeklerin ve yırtıcı hayvanların huyundandır. Bir kısmı iyilik edene kötülük eder. Bu da yılan huyludur. Bir kısmı da kötülük edene iyilik eder. Bu da peygamberlerin, veIilerin ve salihlerin ahlakındandır.
📖 Sayfa 35 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Bil ki güzel ahlak imandır, ameldir, ihlastır, zikirdir, ihsandır, tevazu'dur, öğüttür, tasavvuftur, cömertliktir, mürüvvet etmedir, rızadır, sabırdır, AIlah'ı sevmedir, Allah'tan korkmadır. Bunlar, ancak Adem Aleyhisselam'm ilmi kendisinde zuhur eden insanlara vergidir. Bu ilim, esma ilmidir. Yani ledünnİ ilimdir, ve amel-i salihin neticesi olan veraset ilmidir.
📖 Sayfa 52 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Aya bak da nefsini halka karşı iyi zan beslemeye yöneltmekte ondan ibret al. Yani ne zamanki birisinin zahirinde bir ayıp ve noksanını görürsen, kendi kendine: « Belki Allah ile muamelesi tamdır, ayıbı bana göredir » de.
📖 Sayfa 62 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Allah :
📖 Sayfa 151 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
De ki : Rabbin kelimelerin! yazmak için denizler mürekkep olsaydı, Rabbin kelimeleri tükenmeden o (nlar) tükenirdi. Bunun bir mislini daha getirseydik, yine (Rabbin kelimeleri) bitmezdi.
*
Şirk de dört türlüdür. Müşriklerin şirki : putlara ve saireye tapmak gibi. Allah'ın fiillerinde şirk : Fi'li mutlak olarak kula nisbet etmek gibi. Allah'ın sıfatlarında şirk : Kula izafi değil de mutlak olarak kemal nisbet etmek gibi. Gerçek Vücut (Varlık)ta şirk : Halka doğrudan doğruya vücut nisbet etmek gibi.
📖 Sayfa 59 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
" İnsanlara Allah'ın nuruyla bakarsan, zulmette nur, zehirde panzehir, düşmanlarda dost, kahırda lütuf ve o kadar çok çeşitli ve zıt aynalar içerisinde bir tek yüz ve bir cemal görürsün. "
📖 Sayfa 36 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Çünkü insan,düşündüğünün aynıdır.
📖 Sayfa 19 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
"Ey Resulullah'ın Ehli Beyti, sizi sevmek farzdır."
📖 Sayfa 166 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî

Peygamber'in: "Nefsini bilen Rabbini bilir." sözunün manası da budur; Çünkü nefsinin vücudu olmadığını bilirse, kendisinde olan vücudun Allah'a ait olduğunu anlar. Yani kendisinin, mahiyyeti itibariyle Rab, görünüş itibariyle nefs olduğunu bilir. Yahut: «o, aynen (zat itibariyle) Rab, taayyünen (görünüş) itibariyle nefstir> diyebilirsin.
📖 Sayfa 21 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
*
📖 Sayfa 53 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
İşitilmedi mi ki bizim Peygamberimiz okuma ilmiyle değil, veraset ilmiyle bir veli idi.
*
«Her güzel şey O'nun cemalinin yankısıdır. Belki her güzelin güzelliği O'dur.»
📖 Sayfa 49 · İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî
Sıkça Sorulan Sorular
İrfan Sofraları kimin eseridir?
İrfan Sofraları, Niyâzî-i Mısrî tarafından yazılmıştır. Türkçeye Süleyman Ateş çevirmiştir.
İrfan Sofraları kaç sayfadır?
İrfan Sofraları, 203 sayfadır (Yeni Ufuklar Neşriyat baskısı).
İrfan Sofraları'nın en ünlü sözü nedir?
“"Kâlp, kemaline ulaşırsa duyular ve uzuvlar da kemaline ulaşır; Allah ile işitir, Allah ile görür, Allah ile konuşur."”