CANLI

Paul N. Siegel'in Dünya Dinleri ve İktidar Kitabında Din Konusunda İlham Verici Sözler

Dünya Dinleri ve İktidar - Paul N. Siegel kitap alıntıları ve sözleri

Dünya Dinleri ve İktidar, din dünyasına Paul N. Siegel'in kazandırdığı özel bir eserdir. Türkçe baskısı Yordam Kitap tarafından yayımlanmıştır. Kitaptan derlenen bu sözler, okur beğenisine göre sıralanmıştır.

Yazar:Paul N. Siegel
Çevirmen:Selin Dingiloğlu
İlk Yayın:2014
Yayınevi:Yordam Kitap
Sayfa Sayısı:352
Orijinal Adı:The Meek and the Militant: Religion and Power Across the World
Dil:Türkçe
ISBN:9786054836413
Okuma Süresi:9 sa. 58 dk.
Türler:Araştırma-İnceleme, Diğer İnançlar, Din (İslam), Sosyoloji

Dünya Dinleri ve İktidar'dan En Beğenilen Alıntılar

Engels, "eski materyalizm", düşüncelerin ardında yatan itici güçleri araştırmak yerine, düşünceyi itici güç kabul
ederek kendisini yanlışlar” der. Yani düşüncelerde değişime neden olan maddi nedenleri aramak yerine, insanların kendi eylemleri hakkındaki düşüncelerini
tarihsel hareketin itici gücü kabul eder.
Marksizme göre nasıl ki hayvanların çevresel koşullarla mücadelesi uzuvlarında doğal seçilim yoluyla evrimsel bir gelişmeye neden oluyorsa, insanların emek süreçleri de kendi araçlarının, insanlığın yapay uzuvlarının gelişimine
yol açar.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Kepazeliği yok edin.
- Voltaire

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Bu dönüm noktasında Katolik askerlerimize, Führer’e itaat etmelerini
ve gerekirse görevlerini yapmak adına tüm varlıklarını feda etmeye hazır olmalarını tavsiye ederiz. İman edenlerden; bu savaşta bize galip gelmeyi, savaşın anavatanımıza ve halkımıza huzur nasip etmesi için Tanrı’ya dualarını eksik etmemelerini istemekteyiz.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Evrim kuramı dinin aksine mutlak bilgi iddiasında bulunmadığından (bilim her zaman yeni inceltmeler yapar ve yeni karmaşalara doğru ilerler), “sadece bir kuram” denilerek reddedilmektedir –Kopernik kuramının sadece bir matematiksel varsayım denilerek reddedilmiş olması gibi.

📖 Sayfa 37 · Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Tüm dinler gündelik yaşamı kontrol eden dış güçlerin insan
zihnindeki fantastik yansımalarından başka bir şey değildir. Yeryüzü güçlerinin doğaüstü güçler biçimini aldığı bir yansıtma. Tarihin başlarında bu şekilde yansıtılanlar, ilkin doğa güçleriydi ve bunlar ileriki evrim sürecinde çok çeşitli ve farklı kişileştirmelere maruz kaldı.
- Engels

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Fikir ayrılıklarında yakarak öldürmenin bir ceza olarak kullanılması, meşruiyetini tanrının da cehennem ateşini aynı amaçla kullanıyor olmasından alıyordu.

📖 Sayfa 35 · Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Tıpkı kölelere olduğu gibi, serflere de Aziz Pavlus’un sözleriyle seslenildi: “Ey köleler, dünyadaki efendilerinizin her sözünü dinleyin ... bunu ... saf yürekle, Rab korkusuylayapın. ... Rab Mesih’e kulluk ediyorsunuz.” (Koloseliler 3:22-24) Sefalet yüceltilmeye devam etti.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

İslam ülkelerinde sürekli tekrarlanan bir kalıptır: Zengin seçkinlere karşı bir isyan vardır; fakat kurulan hanedanlığın kendisi zenginleşir ve muhafazakârlaşır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

“Devlet din ile ilgilenmemelidir; dinsel cemaatler devlete bağlı olmamalıdır. Her insan hangi dini benimsiyorsa ona
uymakta ya da hiçbir dini benimsememekte yani her sosyalistin genelde olduğu gibi ateist olmakta sonuna kadar özgürdür.”

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

İnsanoğlunun cehaletinin reçetesi, bilinmeyenleri Tanrı’ya yormak değil, doğanın kanunlarını keşfetmeye çalışmaktı.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Napolyon ordusu, fethedilen ülkelerde eski rejimleri yıktı, serfliği kaldırdı ve köylüleri feodal yükümlülüklerden ve kilise vergilerinden kurtardı. Napolyon, devrimin varisiydi ve kendini devrimlemeşrulaştıran biri olarak bu ilerici tedbirleri uygulamak
zorundaydı. Ancak, tıpkı Stalin’in yapacağı gibi, kendi mirasına ihanet etti. Kiliseyi kendi amaçları için sömürmek için Papa ile yaptığı bir anlaşma sonucunda, kendini
kilisenin kurtarıcısı olarak gösterdi.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Din, kendilerini doğadaki diğer nesnelerden ayrıştırmayan ve bu nesnelere insanların düşünce ve arzularına sahip ruhlar atfeden ilkel halkların animizminden türedi. Büyü, vahşi insanın ya ağzında su fışkırtarak yağmura neden olmaya çalışmak gibi doğanın kendisini taklit etmesini bekleyerek, ya da kaplan dişi takarak onun gücünü kazanmaya çalışmak gibi doğanın güçlerini kendine aktararak bu ruhları kontrol etme çabasının bir aracıydı.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Devrimci altın çağında seküler bir ideoloji uğruna dini terk eden burjuvazi, 19. yüzyılda eski coşkusuyla olmasa
da dine geri döndü. Fransız Devrimi’nin Jakobenlerinden ve baldırıçıplaklarından dehşete kapılan İngiliz burjuvazisi,
tüm bu karmaşayı dinsizliğin yayılmasına yordu.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Yeryüzünün bütün dinlerinde, der Holbach, :
" orduların tanrısı, kıskanç bir tanrı,intikamcı bir tanrı, yakıp yıkan bir tanrı, katliamdan zevk alan ve kullarının onun bu zevkine hizmet etmeyi görev bildikleri bir tanrı buluruz.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

...Mısır ve Babil’in ticaret merkezlerinde ise felsefe ve bilim, tapınak rahiplerince geliştirilmekteydi. Düşünceyle dinin bu bağlantısı, Doğu düşüncesini Batı’da olmayan bir yolla sınırladı. Bu nedenle, materyalist öğretinin felsefi kökenleri Doğu’nun büyük imparatorluklarına değil, Yunanistan’a dayanır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Maddenin kendi kendine hareket etme gücü vardır; ve doğanın eylemde bulunmak için bir hareket ettiriciye ihtiyacı yoktur.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Günlük tarımsal uğraşın uzağında, boş vakti bol şehir sakinleri, yeryüzünde yaşayan ve doğa olaylarını düzenlemekle uğraşan tanrılara daha az ihtiyaç duyuyordu. Bundan ötürü gerek Mısır’da gerekse Babil’de tektanrıcılığa doğru bir eğilim vardı; ancak bu eğilim, Amenhotep’in (Akhenaton) güçlü ruhban sınıfıyla çatışarak bunu resmi dine dönüştürmesi örneği dışında, genelde gizli
bir öğreti olarak kaldı. Babil’de tektanrıcılığa yönelik eğilim, bütün diğer tanrıların evrenin yaratıcısı büyük tanrı
Marduk’un çeşitli görünümleri olduğunu ifade eden öğretide ifade buldu.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Bilim ile din arası savaş, 16. ve 17. yüzyıllarda astronomi, 19. yüzyılda jeoloji ve biyoloji cephelerinde yaşandı. Bu cephelerdeki savaş hararetliydi; fakat Hristiyanların arka arkaya geri adımları dini dönüştürdükçe, inançlı bilim insanları kendi çağlarının dinine bağlı kalmayı sürdürebildi.

📖 Sayfa 73 · Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Pavlus “Rab İsa”nın “alev alev yanan ateş
içinde güçlü melekleriyle gökten gelip görün[eceğini]” söyler ve ekler:
“Rabbimiz İsa, Tanrı’yı tanımayanları ve kendisiyle ilgili Müjde’ye uymayanları cezalandıracak. Böyleleri Rabbin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar” (Pavlus’tan
Selaniklilere İkinci Mektup 1: 7-9). Yani İsa’yı Rab olarak kabul etmeyenler,
ebedî cehennem ateşine mahkûm olacaklar.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Her egemen, yani üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, kendi çağında hâkim olan ve hayata
bakışını dışavuran bir düşünceler sistemi, bir “ideoloji” inşa eder. Diğer sınıfların farklı çıkarları ve
düşünceleri vardır; fakat bu sınıflar devrimcileşene kadar egemen ideolojiyi kabul etme ya da en
azından onunla uyumlulaşma eğilimi gösterir.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Hristiyanlığın Budizmden ödünç aldığı görülen unsurlar, Buda hakkındaki hikâyelere paralel İsa menkıbeleridir doğaüstü bir doğum (Buda gökten inmeyi ve babasının tohumu olmadan annesi tarafından doğurulmayı tercih etmiştir),
Şeytan tarafından baştan çıkarılma, suyun üzerinde yürüme gibi ... Ortaçağ Hristiyanlığının Budizme borçlu olduğu
diğer unsurlar manastırcılık, çilecilik, kutsal emanetlere tapınma ve tespih kullanımıdır. “Kutsal emanet” imali, Ortaçağ Hristiyanlığında olduğu kadar Budizmde de yaygındır. “

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Hem Katolik hem Protestan otoriteler sapkınları ateşte yakarak, düşünce özgürlüğü mücadelesine şehitler kazandırdı.

📖 Sayfa 34 · Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Talih ancak anlaşılamadığı sürece kördür.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Bu yüzden de, bütün insanlığın tanrısı fikri ile eski kabile tanrısı inancı arasında çelişkiler doğdu. O her ne kadar tüm
insanlığın tanrısı ise de, kendisini görünür kıldığı ve özel olarak himaye ettiği Yahudiler, O’na inanan tek halktı.Yahudileri tüm insanlığa üstün kılan bu özel misyon fikri, sürgün yıllarında gelişmişti. Bu umutsuz yıllar, aynı zamanda, tanrının Yahudileri tek bir krallık altında
birleştirecek kurtarıcı Mesih’i göndereceği inancının da oluştuğu yıllardı. Yahudiler sürgün koşullarını bu yolla telafi etmeye çalışmışlardı.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Doğduktan bir gün sonra ölen bebeklerin ruhu yaşayacak da, bir günlük bebeklerden çok daha zeki olan şempanzelerin ruhu yaşamayacak mı? Eğer şempanzelerin de ruhu olduğunu kabul edeceksek, ruh atfetmeye canlılar aleminin hangi noktasında son vereceğiz? Amiplerde mi?

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Manastır ağının zayıf düşmesi, Budist halkın Hinduizm tarafından kapsanmasıyla sonuçlandı. Budizm ve
Hinduizmin birbirinden pek çok şey ödünç almış olması ve Hinduizmin Budist şiddet karşıtlığı öğretisini, hayvan hayatının kutsallığını ve hatta Vişnu’nun yerleştiği
bedenlerden biri olarak Buda’yı kabul etmiş olması bunu kolaylaştırdı. Bu, osmoz benzeri aşamalı bir asimilasyon
süreciydi. Budizm, kimi yerlerde 200-300 yıl daha varlığını sürdürdüyse de, 1200’lere gelindiğinde Hindistan’da yok
olup gitmişti.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Kilise mensubu insan sayısı bakımından ABD, Avrupa’dan öndedir ve bu sayı hem Avrupa’da hem
de ABD’de artmaktadır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

“Yukarıdan yarı-devrimler” ve kesintiye uğrayan halk devrimleri tarihinin
gösterdiği gibi, ilerici kazanımların ve demokratik hakların korunup
genişletilmesi, ancak bir “sürekli devrim”le, yani devrimin burjuva-
demokratik aşamasından yükselen bir sosyalist devrimle mümkündür.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Troçki’nin
söylediği gibi: “Yüz milyon insan elektriği kullanıyor ve yine de büyüye ve cin kovma dualarına
inanmaya devam ediyor. Ne sonu gelmez bir karanlık, cehalet ve vahşet rezervleri var!”

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Bir başlangıcı ve sonu olmayan sonsuz
diziler, matematikte başarıyla incelenir; burada hiçbir paradoks yoktur. Bir
ilk olayın, zamanda bir başlangıcın olması gerektiği itirazı, eğitimsiz
zihinlerin yaklaşımıdır.Buna rağmen yine de evrenin tanrı tarafından yaratıldığını varsayacak olursak, yaratılıştan önce hiçbir şey var olmadığına göre, tanrının evreni neyden yarattığını sormamız gerekir. Hiçbir şey yoktan var edilemez; bu,kavramsal bir çelişkidir.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

İlahiyatçılar, İlk Neden’e ek olarak iki temel iddiada daha bulunurlar: tasarım ve evrensel uyum. Onlara göre, evren öyle harikulade düzenlenmiştir ki, onun bir amaçla yaratıldığını varsaymak zorundayız. Holbach buna şu şekilde yanıt verir: “Bir varlık için düzen olan şey, bir diğeri için düzensizliktir.” Düzen ve amaç, insan dışı evren için anlamsız, insan ürünü kavramlardır. Teleolojik yönelimli evren, insana has bir bakış açısıdır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Tanrılar da insanlar gibi pek çok bedene bürünür. Vişnu’nun büründüğü popüler bedenlerden biri de Krişna’dır. Bir destan kahramanı olan Krişna, halkın ihtiyaçlarına hitap etmek adına brahmanlar tarafından
seküler şiirlerden alınıp dinî literatüre eklenmiştir. Denilebilir ki; İbraniler “Benim tanrım senin tanrından daha güçlüdür”den “benim tanrımdan başka tanrı yoktur”a
geçmişken; Hindular “benim tanrım senin tanrından daha güçlüdür”den “senin tanrın benim tanrımın cisimleştiği bir bedenden ibarettir”e geçer.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Musa’ya atfedilen Eski Ahit’in ilk beş kitabı aslında, İncil’deki sırayı takip etmeyen bir sırayla, farklı
zamanlarda farklı kişiler tarafından yazılmıştır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Marx ve Engels dini, statükoya hizmet eden, fakat isyankâr hareketlerin
egemen sınıflarla işbirliği içindeki kiliselere karşı özlemlerini farklı mezhepler bünyesinde
dışavurmalarına da imkân veren bir olgu olarak ele alır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Ateizmin kendisinin de bir din olduğunu söylemek, laf
cambazlığından başka bir şey değildir. Dinin yaygın anlamı (tanrıya ya da tanrılara inanış veya
antropolog Tylor’ın daha geniş tanımıyla “ruhlara inanış”) düşünüldüğünde, ateizm hiç kuşkusuz dinin
reddidir.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Sanayileşme ve bilimsel bilginin yayılışı Avrupa kiliselerinin altını oyarken, ABD’de dinin
kendisini sekülerleştirmiştir. Dinsel inanışların gündelik hayatla pek ilişkisi yoktur. Bir insanın altı
gün boyunca yapıp ettikleri başka bir şeydir; pazar günü kilisede dinledikleri başka bir şey

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Din, Amerika’nın “gizli silahı”, bir dinî
liderin ifadesiyle, “atom bombasından daha güçlü bir silah” ilan edildi –bu, tabii ki, hükümetin
atom bombası istiflemesini engellemedi.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Üretim düzeyi düşük, mesleki uzmanlaşma nispeten az olduğundan ve ırksal ayrıcalıkları korumak arzusundan
dolayı, kişinin ait olduğu kast kendi soyundan geçmeye ve bu sistem dinsel öğretide merkezî bir yer tutmaya başladı.
Mesleki uzmanlaşma arttıkça ve giderek daha fazla kabile topluma dâhil oldukça, alt-kastlar ortaya çıktı ve sayıları binlere ulaştı. “Bir insan ekonomik ölçekte ne kadar aşağıdaysa, kastı da toplumsal ölçekte o kadar aşağıdaydı.”

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Engels’in söylediği gibi “İnsanlar, diyalektiğin ne olduğunu bilmeden önce de diyalektik düşünüyorlardı; tıpkı şiir sözcüğü var olmadan önce de şiirsel konuşabildikleri gibi”

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

İkinci Dünya Savaşı’nı takiben Britanya
İmparatorluğu’nun dağılmasıyla birlikte, aynı olaylar bir kez daha sahnelendi. Hindu ve Müslüman gösterileri, kesif
İngiliz vahşeti, kitlelerin kahramanca kararlılığı bir kez daha deneyimlendi. Kongre, Müslüman Ligi ve Komünist
Parti bayrakları yan yana sallandı; Hint silahlı kuvvetleri göstericilere omuz verdi. Parlamento üyesi tüm partilerin temsilcilerinden oluşan ve 1946 Ocak ve Şubat’ında Hindistan’ı dolaşan İngiltere delegasyonunun lideri Profesör Frank Richard, başbakan Atlee’ye “Derhal Hindistan’dan çıkmalıyız. Çıkmazsak kovulacağız” diyecekti.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Budizm Japonya’ya, Çinleşmiş formuyla ve tıp, astronomi ve Çin’in üstün kültürünün diğer unsurlarıyla birlikte ancak 6. yüzyılda, Kore’den geldi. İmparator ve onun maiyetine yakın aristokratik klanlar tarafından desteklenirken, yerel klanların direnişiyle karşılaştı. 7. yüzyıldaki bir kraliyet bildirgesinde Budist dinsel inanış ve
Konfüçyusçu ahlak, giderek merkezîleşen bir yönetim altındaki toplumun rehber felsefesi ilan edildi.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Mormon kilisesinden daha da güçlü bir gerici kuvvet, evanjelik harekette
toplanmıştır. Çok sayıda evanjelik, ana akım ya da daha küçük kiliselere
mensup olsa da, ana akım kiliselerin liderliğinin temsil ettiği sekülerleşmiş
dine karşıdırlar. Evanjelikleri ayırt edici kılan, İsa’ya bağlılık yoluyla
“yeniden doğma” iddiaları ve tanrının sözünü dünyaya yayma arzularıdır.
İncil’in yorumlanışında genellikle köktendincidirler. Siyahî, feminist ve
gençlik hareketlerinin yansıttığı toplumsal huzursuzluklardan dehşete
kapılan orta sınıf ağırlıklı üyelerinin çoğunluğu, katı birer muhafazakârdır

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Evrenin tanrı tarafından yaratıldığını varsayacak olursak, yaratılıştan önce hiçbir şey var olmadığına göre, tanrının evreni neyden yarattığını sormamız gerekir. Hiçbir şey yoktan var edilemez; bu, kavramsal bir çelişkidir.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Şurası kesin ki Yahudi düşmanlığı kendini dinsel biçimlerde ifade etti. Öldürülme nedenini
açıklamak için dünyaya geri gelen ölümsüz bir tanrının öldürülmesi gibi tuhaf bir suçu işlemekle itham
edildiler.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Budizm evrensel bir ruha inanmasa da, bir mutluluk halinden, nirvanadan bahseder. Yaşam, maddi şeylere dönük arzunun sonucu bir ızdıraptır. Azizin kendini bu
arzudan kurtarma mücadelesi, çok sayıda doğum boyunca sürebilir. Bu mücadelede ısrar eden aziz “yeryüzünde ya da gökte bir yerlerde yeniden doğacaktır, fakat nirvanaya ulaşmadan önce yedi kereden fazla değil.” Kendinden başka hiçbir sayıya bölünemeyen yedi, kumarbazlarca da bilindiği üzere, üç gibi mistik bir sayıdır. O halde nirvana nedir?

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Bir insan kendi kastının yükümlülüklerini
yerine getirerek, gelecekteki hayatında daha üst bir kasta yükselebilir ve hatta, daha geç tarihli bir Hindu öğretisine
göre, tanrıya dönüşebilirdi –zira tanrılar bile ölümsüz değildi ve reenkarnasyon geçiriyordu.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Sanayileşme ve bilimsel bilginin yayılışı Avrupa kiliselerinin altını oyarken, ABD’de dinin kendisini sekülerleştirmiştir.

📖 Sayfa 243 · Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Dini zorla ve tek vuruşta yok etmeye çalışmak kesinlikle anlamsızdır. Çünkü, her şey bir yana, bu faydasız olacaktır. İnanan kişi,
inancının kendisinden yaka paça koparılmasına izin vermeyecektir –ne argümanlarla ne de yasaklamayla. Ve bu kimi örneklerde
başarılı olsa bile, zalimlik olacaktır. On yıllar boyunca uyumak için uyku ilacı almış birinden bu ilaçları alırsanız, doğal olarak
uyuyamaz hale gelir.

Sigmund Freud

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Brahmanizm, Budizm ve ilkel kabile büyücülüğünden etkilenerek sonunda Hinduizm denilen kültler yığınına
evrildi.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Mitra dini mensupları da ekmek ve şarabı ayinlerde kullanır, yılın en kısa günü 21 Aralık’ta güneşin “ölümü”nden sonra 25 Aralık’taki yeniden doğumunu kutlar ve güneş-tanrının kutsal günü olan Pazar gününde ayinler yapardı (sunday [güneş günü] kelimesi de buradan
gelmektedir)

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Modern biyoloji göstermiştir ki, apandis, insanların diğer hayvanlar gibi çevre koşullarıyla baş etmek için adaptasyon geçirdiği evrim sürecinde eski bir aşamadan kalma bir organdır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Öte yandan, eğer tanrı evreni mevcut maddelerden yarattıysa, tanrıya
ihtiyaç yoktur. Ezelî ve ebedî bir tanrı düşüncesine itiraz etmeyeceksek, ezelî
ve ebedî madde düşüncesine de itiraz edemeyiz.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Teleskobun sunduğu bulgular nasıl yok sayıldıysa, evrim kuramını ispatlayan bulgular dağı da (en azından bu örnekte, inancın dağları hareket ettirdiği doğrudur!) evrimin mekaniğine ilişkin bilim insanları arasındaki görüş ayrılıkları gerekçe gösterilerek yok sayılmaktadır. Evrim kuramı dinin aksine mutlak bilgi iddiasında bulunmadığından (bilim her zaman yeni inceltmeler yapar ve yeni karmaşalara doğru ilerler), “sadece bir kuram”denilerek reddedilmektedir

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Böylece Dönüş Yasası, ABD’nin Doğu Avrupa Yahudileri dâhil Doğu ve
Güney Avrupa asıllı göçmen sayısını Batı Avrupalı göçmenler lehine kısıtlayan ırkçı göçmen kotalarını bile geride bırakmıştır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Fakat Maxime Rodinson’a göre, mehdi doktrini günümüz İslam dünyasında belirleyici bir faktör değil.505 Batı’daki Hristiyanlar için İsa’nın dirilişi ne kadar anlam taşıyorsa, mehdi de Müslümanlar için o kadar anlam taşıyor.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

George Santayana’nın kendi dinsel inancı
hakkındaki ünlü “Tanrı yoktur ve İsa Mesih onun oğludur” ironisinde olduğu
gibi, Budistlerin dinsel inancı da şöyle özetlenebilir: “Tanrılar yoktur ve
onların başlıcası Buda’dır.”

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Marx “Din halkların afyonudur” der.
Bu ifade genellikle, dinin kitleleri uyuşturarak sefaletlerini katlanılır hale getirdiği ve dolayısıyla onları ayaklanma yetisinden mahrum bıraktığı şeklinde yorumlanır.. bir kastı da budur, fakat bundan ibaret değildir. Bu ünlü cümlenin hemen öncesinde, “Dinsel huzursuzluk, aynı zamanda gerçek huzursuzluğun ve buna karşı protestonun ifadesidir” der.
Afyonlu rüyalar, protesto ve mücadeleyi yükseltebilir, uyuşturduğu gibi harekete de geçirebilir. Yine de afyon, hiçbir zaman gerçekçi bir kavrayış üretmez.

📖 Sayfa 69 · Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Aydınlanma, dinin cehaleti pekiştirdiğini söylerken temelde haklı olsa bile, dinsel fantezilerin hakiki bilgi ile iç içe geçmiş olduğunu göremez.Bir bütün olarak kurumsal dine şiddetle karşı çıkıyor olsalar da (“kepazeliği yok edin” Voltaire’in ünlü sloganıydı), Fransız materyalistleri
çoğunlukla deistti; yüce bir yaratıcıya inanıyor, fakat kutsal metinleri
yadsıyorlardı. Ancak Holbach ve Diderot, materyalizmi ateizm noktasına taşıdı.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Ve Musa İsraillilere diğer bakireleri kendilerine saklamalarını söylerken
neyi kastetmektedir? Deist olan Amerikalı büyük devrimci ve Aydınlanma’nın öğrencisi Thomas Paine, bunu bakirelere tecavüz olarak yorumlar ve bu sahte Tanrı Kelamı’nın insanlık dışılığını lanetler.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Sadece burjuvalaşma değil, aynı zamanda Sovyet rejiminin anti-semitik politikalarının ürünü antikomünizm
ve Amerikan dış politikasına yönelik eleştirilerin İsrail desteğiyle bastırılması da
Yahudileri, çoğu liberal olmakla övünse de, temelde muhafazakârlaştırmıştır.

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel

Sıkça Sorulan Sorular

Dünya Dinleri ve İktidar kimin eseridir?

Dünya Dinleri ve İktidar, Paul N. Siegel tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2014'te yayımlanmıştır. Türkçeye Selin Dingiloğlu çevirmiştir.

Dünya Dinleri ve İktidar kaç sayfadır?

Dünya Dinleri ve İktidar, 352 sayfadır (Yordam Kitap baskısı).

Dünya Dinleri ve İktidar'ın en ünlü sözü nedir?

“Engels, "eski materyalizm", düşüncelerin ardında yatan itici güçleri araştırmak yerine, düşünceyi itici güç kabul ederek kendisini yanlışlar” der. Yani düşüncelerde değişime neden olan maddi nedenleri aramak yerine, insanların kendi eylemleri hakkındaki düşüncelerini tarihsel hareketin itici gücü kabul eder. Marksizme göre nasıl ki hayvanların çevresel koşullarla mücadelesi uzuvlarında doğal seçilim yoluyla evrimsel bir gelişmeye neden oluyorsa, insanların emek süreçleri de kendi araçlarının, insanlığın yapay uzuvlarının gelişimine yol açar.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Dünya Dinleri ve İktidar — Paul N. Siegel. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4