CANLI

Şaban Ali Düzgün'ün Din Alanında Etkisi Süren Sözler — Sosyal Teoloji

Sosyal Teoloji - Şaban Ali Düzgün kitap alıntıları ve sözleri

Şaban Ali Düzgün'ün Sosyal Teoloji adlı kitabı, din konusunda dikkat çekici bir bakış sunar. İlk kez 1999'da yayımlanmıştır. Bu sayfa, Sosyal Teoloji'den damıtılan en akılda kalan cümlelere ayrılmıştır.

Yazar:Şaban Ali Düzgün
İlk Yayın:1999
Yayınevi:Otto Yayınları
Sayfa Sayısı:160
Dil:Türkçe
ISBN:9786059168847
Okuma Süresi:4 sa. 32 dk.
Türler:Din (İslam), Felsefe-Düşünce, Sosyoloji

Sosyal Teoloji'den En Beğenilen Alıntılar

"Temiz suyu bulmadan kirli suyu atma.
Temiz suyu bulunca da kirli suyu mutlaka at ve her ikisinin karışmamasına özellikle dikkat et."

📖 Sayfa 11 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Dünyadaki her kötülüğün ve olumsuzluğun arkasında ilahi bir hikmet arama çabası gibi trajikomik bir hal içine girilmekte, insanların kendi elleriyle sebep oldukları olayların sonuçlarından ALLAH sorumlu tutulmaktadır.

📖 Sayfa 118 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanın yaratıcı kudreti, onu yaratan kudretin kendini ifşa etmesinden başka nedir ki!

📖 Sayfa 42 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanları yönetmek için onların aklını yok sayıp kuvvet kullanmaktan başka yol olmadığına inananlar; insanlara, daha itaatkâr dönüp durmaları için gözlük taktıkları atlara davrandıkları gibi davranırlar.

📖 Sayfa 63 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

“Tarihin tekrarlanmasını bekleyemeyiz, tarihe kendi gayretlerimizle yeni ve görülmemiş bir yön vermeliyiz, insanoğlu olmak bize bir seçme özgürlüğü veriyor, ancak sorumluluğumuzu Tanrı’nın veya doğanın üstüne atamayız. Onu biz kendimiz yüklenmeliyiz. “
-A. Toynbee

📖 Sayfa 141 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Hayatı sadece içinde yaşadığımız boyutuyla yorumlayıp kötürümleştiren yaklaşımın temsilcilerine Kur'an'da söyle seslenilmektedir:
"Allah'ı unutup Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir."

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Herkesin istediğini yaptığı yerde hiç kimse istediğini yapamaz; efendinin olmadığı yerde herkes efendidir; herkesin efendi olduğu yerde herkes köledir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Fichte:
“ İnsan her türlü gerçeği duygusuna göre değiştirebilecek bir güce sahiptir. Yeter ki insan o gücün kendisinde saklı bulunduğunu bilerek köle olmadığını anlasın; özgürlüğünün bilincine varsın, ülküsünü bilsin ve tarihsel gelişmesinde “Ben Olmayan”ı nasıl gittikçe “Ben”leştirilebildiğini görsün.”

📖 Sayfa 80 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Descartes'in, Hume'un, Bentham'ın, Adam Smith'in mekanik görüşleri, yalnızca insanı mekanik bir düzende köleleştirmekle kalmamış; evrenin, aklın, ahlakın ve toplumun gelişmelerini açıklamada kısır kalmıştır.

📖 Sayfa 129 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsan hayatındaki bütün keşkeler ve iç geçirmeler, insan iradesinin/özgürlüğünün bu kötü yönde kullanımının sonuçlarından başka nedir?

📖 Sayfa 73 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanları, kurtuluşu kendi dışlarında aramaya iten tüm ideolojiler ve düşünceler, sahte bilinçlenmenin ve bunun sonunda da toplumsal felcin başka bir ifadeyle sosyal transın ana sebepleridir

📖 Sayfa 126 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Her ifrat ve tefrite dayalı düşüncenin, karşıtını oluşturması ise kaçınılmazdır.

📖 Sayfa 24 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Tanrı'ya inanmanın kölelik olduğu ve insan iradesini yok saydığı, gibi aşırı bir varsayımın karşısına tanrısızlığın özgürlük ve mutlak bir irade hakimiyetini getirdiği gibi yanlış bir varsayımı koyan insan, bu yanlış varsayımına dayandırdığı hayat felsefesiyle kendisini daha fazla köle ve bir o kadar da iradesiz kılan başka efendilerin buyruğuna girdi. Zira herkesin istediğini yaptığı yerde hiç kimse istediğini yapamaz; efendinin olmadığı yerde herkes efendidir; herkesin efendi olduğu yerde herkes köledir.

📖 Sayfa 81 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Özgürlüğünü kısıtladığını varsaydığı tüm bağları kesip atarken insan, kendisine güven veren, kendisini tanımladığı bağları da koparmış, üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı dünyayı, insanı tehdit eden bir alana dönüştürmüştür.

📖 Sayfa 30 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Allah'ın insanı yeryüzünün halifesi olarak belirlemesi ve ciddi bir oyunun aktörü olarak seçmesi, onu bu görevini yerine getirecek şekilde donatmasını da beraberinde getirmiştir. Akli yeteneklerinden duygularına ve içgüdülerine kadar, insanın bütün donanımı varlık amacına uygun olarak yeryüzünde hayat sürmesini ve iyiliğin ve faydalı olanın başat olduğu bir yaşama kaynaklık etmesini sağlamaya yöneliktir. Kur'an, bütün iyiliklere ve hayırlara kaynaklık eden bu insana, kevser adını vermektedir

📖 Sayfa 66 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsan hiçbir zaman efendisiz bırakılmaz; kanunla, (sözde) ahlak kurallarıyla, örflerle kıstırılr.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

“Hep buyurgan bir Tanrı tasavvuruyla körelen ve parçalanan insan zihni, Tanrı’nın ilahi yaratma planında kendisine verdiği rolü ve bu rolün başarılı bir şekilde oynanması için kendisini donattığı yetenekleri fark edemedi.”

📖 Sayfa 67 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

En iyi köleler, özgür olma iradesini gösteremeyenlerden çıkmaktadır..

📖 Sayfa 50 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

“Amaç yaratılmışa yaratıcı olma özelliği vermekse, bu gayeyi kutsal kitaplar zaten inkar etmiyorlar. İnsanın böyle bir özelliği ve öznelliği elde etmesi, Tanrı’nın yaratıcılığına bir sınırlama getirmediği gibi, bir rekabet de oluşturmaz. İnsanın yaratıcılık kudreti, onu yaratan kudretin kendini ifşa etmesinden başka nedir ki?!”

📖 Sayfa 42 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Hayatın temel dinamiklerini bütün şeffaflığı ile resmeden “sosyal teoloji” , insanı ütopyalar içinde avutan değil, hayatı insanın kendi elinin emeği olarak gören ve kaderini kendi çabasına bağlayan bir gerçekçilik içerir.

📖 Sayfa 13 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Çağımız insanının, başka çağlarda yaşayanlardan farklı olarak Tanrı'nın adının daha az anıldığı bir dünyada, seküler bir varlık alanında yaşadığı gözlemlenmektedir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Herkesin istediğini yaptığı yerde hiç kimde istediğini yapamaz; efendinin olmadığı yerde herkes efendidir; herkesin efendi olduğu yerde herkes köledir.

📖 Sayfa 82 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

''Ama din öyle bir Tanrı ve insan tipolojisi resmetmelidir ki insan, kendinde bu değişime köken sağlayacak gücü hissetsin ve tarihin devinimine eşlik ederken, Tanrı'yı karşısında değil, yanında görebilsin.''

📖 Sayfa 15 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

O halde, neleri kaybetmekte olduklarını görmeleri için bu insanları uyuşukluklarından ne uyandırabilir?

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Kendi kararlarını veren bireyler olduğumuz yanılgısı içinde yaşayan robotlar haline dönüştük.

📖 Sayfa 84 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Kader hakettiğimiz yerde olmaktır. İnsanlar ya hak ettikleri yerdedirler ya da oraya varacaklardır.

📖 Sayfa 78 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Albert Camus'a göre, Tanrı'nın yokluğu sadece acıklı bir durum değil, aynı zamanda zorunlu bir gerçeklikti. Camus, bu dünyanın ötelerine uzanan tüm değerleri ve ümitleri, bu dünyaya ve içinde yaşayan insanlara bir ihanet olarak görüp reddediyordu.
"Eğer Tanrı yoksa O'nu var etmeliyiz." diyen Voltaire'in tersine Camus, "Eğer Tanrı varsa O'nu yok etmeliyiz."savını dile getirmekteydi. Camus'ye göre Tanrı'nın varlığı ile insan sorumluluğu arasında kaçınılmaz bir çelişki vardı.

📖 Sayfa 20 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Allah'ın her an bir işte olduğunu"kabul ettiğimize göre, O'nun aktifliğini ve fonksiyonelliğini sınırlı bir an'a hapsetmek Allah-insan ilişkisinde resmedilebilecek en olumsuz tablodur. İkinci olarak, bu anlayış insanı işleyen tarihi sürece katmamakta, tarihi iş görülen bir alan değil, Mesihçi anlayışa uygun bir şekilde sadece bir beklenti ve ümit tarihi hâline getirmektedir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

..din öyle bir Tanrı ve insan tipolojisi resmetmelidir ki insan, kendinde bu değişime köken sağlayacak gücü hissetsin ve tarihin devinimine eşlik ederken, Tanrı'yı karşısında değil, yanında görebilsin.

📖 Sayfa 15 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanın özgür olma iradesini gösterememesi , çoğu zaman bu gücün başkalarına transfer edilmesi sonucunu doğurmaktadır. En iyi köleler, özgür olma iradesini gösteremeyenlerden çıkmaktadır.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Hem Yahudi hem de Hristiyan paradigmanın aktardığımız bu yapısı, Tanrı'nın yaratma planında insana biçtiği yeri kavrayamamış, insanın değer üretmesini mümkün kılacak bütün potansiyellerini İlahi Olan'a karşı bir suikast olarak görüp mahkum etmiştir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanla ilişkisinde Allah ,insanı Bilgiyle donatan,iradesini güçlendiren,doğruyu yanlıştan,iyiyi kötüden,faydalıyı zararlıdan ayıracak bir basireti yapısına yerleştiren ve bu donanımla kesintisiz değerlere kaynaklık etmesini sağlayan degil, aksine insanı zavallığa yazğılayan bir varlık olarak değerlendirilmektedir.
İnsanı kötürümleştiren bu anlayış,haklı olarak,karşıtdüşüncelerin ( varoluşculuk,deizim,ateizim) üretilmesine zemin hazırlamakta bu kezde Allahın karşısına, O na rakip bir insan çıkarma çabası içine girilmektedir.

📖 Sayfa 12 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Dinlerin resmettiği Tanrı tasavvurunun yanlış aktarılması ve insanın önüne kendisine rakip ve düşman bir Tanrı nın konulması bu kırılmayı şiddetlendirmiştir.

📖 Sayfa 9 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Özgürlüğün olumsuz yönü, bireye getirdiği yalnızlık duygusu ve güçsüzlük hissidir. Özgürlüğün bu tarafı, insanın iradesini kötüye kullanmasından yahut özgürlüğü gerektiği gibi kullanmamış olmasından kaynaklanan bir sonuçtur. İnsan hayatındaki bütün keşkeler ve iç geçirmeler, insan iradesinin/özgürlüğünün bu kötü yönde kullanımının sonuçlarından başka nedir ki? Kur'an bu hâle hasret adını vermektedir: Kaçırılan ve geri gelmesi mümkün olmayan fırsatların ve özgürlüğümüzü kötüye kullanmanın yarattığı hâlleri bir daha düzeltememenin insanda yarattığı iç ezikliği.

📖 Sayfa 73 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Kur'an başka konulardan bahsederken bile insana vurgu yapmaktadır. Örneğin Allah, "Tevvap" sıfatından, yani onun "tövbeleri kabul eden yüce bir bağışlayıcı" olduğundan bahsederken, aklımıza günah işleyen ve günahlarının bağışlanması için O'na yakaran bir varlık, yani insan gelir.

📖 Sayfa 27 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Bunun Allahın unutulmasıylada doğrudan ilişkili olduğunu ifade etmek gerekir.Asıl Kaynaktan kopuş ve irtibatsızlık insanda bir hasret hissi yaratır.Hasretin Kuranda ıstırap ve acı türü olduğunu hatırlamak gerekir: kaçırılan geri gelmez fırsatların yarattığı ıstırap.
Bu hasret aynı zamanda hüsran yaratır.Hüsran,insanların bu bağlantısızlıklarının yarattığı bir sonuçtur.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanın yaratıcılık kudreti, onu yaratan kudretin kendini ifşa etmesinden başka nedir ki!

📖 Sayfa 42 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanları hareketsizliğe, statükoculuğa itip geleneksel anlayışın hakim olduğu ortamın devamını ister duruma getiren bu felç durumu, Kur'an'da çoğunlukla körlük, sa- ğırlık, başka bir ifadeyle bir hipnoz durumu olarak anla- tılmaktadır. Halk, post-hipnotik telkinlere maruz kalmış bir insanın yaşadığı trans hâlini yaşıyor gibidir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Allah’ın bütün varlıklardan farklı olarak yaratma planına dahil ettiği, kendisi dahil varlıkları akletme(26)yeteneğiyle donattığı, dünyayı İmar etme(27) sorumluluğunu omuzlarına yüklediği ve bütün bunları gerçekleştirmenin onurunu hissetsin diye özgür kıldığı insanın, totaliter iktidarlar marifetiyle özgürlüğü budanmakta, evrendeki ayrıcalıklı yerini borçlu olduğu yeteneği elinden alınarak iç güdüleriyle davranan robot bir varlığa indirgenmektedir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

‘’Bu nedenle yasa koyucular dikkatlerini efendisiz insanların ‘görünürlük’ ünü artırma, böylece onları gözetlene bilir hale getirme araçlarına çevirdiler.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Özgürlüğün Kaynağı…………………………………………………..

Özgürlük sorumluluğu da beraberinde getirir.
Bir başka ifadeyle özgür olmak risk altında olmak demektir.
Risk almak istemeyen insanlar,bu özgürlüğünü devredecek yerler arar. Bundan hareketle de insan ,çoğu zaman özğürlükten kaçış mekanizmasını çalıştırırlar.
Bu mekanıizma kişinin kendi bireysel benliğinden vazgeçip,yoksun olduğu güce kavuşmak için benliğini kendi dışında birşeye yada bir kimseye kaynaştırması eğilimidir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Hayatları gizli biçimde kendilerinin dışında bir güce bağlı olan kişiler ondan koruma beklerler onun kendilerine bakmasını isterler.
Genellikle söz konusu kişi bu bağımlılığın farkında bile değildir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Aklı işletmeyerek bu bağı koparmanın(aklında insanı kendi benliğine,diğer varlıklara ve en önemlisi Allaha a bağladığını göz önünde bulundurduğumuzda) bir ceza olarak, sonrada yakıtı insanlar ve taşlar olan cehenneme çevirdiği dünyada huzuru mumla aramaya girişmektedir.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

''Ama seküler varlığın başka bir yönü daha var. Kendini gerçekleştirme adına, Tanrı'nın ölümünü arzulayan insan, kendisinden de fazla ümitvar değil.''

📖 Sayfa 26 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Âlemde olup bitenler birer yol ve yordam gösterici "Allah'ın ayetleri" olarak anıldığında, yine kendisine yol gösteren insan akla gelecektir. Bütün bu kavramların önünde sonunda insana geliyor olması, Allah'ın bütün varlıklara teklif ettiği "emanet" i tek yüklenen insan olmasından kaynaklanmaktadır.

📖 Sayfa 27 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Aklın ve iradenin kaybedilmesi yahut unutulması bizzat insan benliğinin unutulması demektir.(Hasret)

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

.. Bu teolojiyle kaynağını tespit etmeye çalıştığımız insan, ne Tanrı'nın mutlak sıfatlarını kendi gücü için bir tehlike görüp Tanrı'yı yok sayan bir ateist, ya da deist, ne de kendini tümüyle Tanrı'nın iradesine terk edip, "ben" olmanın getirdiği tüm sorumlulukları da Tanrı'ya havale eden "sorumsuz ve kaderci" bir varlıktır.

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Görevimiz ne Allah ın mutlak gücü karşısında ezilmekle gurur duymak ne de ona rakip olmak.
Görevimiz insanı bilgiyle donatan, iradesini güçlendiren, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayıracak basireti insanın yapısına yerleştiren Allah ile birlikte iş görmek ve omuzlarımaza yüklenen sorumlulukları bu düşüncelerin verdiği dinamizmle yerine getirmek olmalı.

📖 Sayfa 12 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Uyulması gereken tek gelenek olarak Kur'an Hz.İbrahim'in geleneğini öne çıkarır. Bu geleneğin temel özelliği de hanif'liktir. Hiç bir kurumsal dine ait olmadığı, aksine hanif olduğu beyan edilen İbrahim, bütün kurumsal otoriteleri reddetmiş, kendi bireysel akıl yürütmesiyle ilahi olan dahil hayatın temel gerçeklerine erişebilme kudretini göstermiştir.

📖 Sayfa 146 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Hem ruhsal hem de fiziksel olarak insan, ben merkezli bir varlıktır. Ama bu haliyle o, tamamlanmış bir varlık değildir, kendisini ancak ilahi sıfatları kendinde var ederek tam ve mükemmel bir varlık haline getirebilir. Bu da ilahi olanı kendi ben'inde uyandırması ve kendi benliğini aşağılamadan Allah'a daha da yakınlaşması anlamına gelir.Tanrı'nın sıfatlarının insanda tezahür ettirilmesi insanı güçlendirir, kişiliğini pekiştirir ve ona ilahilik niteliğini ödünç verir.

📖 Sayfa 112 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

İnsanın kalitesini "alet kullanan canlı" tanımlaması doğrultusunda kullandığı aletlerin gelişmişliği ile ölçen ve bütünden kopararak kendi merkezine odaklayan düşünce, insanın bireyselliği açısından da yıkımlar getirmiştir. Özgürlüğünü kısıtladığını varsaydığı tüm bağları kesip atarken insan, kendisine güven veren onu tanımlayan bağları da koparmış, üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı dünyayı, insanı tehdit eden bir alana dönüştürmüştür.

📖 Sayfa 33 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Kendini gerçekleştirme adına, Tanrı'nın ölümünü arzulayan insan, kendisinden de fazla ümitvar değil.
Camus, bu emin oluşun uzağında durmakta. "Adalet adına Tanrı inkar edildi, fakat Tanrı fikri olmadan adaletin kendisinden bahsetmek mümkün müdür?" diye soruyor Camus.

📖 Sayfa 29 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Özgürlüğün olumsuz yönü, bireye getirdiği yalnızlık duygusu ve güçsüzlük hissidir. Özgürlüğün bu tarafı, insanın iradesini kötüye kullanmasından yahut özgürlüğü gerektiği gibi kullanmamış olmasından kaynaklanan bir sonuçtur.
İnsan hayatındaki butun keşke'ler ve iç geçirmeler, insan iradesinin/özgürlüğünün bu kötü yönde kullanımının sonuçlarından başka nedir ki? Kur'an bu hale hasret adını vermektedir
Kaçırılan ve geri gelmesi mümkün olmayan fırsatların ve özgürlüğümüzü kötüye kullanmanın yarattığı halleri bir daha düzeltememenin insanda yarattığı iç ezikliği...

📖 Sayfa 84 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Tanrı ya inanmanın kölelik olduğu ve insan iradesini yok saydığı, gibi aşırı bir varsayımın karşısına tanrısızlığın özgürlük ve mutlak bir irade hakimiyetini getirdiği gibi yanlış bir varsayımı koyan insan, bu yanlış varsayıma dayandırdığı hayat felsefesiyle kendisini daha fazla köle ve bir o kadar da iradesiz kılan başka efendilerin buyruğuna girdi. Zira herkesin istediğini yaptığı yerde hiç kimse istediğini yapamaz;
efendinin olmadığı yerde herkes efendidir; herkesin efendi olduğu yerde herkes köledir.

📖 Sayfa 93 · Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün

Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal Teoloji kimin eseridir?

Sosyal Teoloji, Şaban Ali Düzgün tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1999'da yayımlanmıştır.

Sosyal Teoloji kaç sayfadır?

Sosyal Teoloji, 160 sayfadır (Otto Yayınları baskısı).

Sosyal Teoloji'nin en ünlü sözü nedir?

“"Temiz suyu bulmadan kirli suyu atma. Temiz suyu bulunca da kirli suyu mutlaka at ve her ikisinin karışmamasına özellikle dikkat et."”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Sosyal Teoloji — Şaban Ali Düzgün. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4