CANLI

Din Dünyasından Şeyh-i Ekber: Mahmud Erol Kılıç'ın Etkileyici Sözler

Şeyh-i Ekber - Mahmud Erol Kılıç kitap alıntıları ve sözleri

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç'ın 2009 tarihli Araştırma-İnceleme alanında öne çıkan eseridir. Aşağıdaki sözler, okurların en çok beğendiğinden başlayarak sıralanmıştır.

Yazar:Mahmud Erol Kılıç
İlk Yayın:2009
Yayınevi:Sufi Kitap
Sayfa Sayısı:368
Dil:Türkçe
ISBN:9789759161408
Okuma Süresi:10 sa. 26 dk.
Türler:Araştırma-İnceleme, Din (İslam), Felsefe-Düşünce, Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar

Şeyh-i Ekber'den En Beğenilen Alıntılar

Akıllar, Allah'ın yarattığı şeylerden âlemin cirimlerini ve ruhlarını, latiflerini ve kesiflerini bilmekte âciz ve kusurlu yaratıldı.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

...un yanında un lafı bile olamaz, çünkü "Hakk'ın vücûdundan başka bir şey yoktur."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Mümkün varlıklar için adem ezelî bir sıfattır ve bu sıfat ebedî olarak ondan zail olmaz."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Âkıl olan, bu dünyada kendisini kemâle götürecek ve öldüğünde de yanında götürecek ilimleri tahsil edendir."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Seni var kılanı bilebilmen için kendi zâtına bir bak ve tefekkür et.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Her insan kalbinde, harekâtında ve sekenâtında kendi nefsinden çeşit çeşit havâtır bulur. Bu tekallüb ulvî ve süflî alemde de bulunur.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Vecd kalbin işitmesi ve görmesidir.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Hak bazen sana, hariçteki bir den okur, bazen de senin nefsinden okur [konuşur]. Buna kulak ver!"

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

...ışık bir mahallin rengi ile bakan kimsede renklenir.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Ebû Yezîd (el-Bestâmî)'den sordular, diye. O da, diye cevaplamış. Diğer bir deyişle, demek istemiş. Böylece ortada Allah'ın arzulamasından başka bir şey kalmasın.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Âlemin sûretlerinin hepsi Hakk'ın lisanları olup Hakk'a senâ etmektedirler."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Enbiya ve evliyânın Allah hakkındaki bilgileri dayanmaz. Allah onları bundan temizlemiştir. Onların bu konudaki bilgisi doğrudan Hakk'ın mükâşefesine dayanan fetihlerin sonucudur."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Hüküm kelimeye aittir. Kelime ise ancak Allah'a aittir ya da Allah ile kendini tahakkuk ettirmiş ricâle aittir.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Vücud yani Varlık O'nundur, O'ndandır ve belki de O'dur. Alem ve biz, O var olduğu için varız, bizim varlığımız O'nun varlığıdır. Biz yoktuk O vardı, sonra o varlığından bir nebze bize de verdi ve biz de O'nunla var olduk. Bize verdiği o emanet varlığı geri alacak olsa biz var olmayız, aslımız neyse ona döneriz.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Zevk ilminin metodu olmaz"

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"...Şiir; sözü kısa tutma rumuz kullanma (remz), bilmece yapma ve başka mana kastetme yeridir. Yani biz bir şeyi remzederiz, lugāzlaştırırız... ama bizim bundan kastımız bir başka şeydir... Bizim şiirlerimizin hepsi, ister mahbübeyle bir hasbihal ile başlasın ister bir medhiye olsun ve isterse de kadın isimleri ve sıfatlarıyla, ırmak, yer, yıldız isimleriyle dolu olsun hepsi de bütün bu süretler altındaki maârif-i ilâhiyyeden ibarettirler...

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Muhyiddin İbn-i Arabi El Fütûhat eserinde Kalbin sırrına inen tecelliyât-ı ilâhiyye'yi şu sözleriyle dile getirir:
"Bütün sûretleri kabul edecek bir hale geldi kalbim benim. Ceylanların otlağına döndü, keşişlerin manastırına puthaneye döndü,
Tavâf edenlerin Kâbe'sine, Kalbim Tevrat levhalarına, Kur'ân sayfalarına.
Ben Aşk dininin müntesibiyim
Aşk bineği hangi yöne götürürse
Benim dinim, imanım orda.

-Şeyh-i Ekber

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Keşf ve şuhûd yolu, münazara, mücadele ve her ne olursa olsun karşı tarafın delillerini çürütmeye çabalama gibi tarzları kaldırmaz.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Kendini bilen Rabbini bilir."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Abd azimli olabilir, lakin sebât Allah'tandır."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Varlık bir sırdır ve varlık hakkında bilgi elde etmek de rasyonel bir eylem değil tamamen bulma ve olma halinin tabii bir sonucudur."

📖 Sayfa 335 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Bir gün Meryem(eşi) bana, 'Bu yol'a azimli misin?' diye sordu. Ben, 'evet ama Ona nasıl vâsıl olacağımı bilemiyorum.' dedim. Bana, 'Şu beş şeyle Ona ulaşabilirsin, dedi: Tevekkül, yakîn, sabır, azîmet ve sıdk."

📖 Sayfa 36 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Hakk'ın ismini câmi olan ilk imam isim Allah'tır. Bu isim bütün esma-i ilâhiyyenin manalarını câmi'dir.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

... ona göre bilmek ancak olmak ile mümkündür. Olmak ise bulmanın neticesidir. Yani vücûd bilgisi; ancak hâzır olunduğunda, huzurda bulunulduğunda sahip olunan bir bilgidir (ilm-i huzûrî). Felsefî dille söylenecek olursa süfîlerin epistemolojileri ontolojilerine bağlıdır çünkü, “Vücüd-ı ayn [olmak] vücüd-ı ilme [bilmek] mukaddemdir.”

📖 Sayfa 220 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

İlm-i ilâhî, marifetullah [Metafizik] bütün ilimlerin aslıdır.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Kalbin iki yüzü vardır: Biri zâhir diğeri bâtın. Onun bâtın veçhesi mahv(değişiklik) kabul etmez çünkü o mücerred ve muhakkak bir isbâttır(sabitlik). Zâhir veçhesi ise mahv kabul eder. Yani Kalp hem mahv hem isbât levhasıdır.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Bütün mertebelerin merkezinde bulunan o nokta-i Hak bütün mahlûkâtın çekim merkezidir. "Mıknatıs ile bir demir arasında bir münasebet ve irtibat bulunduğunu biliriz. Tıpkı halkın Hak ile olan irtibatı da böyledir. Mıknatısı tuttuğumuz zaman demiri kendine doğru çeker. Buradan anlarız ki demirde bir kabullenme gücü var. Fakat demiri mıknatısa doğru tuttuğumuz zaman o demir mıknatısı çekmez. Şu halde alem ve içerisindeki her şey Allah'a muhtaçır, fakat O alemlerden müstagnidir."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Hakk'ı tam manasıyla bulabilmek ancak beşerî duygu ve sıfatlar söndükten ve kaybolduktan sonra mümkün olur. Çünkü "mevcutta ne kadar zühd edilirse o kadar elde edilecektir".

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

... Allah el-Hakîm’dir. Hikmet; el-Hakîm“in bir sıfatıdır ve ancak o el-Hakîm ile bâkî olduktan sonra Abdü’l-Hakîm'in de sıfatı olur. Sıfat mevsûfla kâim olduğu zaman o sıfat o mevsûfa hükmünü zorunlu olarak giydirir. Hüküm kelimeye aittir. Kelime ise ancak Allah’a aittir, ya da Allah’la kendini tahakkuk ettirmiş ricâle aittir. Yani kısaca hakîm (bilge); kendisine bu hikmet sıfatının hükmettiği ve kendisini tasarrufu altına aldığı kimsedir. Yoksa hikmete hükmetmeye, onu yönlendirmeye çalışan kimse değil. (el-Fütühât, IV/257-259)

📖 Sayfa 124 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Her ilmin aslı ilm-i ilâhîden olmaktadır çünkü Allah'tan başka her şey yine Allah'tandır.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"... tüm beşeri yasalar ilahi bir yasadan beslenir. Çünkü bu ilâhî yasa dilediği gibi hükmeder. Her şeye yeter ve her şeyden güçlüdür... Canlı ve cansız, uyanık ve uyuyan şeylerde tek ve aynıdır kendini ifşa eden..."

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Mutlak Vücûd'un hakikatini idrak mümkun değildir; ancak taayyün ederek izafi vücûd mertebelerine tenezzül etmesiyle beraber o nisbette idrak olunabilirlik sahasına girer.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Vücûd; ... lügatte elde etmek matlûbu bulmak, bir daha fakirliğe düşmemecesine zengin olmak, varlık sahibi olmak, yokken varolmak, bulmak, hissetmek, âşık olmak, arzulamak ve gazablanmak vb. gibi manalara gelir. Sûfî ıstılahâtında ise genel anlamıyla daha çok Hak için kullanılır ve varlık, varolmak, var kılınmak, vecde gelmek ve vicdan manalarında kullanılır. Hususî anlamında ise bir şeyin kendisini yine kendi nefsinde veya aynını nefsinde veya aynını bir mahal ya da mertebede bulması demektir. Hakk’ın zâtını zâtıyla bulması yani zâtının zâtıyla bulunması vücûd demektir.

📖 Sayfa 83 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Alemlerin Rabbi olan yüce Allah... sebepleri kendisi için hicablar olarak koydu. Şöyle ki bu sebepleri bir hicab olarak bilen herkes sonunda O'na ulaşır ama bunları birer rab ittihaz edenler ise ulaşamaz.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Bir şeyin bilgisi o şeyin cehlinden her zaman için daha iyidir.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Bize O'nun isimlenmiş olduğu hiçbir isim ulaşmış değildir ki o ismin manasını ve ruhunu alemde bulmuş olmayalım.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Bizim kendimize olan ilmimiz bizim O'nu bilmemizin aslıdır. Bu yüzden Allah Resülü (sav), buyurmuştur.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Eğer kendinizi bilmezseniz o zaman fakirliktesinizdir .

📖 Sayfa 17 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Mahlûkat içerisinde asaleten insân-ı kâmil rütbesi Hz.Muhammed'e (sav) ait iken diğer kâmillere ait olanı ise sadece vekâletendir.

📖 Sayfa 75 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Eğer kişi arzu ve isteklerini Halık'ının onun için istediği şeye doğru yönlendirirse huzûra erer.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Vücûd kulun helâk ve yok olmasını gerektirir.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Allah içindir, Allah'ladır ve belki de daha ötesinde...

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"...Şiir; sözü kısa tutma (icmâl), rumuz kullanma (remz), bilmece yapma (lugâz) ve başka mana kastetme (tevriye) yeridir. Yani biz bir şeyi remzederiz, lugâzlaştırırız... ama bizim bundan kastımız bir başka şeydir. Bizim şiirlerimizin hepsi, ister mahbûbeyle bir hasbihal ile başlasın (teşbîb), ister bir medhiye olsun ve isterse de kadın isimleri ve sıfatlarıyla, ırmak, yer , yıldız isimleriyle dolu olsun hepsi de bütün bu suretler altındaki maârif-i ilâhiyyeden ibarettirler..."

📖 Sayfa 46 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Ulûhiyyet her varlığın gizli, iç (bâtın) yüzüne, beşeriyyet,nâsutiyyet ise onun görünen, dış (zâhir) yüzüne tekabül eder ki felsefi dil kullanıldığında birincisi cevhere ikincisi araza denk düşer.

📖 Sayfa 75 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Hak, kendi zatı için (lizâtihî) ve kendi kendisiyle (bizâtihi) mevcuttur. O'nun vücûdu mutlaktır. Kendisinden başka bir şeyle mukayyed olmadığı gibi ne bir şeyden dolayı sebeplidir ne de bir şey için sebeptir. O bütün sebeplilerin ve sebeplerin yaratıcısıdır.

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Tasavvuf ahlaktan ibarettir. Tasavvuf ahlakıyla bezenmiş kimsenin hâkim olması şarttır, olmazsa onun tasavvuftan nasibi yok demektir. Çünkü tasavvuf hikmettir, hikmet ise ilm-i nebevîdir.

📖 Sayfa 126 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Kurân Hz.Peygamber'in kalbine inzâl oldu. Kıyamete kadar da onun ümmetinden olan mű'minlerin kalblerine inzâl olunmaya devam edecektir. İşte onun bu şekilde mü'minlerin kalblerine inişidir ki vahyi her dem taze ve canlı tutar."

📖 Sayfa 180 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Hiç batıp kaybolmayan bir şeyden insan nasıl gizlenir.. Hikmet, sadece her şeyi yine her şey ile sevk ve idare eden anlayışı idrak etmektir.. Her şey bir kadere göre gerçekleşir... Çıkıs ve iniş, bir ve aynıdır...

📖 Sayfa 112 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Vahdet-i vücud mektebi mâsivallahı (Allah'ın gayrı ne varsa) Hakk'a tâbi kılmaya çalışırken panteizm akımı Hakk'ı mâsivallaha tâbi kılmaktadır."

📖 Sayfa 321 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Bu dünyanın yaradanı kimdir, hiç sormayacak mıyım ben? Böylesine koca bir kitle nasıl olup da bir yasaya, bir düzene sokuldu? Bu darmadağınık maddeleri kim topladı? Karmakarışık maddeleri kim ayıkladı birbirinden? Tek bir ve sûretsiz bir toplulukta bulunanlara kim muayyen bir görünüş dağıttı?.. Nerden indiğimi bilmeyecek miyim? Nereye gideceğim bu yeryüzünden? Bütün bunları araştırıp soruşturmayacak mıyım ben? Ben büyük yaratılmışım, bedenimin kölesi olmaktan daha büyük şeyler için doğmuşum...

📖 Sayfa 109 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Sonra devamla ona, 'Peki niçin evini (bedenini), katledilmeye bıraktın?' diye sordum. Yine gülümsedi ve, 'Mahlukatın elleri ona uzanınca onu onlara bıraktım... Zira üzerinde mahlûkatın ellerinin hükmedeceği bir evi mâmur etmekten fâni olmuştum. Ondan elimi çektim. Onlar da, 'Hallâc öldü,' dediler. Halbuki Hallâc ölmedi. Sadece ev yıkılınca içinde oturan da oradan göçtü, o kadar.'

📖 Sayfa 153 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Düşündü ki akıldan aklı olmayan daha güzel bir şey çıkmaz ve hiçbir varlıkta ruh olmayınca akıl da bulunamayacağını anladı. Sonunda aklı ruha, ruhu da bedene koydu ve âleme mümkün olan en mükemmel sûreti verdi.

📖 Sayfa 115 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

"Vücûd'un zuhuru bá (با) iledir. Onun noktasıyla da abid mâbuddan temyiz edilir. Sibye, Sen Şibli misin? dediler. O bu soruya, Ben bânin altındaki noktayım' diye cevap verdi. İşte bu söz bizim nokta temyiz içindir sözümüzü doğrulamaktadır ki bu da abdin ubúdiyyetin hakikatinin gerektirdikleriyle varolması demektir.

📖 Sayfa 156 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Mekâr-i mu'l-ahlak olan kimseler: 'Ahlakta ziyadeleşen tasavvufta ziyadeleşir.' demişlerdir.

📖 Sayfa 132 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Kelime ve lâfız kalıpları (cümleler) mânevî hallerin manalarının ibarelerini taşıyamaz.

📖 Sayfa 170 · Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç

Sıkça Sorulan Sorular

Şeyh-i Ekber kimin eseridir?

Şeyh-i Ekber, Mahmud Erol Kılıç tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2009'da yayımlanmıştır.

Şeyh-i Ekber kaç sayfadır?

Şeyh-i Ekber, 368 sayfadır (Sufi Kitap baskısı).

Şeyh-i Ekber'in en ünlü sözü nedir?

“Akıllar, Allah'ın yarattığı şeylerden âlemin cirimlerini ve ruhlarını, latiflerini ve kesiflerini bilmekte âciz ve kusurlu yaratıldı.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Şeyh-i Ekber — Mahmud Erol Kılıç. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4