
Niyazi Berkes'in Teokrasi ve Laiklik adlı kitabı 1984'te yayımlanmış, 268 sayfalık bir Din (İslam) eseridir. Teokrasi ve Laiklik'i okuyanların en çok beğendiği sözler burada bir araya geldi.
Teokrasi ve Laiklik'ten En Beğenilen Alıntılar
Dinsel geleneğin değil, güçsel, siyasal, militer geleneğin ürünüdür.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
"Eski Grek edebiyatındaki trajedileri okudukça bugünkü Yunanlıların ya onlardan olmadıklarına ya da Talih Tanrısı'nın iyimserliğe dönmüş olmasına veriyorum."
📖 Sayfa 220 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Dinin politik otoritece uygulanan sert kurallarına karşı tepki niteliğinde gelişen Tasavvuf da (Hıristiyanlıktaki kilise kuruluşlarıyla manastır tarikatlarından farklı olarak) kendine özgü bir din kurallaşması yaratmıştı. Tasavvuf, İslamlıkta manastırlık yerine, siyasetçe uygulanan din gelişimine karşıt olarak doğmuştu.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Batı’da yeni bir dünya doğmakta olduğunu tarihimizde ilk anlatan ve bunun Türkler için olan önemini ilk gösteren kişi odur. Anlattığı yeni Batı dünyası genişlemiş coğrafya ufukları, militer kuruluş ve teknikleri, siyasal yapıları ve din özgürlüğü savaşımlarıyla yeni bir Batı dünyasıdır. İbrahim, bu yeni Batı dünyası üzerine verdiği bilgilerden başka, Türklerin ancak kısa zaman önce yenilgiye uğrattıkları Rus Çarı Petro’nun başlattığı reformların önemine de ilk dikkati çeken kişi olmuştur.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bu gerçek, devletle din arasında bir bağlantı yürüten Osmanlı Devleti örneği için de doğrudur. Bu devletin genel temelinin Şeriat olduğu inancının yaşadığı bir gerçektir. Fakat o devlet sisteminin içinde dolaylı olarak bile İslamlıktan geldiği ileri sürülemeyecek olan yanlar belki daha çoktu. Osmanlı amme hukukunda hemen hemen hiçbir yanın, Şeriat kurallarından çıktığı söylenemez. Bu tür görünüşlerde Şeriat kuralları yalnız bir «meşru» laştırma aracı olarak kullanılmıştır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
İslam ülkelerinde dinsel kurum, siyasal kurumun dışında kalmış değildi. Dinin kendisindeki siyasal güçsüzlük, «amorfluk» (atalet) ve temeli olan «ümmet»in siyasal bir birim olmayışı yüzünden dinin gelişimini denetleyen başlıca merci siyasal kurum olmuştur. Bunun böyle olması siyasal kurumun din kurumu üzerinde dinsel üstünlüğünden değil (bir Müslüman «sezaro- papızm»inden) devletin şeriata verdiği otoriteden kaynaklanır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Analitik açıdan baktığımız zaman şu türlerle karşılaşırız: “Din” kavramı, (a) ya tarihsel bir inanç-eylem-kurallar sistemi olarak; (b) ya devletin örgütlenişi içinde uyumlaştırılmış, topluma yol gösterme amacıyla dünyasal toplum eylemleri içinde eritilmiş olarak; (c) ya da, kişinin eylemlerini özel bir örgütlenişe bağımlı ya da bağımsız inanç bağlantıları içinde yürütme türü olarak üçe ayrılabilir.
📖 Sayfa 12 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bu yazdıklarımı okuyan kimi sıkı ilericiler ile kimi ahmak gericiler: «Gördünüz mü, bizde laiklik yokmuş diyor Berkes» diyecek.
📖 Sayfa 160 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Laiklik dinsizlik midir, değil midir gibi boş laflarla uğraşmanın anlamı yoktur.
📖 Sayfa 191 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Laiklik, Batı devletlerinin İslam ülkelerine dinsel propagandalarına karşı doğmuştur.
"Karanlığın içine işkence, zulüm, cahillik, vahşice savaşlar koyuyorsak eğer, söylemek zorundayız ki bu öğeler en aydın saydığımız dönemlerde de var. Boşuna kendimizi kandırmayalım."
📖 Sayfa 202 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
XVIII. yüzyılın başından sonra, Türkiye’de laikleşmeye doğru eğilimin başlangıçlarına yol açan bu iki koşul olmuştur. Gelenek yanlılarının keskin gözlerinden kaçmamış olan bu eğilimler, her şeyi gelenek çerçevesi içinde tutmaya çalışanların bütün çabalarına ve değişme yanlılarının bütün kafa karışıklıklarına karşın ilerlemeye başlamıştır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Hıristiyan dünyasından ayrılıp Müslümanlığa ve Osmanlı hizmetine giren İbrahim Müteferrika, zamanın padişahının emriyle ilk basımevini açma iznini Şeyhülislam’ın fetvasıyla yalnız din dışı yazıları yayımlama koşuluna bağlı olarak elde ettiği zaman, din alanı dışında başka bir bilim ve düşün alanının bulunduğu simgelenmiş oluyordu.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Dinselleşme, çağdaşlaşmaya karşı, kaplumbağanın kabuğuna çekilmesi gibi bir korunma çabasıdır. Her çağdaşlaşma döneminin arkasından bir dinselleşme humması başlar.
📖 Sayfa 94 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
İslamlık geleneğinde din, Hıristiyanlıktakinden farklı olarak kendine özgü ve devletten ayrı, onun yanında ya da onun karşısında, hatta onun üstünde bir örgütleniş olarak gelişmemiştir. Onun yerine, devletin gücü altında özel kişi hukukuyla kişilerin dinsel inanç eylemlerinin kuralları olarak kalmıştır. İslamlığın yayıldığı yerlerde, İslamlıktan kaynaklanan ve ona özgü olan bir devlet türü görülmemiş, bağ kurarak düzeni sağlamaktır. Bu görevin yardımıyla devletin toplumdan ayn bir öğe, devleti yönetenin de toplumun üst düzeyindeki bir otorite olması sağlanmış olur.
📖 Sayfa 75 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
"Haçlı Seferi" ya da "Cihad" adı altında sürdürülen yarışma, çoğu kez, belki daha da çok kez Hristiyan'ı Hristiyan'la, Müslüman'ı Müslüman'la kırdırma türüne de dönerdi.
📖 Sayfa 203 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bu tür olaylar dinlerin altın çağına yakışan doğal olaylar sayıldığından tarihçiler bunları bize "din savaşları" olarak gösterirler.
Gerçekte, bunlar din savaşı değil, kiliseyi ya da devleti elinde tutan üstün sınıfların çıkarları için yürütülen "dünya savaşları"ndan başka bir şey değiller.
Din çağları için çok doğal sayıldığından o zamanların halkları da bunların yalan dolan yanını bilemezdi.
XVIII. yüzyıl ortasından sonra Osmanlı Türkleri’nin okumuşları arasında birbirine karşıt iki okumuş bölüğünün ayrılmasının ilk belirtilerini görürüz: Tutucular, eskilerle; ilericiler, yeniler, reform yanlısı olanlar ayırımı. Birinciler, geleneksel kurum ve kuralların sonsuzluklarına olan güvenlerini sürdürmekte olanlardır. Onların karşısında henüz radikal adımlar atma gücü olmayan reform yanlıları geleneklerdeki sakatlıkları görmeye ve göstermeye başlarlar.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
"Anlattığım tarihsel gerçeklik karşısında, Türkiye gibi yabancı bir devlet yönetimi altında etkilenmemiş bir ülkede asıl sorun din devleti kurmak değil, dini sömürü aracı olarak kullanmaya yönelik diktatörlük rejimlerine karşı önlem alınması sorunudur."
📖 Sayfa 73 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Kimi kez açıkça, kimi kez kapalı olarak bu iki olayın bir diktatörün keyfine göre kararlaştırıldığı, ansızın ortaya çıkıverdiği söylenir. Bu bildirinin amacı Kemalist devrimin laikleşme ve batılılaşma gidişindeki uygulamaların, daha önceki iki yüzyıl boyunca geçen değişmeler birikiminin mantık gereği olduğunu, bir kişinin keyfine göre ve ansızın zorla uygulanmış bir iş olmadığını göstermek olacaktır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Demek ki, gerçeği arayıp bulmak amacını güden bilim, geçmişteki olayların gerçeklik dozuyla yalan dozunu saptamak ödevinden başka, bir de bugünün pirincinin taşını ayıklama işini veriyor insana.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes

Kemalizm laikliği işte bu "İslami Devlet" , "Hilafet Devleti" gibi hayallere karşı çıkmış olan bir görüştür.
📖 Sayfa 190 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Söylev'i dikkatle okuyan her kişi bunun Avrupa, Fransa "laicisme"iyle ilişkisi olmadığını görebilir.
Bu bilincin ilk görünüşünü 1717’de yazılan bir belgede buluruz. (Bu belge, F. R. Unat tarafından Tarih Vesikaları’nda cilt I, sayı 2’de 1941 salında Esat Mehmet Efendi Vekayinamesi’nden alınarak yayınlanmıştır). Bu belgede okunduğuna göre, bir militer yenilgiden sonra Osmanlı Devleti’nin önderleri kendi sistemlerinin yetersiz yanları bulunduğunu ciddi olarak anlamakla kalmıyorlar, başka bir uygarlıktan, başka bir dinden olan düşmanlarının üstün başarılarının yararlanılması gereken yönleri bulunduğunu anlamaya başlıyorlardı.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
"Osmanlı Vatanseverliği Ütopyası"
📖 Sayfa 247 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Namık Kemal
1718 sonrası dönemi Osmanlı Devleti’nin o zamana değin aşağı gördüğü Avrupalılara karşı görüşünün yumuşadığı bir barış dönemi olmuştur. Nitekim, Avrupa toplumu üzerine ilk kez yazılmış olumlu bir tanıtma yazısı, bu dönemin ürünü olmuştur. 1720 yılında Fransa kralı XV. Louis’nin sarayına Yirmisekiz Çelebi Mehmet özel bir elçi olarak gönderilmişti. Kendisine, diplomatik ödevlerden başka Fransız uygarlığının en önemli yapıtları olan yenilikleri dolaşıp görme, tanıma ödevi de verilmişti. Türkiye’de uygulanabilecek yanları saptaması da isteniyordu.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bunun, anlatılan biçimdeki düzenin yapısının dinsel alanıyla laik yaşam alanı kuralları arasında bir ayırım bulunmayışından ileri geldiği sanıldığından, İslamlığı kitaplardan öğrenen, Batı sömürgeliğinden çıkma çabasındaki toplumları tanıyan Batı oryantalistleriyle onların öğrenciliğini yapan Müslüman bilginleri, İslamlıkta laikleştirilmiş bir alan olmayacağı sanısına dayanarak durumu ya İslamlığa özgü bir karışıklık ya da Batı örneğini alma işinden başka bir şey olmadığı görüşündedirler.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Laik toplumun kimi özelliklerini de şöyle özetleyebiliriz:
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
(a) Yanılgısız ve kutsal bir üst otorite yokluğu;
(b) toplum kurullarının ve değerlerinin bölüşümlü ve otonom olması;
(c) özel kişi için davranma ve karar verme özgürlüğü, yararlık ölçülerine uygun ölçülerin benimsenmesi;
(d) gelenek kavramı karşıtı olarak değişme kavramının üstünlüğü.
"Din geleneğin en son sığınağı, en son savunma kalesidir."
📖 Sayfa 93 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Dünya alanının gelenek olarak kutsallaştırdığı böyle bir sistemde «dünyasal» ile «dinsel» birbirinden ayrı kurumlar olmaktan çıkarlar. Her örgüt, her kurum, hatta her kişi kutsallık adına hareket eden devlet geleneğinin korunmasıyla yükümlü olur; din ya da din dışı diye ayrılmış olmaktan çıkar.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Tarihsel bilinçliliği yüzeyde kalmış toplumlarda tarihsel yalan yalnız yalan değil, bilgisizlik de olur. Bilinçli olmayan bir bilgisizlik. Kimi kez kulaklara hoş gelen sözcüklerle çekici olduğundan politikacılar bu bilgisizliği bile bile kullanırlar. Halkı aldatmak için.
📖 Sayfa 211 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Halbuki cehalet meselesinde memleketin asıl derdi halkın cahilliği değil okumuşun cahilliğidir.
📖 Sayfa 131 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Dinsel örgütlenişlere uymayan her yenilik ya dünyadan çekilme — miskinlik —mistisizm olur ya da Şeriat’tan ayrıIma türü bir dinsizlik olarak görülmeye başlar.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Dışardan alınacak yeni yöntemlere gereksinmeler olduğu ilk kez, Osmanlı sisteminin en çok bozulmuş yanı olan militer kurum üzerinde oldu. Osmanlı militer kurumu, bizim bugün anladığımız anlamda savaş araçları ve yöntemleri üzerinde özel eğitimi olan bir ordu olması dışında siyasal, finansal, dinsel kurumlarla da sıkı bağımlılığı olan bir temele oturtuldu. Bu bağlantıları dolayısıyla, militer kurul bütün Osmanlı sistemini ayakta tutan bir «temel kurum» oldu.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
"Hâlbuki cehalet meselesinde memleketin asıl derdi halkın cahilliği değil, okumuşun cahilliğidir."
📖 Sayfa 131 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Ortaçağ İslamlığına özgü olan bu tür Ortodoksluğun (din kurallarına devlet gücü altında bağlanmanın) gelişmesi, İslamlığın dinsel olarak güçlerini daraltmış ve en sonunda tüketmiştir. Din olarak «İslamlıkta zorunluk yoktur» savının değeri kalmamıştır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Anadolu Helenleşmemişti.
📖 Sayfa 153 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bizans dönemine kadar bile, Anadolu yerli dilleri kaybolmamış, Grek dili yaygınlaşmamıştı.
Bizans döneminde, Anadolu, Bizans Ortodoks Kilisesi'yle hep çatışmış, bitip tükenmek bilmeyen isyan, heresi akım ve inançları içinde bocalayan bir ülke olmuştu.
İnsan için inanmak kadar kolay, düşünmek kadar güç bir şey yoktur.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Modern laik devletin benimsediği görüş, dinin kişisel vicdan inancı sorunu olduğu görüşüne dayanır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Türk örneğinde dinle devletin karmaşıklığının zorunlu olarak ayrılması sayesinde, Devlet yok olmaktan kurtulmuştur. (Kemalizm’in Türk devletçiliğine katkısının önemi burada görülür ve Kemalist rejimi bundan sonra da yürütmenin zorunlu oluşunun temel gerekçesi budur. Siyasal Türk varlığını en üstte göremeyen «nalınlı dinciler» Kemalizm’deki Devlet İlkesinin bu noktadaki anlamını kavrayamazlar...)
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bir kurum üzerinde «ümmet»in kendiliğinden «icma’ı»nı (consensus’ünü) kazanmadığı için çıkan ayrılık, yalnız devletin desteklediği kurala uyulması zorunluluk olunca, bu kurala uymayanın eylemi Hıristiyanlıkta olduğu gibi «heresia» (inançtan sapma) sayılırsa da cezalandıran güç Kilise değil, devlet olmuştur. Devlet harekete geçmedikçe rafızıliğin serbestliği yürür.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes

Modern çağ öncesi Müslüman halkların devletlerinde dinle devlet arası ilişki türlerini zorunlu kılan güç, İslamın dinsel doktrininde bulunduğuna inanılan mantık gereğine değil, ortaçağlarda siyasal otoritenin aldığı biçimlere göre saptanmıştır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Şu halde, toplumbilim açısından laiklik toplumsal yaşamın çeşitli alanlarının en üstün kural ve değer ölçüleri sayılan din kavramlarından kurtarılmasından başka bir şey değildir. Bir laikleşme sürecinde bunun bellibaşlı toplumsal kurullarında, özellikle ekonomik, bilimsel, teknolojik eylem alanlarında yürüdüğünü görürüz.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Değişmeyi kontrol etme durumuna geldiği zaman. Devlet dinsel destek sağlama zorunluluğundan kurtulmaya bakmıştır. Bu, Türkiye modelinde laikleşme ola3nnın üstünlük kazanan bir düzeyde ilerlemesinin yolunu açmıştır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Savaş, yalnız değişmeye karşı değil; birbirlerine de karşı olan b ir savaştır: Şeriat, devlet de dahil olmak üzere her şeyi kendi tekeli altına sokmaya çalışır. Bunun «Din Devleti» kurma iddialarına kadar gittiğini görürüz. Fakat bu çabasında (siyasal güçten başka) tarikatlardan da karşılık görür.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Dinsel olan her şey, aslındaki birleştiricilik gücü yerine, ayırıcı bir güç olarak algılanmaya başlanır. Şeriat, dinsel alanda bölünen otoritesini, daha önce kapsamadığı boyutlara uzatmaya kalktıkça dünyayla çatışkısı da artar.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bugünkü anlamda "demokrasi"nin gerçek karşılığının demokrasi değil, "Laokrasi" olması gerekir; eğer Grek kökenli bir sözcük kullanılacaksa.
📖 Sayfa 164 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Etimoloji açısından doğru olmakla beraber, yanlış da olsa bir kez yerleşmiş bir terim yerine, doğru da olsa alışılmamış olan bir terimin konması güç oluyor.
İslamlığın dünyaya dönük bir din olmasının Şeriat’a yansıması, dinin dünya işlerindeki rolünün azalması sonucunu değil, tam tersine dünya işlerindeki yerinin artması , sonucunu doğurmuş, toplumsal gelişmelerin gerisinde kalınca da bu gelişmeleri reddetmek zorunda kalarak kapalı bir sistem içine hapsolmuştur.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Siyasal gelişme, siyasa çerçevesi içinde siyasal bir düzen üzerinde ve laik bir tabaka önderliğinde giderken, din alanındaki gelişme, toplumun siyasal ve ekonomik yaşam alanında yeri kalmamış katmanları arasına daralıp kalmaktadır. Bu tür halk düzeyinde yer alan gelişme köylü inançları, geleneksel niteliğinden uzaklaşmış kişiler arasında tarikat eğilimleri olarak gözüküyor.
📖 Sayfa 79 · Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Devlet işlerinin şeriat hukuku alanından ayrı olması ilkesine dayanan eski Osmanlı devlet görüşüne dönülüyor, fakat kendi makamını da bir siyasal makam olmaktan çıkararak, din ile dünya işleri ilişkilerinde din açısından görüş bildirme yetkisinin daraltılmış bir makam haline gelmesini de başlatmış oluyordu.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Ne var ki, bir ortaçağ sisteminde devletin kendisi belirli bir «meşruluk » kazanma zorundadır. Modern çağ öncesi tarihte bunu sağlayan hukuk görüşü bugünkü gibi «tabiat kanunu» görüşü değil, gelenek ya da inançtan kaynaklanan bir meşrulaşma türüydü.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Türk Yunan ilişkileri her gerginleştiğinde, bu romantizmin altında yatan şeyin, Hıristiyan olmayanlara karşı din ırkçılığı, ya da maddi çıkarlar biçiminde ortaya çıktığı görülür.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bir din devleti olarak «İslam Devleti» ideolojisi Osmanlı tarihinde ilk kez Kanuni Esasi'yle başlamıştır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Bizde eğitim, okumuşu yalnız cahilleştirmekle kalmaz, sağduyusunu da yok eder; ve onu bu haliyle cahil dediğimiz halkın başına geçirir.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Sosyalist rejimlerin kurulduğu yerlerde Katolik kilisesi ancak dünya işlerinden elini çekme zoruna uyduğu ölçüde yaşayabilmektedir.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
İslam dininin en üstün otoriteleri Kadıasker ve Şeyhülislam’lardır. Bunlardan birincisi devletin en üstün kaza yani yargı otoritesi; İkincisi en üstün «ifta» otoritesi yani devlet işlerinde karşılaşılan bazı sorunlarda din hukukunun yargılarının ne olacağını yorumlama otoritesidir.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Devletin dinden kopması sonucu halkın da devletten kopması tehlikesi karşısında, devlet ulusçuluk ülküsüyle karizmatik etkisini koruyabilmektedir.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
İnsan için inanmak kadar kolay, düşünmek kadar güç şey yok.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Tarih kesinlikle gösterir ki, Batı uygarlığının gelişiminde devletin gelenek ve din engellerini aşarak laikleşmesi kalkınmalarda baş rolü oynamıştır.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Türkiye gibi yabancı bir devlet yönetimi altında etkilenmemiş bir ülkede asıl sorun din devleti kurmak değil, dini sömürü aracı olarak kullanmaya yönelik diktatörlük rejimlerine karşı önlem alınması sorunudur.
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes
Sıkça Sorulan Sorular
Teokrasi ve Laiklik kimin eseridir?
Teokrasi ve Laiklik, Niyazi Berkes tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1984'te yayımlanmıştır.
Teokrasi ve Laiklik kaç sayfadır?
Teokrasi ve Laiklik, 268 sayfadır (Yapı Kredi Yayınları baskısı).
Teokrasi ve Laiklik'in en ünlü sözü nedir?
“Dinsel geleneğin değil, güçsel, siyasal, militer geleneğin ürünüdür.”